Sozluk Sitesi
  N
 

naaş i. cenaze, ceset, fosil, gövde, iskelet, kadavra, kalıntı, kalıp, kemikler, leş, mevta, mumya, ölü, şehit karş. canlı
naat i. kaside, methiye, övgü, ivme karş. taşlama, yergi
nacak i. balta, barda, satır, teber
naçar s. cebri, çaresiz, gerek, gerekli, kaçınılmaz, lazım, mecburi, mukadder, şart, vacip, vazgeçilmez, zaruri, zorunlu karş. ihtiyari
naçarlık i. çaresizlik
naçiz s. değersiz, fos, hakir, hor, ıskarta, kıymetsiz, kof, kötü, külüstür, önemsiz, pek ufak, seviyesiz, tapon, turfa
naçizane i. küçük önemsiz karş. önemli
nadan s. çiğ, incitici, kaba, kırıcı, nezaketsiz, nobran
nadanlık i. cahillik
nadas etmek f. kazmak
nadide s. bulunmaz, ender, eşsiz, görülmedik, nadir, olağandışı, seviyeli, seyrek görülür, turfa karş. alelade
nadim s. eseflenen, hayıflanan, pişman karş. hoşnut
nadim olma i. nedamet
nadim olmak f. esef etmek, eseflenmek, hayıflanmak, yerinmek karş. iftihar etmek
nadir s. az, az bulunur, ender, eşsiz, görülmedik, görülmemiş, nadide, seviyeli, seyrek dey. az bulunur/bulunmaz Hint kumaşı, kuş sütü karş. sıradan
nadiren i. arada, bazen dey. arada bir/sırada, bazı bazı/defa/kera, çat pat, ender olarak, kırk yılda bir, kırk yılda bir gün, kırk yılın başı/yılda bir/başında, kimi zaman, seyrek olarak, tek tük karş. sık sık
nafaka i. bazan, geçimlik, geçim parası, gelir, irat, kâh
nafakasını vermek f. beslemek
nafi s. faydalı, kazançlı, yararlı karş. faydasız
nafile i. avara, beyhude, boş, boşa giden, boşuna, faydasız, fuzuli, geçersiz, hava, hayırsız, hükümsüz, işe yaramayan, işe yaramaz, kârsız, lüzumsuz, nedensiz, sonuçsuz, vahi, yararsız, zait karş. yararlı
nafiz s. atak, baskın, delip geçen, enerjik, etkili, kadir, keskin, kuvvetli, müessir, mümtaz, selahiyetli, zorlu
nağme i. ezgi, hava, melodi, musiki, müzik, nota, parça, şarkı, terane
nağme yapmak f. bilmezlenmek karş. içten davranmak
nahak s. gereksiz, haksız karş. yerinde
nahak yere i. boşuna, boş yere, gereksiz, haksız olarak, haksız yere karş. yerinde olarak
nahif s. cılız, çelimsiz, iskelet gibi, nanemolla, narin, süzgün, yağsız, zayıf, zayıf nahif karş. gürbüz
nahiye i. bölge, bucak, dolay, etraf, havali, il, mıntıka, muhit, yöre
nahoş s. aykırı, berbat, bozuk, çirkin, durmuş, fena, hoşa gitmeyen, hoş olmayan, kötü, zararlı karş. hoş
naif i. cılız, ilkel, ipince
nail s. başarmış, elde etmiş, ele geçirmiş, erişmiş, kavuşmuş, kazanmış, muradına ermiş, ulaşmış karş. mahrum
nail olmak f. erişmek, kavuşmak, kazanmak, ulaşmak karş. mahrum kalmak
naip i. vekil
naiplik i. vekalet, vekillik
naiv s. medeniyetsiz
nakarat i. söz
nakavt etmek yenmek
nakavt olmak yenilmek
nakden z. nakdi
nakdi z. nakden, paraca, parasal karş. ayni
nakış i. bezeme, dantel, fisto, işleme, türkü
nakışlı s. işlemeli, süslü
