Sozluk Sitesi
  P
 

pabuç i. ayakkabı, başmak, iskarpin, kundura, paşmak, potin, postal
pabuççu i. ayakkabıcı, kavaf, kunduracı
paçavra i. bez, çaput, çul, külüstür, pestenkerani, seviyesiz, tapon, turfa; değersiz, fos, hakir, hor, ıskarta, kıymetsiz, kötü, karş. değerli, yüklü
padişah i. başbuğ, başkan, devlet başkanı, emir, hakan, han, hünkar, hükümdar, imparator, kağan, kral, melik, sultan, şah
padişahlık i. saltanat, sultanlık
pafta i. büyük benek, leke
paha i. ayvaz, bedel, değer, eder, fidye, fiyat, kadir, karşılık, kıymet, maliyet, rayiç, semen, ücret
pahalı s. fiyatlı, masraflı, kazık, kazık tuzlu dey. anasının nikahı, ateş pahasına, bedeli yüksek, fahiş fiyatlı, kazık marka, kesem el vermez, pahası yüksek, şap gibi, tuzluya mal olmuş/oturmuş/patlamış, ücreti yüksek karş. kelepir, ucuz ? değerli
pahalılandırma i. bindirim
pahalılanma i. değerlenme, zam
pahalılık i. enflasyon
pak s. arı, berrak, beyaz, lekesiz, pastörize, pirupak, temiz, tertemiz karş. kirli
paket i. ambalaj, balya, çıkın, denk, deste, gömlek, kutu, mahfaza, sandık, tomar, top, yumak, zarf
paketlemek f. ambalajlamak, ambalaj yapmak, bağlamak, balyalamak, balya yapmak, denk yapmak, kutulamak, sandıklamak, sarmak dey. ambalaj yapmak, balya yapmak, bohçasını bağlamak/toplamak, denk yapmak, sarıp sarmalamak
paklamak f. ağartmak, arılamak, arıtmak, damıtmak, dezenfekte etmek, durulamak, fırçalamak, kaynatmak, keselemek, ovmak, pastörize etmek, silkelemek, silmek, süpürmek, tellemek, temizlemek, tokaçlamak, yıkamak, yumak dey. imbikten geçirmek, kirini gidermek/pasını çıkarmak, leke çıkarmak, lekesini temizlemek, pirupak etmek, silip süpürmek, tasfiye etmek, temizlik yapmak, tertemiz yapmak, toz almak karş. kirletmek
paklanma i. aklanma
paklanmak f. taharetlenmek, temizlenmek
paklık s. arınmışlık, pirupaklık, temizlik, tertemizlik karş. kirlilik
pakt i. ahit, akit, anlaşma, antlaşma, bağıt, bağlaşma, itilaf, dayanışma, işbirliği, ittifak, ittihat, kavil, kavilleşme, misak, mutabakat, uyuşma, uzlaşma karş. çatışma
pala i. bıçak, kılıç, saldırma
palamar i. bağ, kalın halat, sardun, urgan, yoma
palan i. eyer, kaltak, kroki, semer
palaska i. kayış, kemer, kuşak
palavra i. abartı, abartma, atmasyon, bahane, blöf, hilaf, masal, mübalağa, uydurma, uydurmaca, uydurmasyon, yakıştırmaca, yalan dey. Acem mübalağası/palavrası, ben arkanda duruyorum, desteksiz atmak/sallamak, gazoz ağacı, vurduğu çok ama öldürdüğü yok, serçede ötme yok nara çok, ye köteği ver karş. doğru, gerçek
palavra atmak f. abartmak
palavracı i. abartmacı, atıcı, atmasyoncu, blöfçü, mübalağacı, şarlatan, tafracı, uydurukçu, yalancı, yapmacıklı karş. doğrucu, yalın
palazlanmak f. büyümek, serpilmek, yetişmek
palto i. gocuk, kaput, kürk, manto, mont, pardösü, parka, pelerin, üstlük, yağmurluk
paluze i. pelte
palyaço i. maskara, soytarı, şovmen, vantrelog
pampa i. bozkır, çöl
pamuklu i. bez
panayır i. çarşı, fuar, pazar, sergi
pancur i. kapak
pancar gibi s. kırmızı
pandispanya i. çörek
pandomim i. gösteri
pandül i. rakkas, sarkaç
panel i. birleşim, celse, duruşma, görüşme, içtima, oturum, tartışma, toplantı
panik i. bela, bozgun, çekingenlik, çözümle, dehşet, fobi, hezimet, kaza, korku, perişanlık, telaş, trajedi, ürkme, ürkü, ürküntü, ürküş, ürperiş, ürperme, ürperti, varta, yılgı, yılgınlık dey. can derdi/pazarı, dehşete kapılma, paniğe kapılma/panik verme, panik düğmesine basma, panik yaratma karş. cesaretlenme
panikçi i. farfara
panjur i. perde
pankart i. afiş, levha, pano, tabela, yafta
pano i. afiş, levha, gösterge tablosu, kumanda tablosu, pankart, reklam, tabela, tablo, yafta
panorama i. görünüm, görünüş, manzara, tablo
pansiyon i. han, kervansaray, konaklama yeri, konukluk, misafirhane, motel, otel, yurt
pansiyoner i. konuk
pansuman i. bandaj
pansuman yapmak tedavi etmek
pantolon i. blucin, çekme, kispet, potur, sıkma, şalvar, şort, tulum ? elbise, iç çamaşırı
pantufla i. ayakkabı, terlik
panzehir i. çare, çözüm, deva, em, ilaç, merhem, ot, umar, yardım karş. zehir
papa i. papaz, yönetici
papara i. ayıplama, azar, azarlama, çıkışma, kalay, kantarlı, kınama, paylama, serzeniş, sitem, sövgü, tekdir, tersleme, uslandırma, uyarma, yola getirme, zılgıt karş. övgü
papaz i. karabaş, kardinal, keşiş, papa, patrik, peder, piskopos, kadın rahip ? kilise
papelci i. dolandırıcı, düzenci, hilebaz, üç kağıtçı, zarfçı
papyon i. boyunbağı, fiyonk, kravat
par par s. ışıklı, ışıltılı, parlak, parıltılı, pırıltılı, yalabık, yaldırak, yalız karş. donuk
para i. akça, arpa, bankınot, beşibirlik, bozuk, bozukluk, dünyalık, fidye, mal, mangır, mangiz, menkul, nakit, ödeme aracı, pare, parsa, puan,pul, sikke, ufaklık, variyet, varlık dey. bozuk para, cep harçlığı, değirmenin suyu (nereden) geliyor, diş kirası, el kiri, kağıt/madeni/peşin para, sarı kız, sucu beşliği, ufak para ? lira, mal, sermaye, zengin
para alma i. tahsil, tahsilat
para etmek f. yaramak dey. aranır olmak, değerli olmak, etkili olmak, fayda etmek, faydalı olmak, faydası görülmek, geçer akçe olmak, işe yaramak, müessir olmak, talebi olmak, tesirli olmak, yararı/yararlı olmak karş. para etmemek
para etmemek f. yaramamak dey. değeri pahasına satılamamak, değerini bulamamak, etkisi olmamak, fayda vermemek, faydası olmamak, geçer akçe olmamak, iş görmemek, işe yaramamak, talebi olmamak, yararı/yararlı olmamak karş. para etmek
paraca z. nakdi, parasal
paradoks i. aykırılık, çatışma, çelişki, çelişme, karşıtlık, tenakuz, tezat, zıddiyet, zıtlık karş. uyum
paraf i. imza, sembol, simge
paragöz s. cimri, elisıkı, hasis, hesabi, nekes, pinti, varyemez dey. dini imanı para, eliyle koynunun arası kırk yıllık yol, mal canlısı, on paraya on takla atar, para canlısı, paraya düşkün karş. tok gözlü
paragraf i. bölüm, fıkra
paralamak f. didiklemek, doğramak, eskitmek, hırpalamak, kırmak, koparmak, ufalamak, yıpratmak, yırtmak dey. cartadak/ cartdadak yırtmak, lime lime yapmak, paramparça etmek, parça parça etmek, yıpratıp eskitmek karş. birleştirmek, yenileştirmek
