Sozluk Sitesi
  R
 

Rab i. Allah, Çalap, Hak, Halik, Hallak, Huda, Mevla, Oğan, Tanrı, Yaradan
rabbani i. Allah’tan gelen, rahmani, Tanrı’dan gelen, Tanrı’ya ulaşmış karş. şeytani
rabbena i. Tanrı, Tanrım
rabıta i. aidiyet, alaka, alışveriş, bağ, bağıntı, bağışlama, bağlantı, bağlılık, değginlik, düzen, ilgi, ilinti, ilişik, irtibat, mensubiyet, münasebet, nispet, oran, sıra, taalluk, takıntı, tutarlılık
rabıta kurmak f. irtibat kurmak
rabıtalı s. ağırbaşlı, ahenkli, beğenilen, biçimli, ciddi, çelimli, düzenli, düzgün, efendi, insicamlı, intizamlı, istikrarlı, mazbut, muazzez, muhterem,muntazam, nispetli, nizamlı, olgun, onat, orantılı, saygın, tertipli, toplu, tutarlı, vakur, zamanında karş. düzensiz, rabıtasız
rabıtasız s. ahenksiz, alâkasız, altüst, ayrı, bağıntısız, bağlantısız, bakımsız, başıboş, çapaçul, çelişik, çelişkili, dağınık, değişik, düzensiz, elverişsiz, farklı, gereksiz, havai, ilgisiz, ilintisiz, ilişiksiz, ilişkisiz, insicamsız, irtibatsız, isabetsiz, istikrarsız, kılıksız, mevsimsiz, münasebetsiz, özensiz, savruk, savsak, sırasız, sistemsiz, şapşal, takıntısız, tertipsiz, tutarsız, uygunsuz, yakışıksız, yersiz, zamansız karş. rabıtalı, titiz
racon i. biçim, caka, erkan, fiyaka, gösteriş, metot, sistem, stil, tarz, üslup, yol, yol yordam, yöntem
radde i. aşama, basamak, derece, had, kademe, kerte, merhale, mertebe, rütbe, safha, seviye, vaziyet
radikal s. aşırı, kesin, köklü, köktenci, kökünden, temelli
radyatör i. ısıtma aygıtı, ısıtıcı, kalorifer
raf i. çekmece, göz, kitaplık, kütüphane, tabaklık
rafadan s. alakok, haşlanmış yumurta
rafinaj i. arıtım, arıtma, saflaştırma, tasfiye
rafine i. arıtılmış, ince, incelmiş, inceltilmiş, katıksızlaştırılmış, saflaştırılmış, tasfiye edilmiş
rafine edilmiş s. damıtık
rafine etme i. tasfiye
rafine etmek f. tasfiye etmek
rafineri i. arıtım evi, tasfiyehane
rağbet i. arzu, beğenme, imren, istek, istem, iştah, itibar, meyil, murat, talep, tutma
rağbet edilen rağbetli
rağbet edilmeyen rağbetsiz
rağbet etmek f. beğenmek, hayran olmak, hazzetmek, istemek, meftun olmak, tutmak karş. rağbet etmemek
rağbet etmemek f. aldırmamak, aşağısamak, azımsamak, hafifsemek, horlamak, küçümsemek, önemsememek, umursamamak, saymamak karş. rağbet etmek
rağbet gören s. rağbetli
rağbet görmeyen s. rağbetsiz
rağbet kazanmamış s. rağbetsiz
rağbet kazanmış s. rağbetli
rağbetli s. aranan, beğenilen, istenen, istenilen, itibar gören, piyasası olan, tutulan
rağbetsiz s. aranmayan, beğenilmeyen, gönülsüz, isteksiz, istenmeyen, itibar etmeyen, itibar görmeyen, tutmayan karş. rağbetli
rağmen i. gene de, karşın, ne olursa olsun, öyle bile olsa, öyle de olsa, yine de
rahat1 s. bolluk, dirlik, erinç, esenlik, ferah, ferahlık, gönenç, huzur, konfor, refah, selamet, sükûn, ümran, varlık, zenginlik dey. ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz, ağız tadı, başı dinç, başı havalarda, bey/paşa gibi, canıma layık, çantada keklik, çift çubuk sahibi, çocuk işi, çocuk oyuncağı, devleti başında, dirlik düzenlik içinde, elde bir, eli ağır, gönlü rahat, güllük gülistanlık, hali vakti yerinde, kapısında maymun oynuyor, karnı tok sırtı pek, kazancı yolunda nur içinde yatsın, servet sahibi, tuzu kuru, vakti hali yerinde, varlık içinde, yüreği geniş
rahat2 s. adamsendeci, aldırmaz, dertsiz, dirlik, duygusuz, gailesiz, gamsız, geniş, güleç, hafif, hissiz, ilgisiz, kaygısız, kayıtsız, kaytarıcı, kedersiz, keyifli, kıvançlı, kolay, kullanışlı, külfetsiz, lakayt, memnun, memnuniyet, meraksız, meşakkatsiz, mutlu, nemelazımcı, neşeli, refah içinde, saygısız, serbest, sevinçli, sıkıntısız, sorumsuz, şen, tasasız, umursamaz, üzüntüsüz, vurdumduymaz, zahmetsiz, zorlamadan karş. duygulu, sıkıntı, zahmetli
rahatça z. sıkıntısız, teklifsizce
rahatını kaçırmak f. tacizlik vermek