nakil i. aktarım, aktarma, anlatma, geçirme, göç, götürme, hikaye, iletme, kopyalama, nakletme, söyleme, taşıma, taşınma; çeviri, tercüme karş. telif
nakit i. akça, akçe, para
nakkaş i. bezekçi, işlemeci, süslemeci
nakledilmek f. aktarılmak, anlatılmak, çevrilmek, çevirisi yapılmak, geçirilmek, götürülmek, hikaye edilmek, iletilmek, intikal etmek, söylenmek, taşınmak, tercüme edilmek
nakledilmiş s. menkul
nakletme i. anlatı, anlatım, göç, nakil
nakletmek f. anlatmak, aşırmak, atmak, demek, göndermek, götürmek, havale etmek, hikaye etmek, irsal etmek, postalamak, sevketmek, söylemek, taşımak, ulaştırmak, uzatmak, yollamak
nakliyat i. taşımacılık, transport
nakliye aracı i. taşıt
nakliyecilik i. taşımacılık
nalın i. ayakkabı, takunya, tokyo
nam i. ad, isim, lakap, san, şan, şöhret, unvan, ün
nama i. adına, kendine, kendisine, şahsına karş. hamiline
namaz i. ayin, dua, ibadet
namazlık i. cicim, halı, yaygı
namazsız s. imansız
namdar i. maruf, meşhur, namlı, sanlı, şanlı, şöhretli, tanınmış, ünlü
name i. hava, mektup, pusula, yır
namert s. alçak, bozguncu, hain, iffetsiz, karaktersiz, kepaze, kişiliksiz, namussuz, ahlaksız, pespaye, rezil, seciyesiz, sefih, soysuz, tıynetsiz, yezit
namertlik i. kahpelik
namevcut s. gaip, yok
namına i. adına, kendisine, yerine
name i. betik, mektup, pusula, tezkere
namert s. alçak, korkak, mert olmayan, namussuz, ödlek, yüreksiz karş. mert
namertlik i. alçaklık, korkaklık, namussuzluk, ödleklik, yüreksizlik karş. mertlik
namlı s. maruf, meşhur, namdar, sanlı, şanlı, şöhretli, tanınmış, ünlü karş. tanınmamış
namsız s. tanınmamış
namus i. ahlaklılık, ar, dürüstlük, edep, erdem, fazilet, güvenilirlik, ırz, iffet, onur, sililik, şeref, töre karş. namussuzluk
namuslu s. adaletli, adil, ahlaklı, ak, doğru, doğrucu, dürüst, edepli, erdemli, faziletli, güvenilir, harbi, iffetli, mert, onat, onurlu, seciyeli, şerefli, uygun dey. beline sağlam, ehli ırz, er oğlu er, eteği temiz, gerektiği gibi, ırz/ırzına ehli, kadı kızından ak, süt ananın yoğurt oğlu, sütten çıkmış kaşık gibi, temiz süt emmiş, uçkuruna sağlam karş. namussuz
namussuz s. adi, ahlaksız, alçak, arsız, bozguncu, faziletsiz, hain, hayasız, haysiyetsiz, iffetsiz, kepaze, kötülükçü, namert, onursuz, pespaye, rezil, seciyesiz, sefih, soysuz, tıynetsiz, yezit dey. ırz düşmanı, ırzı kırık, kahpenin dölü, o ne kumaştır, sütü bozuk, tezkeresi bozuk karş. namuslu
namussuzluk i. kahpelik, namertlik
namübarek s. meymenetsiz, şeametli, şom, uğursuz
namüsait s. ahenksiz, altüst, düzensiz, insicamsız, sistemsiz, uygunsuz, uygunsuz
namütenahi s. kalıcı, köklü, nihayetsiz
namzet i. aday, sözlü, yavuklu
nanemolla s. çıtkırıldım, dayanıksız, gönülsüz, güçsüz, hanımevladı, isteksiz, isten kaçan, kabiliyetsiz, lapacı, marifetsiz, mızmız, nahif, narin, nazenin, nazlı, pasif, sağlıksız, tembel, üşengeç, yeteneksiz karş. atik, dinç
nanik! ü. avcunu yala!