paralanmak f. boğuşmak, çabalamak, çalışmak, çırpınmak, didinmek, dövünmek, gayret göstermek, içlenmek, iştigal etmek, meşgul olmak, pençeleşmek, uğraşmak, yırtınmak, yolunmak, zahmet etmek, zenginleşmek dey. bal tutup parmak yalamak, baş kaldıramamak, başına devlet kuşu konmak, bir işe dört elle sarılmak, bir işten baş kaldıramamak, cebi/eli para görmek, cebini doldurmak, eli genişlemek/para görmek/tutmak, emek vermek, gayret etmek, iğne ile kuyu kazmak, nefes tüketmek, parça parça olmak, sıkınıp sıkınmak, ter dökmek, yıpranıp eskimek, zahmet etmek, zahmete girmek karş. ilgilenmemek, yenilenmek
paralel s. aynı, koşut, nazir, simetrik
paralellik i. aynılık, ayniyet, benzerlik, denge, denklik, eşdeğerlik, koşutluk, muadelet, müsavat, müsavilik, özdeşlik, paralel olma durumu, simetri karş. karşıtlık
paralı s. bedelli, kapitalist, karşılıklı, karun, milyarder, müreffeh, puanlı, rantiye, tuzukuru, ücretli, varlıklı, varsıl, yağız, zengin dey. başım boş olsun da kemerim dolu olsun, çift çubuk sahibi, destiyi doldurmuş, dünyalığı var, dünyalığını doğrultmuş, eli bol, ensesi kalın, irice benekli, parası çok, yağlı kuyruk/müşteri karş. bedava, yoksul
paramparça s. dağılmış, erimiş, eskimiş, harap, hurdahaş, kırılmış, köhne, kullanılmış, örselenmiş, parçalanmış, parsal, partal, pejmürde, tiftiklenmiş, yıpranmış, yırtık dey. hurdası çıkmış, iler tutar tarafı kalmamış, kırılıp dökülmüş, lime lime (olmuş), miyadı dolmuş, parça parça olmuş, tuzla buz olmuş karş. sapasağlam, yepyeni
paranoyak s. anormal, deli, divane, manyak, zırdeli
parantez i. ayraç, tırnak işareti
parasal i. nakdi, para bakımından, paraca
parasız s. açıktan, bedava, bedavadan, bedelsiz, caba, cabadan, fakir, fukara, hasbi, havadan, hazırlop, karşılıksız, muhtaç, sersefil, ücretsiz, yoksul, züğürt dey. adem baba, başı sıkılmış/sıkışmış, beş beş para mı saydı, beş parasız, beydir ama cebi omzunda, boş kile/kiler dipsiz ambar, cebi delik, çıplak at, dal taban, darda kalmış, delik büyük yama küçük, denizde kum bizde para, mum yak metelik ara, dünya yansa içinde hasırı yok, eli yufka, fülusu ahmere muhtaç, ipipallah sivri külah, zil gibi, züğürt kesesi gibi tamtakır karş. ücretli
parasızlık i. fakirlik, sefalet, sefillik, sıkıntı, uyuzluk, yoksulluk, yoksun
paraşüt i. uçak
paratoner i. güvence, yıldırımlık, yıldırımkıran, yıldırım savar
paravan i. paravana
paravana i. paravan, tahta perde, taşınır perde
parazit s. asalak, avantacı, bedavacı, beleşçi, cabacı, gürültü, lüpçü, sığıntı, tufeyli, uğultu karş. mükrim
parça i. atom, ayrıntı, bölük, bölüm, cephe, cüz, dilim, ezgi, fasıl, forma, fasikül, Hak, hane, hava, kalem, katman, kesim, kesinti, kesir, kesme, kırık, kırıntı, kırkıntı, kırpıntı, kısım, kıta, kıyıntı, kıymık, kitle, kuşbaşı, külçe, küme, lokma, molekül, nağme, nevi, nitelik, pare, savrultu, sayfa, tabaka, topak, taraf, yaprak, yığın, yonga, zerre karş. bütün ? bölüm, çöp, dal, hak
parça parça z. harap, lime lime, yamalı,
parçalama i. taksim
parçalamak f. ayırmak, bölmek, bölüşmek, bölüştürmek, dağıtmak, didiklemek, doğramak, ifraz etmek, kırmak, koparmak, öğütmek, pay etmek, paylaştırmak, taksim etmek, tevzi etmek, ufalamak, üleştirmek, yıpratmak, yırtmak dey. didik didik etmek, iler tutar yerini bırakmamak, kırıp dökmek, lime lime etmek, paramparça etmek, rezil etmek
parçalanmak f. bozulmak, bölünmek, çatlamak, dağılmak, eskimek, kırılmak, kötüleşmek, lime lime olmak, parçalara ayırmak, parça parça olmak, patlamak, yıpranmak, yırtılmak, zedelenmek dey. bin parça olmak, parçalara ayırmak, parça parça olmak, tuz/buz tuzla buz olmak
parçalanmış s. paramparça
parçalara ayırmak f. ayırmak, bölüştürmek, parçalanmak
parçalayıcı i. bölen, bölücü, ezen, ezici, kıyan, kıyıcı, parçalara ayıran, parça parça yapan, ufalayan, ufalayıcı karş. birleştirici
pardesü i. manto, üstlük
pardon i. affedersiniz, bağışla, bağışlayın, destur, hoşgörünüz, izninizle, müsaadenizle dey. haşa huzurdan, hoş gör, iznin olursa, kusura bakma/kalma, özür dilerim, müsaade eder misin?/edersen, sözüm meclisten dışarı/yabana, sözünü balla kestim, yüzüne güller
pardösü i. palto
pare i. adet, kısım, para, parça, tane
parende i. takla
parfüm i. esans, ıtriyat, koku, kolonya, lavanta, losyon
parfümeri i. eczane, ıtrıyatçı, kokular, kozmetik malzemesi, makyaj malzemesi
parıl parıl z. aydınlık, aynalı, cilalı, ışıklı, ışıltılı, parıltılı, parlak, perdahlı, pırıltılı, yalabık, yaldırak, yaldızlı, yalız karş. sönük
parıldama i. çakma, parlaklık
parıldamak f. gelişmek, ilerlemek, parlamak, pırıldamak, yanmak, yetkinleşmek, yücelmek, yükselmek karş. gerilemek, sönmek
parıldayan s. yaldırak
parıltı i. aydınlık, balkıma, cila, far, fener, göze çarpan parlaklık, ışık, ışıldama, ışıma, ışın, nur, parlama, parıltı, revnak, şavk, şimşek, yakamoz, ziya karş. karanlık
parıltılı s. ipek gibi, ışıklı, nurlu, par par, parıl parıl, parlak, pırıl pırıl, rahşan, şaşaalı, yaldırak, ziyadar
parıltısız s. mat, sönük
park i. alan, bahçe, kır, koru, koruluk, mesire, otopark, saha, yeşillik
park yeri i. otopark
parka i. kaput, palto
parlak s. açkılı, anıtsal, aydınlık, aynalı, berrak, cilalı, çarpıcı, frapan, gökçe, güzel, haşmetli, hoş, ışıklı, ışıltılı, ipek gibi, latif, lüks, münevver, par par, parıl parıl, parıltılı, parlak, perdahlı, pırıl pırıl, pırıltılı, rahşan, süslü, taban, tertemiz, yaldırak, yaldızlı, yalız dey. ayna gibi, bol ışıklı, çıldır çıldır, gün yüzlü, ışıl ışıl, ışıl ışıl bakan, par par, parıl parıl, pırıl pırıl, şaldır şaldır, şıkır şıkır, şıldır şıldır, yalabık kız, yalap yalap karş. donuk, mat, soluk ? cazibeli, muhteşem
parlaklaşmak f. berraklaşmak
parlaklık i. alımlılık, cila, çekicilik, ışıldama, ışıldayış, parıldama, parıltı, revnak dey. göz alıcılığı, göze çarpma, göz kamaştırma, ışık saçma, ilgi çekme karş. donukluk, sönüklük
parlama i. asabiyet, düşkünlük, feveran, galeyan, hırs, hışım, kızgınlık, kızma, köpürme, kudurma, parıltı
parlamak f. alevlenmek, asabileşmek, ateşlenmek, celallenmek, cinlenmek, delilenmek, göyünmek, harlamak, hırslanmak, hiddetlenmek, ışıldamak, ifrit kesilmek, kızmak, köpürmek, kudurmak, öfkelenmek, parıldamak, patlamak, sinirlenmek, tutuşmak, yanmak dey. alev almak/armak, ateş almak/sarmak, fitil/fitili almak, gözleri çakmak çakmak olmak, ışık saçmak/yaymak, ışıl ışıl olmak, nur akmak, parıl parıl yanmak, yangın çıkmak karş. sönmek, yatışmak
parlamenter i. mebus, milletvekili, saylav, senatör
parlamento i. divan, kabine, kurul, meclis, millet meclisi, senato