rahatlama i. boşalma, felah, iflah
rahatlamak f. açılmak, canlanmak, düzelmek, ferahlamak, gevşemek, gönenmek, hafiflemek, ihya etmek, iyileşmek, keyiflenmek, mutlu olmak, nefes almak, neşelenmek, onmak, sağalmak, serbestlemek, sevindirmek, sevinmek, şad olmak, şenlenmek, toparlanmak dey. abayı atmak, aman bulmak, azade olmak, halas bulmak, başı yerine gelmek, başıboş kalmak, canı rahat olmak/dinlenmek, cezayir dayısı gibi kurulmak, çubuğu tellendirmek/yakmak, dört ayak üstüne düşmek, düz basmak, eli ayağı gevşemek, gönlü açılmak, huzur bulmak, huzura kavuşmak, içi açılmak, içi yağ bağlamak, itsiz köy gibi tenha olmak, kulaç atmak, memnun olmak, necat bulmak, oh demek, paçayı kurtarmak/sıyırmak, postu kurtarmak, rahat bir nefes almak, rahata kavuşmak, reha bulmak, safra atmak, sağ kalmak, selamete erişmek, ucuz kurtulmak, üstünden atmak, vartayı atlatmak, yakadan atmak, yakasını/yakayı kurtarmak yüreği ferahlamak/hafiflemek, yüreğine su serpilmek karş. rahatı kaçmak
rahatlık i. bolluk, dirlik, düzen, erinç, esenlik, ferahlık, genlik, gönenç, huzur, keyif, konfor, memnuniyet, rahat, refah, sefa, selamet, sükûn, varlık, yeğnilik, zenginlik dey. ağız tadı, başını dinleme, ceviz kırmak, devlet sürmek, dünya varmış, elini sıcak sudan soğuk suya değdirmemek/sokmamak/koymamak, gönül rahatlığı, iç açıklığı/huzuru, iyi gün
rahatlıkla z. eziyetsizce, kolayca, kolaylıkla, sağlıcakla, sıkıntısızca, zahmetsizce, zorlamadan karş. zahmetle
rahatsız s. bedbin, düzensiz, endişeli, hasta, huzursuz, kaygılı, keyifsiz, kurtlu, kuşkucu, marazlı, neşesiz, sağlığı bozuk, sağlıksız, sayrı, sıhhatsiz, sıkılmış, sıkıntılı, şüpheci, tedirgin; eziyetli, kullanışsız, pratik olmayan karş. kolay, rahat, sağlıklı
rahatsız edici s. boğucu
rahatsız etme i. taciz
rahatsız etmek f. boğmak, bulaşmak, bunaltmak, sataşmak, tacizlik vermek dey. bardağı taşırmak, baş ağrıtmak, başına bela olmak/ekşimek, başını ağrıtmak, başının etini yemek, bıkkınlık vermek, canından bezdirmek, canını sıkmak, can sıkmak, çengel atmak/takmak, dara boğmak, huzursuz etmek, huzurunu kaçırmak, içini karartmak, iliğini kurutmak, kabak tadı vermek, kafa şişirmek, kancayı atmak/takmak, kanını kurutmak, laf atmak, musallat olmak, rahat vermemek, sıkıntı vermek, taciz etmek, tadını kaçırmak, tebelleş olmak, tedirgin etmek usanç vermek, usandırmak, uykusunu getirmek karş. rahatlatmak
rahatsızlanmak f. fenalaşmak, hastalanmak, keyifsizlenmek, kötüleşmek, yatmak dey. deniz tutmak, hasta düşmek, hastalığa tutulmak/yakalanmak, hastalık almak/ kapmak, kafayı vurmak, sağlığı bozulmak, sayrı düşmek, sıhhati bozulmak, şifayı kapmak, yatağa düşmek, yorgan döşek yatmak karş. iyileşmek
rahatsızlık i. hastalık, huzursuzluk, illet, keyifsizlik, maraz, sağlıksızlık, sayrılık, sıhhatsizlik, sıkıntı, tedirginlik dey. iç darlığı/huzursuzluğu, yerinden su mu çıktı karş. huzur, sağlıklılık
rahatsızlık duyma i. alerji
rahatsızlık vermek f. sıkmak dey. huzursuzluk vermek, huzurunu kaçırmak, keyfini kaçırmak, rahatını bozmak/kaçırmak, sıkıntı vermek, taciz etmek, tebelleş olmak, tedirgin etmek, tedirginlik vermek karş. rahat ettirmek
rahim i. acıyan, alicenap, esirgeyen, insaflı, insan, koruyan, kollayan, merhamet eden, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, müşfik, rikkatli, sevecen, şevkat gösteren, şevkatli karş. acımasız
rahip i. diyakoz, frer, karabaş, keşiş, papaz, peder
rahle i. destek, masa, sehpa
rahman s. Canan, Hak, Tanrı
rahmani i. Rabbani, Tanrısal karş. şeytani
rahmet i. çise, çisinti, çiy, dolu, güzlek, kırağı, jale, kar, serpinti, şebnem, merhamet etme, tipi, yağış, yağmur, yargılama dey. ahmak ıslatan, sulu sepken, yaz yağmuru
rahmetli s. merhum, rahmetlik