nanik yapmak f. takılmak dey. alay etmek, birine takılmak, içinden gülmek, muziplik yapmak, şaka yapmak karş. saygı göstermek
nankör s. bozguncu, değerbilmez, hain, hakikatsiz, hayırsız, kadirbilmez, sadakatsiz, vefasız dey. ekmeği dizinde elifi yüzünde, iyilik bilmez, tuz ekmek haini, tuz ekmek hakkı bilmez karş. vefalı ? alçak
nankörlük i. değerbilmezlik, hakikatsizlik, hayırsızlık, kadirbilmezlik, sadakatsizlik, vefasızlık karş. vefalılık
nar i. ateş, kor, köz, yalım
nar çiçeği i., s. kırmızı, kızıl
nara i. avaz, bağırış, bağırma, bağırtı, böğürtü, çağırtı, çığırtı, çığlık, feryat, figan, haykırış, nida, sayha, seda, vaveyla, yaygara
nara atmak f. bağırmak, böğürmek, car atmak, carlamak, çığlık atmak, feryat etmek karş. kaba
nargile i. ağızlık
narh i. bedel, değer, fiyat, karşılık, kıymet, maliyet, rayiç, ücret
narin s. cılız, çıtkırıldım, görgülü, hafif, hassas, ince, ince yapılı, ipince, iskelet gibi, kibar, kostak, medeni, minyon, nahif, nanemolla, nazenin, nazik, nazlı, oya gibi, rakik, yepelek, zarif dey. çıt kırıldım, çıtı pıtı, el bebek gül bebek, ince yapılı, ipek gibi, peri gibi, uzunca boylu karş. kaba
narinlik i. zariflik
narkotik i. afyon
narkotik madde i. haşhaş, morfin
narkoz vermek f. bayıltmak
nâs i. cemaat, iddia, insanlık, kamu, kuram, millet, toplum
nasbetmek f. atamak, görevlendirmek, tayin etmek, vazifelendirmek
nasıl i. ne biçimde, ne gibi, ne türlü, ne yolla, nice
nasıl olsa z. nasılsa
nasılsa i. elbet, elbette, kuşkusuz, nasıl olsa
nasır i. yara
nasır oluşmak f. nasırlaşmak
nasırlaşmak f. duyarsızlaşmak, hissizleşmek, nasır oluşmak, sertleşmek karş. duyarlılaşmak
nasihat i. ders, konferans, konuşma, öğüt, tavsiye, telkin, tembih, uyarı, uyarma
nasihat etmek f. öğüt vermek
nasihat vermek f. aşılamak, uyarmak dey. akıl vermek, diskur geçmek, hanım evladı, ışık göstermek, ışık tutmak, ince yapılı, narin yapılı, nasihat geçmek, nasihatta bulunmak, öğüt vermek, salık vermek, telkinde bulunmak, telkin etmek, tembih etmek/geçmek, uyarıda bulunmak, yol göstermek
nasihatçı i. öğütçü
nasip i. alınyazısı, baht, felek, fırsat, Hak, hisse, kader, kısmet, mukadderat, sûr, şans, talih, uğur, yazgı
nasip etmek f. eriştirmek, kavuşturmak, ulaştırmak, yararlandırmak karş. engellemek
nasip olmak f. elvermek, erişmek, kavuşmak, ulaşmak karş. ulaşamamak
nasiplenmek f. sebeplenmek, yararlanmak karş. ulaşamamak
nasipli s. bahtiyar, bahtlı, kısmetli, şanslı, talihli karş. karayazılı, şanssız, talihsiz, uğursuz
naşi z. çünkü, için
naşir i. yayımcı
naşirlik i. yayımcılık
natamam s. bitmemiş, eksik, güdük, kem, noksan, tamamlanmamış, yarım, yarım yamalak karş. tamam
navlun i. gelir, irat
naz i. cilve, eda, işve, kırıtma, şımarıklık, şuhluk karş. ağırbaşlılık, haddini bilme
naz etmek f. nazlanmak, süzülmek
naz yapmak f. nazlanmak dey. bin dereden su getirmek, cilve satmak, diline kira istemek, doygunluk göstermek, eğilip bükülmek, elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak/koymamak/değdirmemek, hevessiz davranmak, hık mık etmek, iki kat olmak, ikiye katlanmak, isteksizlik göstermek, kendini ağır/ağıra/ağırdan satmak, kendini dirhem dirhem satmak, kendini naza çekmek, mırın kırın etmek, nağme yapmak, naz etmek/yapmak, öküzün altında buzağı aramak, süzüm süzüm süzülmek
nazar i. bakış, bakma, büyü, düşünce, görüş, göz, gözbağı, kurşun dökme, muska, sihir
nazar attırmak f. baktırmak
nazar etmek f. bakmak
nazaran i. göre, kıyasla, nispeten, oranla
nazari i. dogmatik, farazi, hipotetik, kuramsal, teorik karş. tatbiki
nazariyat i. dogma, faraziye, hipotez, iddia, kuram, kuramlar, nazariye, plan, tahmin, tasarım, tasavvur, varsayış, varsayma karş. uygulayım