parlatıcı s. cila, perdah, vernik
parlatma i. fırçalama, perdah
parlatmak f. cilalamak, düzgünleştirmek, ışıldatmak, ovmak, perdahlamak, silmek, süslemek, süslenmek, yaldızlamak karş. matlaştırmak
parmaklamak f. ellemek, dürtelemek, dürtmek, kamçılamak, kışkırtmak, kızıştırmak, körüklemek, özendirmek, sıvazlamak, yiğitlendirmek, yüreklendirmek karş. sindirmek
parmaklık i. emniyet, güvence, korkuluk, siper, tırabzan
parola i. buyruk, düstur, muamma, sır, söz, şifre
parsa i. bahşiş, gelir, ikramiye, kazanç, ödül, para, prim, rüşvet karş. kayıp
parsal s. eskimiş, kullanılmış, lime lime, paramparça
partal s. aşınmış, eskimiş, eprimiş, göçkün, harap, hurdahaş, köhne, kullanılmış, lime lime, paramparça, pejmürde, tiftiklenmiş, viran, yıprak, yıpranmış karş. gıcır gıcır
parti i. ahenk, bölüm, davet, dernek, düşeş, eğlence, ekip, fırka, grup, hizip, hücre, kelepir, kısım, küme, öbek, örgüt, posta, sınıf, siyasal topluluk, takım, tertip, tim, topluluk, trup, tutam, ünite, vardiya, yığın, zümre dey. danslı eğlence düzenlemek, gardenparti vermek, kokteyl parti düzenlemek, şenlik/tedansan düzenlemek karş. pahalı
particilik i. partizanlık
partizan i. çeteci, efe, fırkacı, gerilla, komitacı, milis, mukavemetçi, sarıca, zeybek
partizanlık i. fırkacılık, particilik
partner i. kavalye
partöner i. dam, eş, iş arkadaşı, kavalye, ortak, rol arkadaşı
pasaj i. çarşı, geçit yeri, köprü, pazar
pasaklı s. bakımsız, berbat, bulaşık, çamurlu, çapaçul, çapraşık, dağınık, derbeder, düzensiz, girift, girişik, intizamsız, karışık, kılıksız, kıyafetsiz, kirli, mezbele, murdar, özensiz, paspal, perişan, pis, rabıtasız, savruk, savsak, şapşal, tertipsiz, yağız dey. cadı gibi, dört etekli, düşük etek, eteği düşük, kalafatçı köpeği, kir pas içinde, kirli kukla, pisliği parmağından akan, pislik içinde/paçalarından/parmağından akmak, suratını köpek yalasa doyar karş. titiz
pasaport i. hüviyet, kimlik, künye
pasif s. alık, atıl, bezgin, cansız, edilgen, edilgin, eylemsiz, gevşek, gayretsiz, hımbıl, ihmalci, kokmuş, külkedisi, lapacı, mıymıntı, mızmız, miskin, nanemolla, ruhsuz, savsak, silik, sümsük, sünepe, tembel, tutuk, uyuntu, uyuşuk, uyuz, üşengeç karş. aktif
paslanmak f. eskimek, karıncalanmak, miskinleşmek, yıpranmak karş. canlanmak
paslaşmak f. cilveleşmek, kırışmak, kırıştırmak konuşmak
paslı s. berbat, bulaşık, çamurlu, eskimiş, kirli, murdar
paso i. hüviyet, kimlik, künye
paspal s. bakımsız, çapaçul, dağınık, düzensiz, intizamsız, itinasız, pasaklı, pis, özensiz karş. özenli, titiz
paspas i. ayak silme aracı, silecek, temizlik aracı, yaygı
pastacı i. aşevi, lokanta, tatlıcı
pastane i. aşevi, lokanta, tatlıcı
pastorize s. dezenfekte edilmiş, pak, steril, sterilize edilmiş karş. mikroplu
pastörize etmek paklamak, temizlemek
paşa i. ağırbaşlı, efendi, general, sakin, terbiyeli, uslu, yüksek rutbeli asker karş. haşarı
paşmak i. ayakkabı, başmak, fotin, kundura, pabuç
paşmakçı i. kunduracı
pat i. basık, çotur, düz, sallı, yassı, yayık karş. sivri
pat diye z. pattadak, şıp diye
pata i. berabere kalma, oyuncuların durumunda eşitlik, paralellik
patak i. dayak, kötek, odun, sopa
pataklama i. köstek, kötek
pataklamak f. dövmek, hırpalamak, ıslatmak, kamçılamak, sopa atmak, sopalamak, tartaklamak, tepelemek, tokatlamak, ufalamak dey. ayağının altına almak, canını çıkarmak, dayak atmak, hakkından gelmek, kemiklerini kırmak, kötek atmak, sille tokat girişmek, sopa atmak, paçavrasını çıkarmak, paçavraya çevirmek, pastırmasını çıkarmak karş. sevmek
patavatsız s. ahmak, akılsız, Allahlık, anlayışsız, avanak, çiğ, davranışlarına dikkat etmeyen, delişmen, densiz, düşüncesiz, ebleh, gafçı, görgüsüz, hoyrat, hödük, hürmetsiz, incitici, izansız, kaba, kereste, mankafa, nezaketsiz, sallapati, saygısız, sersem, terbiyesiz, yontulmamış, zarafetsiz, zibidi, zıpır, zirzop dey. damdan düşer gibi/düşercesine, deli dolu, diline geleni söylemek, lafını bilmez, pot kıran, sap derken saman der, uluorta konuşur, yırtık dondan çıkar gibi karş. zarif
patavatsızca z. uluorta
patavatsızlık i. ayılık, odunluk
paten i. kayak, kızak
patent i. izin, izinname, kayıt, lisans, ruhsat, ruhsatname, uyrukluk belgesi
patırtı i. arbede, anarşi, ayaklanma, bağırma, bağrışma, curcuna, çatırtı, çatışma, çığrışma, dağdağa, dalaş, dırıltı, gümbürtü, gürültü, hayhuy, hengame, hışırtı, horultu, isyan, kağıştı, kaos, karambol, kargaşa, karışıklık, kavga, keşmekeş, kıyamet, patlama, şaklama, şamata, şangırtı, şapırtı, takatuka, takırtı, tıkırtı, tokurtu, uğultu, velvele, vırıltı, zıngırtı, zırıltı karş. dirlik
patırtı gürültü i. anarşi, bağırışma, keşmekeş
patırtıcı s. çaçaron, farfara, gürültücü, şamatacı, velveleci, yaygaracı
patırtılı s. curcunalı, çatırtılı, hırgürlü, çatışmalı, dağdağalı, gürültülü, hengameli, kargaşalı, karışık, sorunlu, şamatalı, şangırtılı, velveleli karş. huzurlu
patik i. ayakkabı
patika i. çığır, dar toprak yol, keçi yolu, yol
patiska i. bez
patlak s. çatlak, delik, gedik, oyuk, yarık, yırtık
patlak vermek f. anlaşılmak, duyulmak, işitilmek karş. gizlenmek
patlama i. çatlama, gümbürdeme, gümleme, gürültü, havaya uçma, hiddet, hışım, infilak etme, kızma, patırtı, püskürme, sinir
patlamak f. asabileşmek, celallenmek, cinlenmek, çatlamak, çıkmak, deli olmak, devleşmek, doğmak, görünmek, gümbürdemek, gümlemek, gürlemek, havaya uçmak, hiddetlenmek, ifrit kesilmek, indifa etmek, infilak etmek, kızmak, kopmak, köpürmek, kudurmak, öfkelenmek, parçalanmak, parlamak, püskürmek, sabrı taşmak, sinirlenmek, tutmak, yarılmak, yırtılıp açılmak, yeşermek, yırtılmak dey. ansızın açığa çıkmak, belli olmak, infilak ettirmek, meydana/ortaya çıkmak sağlama gitmek, şamar atmak, şaplak atmak/vurmak, tokat aşketmek/atmak/şaplatmak/vurmak karş. dinmek, sönmek; sakinleşmek
patlangaç i. çatapat, kapsül, mantar, maytap
patlatmak f. ateşlemek, çarpmak, delmek, kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, tepmek, vurmak, yapıştırmak, yumruk atmak karş. sevmek, yatıştırmak
patlayıcı s. barut, fişek, füze, mermi
patlayıcı madde i. mayın
patriarkal s. ataerkil, pederşahi, ataerkillik
patrik i. kardinal, metropolit, papaz, piskopos
patriot i. yurtsever