rahmetli olmak f. boğulmak, çatlamak, defnedilmek, donmak, göçmek, göçünmek, gömülmek, gürlemek, katledilmek, katlolmak, kurşunlanmak, öldürülmek, ölmek, vurulmak, zehirlenmek, zıbarmak dey. ahrete gitmek, ahreti boylamak, Allah'ın emri olmak, aramızdan ayrılmak, can vermek, dünyasını değiştirmek, dünyaya gözlerini kapamak, irtihal etmek, kurban olmak, rahmetlik olmak, rahmeti Rahmana kavuşmak, ruhunu teslim etmek, sizle ömür olmak, şehit olmak, telef olmak, vefat etmek, yaşama gözlerini kapamak, yaşamından olmak, yaşamını yitirmek karş. doğmak
rahmetlik s. merhum, ölü, rahmetli
rahşan s. aydınlık, ışıklı, ışıltılı, parıltılı, parlak, pırıltılı, yaldızlı, yalız karş. donuk, solgun
rakam i. adet, nicelik, meblağ, miktar, numara, sayı
rakım i. boy, irtifa, yükselti, yükseklik
rakik i. duygulu, içli, ince, lirik, merhametli, müşfik, narin, romantik, sevecen, şefkatli, zarif karş. acımasız, kaba
rakip i. düşman, hasım, karşıt, muhasım, yağı karş. müttefik
rakiplik i. düşmanlık
rakkas i. balet, dansör, dansçı, erkek dansçı, köçek, oyuncu, pandül, sarkaç
rakkase i. balerin, çengi, dansçı, dansöz, köçek, oyuncu
raks i. bale, bar, dans, halay, horon, karşılama, kırın, mengi, oyun, teke, zeybek
raksetmek f. oynamak
rali i. karşılaşma, kupa, müsabaka, yarışma
rampa i. eğim
rampalamak f. çatmak, sokulmak, yakınlaşmak, yanaşmak
rampa etmek f. yaklaşmak
randevu i. buluşma, sözleşme, tarih, zaman
randevucu i. pezevenk
randevuevi i. genelev, kerhane, umumhane, umumi ev
randevulaşmak f. sözleşmek
randıman i. beklenilen sonuç, bereket, feyiz, kâr, kazanç, mahsul, semere, verim
randımanlı s. bereketli, bitek, cömert, doğurgan, dölcek, feyizli, feyyaz, kârlı, kazançlı, ongun, semereli, üretken, velut, verimli
rant i. faiz, gelir, irat, kira, nema, temettü, varidat karş. gider
rantabl s. bitek, cömert, feyizli, semereli, verimli
rantiye i. anamalcı, banker, bay, gönç, gönençli, kapitalist, Karun, milyarder, milyoner, müreffeh, paralı, sermayedar, variyetli, varlıklı, varsıl, zengin karş. yoksul
ranza i. karyola
rapor i. açıklama, bildiri, brifing, bülten, haber, mazbata, tutanak, yazı, zabıt, zabıtname
rapor etmek f. açıklamak, bildirmek, bilgi vermek, brifing vermek, casuslamak, curnal etmek, çekiştirmek, fitlemek, fitnelemek, gammazlamak, konuşmak, müzevirlemek, söylemek, yakalatmak, yetiştirmek karş. sır vermemek
raptetmek f. asmak, bağlamak, birleştirmek, çakmak, çivilemek, dikmek, iğnelemek, iliştirmek, mıhlamak, raptiyelemek, takmak, tespit etmek, tutturmak, vidalamak karş. sökmek
raptiyelemek f. iliştirmek, raptetmek, takmak, tutturmak
rasgele i. alelâde, çırpıştırma, dikkatsizce, entipüften, fütursuzca, gelişigüzel, gönlünce, hasbelkader, herhangi, itinasız, lalettayin, özensiz, seçmeden, sudan, şans eseri, şişirmece, şöyle bir, tesadüfi, tesadüfen, üstünkörü, yalandan dey. ayırt etmeden, baştan savma, derme çatma, herhangi bir, iyisine kötüsüne bakmadan, iyisini kötüsünü ayırmadan, körü körüne, olur olmaz, önüne arkasına bakmadan/gelen, ötede beride, şundan bundan konuşmak karş. özenle seçilmiş
raslantıyla z. hasbelkader, istemeyerek, kazara, tesadüfen
raspa i. eğe, küstere, rende, sistire, sünger taşı, törpü, zımpara kağıdı
raspa etmek f. kazımak
raspalamak f. eğelemek, kazımak, oturtmak, sistirelemek, tıraş etmek, törpülemek, yonmak, yontmak, zımparalamak
rast i. doğru, dosdoğru, dümdüz, düz, rastlantı, tesadüf karş. ıskalama
rast geliş i. rastlantı
rast getirmek f. ayarlamak, kollamak, seçmek dey. fırsat bulmak, denk getirmek, hedefi bulmak, hedefe rastlamak, hedefi vurmak, muvaffak etmek, Tanrı başarılı kılmak, uygun getirmek
rastık i. makyaj, maskara, rimel, sürme
rastgele z. ahenksiz, değme, dikkatsiz, gelişigüzel, kazara, keyfi, rastlantıyla, tevekkeli, yanlışlıkla, yüzeysel
rastlama i. buluşma, tesadüf