patron i. ağa, amir, baş, direktör, elebaşı, idareci, işveren, müdür, numune, reis, yönetici; efendi, kalıp, kaptan, kopya, misal, örnek, örneklik, prototip, şablon dey. çuhadar ağa, el başı/elebaşı, genel direktör, genel müdür, umum müdür
pattadak z. aniden, ansızın, apansız, apansızın, birdenbire, çattadak, gümbedek, hartadak, küttedek, lappadak, pat diye, şakkadak, şappadak, şıp diye, şıppadak, şırakkadak, yekten, zıngadak, zıppadak dey. beklenmedik bir anda, damdan düşer gibi, pat diye, şıp diye, zınk diye, zıp diye
pavyon i. bar, gazino, gece kulübü, kabare, konut, klüp, lokal, meyhane, müzikhol
pay i. azar, çıkışma, eşit bölüm, gelir, Hak, hisse, irat, kâr, kazanç, paylama, paylanma, zılgıt
pay edilmek f. dağıtılmak
pay etmek f. ayırmak, bölmek, bölüştürmek, dağıtmak, ifraz etmek, parçalamak, paylaştırmak, taksim etmek, üleştirmek
pay vermek f. karşılık vermek, saygısızlık etmek, terbiyesizlik etmek karş. haddini bilmek
payanda i. dayanak, destek, mesnet, taban
payandalamak f. berkitmek, desteklemek, pekitmek karş. zayıflatmak
paydaş i. eşit, hissedar, ortak, şerik
paydaşlı s. bileşik, hisseli, karma, müşterek, paylı
paydaşlık i. hissedarlık, iştirak, katılım, ortaklık
paydos etme i. teneffüs
paydos etmek f. ara vermek, çalışmayı bırakmak, dinlenmek, durdurmak, mola vermek, tatil etmek, teneffüs yapmak dey. çalışmaya ara vermek, çalışmayı bırakmak, işi durdurmak/tatil etmek, mola vermek, teneffüs yapmak karş. aralıksız çalışmak
paydos olmak f. bitmek
paye i. adım, aşama, basamak, değer, derece, düzey, evre, kademe, kerte, merhale, mertebe, rütbe, safha, seviye, sıra
paye vermek f. mühimsemek, önemsemek karş. umursamamak
payidar s. baki, bitimsiz, bitmeyen, bitmez, daim, daimi, ebedi, kalıcı, köklü, kronik, müebbet, mütemadi, müzmin, nihayetsiz, ölmez, ölümsüz, sonsuz, süregelen, süreğen, sönümsüz, temelli, yaşayan, zeval karş. ömürsüz
payitaht i. başkent, başşehir, devlet merkezi, hükümet merkezi, merkez
paylama i. aşağılama, azar, azarlama, çıkışma, darılma, ders, fırça atma, hakaret, ihtar, ikaz, kalay, küfür, papara, pay, serzeniş, sinyal, sitem, sövgü, sövme, tahkir, tazir, tekdir, tersleme, uyarı, uyarma, zaparta, zılgıt karş. övme ? azarlamak, sövmek
paylamak f. aşağılamak, ayıplamak, azarlamak, bağırmak, çıkışmak, darılmak, döşenmek, giydirmek, haşlamak, hırpalamak, ihtar, ikaz, küçüklemek, tekdir etmek, terslemek, uyarmak, veriştirmek dey. ağzının payını vermek, bağırıp çağırmak, kalafata çekmek, kalayı atmak, köpeğe hoşt, kediye pist demek, kulak burmak/bükmek/çekmek, zılgıt vermek karş. iltifat etmek
paylanma i. pay
paylanmak f. aşağılanmak, azarlanmak
paylaşarak z. ortaklaşa
paylaşma i. duyumsama
paylaşmak f. aralarında bölüşmek, katılmak, ortak olmak, pay etmek, üleşmek dey. aralarında bölüşmek, derdine ortak olmak, dert ortağı olmak, felaketi bölüşmek, ikiye bölmek, pay etmek karş. ilgilenmemek, tek elde toplamak
paylaştırılmak f. dağıtılmak
paylaştırma i. taksim
paylaştırmak f. ayırmak, bölmek, bölüşmek, bölüştürmek, dağıtmak, ifraz etmek, parçalamak, pay etmek, taksim etmek, tevzi etmek, üleştirmek dey. pay etmek, taksim etmek
paylaştırmalar i. tevziat
paylı s. hisseli, karma, ortak, paydaşlı
paydaşlı s. badi badi, çarpık bacaklı, eğri bacaklı
paytak s. malul, sakat
payton i. atlı araba, fayton
pazar i. alımsatım, alışveriş, alışveriş çarşı, merkezi, balıkhane, bedesten, bitpazarı, borsa, fuar, hal, işporta, kooperatif, mağaza, market, panayır, pasaj, piyasa, sergi
pazar yeri piyasa
pazarlamak f. pazara çıkarmak, piyasaya sunmak, satışa sunmak, satmak dey. malı satışa sunmak, malı pazara çıkarmak, malı piyasaya sunmak
pazarlık i. fiyatta çekişme, koşullarda çekişme
pazen i. bez
peçe i. maske
peçelemek f. alalamak, gizlemek, kamufle etmek, maskelemek, örtmek, saklamak
peçeli s. gizli, örtülü
peçete i. havlu, mendil, peşkir
pedagog i. antrenör, dadı, eğitici, eğitimci, eğitmen, hoca, muallim, müderris, mürebbi, mürebbiye, öğretmen, terbiyeci
pedagoji i. eğitim, eğitimbilim, eğitme bilimi, öğretme sanatı, terbiye
peder i. baba, papaz, rahip
pederşahi i. ataerkil, patriarkal
pederşahilik i. ataerkillik
pehlivan i. güçlü, güreşçi, güreş yapan kimse, irikıyım, iryarı, kuvvetli karş. çelimsiz
pehpehlemek f. iltifat etmek, okkalamak, pohpohlamak, taltif etmek
pejmürde s. derbeder, eskimiş, harap, hırpani, kıyafetsiz, köhne, kullanılmış, lime lime, paramparça, partal, perakende, sünepe, şansız
pejmürdeleşmek f. örselenmek, solmak, yıpranmak
pek s. adamakıllı, bayağı, berk, bükülmez, çetin, çok, dayanıklı, dayanımlı, enikonu, epey, epeyce, fazlasıyla, fena halde, götürümlü, iyice, iyicene, katı, kıpkızıl, kuru, muhkem, mukavemetli, oldukça, ömürlü, pekişik, sağlam, sert, sıkı, susuz, taş gibi, tıkız, umulandan çok dey. çok çok, en çok, en fazla, fazla fazla, haydi bilemedin/haydi, olsa olsa, olsun olsun karş. çürük
pek az z. cüzi
pek çok z. birçok, gayet, hayli, müteaddit
pek gözlülük i. ataklık, dayanıklılık, mertlik, metanet
pek pek z. azami, çok çok, en çok, en fazla, fazla fazla, haydi bilemedin, haydi haydi, nihayet, olsa olsa, olsun olsun
pekâlâ i. amenna, çok iyi, elbet, elbette, evet, hayhay, oldu, olur, peki, pekiyi, tamam dey. baş üstüne, can baş üstüne, cennet canıma minnet, misk gibi karş. olmaz
pekgözlü s. yılmaz
pekgözlülük i. efelik
peki i. amenna, evet, eyvallah, hayhay, kabul, oldu, olur, öyle, pekala, pekiyi, tamam karş. asla olmaz
pekişik s. katı, kuru, pek, sert, susuz
pekişmek f. artmak, çoğalmak, güçlenmek, katılaşmak, kuvvetlenmek, pekleşmek, sertleşmek, sıkışmak, tıkanmak karş. yumuşamak, zayıflamak
pekiştirme i. takviye
pekiştirmek f. berkitmek, doğrulamak, güçlendirmek, ikilemek, katılaştırmak, kuvvetlendirmek, pekleştirmek, perçinlemek, sağlamlaştırmak, sertleştirmek, sıkıştırmak, tahkim etmek, takviye etmek, üstelemek karş. gevşekleştirmek, zayıflaştırmak
pekitmek f. ihya etmek, payandalamak, pekiştirmek
pekiyi z. pekâlâ, peki
pekleşmek f. güçlenmek, katılaşmak, kuvvetlendirnmek, pekişmek, sağlamlaşmak, sıkılaşmak karş. gevşemek, zayıflamak
pekleştirmek f. pekiştirmek, takviye etmek
peklik i. berklik, dayanıklılık, güçlülük, kabızlık, sağlamlık karş. çürüklük
pekmez i. ağda, bandırma, bastık, bulama, ezme, pestil, sucuk ? aş, şekerleme, tatlı
peksimet i. bisküvi, çörek, galeta, gevrek, kraker
pelerin i. harmani, harmaniye, kap, manto, palto, üstlük
pelte i. aşure, jöle, kazandibi, keşkül, krema, muhallebi, paluze, sütlaç, tavukgöğsü, zerde ? aş, şekerleme, tatlı
pelteleşmek f. bitmek, erimek, gevşemek, kesilmek, mayışmak, pörsümek, sönmek, sünmek, tükenmek, yumuşamak dey. jelatin kıvamını almak, jöle gibi olmak, mecali kalmamak, soluk soluğa kalmak, takati kalmamak/tükenmek karş. dinçleşmek
pelür i. ince kağıt
pembe i. al, eflatun, erguvani, lâl, macenta, siklamen, pespembe, toz pembe, yavruağızı
pembeleşmek f. kızarmak, ölgünleşmek, ölmek
pencere i. baca, cam, cumba, hava deliği, kaporta, mazgal, vitray, vitrin ? kapak
pençelemek f. tırmalamak
pençeleşme i. mücadele
pençeleşmek f. boğuşmak, cebelleşmek, çabalamak, çarpışmak, çırpınmak, didinmek, didişmek, dövüşmek, itişmek, kavga etmek, kavgasını etmek, mücadele etmek, paralanmak, pençe pençeye gelmek, savaşmak, uğraş vermek, uğraşmak dey. kavga etmek, kavgasını/mücadele etmek, pençe pençeye gelmek, uğraş vermek karş. umursamamak, uyuşmak
pençeli s. çaçaron, dişli, güçlü, keskin, kudretli, selahiyetli, şirret, zorlu
pens i. cımbız, kıskaç, maşa
pepe i. kekeme, pepeme
pepelik i. kekemelik, pepemelik
pepeme i. kekeme, pepe, tutuk
pepemelik i. kekemelik, pelteklik, pepelik, rekâket, tutukluk
perakende i. dağınık, düzensiz, karışık, malların azar azar satılması, malların teker teker satılması, pejmürde, perişan karş. derli toplu, toptan
perçem i. belik, bölük, bukle, kâhkül, kırkma, örgü, pürçek, saç, topuz, yele, zülüf ? kıl
perçinlemek f. berkitmek, ezerek birleştirmek, güçlendirmek, kuvvetlendirmek, pekiştirmek, perçinle tutturmak, sağlamlaştırmak karş. güçsüzleştirmek
perdah i. cilalama, ışıldatma, parlaklık verme, parlatma
perdahlamak f. cilalamak, kazımak, küfretmek, parlatmak, sövmek, tıraş etmek, törpülemek, yalan söylemek karş. gerçeği söylemek
perdahlı s. parıl parıl, parlak
perde i. ahlak, bölüm, duvak, gergi, iffet, örtü, panjur, sahne
perdeleme i. alalama, kamuflaj
perdelemek f. alalamak, anlaşılmasını engellemek, gizlemek, gizli tutmak, kamuflaj yapmak, kamufle etmek, kapamak, kapatmak, maskelemek, örtbas etmek, örtmek, pusmak, saklamak, saklı tutmak
perdelenmek f. anlaşılmasına engel olunmak, gizlenmek, gizli tutulmak, kamufle edilmek, maskelenmek, örtbas edilmek, örtülmek, örtünmek, saklanmak, saklı tutumkak karş. açığa vurulmak
perdesiz s. ahlaksız, alçak, arlanmaz, arsız, hayâsız, iffetsiz, kepaze, küstah, pişkin, rezil, sıkılmaz, sıyrık, soysuz, terbiyesiz, utanmaz, yırtık, yüzsüz karş. kibar
perende i. takla, taklak
performans i. başarı, beceri, hüner, kapasite, takat, takat sınırı, yetenek
perhiz i. açlık, beslenme, diyet, imsak, kür, oruç, rejim karş. oburluk
peri i. ahu, alımlı, becerikli kadın, cin, ecinni, hayalet, huri, melaike, melek, öcü, ruh
period i. mevsim, raunt, sezon
periskop i. büyüteç
perişan s. biçare, çapaçul, çökkün, derbeder, dandini, dağınık, darmadağan, darmadağınık, düşkün, düzensiz, felaketzede, harap, hırpani, hırtlamba, jülide, karışık, karmakarışık, kılıksız, kıyafetsiz, mağdur, mazlum, miskin, pasaklı, perakende, sünepe, tarumar, tertipsiz, zavallı, zebun, zibidi dey. aç bilaç, ademoğlu, adem baba gibi, alan talan, bağrı yanık, baş açık yalın ayak, feleğin sillesini yemiş, hoşaf gibi, ıslak karga/sıçan, kırılıp dökülmüş, saç sakal birbirine karışmak/saç sakala karışmak, yalın ayak başı kabak karş. düzenli, müreffeh, şık, tertipli
perişan etmek f. mahvetmek
perişanlık i. bozgun, çözümle, dehşet, fobi, hezimet, korku, panik, sefalet, sefillik, yılgı
periyod i. devir, devre, dönem, faz, mehil, miad, mühlet, süre, süreç, vade
periyodik i. süreli, tekrarlanan
periyot i. devre, süre
permi i. belge, dokunulmazlık, icazet, imtiyaz, izin, mezuniyet, ruhsat
personel i. çalışanlar, eleman, görevliler, hizmetli, kadro, memur, mürettebat, müstahdem, tayfa, ücretli karş. işverenler ? emekçi
pertavsız s. büyüteç, dürbün, lup, mercek, mikroskop, teleskop
perva i. çekingenlik, çekinme, dehşet, fobi, kaçınma, korkma, korku, sakınganlık, sakınma, yılgı, yılgınlık, yılma karş. pervasızlık
pervasız s. biperva, cesaretli, cesur, cüretkar, cüretli, çekinmez, delifişek, fütursuz, ihtiyatsız, korkusuz, sakınmaz, sakıntısız, serbaz, yılmaz, yiğit, yürekli dey. gözü kara/pek, gözünü budaktan sakınmaz, pek gözlü, yürekle söylemek karş. çekingen
pervasızca z. açıkça
pervasızlık i. ataklık, cesaret, cüret, çekinmelik, dayanıklılık, efelik, fedailik, gözüpeklik, kahramanlık, mertlik, metanet, moral, yılmazlık, yürek, yüreklilik
pervaz i. kenar, kıyı, yan
pes etme i. mağlubiyet
pes etmek f. dağılmak, vazgeçmek, yenilmek dey. aman dilemek, amana gelmek, boyun eğmek, diz çökmek, dize gelmek, imana gelmek, mağlubiyete uğramak, mağlup olmak, pes demek, sırtı yere gelmek, tuşa gelmek, tuş olmak, yenilgiyi kabul etmek karş. yenmek
pes ettirmek mahvetmek, yenmek
pesimist i. karamsar, umutsuz
pesimizm i. karamsarlık
pespaye s. adi, alçak, aşağılık, bayağı, cibilliyetsiz, hayâsız, haysiyetsiz, iffetsiz, kepaze, namert, namussuz, onursuz, rezil, rüsvay, savruk, seciyesiz, sefih, sefil, soysuz, şerefsiz, tıynetsiz, yezit, yılan karş. soylu
pespayeleşmek f. alçalmak
pespembe i. pembe
pest i. aşağı
pestenkerani s. değersiz, fos, önemsiz, paçavra, saçma, şaçma sapan, safsata, tapon, turfa, uydurma karş. önemli
peş i. arka, art, geri, kıç, mabad, öte yüz, sırt karş. ön
peş peşe z. ardından
peşin i. başlangıçta, evvel, evvela, ilkin, ilk ağızda, ilk başta, ilk evvel, ilk önce, önce, önceden, önden, peşinat dey. daha önce, ilk ağızda/başta/evvel/önce/peşin, malın tesliminden önce yapılan ödeme, para peşin kırmızı meşin, peşin cevap/hüküm/para/pazarlık/yargı karş. sonradan, veresiye
peşin olarak z. peşinen
peşin peşin z. peşinen
peşinat i. avans, peşin, pey
peşinden z. ardınca, müteakiben, sonra, sonradan
peşinen z. baştan, ilk baştan, önceden, önden, peşin karş. arkadan
peşkeş i. ağırlık, andaç, anmalık, armağan, askı, bağış, başlık, dürü, hatıra, hatıralık, hediye, ödül, rüşvet, sungu, takdime, takı, yadigar
peşkir i. havlu, mendil, peçete, silecek
peşpeşe z. devamlı
peşrev i. başlangıç, giriş, girişlik
peştemal i. başörtüsü, bornoz, havlu, mendil, önlük, silecek, silgi ? mendil
pey i. kaparo, pey akçesi, peşinat, teminat
pey akçesi avans, pey