rastlamak f. bulmak, isabet etmek, istenilen yere varmak, karşılaşmak, rastlaşmak dey. dengine düşmek, denk gelmek/getirmek, eline geçmek/girmek, isabet etmek, hedefi bulmak/vurmak, karşı karşıya gelmek, rast gelmek, tesadüf etmek, yolu/ayağı düşmek
rastlantı i. kader, kısmet, rast geliş, şans, talih, tesadüf karş. bilerek, planlı
rastlantı eseri z. şans eseri
rastlantıyla z. bilmeyerek, ezkaza, gönülsüzce, istemeden, kasıtsız, kazara, kazayla, keyfi, rastgele, tesadüfen, tesadüfi, şans eseri, yanlışlıkla karş. taammüden
rastlaşmak f. rastlamak
rastlatmak f. seçmek, tutturmak
rasyonalist i. akılcı
rasyonalizm i. akılcılık, usçuluk
rasyonel i. akılcı, akli, hesaplı, mantıki, mantıklı, mantıksal, ölçülü, usa dayanan, ussal karş. duygusal
raunt i. devre, dönem, period
raviyoli i. makarna
ray i. yol
rayiç i. ayvaz, bedel, değer, eder, fiyat, hediyesi, karşılık, kıymet, maliyet, narh, paha, tutar, ücret
rayiha i. koku
razı i. arzulu, düşkün, eğilimli, gönüllü, hevesli, ilgili, istekli, iştahlı, meraklı, meyilli, meyyal, niyetli, şevk duyan, talip, yatkın karş. isteksiz
razı olma i. muvafakat, teslim dey. baş eğme, boynunu uzatma/yemliğe uzatır gibi, boyun uzatma, fit olma, gönlü olma/yatma
razı olmak f. beğenmek, benimsemek, icabet etmek, inanmak, istemek, kabul etmek, kabullenmek, muvafakat etmek, onaylamak, tanımak, uygulamak, uymak, yanaşmak dey. baş eğmek, boyun kırmak, eyvallah demek, he demek, fit olmak, icabet etmek, ikrar etmek, itaat etmek, kabul etmek, kabulü olmak, kail olmak, mum olmak, muvafakat etmek, razı gelmek, rıza göstermek, riayet etmek, söz dinlemek, uygun bulmak, yelkenleri suya indirmek karş. reddetmek
razı olmamak f. beğenmemek, benimsememek, istememek, kabullenmemek, olmazlanmak, onaylamamak, ödemek, reddetmek, tanımamak, tepmek, yadsımak, yanaşmamak dey. boyun tutmak, geri çevirmek/göndermek/vermek, gönlü olmamak, iade etmek, istekli olmamak, itiraz etmek, kabul etmemek, kafa tutmak, karşı çıkmak, karşı gelmek, muhalefet etmek, muvafakat etmemek, protesto etmek, razı gelmemek, uygun bulmamak karş. razı olmak
reaksiyon i. akis, aksiseda, aksi tesir, eko, geri tepme, refleks, tepki, tepkime, tepme, yankı, yankılama, yankılanma, yansı, yansıma
reaksiyoner i. aşırı
realist i. dürüst, gerçekçi, gerçeği gören, gerçeğe uygun karş. romantik
realite i. gerçek, gerçekçilik, hakikat, hakiki karş. hayal
realize etmek f. uygulamak
recm i. cinayet, idam, imha, itlaf, jenosit, katil, katliam, kıya, kıyım, linç, soykırım, suikast
recmetmek f. imha etmek, mahvetmek, öldürmek
reçel i. jöle, marmelat, meyve ezmesi, tatlı
reçete i. çare, çözüm, derman, deva, formül, umar, yardım, yol, yöntem
reddetme i. inkar, itiraz, protesto, tekzip
reddetmek f. başkaldırmak, benimsememek, çürütmek, iade etmek, inkar etmek, istememek, itiraz etmek, kabul etmemek, kabullenmemek, kaytarmak, protesto etmek, razı olmamak, rıza göstermemek, saymamak, tanımamak, tepmek, uymamak, veto etmek, yadsımak, yalanlamak, yanaşmamak, yokumsamak dey. aileden saymamak, geri çevirmek/göndermek/vermek, iade etmek, inkar etmek, inkardan gelmek, itiraz etmek, kabul etmemek, kafa tutmak, karşı çıkmak/gelmek/koymak, muhalefet etmek, muvafakat etmemek, müşteri çevirmek, nimeti ayağı ile tepmek, razı olmamak, rıza göstermemek, uygun bulmamak, veto etmek, varlığını tanımama/yadsıma karş. kabul etmek
reel s. gerçek, hakiki
refah i. afiyet, bayındırlık, baysallık, bereket, bolluk, dirlik, erinç, esenlik, ferahlık, genlik, gönenç, huzur, keyif, konfor, memnuniyet, meymenet, rahat, rahatlık, sükûn, varlık, varsıllık, zenginlik karş. yokluk
refah içinde s. bayındır, dertsiz, ferah, gailesiz, gamsız, gönenmiş, huzurlu, kaygısız, müreffeh, ongun, rahat, tasasız, varlıklı, zengin karş. yokluk içinde
refakatçi i. bakıcı, kavalye
refakatinde i. beraber, beraberinde, birlikte, eşliğinde
referans i. bonservis, tavsiye