peyda i. açık, aşikar, apaçık, belli, vazıh
peyda etmek f. keşfetmek, tutmak
peyda olmak f. doğmak
peydahlamak f. düşürmek, edinmek, kazanmak, peyda etmek, sağlamak, tedarik etmek, temin etmek
peydahlanmak f. belirmek, belli olmak, çıkmak, meydana çıkmak, meydana gelmek, oluşmak, ortaya çıkmak, zuhur etmek karş. yitirilmek
peyderpey z. azar azar, bölüm bölüm, taksit taksit, yavaş yavaş karş. toptan
peygamber i. elçi, nebi, resul, yalvaç
peyk i. bağımlı, uydu
peylemek f. ayırtmak, ısmarlamak, önceden ayırtmak, sipariş vermek
pıhtılaşmış s. ağdalı, kalınlaşmış, katılaşmış, kesif, koyu, kıvamlı, konsantre, sık, tortulu, yoğun karş. cıvık
pınar i. akarsu, artezyen, ayazma, çeşme, çırçır, göz, göze, ılıca, ırmak, içme, kaplıca, kaynaç, kaynak, kaynarca, kısıklı, kuyu, memba
pırıl pırıl s. berrak, eksiksiz, gösterişli, haşmetli, ışıklı, ışıltılı, ihtişamlı, kusursuz, muhteşem, mükemmel, özentili, parıltılı, parlak, süslü, tam, yaldızlı, yalız, yeni, yepyeni dey. çıldır çıldır, çil çil, çok ışıklı, çok parlak, çok temiz, çok yeni, gıcır gıcır, ışıl ışıl, par par, parıl parıl, pırıl pırıl, şıldır şıldır, şıkır şıkır, yalap yalap karş. eski püskü, kusurlu, mat, sade
pırıldama i. çakma
pırıldamak f. parıldamak
pırıltı i. ışık, nur, şavk, şimşek, ziya
pırıltılı s. nurlu, par par, parıl parıl, parlak, rahşan, revnak, şaşaalı, yaldırak, ziyadar
pırlanta gibi s. cevherli, değerli, değimli, fevkalade, geçilmez, kıymetli, mahir, makbul, meziyetli, seçkin, seviyeli karş. adi
pısırık s. beceriksiz, çekingen, hımbıl, korkak, külkedisi, mahçup, mıymıntı, mızmız, miskin, pısmış, sakıngan, sıkılgan, silik, singin, sünepe, tutuk, usanmış, utangaç, uyuntu, uyuşuk, uyuz, ürkek, üşengeç dey. eline vur ekmeğini/ağzından al, kafasına/başına vur ekmeğini elinden al karş. girişken
pısırıklık i. uyuzluk
pısmak f. çekinmek, pusmak, zinmek karş. azmak
pısmış s. pısırık
pide i. börek, çörek, ekmek, hamur işi, pizza
pideci i. aşevi, lokanta, restoran
pigment i. boya, renk
pik i. boru
pikap i. kamyon
pike yapmak dalmak
piknik i. gezi
pili i. kıvrım, kıvrımlı, pilili
pilot i. sürücü, tayyareci, uçakçı, uçucu
pineklemek f. çalışmamak, gevşemek, haylazlaşmak, miskinleşmek, sallanmak, sünepeleşmek, uyuklamak, üşenmek dey. boş oturmak, ense yapmak, haylazlık etmek, içi geçmek, işi boşlamak, kalburla su taşımak, miskin miskin oturmak, sinek avlamak, sünepelik etmek, tembellik etmek, yan gelmek/gelip yatmak, uyuşuk uyuşuk oturmak karş. koşuşturmak
pinpirik s. geçkin, ihtiyar, kocamış, yaşlı
pinpon s. ihtiyar
pinti i. cimri, elisıkı, hasis, hesabi, idareli, kibritçi, nekes, paragöz, tutumlu, varyemez dey. eliyle koynunun arası kırk yıllık yol, günahını koklatmaz, günahını vermez, kirli çıkı, mal canlısı, para canlısı, para göz, para gözlü, pinti Hamit
pintilik i. sıkılık
pipet i. boru, kamış
pipo i. ağızlık
pir i. adamakıllı, alabildiğine, deneyimli, enikonu, esaslı, geçkin, güzelce, hakkıyla, ihtiyar, iyice, iyiden iyiye, kıyasıya, koca, kocamış, kıdemli, öyle, öylesine, sunturlu, tecrübeli, usta, uzman, yaman, yaşlı karş. çolpa, üstünkörü
piramit i. ehram, gömütlük, kabir, lahit, makber, mezar, sin
pirelenme i. huylanma, kuruntu, kuşku, şüphe
pirelendirmek f. huylandırmak, işkillendirmek, kurtlandırmak, kuşkulandırmak, şüphelendirmek, vesveselendirmek
pirelenmek f. kuruntu etmek, kuşkulanmak, şüphelenmek, vehmetmek
pireli s. evhamlı, huylu, işkilli, kuruntucu, kuruntulu, meraklı, şüpheci, şüpheli, vesveseli karş. huzurlu
pirlik i. büyüklük
pis s. âdi, alçak, alımsız, beğenilmeyen, berbat, bulaşık, cenabet, cünup, çamurlu, çirkef, çirkin, iğrenç, iğrendirici, itici, kığlı, kirli, kirloz, kötü, lekeli, mezbele, mikroplu, murdar, pasaklı, paspal, rabıtasız, sevimsiz, tiksinç, tiksindirici, tozlu, yağlı, zararlı dey. elinden kabuklu koz yenmez, ensesinde bir araba yonca var, eteği düşük, kir pas içinde, leş gibi karş. güzel, hoş, temiz
pisboğaz s. boğazlı, doymaz, iştahlı, obur, yiyici dey. boğazına düşkün, doymak bilmez, kursağına düşkün, midesine düşkün karş. kanık
piskopos i. papaz, patrik
pislemek f. çamurlamak, dışarı çıkmak
pislenmek f. batmak, bulaşmak, sıvışmak, sürünmek
pisletmek f. batırmak, bozmak, bulaştırmak, kirletmek, mikroplandırmak
pislik i. bok, dışkı, fışkı, gübre, kaka, kemre, kir, kötülük, necaset, şaibe, tezek, zararlı davranış karş. iyilik ? çöp, dışarı çıkmak, iğrenç
pist i. alan, meydan, saha, sahne, yarışlık
piston i. kayırıcı
pişik i. iz, kaşıntı
pişirmek f. bellenmek, bunaltmak, haşlamak, hazmetmek, hıfzetmek, ısıtmak, olgunlaştırmak, öğrenmek, sindirmek, terletmek, yakmak karş. öğrenememek
pişkin s. alınlı, arlanmaz, arsız, çekinmez, densiz, gevrek, hayâsız, kaltaban, kıdemli, kurt, küstah, perdesiz, sıkılmaz, sıyrık, tecrübeli, terbiyesiz, utanmaz, yırtık, yüzsüz dey. aç gözlü, ar damarı çatlamış, çekinmesi yok, çifte kavrulmuş, feleğin çemberinden geçmiş, perdesi sıyrık/yırtık, pişmiş kelle gibi sırıtan, yüzü pek karş. izzetinefis sahibi
pişman s. hayıflanan, nadim, teessüf eden, üzgün, üzülmek, yazıklanan, yerinen dey. başını taşa vuran, bin pişman, burnundan fitil fitil gelmiş, dizini/dizlerini döven, teessüf duyan/eden, vicdanı sızlayan, yaptıklarından üzüntü duyan karş. mutlu
pişman etmek f. acılandırmak, kahretmek, sarsmak, üzmek, yazıklandırmak, yerinmesine neden olmak dey. bağrını yakmak, burnundan fitil fitil getirmek, canına işlemek, içini dağlamak/yakmak, müteessir etmek, nadim etmek, vicdan azabı çektirmek, vicdanını sızlatmak karş. mutlu etmek
pişman olmak f. düzelmek, esef etmek, eseflenmek, hayıflanmak, yazıklanmak, yerinmek dey. ağzı yanmak, başını döğmek, başını (taştan) taşa vurmak, böğrünü dövmek, burnundan fitil fitil gelmek, canına işlemek, dizini/dizlerini dövmek, dizine vurmak, dünyaya geldiğine pişman olmak, esef etmek, içini dağlamak, içini yakmak, istiğfar etmek, kafasını taştan taşa çarpmak, kafasını duvara/duvardan duvara vurmak, müteessir etmek, nadim etmek, nedamet duymak/getirmek, pişmanlık duymak, sözünü geri almak, vicdan azabı çekmek, teessüf etmek karş. mutlu olmak ? acımak, gözü açılmak, özür dilemek, uslanmak, üzülmek
pişmanlık i. dert, hayıf, hicran, hoşnutsuzluk, hüsran, nedamet, üzüntü
pişmanlık duymak yerinmek
pişmek f. ısınmak
pişmemiş s. çiğ
pişt! ü. avcunu yala!