refik i. arkadaş, dost, eş, gönüldeş, kafadar, koca, mahrem, zevç
refika i. eş, gelin, hanım, harem, hatun, helallik, zevce
refleks i. reaksiyon, tepki, yankı, yansı
reform i. değişiklik, devrim, düzeltme, evrim, geliştirme, gelişme, ıslahat, ihtilal, inkılap, iyileştirme
reform yapmak değiştirmek
reformcu i. asri, çağcıl, çağdaş, devrimci, ıslahatçı, ilerici, ileri, inkılapçı, modern, reformist, yenilikçi karş. tutucu
reformist i. devrimci, ilerici, inkılapçı, reformcu
reha i. atlatma, geçiştirme, kurtulma, kurtuluş, savma, savuşturma, sıyrılma, sıyrılış karş. yakalanma
rehavet i. ağırlık, gevşeklik, miskinlik, tembellik, uyuşukluk karş. canlılık
rehber i. antrenör, broşür, dadı, danışman, hoca, izci, kılavuz, muallim, mürşit, öncü, yordam
rehberlik i. önderlik
rehin i. ipotek, rehine, tutak, tutu
rehine i. cariye, esir, köle, kul, rehin, tutak, tutsak
reis i. ağa, amir, baş, başçı, başkan, denizci, efendi, elebaşı, idareci, kaptan, komutan, levent, lider, önder, patron, ser, sergerde, şef, yönetici
reislik i. riyaset
reissiz i. başsız
rejim i. diyet, düzen, düzenleme biçimi, imsak, oruç, perhiz, sistem, yönetim biçimi, yönetiliş biçimi karş. oburluk
rejisör i. idareci, yönetici
rekabet i. çekişme, didişme, karşılaşma, kıyışma, kupa, maç, müsabaka, yarış, yarışma karş. işbirliği
rekabet etmek f. çekişmek, didişmek, karşılaşmak, kıyışmak, ölçüşmek, tutuşmak, yarışmak dey. adaylığını koymak, aşık atmak, boy ölçüşmek, maç yapmak, müsabaka yapmak, rakip olmak, sidik yarışına çıkmak/girmek, yarış etmek, yarış yapmak karş. işbirliği yapmak
reklam i. afiş, duyuru, el ilanı, eşantiyon, ilan, pano, propaganda, prospektüs, tanıtım filmi
reklendirmek f. donanmak
rekor i. aşma, başarı, birincilik, ergi, erişme, galebe, galibiyet, görülmedik sonuç, mazhariyet, muvaffakiyet, utku, yengi, zafer
rekortmenlik i. şampiyonluk
rektör i. idareci, yönetici
remiz i. alamet, amblem, arma, belgi, im, işaret, marka, ongun, rumuz, sembol, simge, timsal, tuğra, tura
rencide i. alınmış, buruk, burulmuş, darılmış, gücenmiş, içerlemiş, incinmiş, küs, küsmüş karş. onurlanmış
rencide etmek f. darıltmak, gücendirmek, incitmek, küstürmek karş. onurlandırmak
rencide olmak f. alınmak, bozulmak, bozuşmak, burulmak, çarpılmak, darılmak, gocunmak, gücenmek, içerlemek, incinmek, kırılmak, küsmek, soğumak karş. kıvanmak
rençper i. amele, aylakçı, çiftçi, gündelikçi, ırgat, işçi, köylü, ziraatçi
rende i. eğe, raspa, sistire, törpü, zımpara
rendeleme i. düzeltme
rendelemek f. doğramak, eğelemek, kazımak, kıymak, sistirelemek, sistire yapmak, taşlamak, tıraş etmek, törpülemek, ufalamak, zımparalamak
rengarenk s. alaca
renk i. allık, ayırt, badana, boya, hâl, kalite, keyfiyet, kroma, mahiyet, makyaj, nitelik, özlük, pigment, sıfat, vasıf
renklendirmek f. boyamak, canlandırmak, ilginçleştirmek, neşelendirmek, renklemek, şenlendirmek dey. canlılık katmak/kazandırmak, değişiklik katmak, hareket kazandırmak, ilginç kılmak, neşe katmak, renk katmak/vermek
renklemek f. renklendirmek
renkli s. alacalı, albenili, alımlı, bezeli, boyalı, boyanmış, büyüleyici, cazibeli, cazip, çarpıcı, çekici, frapan, gelgelli, gösterişli, makyajlı, sevimli, süslü, şirin dey. cici bici, cicili bicili, göz alıcı/kamaştırıcıkarş. renksiz
renksiz s. adi, alelade, amiyane, antipatik, basbayağı, basit, basmakalıp, bayağı, beylik, bilinen, buz, buz gibi, buzdolabı, çirkin, doğal, donuk, durağan, durgun, geçimsiz, gelişigüzel, hareketsiz, havasız, herhangi bir, herzamanki, hoyrat, itici, kaba, kansız, karaktersiz, kımıltısız, kişiliksiz, klişe, mutat, normal, olağan, orta, özelliksiz, ruhsuz, rutin, sararmış, sıradan, sevimsiz, soğuk, solgun, soluk, sönük, şahsiyetsiz, tabii, uçuk, ukala, yılan gibi karş. çekici, nadide