piştov i. revolver
piyale i. bardak, kadeh
piyango i. bahis, fırsat, imkan, kısmet, lotarya, lotto, olanak, spor toto, şans, talih, tombala karş. şanssızlık ? yarışma
piyasa i. fiyat, pazar, pazar yeri
piyasa çarşı, dolaşma, gezi, pazar, tur, yürüyüş
piyes i. ağlatı, dram, gösteri, güldürü, komedi, melodram, müsamere, müzikal, opera, operet, orta oyunu, oyun, skeç, şov, temaşa, temsil, tiyatro, trajedi, tuluat, vodvil
piyes yazarı muharrir
piyon i. piyade
pizza i. börek, pide
pizzacı i. restoran
plaj i. deniz kıyısı, kumla, kumluk kumsal, sahil, yalı
plak i. plaka, tabaka, varak, yaprak
plaka i. levha, numara levhası, plak, tabela
plan i. amaç, çizim, düşünce, düzenek, eskiz, gaye, iddia, izlence, kroki, kuram, maket, maksat, model, müsvedde, nazariyat, niyet, ön tasar, program, proje, şema, tasar, tasarı, tasarım, tasavvur, taslak
planet i. gezegen
planlama i. düzenleme
planlamadan z. fevri
planlamak f. ayarlamak, derlemek, düşünmek, düzenlemek, fikretmek, hesaplamak, kurmak, mütalaa etmek, nizamlamak, örgenlemek, örgütlemek, programlamak, sistemleştirmek, tanzim etmek, tasarlamak, teşkilatlandırmak dey. düzene koymak/sokmak, organize etmek, programa bağlamak, yoluna koymak, yoluna sokmak karş. plansız davranmak
planlanmış s. programlı
planlayarak z. kasıtla
planlı s. hesaplı, ölçülü, programlı, sistemli, tasarlanarak yapılan, tasarlanmış karş. plansız
plansız s. başıboş, bitimsiz, düzensiz, düşünülmemiş, düzenlenmemiş, gelişigüzel, hesapsız, ölçüsüz, önceden düşünülmemiş, programsız, sistemsiz, tasarlanmamış, teşkilatlandırılmamış karş. planlı
platform i. alt, katafalk, kürsü, minber, podyum, sahne, seki, stüdyo, tribün, yüksekçe yer
plato i. alan, imalathane, işlik, işyeri, meydan, ova, sahne, set, yayla
platonik i. duygusal, manevi, romantik, ruhani, ruhi, ruhsal, sanal, soyut, tinsel karş. kösnül
podyum i. katafalk, kürsü, minber, platform, sahne, seki, tribün
poğaça i. börek, çörek, tuzlu çörek
pohpohcu s. yağcı, alkışçı, dalkavuk, şakşakçı
pohpohlamak f. iltifat etmek, koltuklamak, okkalamak, pehpehlemek, taltif etmek
poker i. kağıt oyunu, kumar, münakaşa etmek, pot, temiz
polemiğe girmek çakışmak
polemik i. atışma, dırlaşma, dilleşme, münakaşa, münazara, sert tartışma, tartışma
polemik kavga, konuşma, tartışma
poliçe i. belge, sigorta senedi
poliklinik i. bakımevi, dispanser, hastane, klinik, sağlık evi, sağlık merkezi, sağlık yurdu, sayrılar evi, şifa yurdu
polis i. bekçi, bostancı, böcekbaşı, dedektif, devriye, gardiyan, hafiye, inzibat, jandarma, kolluk, kollukçu, komiser, kullukçu, müfettiş, salma, şerif, zabıta, zaptiye ? karakol, koruyucu
polis karargahı i. karakol
polis müdürlüğü i. merkez
polisiye i. inzibati
politeizm i. şirk
politik i. siyasal, siyasi
politika i. davranış, diplomasi, eda, erkan, gidiş, hareket, hattı hareket, karşılayış, metot, minval, muamele, siyasa, siyaset, suret, şekil, tarz, teknik, tutum, usul, üslup, vaziyet, yaklaşım, yol, yol yordam, yöntem
politikacı i. dalavereci, demagog, düzenbaz, düzenci, entrikacı, halk avcısı, numaracı, oyuncu, sahneci, siyasetçi, siyasi, tertipçi, tuzakçı
pomat i. ilaç, krem, merhem
popüler s. aranan, beğenilen, sevilen, tanınan, tutulan, yaygın karş. elit
pornografik s. açık, dekolte, edepsiz, müstehcen, porno, utanmazca karş. edepli
porselen i. biblo, seramik
porsuk s. gevşek, gevşemiş, gevşeyip sarkmış, laçka, porsumuş, pörsük, pörsümüş, yıpranmış karş. diri
porsumak f. erimek, esnemek, gevşemek, gevşeyip sarkmak, mayışmak, pörsümek, salkımak, sönmek, sünmek, yumuşamak karş. gerginleşmek
porsumuş s. laçka, porsuk, pörsük
portatif s. seyyar, taşınabilir
porte i. büyüklük, çapı, etki alanı, para tutarı, yük
portföy i. çanta, kese, valiz
portör i. taşıyıcı
portre i. betim, betimleme, resim, tasvir
posa i. artık, çökelti, çöp, dışık, döküntü, küspe, telve, tortu
post i. deri, iktidar, koltuk, kürk, makam, mevki, pösteki, yaygı
posta i. defa, ekip, gönderi, grup, havale, kere, kez, kol, koli, küme, mektup, parti, sefer, takım, tim, tren, vardiya
postacı i. haberci, kurye
postal i. ayakkabı, bot, çekme, çizme, pabuç, potin, ruzvelt
postalamak f. göndermek, havale etmek, ihraç etmek, iletmek, irsal etmek, nakletmek, salmak, sevketmek, ulaştırmak, yetiştirmek, yollamak
postalanmak f. yollanmak
poster i. afiş, ilan
poşet i. ambalaj
pot i. aksaklık, bolluk, bozukluk, buruşuk, büzgü, büzülme, cürüm, fitne, gaf, hata, kabahat, kıvrım, kötülük, kusur, noksanlık, özür, şiş, şişkinlik, vebal, yanlışlık, yazık
pota i. kazan, maden eritme kabı
potpuri i. birleşim, harman, karışık, karışım
potin i. fotin, pabuç
potlama i. şişkinlik
potluk i. şiş, şişkinlik
potur i. pantolon
poyraz i. esinti, rüzgar
poz i. azamet, biçim, böbürlenme, burun, çalım, duruş, gösteriş, gurur, jest, kibir, kurum, tafra, tavır, ulvan, yapmacık, yordam
pozisyon i. ahval, durum, gidiş, gidişat, hâl, keyfiyet, kondisyon, konum, konuş, ortam, statüko, tavır, vaziyet
pozitif i. artı, müspet, olumlu, zait
pöf! i. ah!, aman!, amanın!, ay!, elaman!, ıh!, imdat!, of!, oh!, öf!, vay!, vık!