resepsiyon i. eğlenceli ağırlama, kabul, kabul etme, merasim, resmi kabul, resmi ziyafet, şölen, toy, tören, yemekli eğlence
resepsiyon vermek f. konukları yemekli ağırlamak
resim i. desen, geçitlik, geçmelik, gümrük, haraç, harç, kalemiye, ondalık, portre, salgın, salma, şema, şerefiye, tablo, tasvir,
resital i. konser
resmen i. devletçe, yöntemince karş. gayri resmi
resmen ayrılmak f. boşanmak
resmi i. ağır, ağırbaşlı, ciddi, efendi, haysiyetli, izzetinefisli, mesafeli, olgun, onurlu, oturaklı, ölçülü, sakin, soğukkanlı, şerefli, teklifli, temkinli, vakur
resmi kabul merasim, resepsiyon
restoran i. aşevi, aşhane, börekçi, çorbacı, imaret, kafeterya, kantin, kebapçı, köfteci, lokanta, mutfak, muhallebici, pideci, pizzacı, tavukçu, yemek salonu
restorasyon i. aktarım, aktarma, onarım, onarma, tamir, tamirat, tamir etme
restore etmek f. aktarmak, gözemek, kalafatlamak, onarmak, tamir etmek, yeniden yapmak karş. yıpratmak
resul i. elçi, haberci, peygamber, ulak, yalvaç
reşit i. büyümüş, ergen, ergin, erişkin, kâmil, mütekamil, olgun, olmuş, yetişkin, yetkin karş. çocuk
reşit olmak f. erginleşmek karş. çocuk sayılmak
ret i. onaylamama, yadsıma
reva i. haketmiş, layık, müstahak, seza, uygun, yakışır, yaraşır, yerinde karş. hak etmemiş
revaç i. aranma, sürüm, tedavül karş. sürümü olmama
revaçta s. kıymetli
revak i. kemeraltı, sundurma, üstü örtülü önü açık yer
revanş i. cevap, öç
revir i. hastane, klinik, sağlıkevi, sayrılar evi
revizyon i. denetleme, inceleme, kontrol etme, okuma, tahkik, tetkik
revnak i. aydınlık, çarpıcılık, görkem, ışık, ışıma, ihtişam, parıltı, parlaklık, pertev, pırıltılı, şavk, şimşek, şua, yıldırım, ziya, ziyadar
revolver i. altıpatlar, piştov, tabanca, tüfek
revü i. gösteri, oyun, şov, tiyatro, varyete
rey i. acı, düşünce, efkar, eleme, fikir, görüş, içtihat, ide, oy, seçim, tercih, tutum, yaklaşım, yeğleme
rey vermek f. ayıklamak, ayırmak, beğenmek, elemek, oylamak, seçmek, yeğlemek karş. yadsımak
rezalet i. ayıp, fiyasko, kepazelik, maskaralık, rezillik, skandal, toplumca ayıplanan şey karş. marifet
rezil s. adi, ahlaksız, alçak, aşağılık, bayağı, cibilliyetsiz, faziletsiz, gülünç, hayâsız, haysiyetsiz, hor, iffetsiz, kepaze, kötü, namert, namussuz, onursuz, perdesiz, pespaye, seciyesiz, sefih, sefil, soysuz, şerefsiz, tapon, tıynetsiz, yezit, yılan karş. nezih
rezil etmek f. alay etmek, azizlik yapmak, eğlenmek, kepaze etmek, mahcup etmek, maskara etmek, muziplik yapmak, şaka yapmak, takılmak, rezil rüsva etmek, tefe koymak, utandırmak dey. alay etmek, alay geçmek, azizlik yapmak, bir/iki paralık etmek, bozum etmek/havası çalmak, dalga geçmek, façasını almak, fiyakasını bozmak, gırgır geçmek, gırgıra almak/sarakaya almak, iler tutar yerini bırakmamak, insan içine çıkacak hal bırakmamak, ipliğini pazara çıkarmak, kepaze etmek, keş etmek, kuyruğuna teneke bağlamak, küçük düşürmek, madara etmek, mahcup etmek, makara geçmek, maskaraya çevirmek, maskarasını çıkarmak, maskara etmek, matrağa almak, matrak geçmek, maytap etmek, mor etmek, muziplik yapmak, numara yapmak, paçavraya çevirmek, rezil kepaze etmek, rezil rüsva etmek, saraka etmek, şaka yapmak, tefe koymak, tiye almak, utandırmak, yerin dibine geçirmek, yüzünü kara çıkarmak, yüzünü yere getirmek ? alay etmek, bozmak, susturmak, yermek
rezil olmak f. gülünç olmak, kepaze olmak dey. adı bozulmak, adı çıkmak, altın adını bakır etmek, başını öne eğmek,bir paralık olmak, bozum olmak, elalemin maskarası olmak, gülünç duruma düşmek, gülünç olmak, iki paralık olmak, itibarı kalmamak, itibarını kaybetmek, kızarıp bozarmak, küçük düşmek, madara olmak, mahcup olmak, maskara olmak, mor olmak, mostra olmak, parasıyla rezil olmak, rezalet çıkarmak, rezil kepaze olmak/rüsva olmak, sakalı saydırmak, utanç duymak, yerin dibine geçmek, yerlere geçmek, yüzü kızarmak/olmamak, yüzü yere gelmek, yüzüne bakmamak ? kızarmak, mahvolmak, tanınmak, utanmak