pöfürdetmek f. fosurdamak
pöhpöhçü i. yalaka
pörsük s. esnemiş, gevşek, gevşemiş, porsuk, porsumuş, pörsümüş, sarkmış, yıpranmış
pörsümek f. buruşmak, cıvımak, çözülmek, çürümek, erimek, esnemek, gevşemek, mayışmak, pelteleşmek, porsumak, salkımak, sarkmak, solmak, sönmek, sünmek, yumuşamak
pörsümüş s. gevşek, laçka, ölgün, soluk, yumuşak
pösteki i. deri, post
pranga i. kelepçe, zincir
pratik i. amel, çalışma, edim, eylem, faaliyet, fiil, fiiliyat, gerçekleştirme, hareket, harekat, icra, icraat, infaz, iş, işlem, staj, tatbik, tatbikat, teknik, uygulayım, uygulama, yapma, yerine getirme, yöntem, yürütüm; ameli, elverişli, idareli, kabiliyetli, kolay, kullanışlı, külfetsiz, meşakkatsiz, uygulamalı, zahmetsiz
pratisyen i. doktor, hekim
prelüd i. başlangıç, giriş, girişlik
prens i. arşidük, efendi, grandük, hükümdar, kral, şehzade, veliaht
prenses i. şehzade, veliaht
prensip i. düstur, düşünce, düzgü, esas, görüş, ilke, inanç, kaide, kural, nizam, norm, öğreti, usul, yaklaşım, yasa, yol, yol yordam, yöntem
prensipsiz s. dipsiz
pres i. basınç, baskı, cendere, işkence, mengene, sıkıştırma, tazyik
prestij i. hürmet, itibar, izzet, kredi, onur, onurlandırma, öncelik, saygıdeğerlik, saygınlık, sayma, şeref, ululama, yüceltme karş. itibarsızlık
prevantoryum i. hastane, klinik, sağlıkevi, sanatoryum, sayrılar evi
prim i. bahşiş, ikramiye, mükafat, ödül, parsa, rüşvet, tazminat, teşvik
primitif s. ilkel, medeniyetsiz
problem i. açmaz, anlaşmazlık, arapsaçı, buhran, bunalım, çapraşıklık, çıkmaz, darlık, dava, dilema, fasit daire, iş, ikilem, kaziye, kısır döngü, kördüğüm, kriz, külfet, labirent, mesele, meşakkat, muamma, müşkülat, sıkıntı, sorun, yük, zahmet, zorluk karş. çözüm
problemli s. acılı, cefakar, çileli, firaklı, kaygılı, kederli, keyifsiz, mahzun, matemli, meraklı, mustarip, mutsuz, neşesiz, tasalı, üzgün
prodüksiyon i. yapım
prodüktör i. türetici, üretici, yapımcı
profesör i. antrenör, hoca, muallim, öğretmen
profesyonel s. ehil, ehliyetli, eksper, erbap, kalifiye, liyakatli, usta, uzman, üstat
profesyonellik i. uzmanlık
program i. düzenek, gündem, izlence, plan, proje, şema, tasar, tasarı, tasarım, temaşa, yapım,
programlama i. düzenleme
programlamak f. düşünmek, düzenlemek, mütalaa etmek, planlamak, tanzim etmek, tasarlamak
programlı s. planlanmış, planlı, sistemli, tasarlanmış
programsız s. başıboş, düzensiz, hesapsız, plansız, sistemsiz
proje i. düzenek, eskiz, izlence, kroki, maket, model, ön tasar, plan, program, şema, tasar, tasarı, tasarım, tasavvur, taslak
projeksiyon i. gösterim, irtisam, izdüşüm
projektör i. aydınlık, far, fener, ışık, lamba
proleter i. emekçi, ırgat, işçi, memur
promenat i. dolaşma, gezi, tur, yürüyüş
promosyon i. ilan
propaganda i. benimsetme, ilan, reklam, tanıtma, yaygınlaştırma, yayma
propagandacı i. tanıtıcı
propagandist i. tanıtıcı
prosedür i. işlem, üslup, yaklaşım, yol, yol yordam, yöntem
proses i. süreç
prospektüs i. broşür, ilan, reklam, risale, tarife
protesto i. gereksiz bulma, itiraz, olmazlanma, onamama, onaylamama, reddetme, tanımama, tepme, yanaşmama; bildiri, muhtıra, tekzip, ültimatom, yürüyüş dey. açlık grevi, geri çevirme, haksız bulma, kabul etmeme, kafa tutma, karşı çıkma/gelme, muhalefet etme, razı olmama, rıza göstermeme, tasvip etmeme, veto etme, yersiz bulma
protesto etmek f. bozmak, kaldırmak, onamamak, onaylamamak, reddetmek, tanımamak, tepmek, yadsımak, yalanlamak, yanaşmamak, yokumsamak dey. geri çevirmek, haksız bulmak, hükümsüz kılmak, iptal etmek, inkar etmek, itiraz etmek, kabul etmemek, kafa tutmak, karşı çıkmak, muhalefet etmek, ortadan kaldırmak, razı gelmemek/olmamak, rıza göstermemek, tekzip etmek, veto etmek, yersiz bulmak karş. kabul etmek
protez i. takma
protokol i. adap, anlaşma, edep, etiket, görgü, incelik, kurallar, saygı, sözleşme, şartname, terbiye, teşrifat, töre, tutanak, zarafet dey. adap erkan, anlaşma tutanağı, yol erkan
prototip i. kalıp, kopya, misal, model, numune, örnek, patron, standart, tip,
prova i. alıştırma, antrenman, çalışma, deneme, deney, egzersiz, hazırlık, istihzar, karalama, manevra, seferberlik, talim, tatbikat, tecrübe, uygulama dey. prova yapmak, tecrübe etmek/yapmak, test etmek/yapmak
prova etmek f. denemek, prova yapmak, sınamak, tecrübe etmek, test etmek/yapmak, yoklamak
psikopat s. çatlak, çılgın, deli, dengesiz, divane, kaçık, kontak, manyak, mecnun, muvazenesiz, ruh hastası, sapık, sapkın, tımarhanelik, tozutmuş, üşütük, zırdeli, zıvanasız dey. akıl hastası, aklını bozmuş/kaçırmış, kafadan çatlak/sakat/kontak, kafayı üşütmüş, tımarhane kaçkını, zincirden boşanmışkarş. akıllı, akıllı uslu
psişik s. ruhani, ruhi, ruhsal
puan i. benek, nokta, not, para, pul, sayı
puanlı s. benekli, noktalı, paralı
pub i. gazino, taverna
pudralanmak f. makyaj yapmak
pudriyer i. kutu
puf i. iskemle, sandalye, tabure
pul i. benek, örtenek, puan
pullamak f. bezemek, donatmak, süslemek
pulsuz s. yoksul
puro i. sigara
pus i. buğu, duman, is, sis, tütsü
pusat i. alet, araç, silah, takım, takım taklavat, techizat, zırh
puslanmak f. buğulanmak, dumanlanmak
puslanmış s. pusarık, puslu
puslu s. donuk, dumanlı, pusarık, puslanmış, sisli
pusmak f. büzülmek, gizlenmek, iltica etmek, kapanmak, maskelenmek, örtünmek, perdelemek, saklanmak, sığınmak, sinmek, siperlenmek, yılmak dey. kuyruğunu kırmak/kısmak, pusuya yatmak, siper almak karş. açığa çıkmak
pusmuş s. korkmuş, suspus, yılgın
pusu i. dam, kapan, olta, tuzak, yem
pusula i. kitap, mektup, name, not, tezkere
pusuya düşürmek f. avlamak
pusuya yatmak f. gizlenmek
put i. çarmıh, fetiş, haç, ilah, tapıncak
pürçek i. kırkma, perçem, pürçük, zülüf
pürtük i. çıkıntı, kabarcık, pürüz, pütür, şiş, yumru
pürüz i. aksaklık, arıza, barikat, buruşukluk, çıkıntı, dezavantaj, engel, gedik, güçlük, handikap, ket, kusur, köstek, mahzur, mani, mania, noksanlık, pürtük, pütür, sakınca, şiş, zorluk
pürüzlü s. buruşuk, engebeli, püsür
pürüzsüz s. berrak, dümdüz, düz, düpedüz, düzgün, gergin, kırışıksız, kusursuz, mükemmel, sapasağlam
püsküllü s. saçaklı
püskürme i. patlama
püskürmek f. patlamak dey. bozguna uğratmak, darmadağın etmek, hezimete uğratmak, perişan etmek, su çarpmak, tarumar etmek
püskürtme i. boşaltma
püskürtmek f. fışkırtmak, çıkartmak, savurmak, sıkmak, üflemek
püsür i. arapsaçı, ayrıntı, dolaşık, kalpazan, karışık, kusurlu, pürüz, pürüzlü, pütür, sorun, tembel
pütür i. çıkıntı, küçük kabarcık, pürüz, pürtük





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Halil , 07.10.2015, 06:54 (UTC):
Pute nin Türkçe karşılığını bulamadim



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 4 ziyaretçi (59 klik) kişi burdaydı!