rezil rüsva etmek f. rezil etmek
rezil rüsva olmak f. itibarını kaybetmek
rezillik i. aşağılık, fuhuş, kahpelik, kötülük, rezalet, sefillik
rezistans i. direnç
rıhtım i. dok, iskele, kıyı, sahil, su kıyısı, yalı, yalıyar
rıza i. istek, isteme, onama, yanaşma karş. yadsıma
rıza göstermek f. beğenmek, benimsemek, inanmak, kabullenmek, muvafakat etmek, onamak, onaylamak, tanımak, uymak, yanaşmak dey. aklı yatmak, baş eğmek, boyun kırmak, eyvallah demek, gönlünü almak/çelmek/kapmak, he demek, icabet etmek, ikrar etmek, itaat etmek, kabul etmek, kail olmak, muvafakat etmek, ölüme razı olmak, razı olmak, riayet etmek, söz dinlemek, tasvip etmek, uygun bulmak, yerinde bulmak karş. kabul etmemek
rıza göstermemek f. başkaldırmak, bilmezlenmek, çürütmek, olmazlanmak, onaylamamak, reddetmek, tanımamak, uygulamamak, uymamak, yadsımak, yaklaşmamak, yalanlamak, yanaşmamak, yokumsamak dey. aklı yatmamak, boyun tutmak, geri çevirmek, gönlü olmamak, iade etmek, inkar etmek, istekli olmamak, itiraz etmek, kabul etmemek, kafa tutmak, karşı çıkmak/durmak/gelmek/olmak, muhalefet etmek, muvafakat etmemek, protesto etmek, razı gelmemek/olmamak, refüze etmek, riayet etmemek, tekzip etmek, uygun bulmamak, veto etmek, yerinde bulmamak
rızk i. aş, azık, doygu, erzak, içecek, nevale, yiyecek
riayet i. ağırlama, dinleme, saygı, sayma, uygulama, uyma
riayet etmek f. dinlemek, kabul etmek, kabullenmek, tanımak, uygulamak, uymak dey. baş eğmek, boyun eğmek/kırmak, eyvallah demek, hakkını teslim etmek, icabet etmek, kabul etmek, muvafakat etmek, söz dinlemek karş. karşı çıkmak
rica i. amade, arzu, dilek, dileme, dileyiş, gaye, gönül, istek, istem, isteme, istirham, sipariş, talep, tembih
rica etmek f. asılmak, dilenmek, ısmarlamak, istemek, yakarmak, yalvarmak dey. abıru dökmek, amana binmek/varmak, aman dilemek, avuç açmak, boyun bükmek, dize gelmek, dizlerine kapanmak, istirham etmek, minnet etmek, müdana etmek, niyaz etmek karş. kafa tutmak
ricacı s. arabulucu, aracı, çöpçatan, şefaatçi, vasıta
ricacı olmak şefaat etmek
ricacılık i. arabuluculuk, şefaat
ricada bulunma i. şefaat
ricada bulunmak f. şefaat etmek
ricat i. cayma, çekilme, gerileme, istifa, rücu, vazgeçme karş. ileri atılma
ricat etmek f. kaçmak
rikkat i. acıma, incelik, kibarlık, merhamet, ihtisas, naziklik, nezaket, sevecenlik, şefkat, zerafet karş. kabalık
risale i. broşür, cep kitabı, kılavuz, kitapçık, kullanım kitabı, kitap, küçük kitap, prospektüs
risk i. kaza, riziko
riskli s. belalı, ciddi, çetin, feci, gergin, gerilimli, kazalı, korkulu, kötü, kritik, muhataralı, mühlik, nazik, rizikolu, sakıncalı, tehlikeli, tekinsiz, vahametli, vahim, zor
ritmik s. dizemli, düzgün, aralıklarla yinelenen, ritmli, tartımlı
ritmli s. ritmik
rivayet i. bühtan, çekiştirme, dedikodu, fasıl, fısıltı, fiskos, iftira, lakırdı, söylenti, şayia dey. atıp tutma, fısıltı gazetesi, kulak dolgunluğu, yaygın söylenti
rivayet etmek f. demek
rivayet olunmak f. anlatımak, söylenmek, uydurma, yakıştırmaca, yalan, yaygınlıkla söylenilmek dey. ağızdan ağıza yayılmak, şayi olmak
riya i. ikiyüzlülük karş. dürüstlük
riyacı i. ikiyüzlü, komedyacı, riyakâr, sinsi
riyakâr s. ikiyüzlü, kahpe, riyacı, sinsi dey. iki ağızlı, nabza göre şerbet veren, yalancı/sözde dost, yüze gülen/gülücü karş. içten
riyakarlık i. ikiyüzlülük, yaldız dey. iki yüzlülük, özü sözü bir olmama, yüze gülme/gülücülük
riyaset i. başkanlık, reislik, şeflik
riyasız s. açıkça, doğru, dürüstçe, içten, içtenlikle, sade, sadelikle, samimi, samimiyetle, yalın dey. açık kalplilikle/özlülükle/yüreklilikle, olduğu gibi (davranan) karş. riyakârca, riyakârlıkla
riyazet i. imsak, rejim
riziko i. risk, tehlike, sakınca, zarara uğrama tehlikesi
rizikolu s. belalı, kötü, kritik, nazik, riskli, tehlikeli
roket i. fişek, füze, mermi, torpil
rokoko i. süslü
rol i. etki, fonksiyon, görev, hizmet, iş, işlev, makam, meşgale, mevki, orun, ödev, oyun, sorum, sorumluluk, uğraş, vazife
rol arkadaşı i. partöner
roman i. anlatı, hikaye, kıssa, masal, öykü, söylence
romancı i. muharrir, yazar
romantik s. duyar, duyarlı, duygulu, duygun, duygusal, hassas, hisli, hissi, içli, ince, lirik, platonik, rakik, soyut karş. gerçekçi
romantizm i. duygusallık
rop i. elbise, urba
ropdöşambır i. üstlük
rota i. cihet, doğrultu, hat, yol, yörünge
röportaj i. görüşme, konuşma, makale, mülakat, soruşturma, söyleşi, yazı
röportaj yapmak f. sormak dey. cevap istemek, mülakat yapmak, sohbet etmek, söyleşi yapmak, sual etmek
rötarlı i. ertelemeli, gecikme ile, gecikmeli, tehirli
rötuş etme i. düzeltme
rövanş i. cevap, ikinci şans, intikam, karşılık, misilleme, mukabele, öç alma
ruba i. elbise, entari, esvap, fistan, giyecek, kılık, kıyafet, kisve, rop, urba
ruh i. anlam, canlandırıcı ilke, canlılık, cin, duygu, esans, espri, etkin ilke, iç, kolonya, öz, peri, renk, tat, tayf, tin, töz karş. önemsiz, ruhsuzluk
ruh hastası i. deli, divane, psikopat
ruhani i. manevi, platonik, psişik, ruhi, ruhsal, soyut, tinsel karş. maddi
ruhi s. manevi, psişik, ruhsal, ruhani, soyut, tinsel
ruhlu s. ateşin, ateşli, canlı, coşkun, esprili, etkin, girişken, hararetli, heyecanlı, kıpırdak karş. ruhsuz
ruhsal s. ilahi, manevi, psişik, ruhani, ruhi, soyut, tinsel karş. somut
ruhsat i. belge, imtiyaz, izin, izin belgesi, karne, lisans, mezuniyet, müsaade, patent, permi, ruhsatname, vesika
ruhsatname i. belge, karne, lisans, patent, ruhsat
ruhsuz s. alık, antipatik, atıl, bezgin, buzdağı, cansız, donuk, etkisiz, göçkün, hımbıl, kişiliksiz, kokmuş, mıymıntı, miskin, ölgün, renksiz, sevimsiz, silik, solgun, soğuk, soluk, sümsük, sünepe, şahsiyetsiz, tembel, uyuntu, uyuşuk, uyuz, üşengeç, karş. renkli
ruhsuzluk i. uyuzluk
ruhum i. aşkım, birtanem, canım, cancağızım, hayatım, nurum, sevdiceğim, sevgilim, sultanım, şekerim, tatlım
rumuz i. amblem, arma, marka, remiz
rutin s. adi, alelade, amiyane, basbayağı, basit, basmakalıp, bayağı, bermutat, beylik, bilinen, doğal, döküntü, gelişigüzel, harcıalem, herhangi bir, her zamanki, kişiliksiz, klişe, mutat, normal, olağan, orta, özelliksiz, renksiz, sıradan, şahsiyetsiz, tabii karş. nadide
rutubet i. buhar, nem
rutubetlendirmek f. ıslatmak
rutubetli s. ıslak, izbe, nemli, yamyaş, yaş karş. kuru
rutubetsiz s. kavruk, kavrulmuş, kuru, nemsiz, susuz, tahta gibi, takır tukur karş. rutubetli
rüküş s. derbeder, düttürü, gülünç giyimli, kılıksız, kıyafetsiz, şıllık, zibidi dey. çaputuna çuluna şıklık ne haline, düttürü Leyla, kılıksız kıyafetsiz, sürre devesi gibi karş. şık
rüsum i. harç, salma, şerefiye
rüsva s. alçak, iffetsiz, kepaze, pespaye, soysuz
rüşt i. erginlik, erişkinlik, olgunluk, yetişkinlik, yetkinlik
rüştiye i. lise, mektep, okul, ortaokul, orta öğrenim
rüşvet i. bahşiş, dalavere, manevra, ödül, ödün, para yeme, parsa, peşkeş, prim, suiistimal, şantaj, şike, tertip, yolsuzluk
rüşvetçi i. düzenci, haraçcı, hırsız, soyguncu
rütbe i. adım, aşama, basamak, derece, düzey, kademe, kırat, merhale, mertebe, paye, perese, radde, seviye, sıra
rütbeli s. basamaklı
rüya i. düş, hayal, hulya, ütopya
rüzgar i. akçayel, akım, alize, badısaba, bozyel, cereyan, esin, esinti, hava, imbat, karayel, keşişleme, kıble, lodos, meltem, muson, poyraz, saba, samyeli, yel ? fırtına
rüzgar gibi z. çabuk, doludizgin, dörtnala, fırtına gibi, hızlı, koşa koşa, koşar adım, koşarak, seri, süratli , şimşek gibi karş. yavaş
rüzgarlı s. esintili, fırtınalı, yelli karş. kuytu






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 4 ziyaretçi (73 klik) kişi burdaydı!