nazariye i. dogma, faraziye, hipotez, kuram, nazariyat, tasarım, teori, varsayım, varsayış, varsayma karş. uygulama
nazarlık i. güvence
nazenin s. cilveli, çıtkırıldım, edalı, gönülsüz, hevessiz, isteksiz, iştahsız, işveli, muhallebici, nanemolla, narin, nazlı, şımarık, zarif karş. hevesli, iri yarı
nazetmek f. oyunbozanlık etmek
nazır i. bakan, kopyası, vekil, vezir
nazırlık i. vekillik
nazik s. belalı, beyefendi, centilmen, ciddi, çelebi, çelimsiz, dayanıksız, değerbilir, duyarlı, dürüst, edepli, edip, efendi, erdemli, görgülü, haluk, hanımefendi, hassas, hatırşinas, hayati, hisli, hürmetli, ince, kibar, kötü, kritik, medeni, mühim, nazlı, nezaketli, nezih, önemli, narin, rikkatli, riskli, rizikolu, saygılı, sosyal, tehlikeli, terbiyeli, uygar, vahim, zarif dey. adam evladı, dikkat isteyen, ihtimam gerektiren, ince yapılı, özen gerektiren, yordam bilir karş. dayanıklı, kaba, kunt, tehlikesiz
nazir s. andıran, aynı, benzer, eşdeğer, eşit, gibi, kadar, koşut, muvazi, özdeş, paralel, tıpkı
nazlanarak z. çaresiz, çarnaçar, emrivakiyle, gönülsüzce, hevessizce, isteksizce, istemeyerek, kazara, kerhen, mecburen, oldubittiyle, olupbittiyle, tabiatıyla, zoraki, zorla, zorlukla dey. gönlü olmadan, ister istemez, istemeye istemeye, nazlana nazlana, yarım ağızla karş. isteyerek
nazlanmak f. çekinmek, naz etmek, naz yapmak, süzülmek karş. heves etmek ? kaçınmak, savsaklamak
nazlı s. canlı, civelek, çıtkırıldım, edalı, fettan, fıkırdak, fındıkçı, fingirdek, gönülsüz, görgülü, hevessiz, hoppa, isteksiz, iştahsız, işvebaz, işveli, kırıtkan, koket, medeni, nanemolla, narin, nazenin, nazik, oynak, şımarık, şiveli, şuh, yosma dey. bin naz içinde büyümüş, canı tatlı, dandini bebek, el bebek gül bebek, hanım evladı, muhallebi çocuğu, Nazlı Hanım'ın büzme çarığı, yükünü yüceye yığar karş. ağırbaşlı, arzulu, gönüllü, hevesli, istekli, iştahlı, kunt ? cilveli, kanık, uslu, uyuşuk, zarif, zoraki, züppe
ne çare ki z. ancak, eyvah! dey. elden ne gelir ki!, eyvahlar olsun!, neylersin ki!, ne yazık ki!, yazık ki!
necip s. aristokrat, asil, asilzade, doğuşlu, kerim, kişizade, soylu, şecereli karş. avam
nedamet i. acı, eseflenme, hayıflanma, kahır, keder, matem, nadim olma, pişmanlık, üzüntü, vicdan azabı, yerinme karş. övünç
nedamet duymak f. yerinmek
nedamet getirmek f. yerinmek
neden i. bahane, beis, etken, faktör, gerekçe, güdü, hikmet, kulp, mazeret, mucip, münasebet, müsebbip, niçin, niye, özür, saika, sebep, vesile dey. ne demeye/diye/için/sebeple/sebepten/zoruna
nedeniyle z. çünkü, dolayı, dolayısıyla, haysiyetiyle, için, münasebetiyle, ötürü, sayesinde, sebebiyle, yüzünden, zira
nedensiz s. abes, anlamsız, beyhude, boşuna, boş yere, gereksiz, gönlünce, hasbi, keyfi, nafile, özürsüz, sebepsiz, vahi, yararsız karş. gerekli
nedim i. arkadaş, dalkavuk, duygudaş, gönüldeş, kafadar, mahrem, meslektaş, omuzdaş, yoldaş
nedret i. azlık, kıtlık, seyreklik, yokluk karş. bolluk
nefaset i. albeni, alımlılık, cazibe, çekicilik, güzellik, incelik, kibarlık, letafet, lezzet, tat, zarafet, zariflik, zevk karş. hantallık
nefer i. akıncı, asker, cengaöer, çeri, er, erat, kimse, kişi, kurşun dökme, Mehmetçik, savaşçı karş. subay
nefes i. büyü, sihir, soluk, soluk alma, tılsım
nefes almak f. dinlenmek, rahatlamak, serbestlemek, soluklanmak, yaşamak dey. ara vermek, başını dinlemek, dinlenceye gitmek, fasıla vermek, izin almak, izinli/izine çıkmak, mola vermek, nefes aldırmamak, soluk almak, tatile çıkmak/gitmek, tatil yapmak, terini soğutmak, teneffüs yapmak, yan gelip yatmak, yorgunluk almak/çıkarmak/gidermek karş. yorulmak
nefis1 s. ahu, çarpıcı, dilber, harika, latif, oflaz, pek hoş, şahane, şaheser, yahşi, zarif dey. bir içim su, göz kamaştırıcı, güzeller güzeli, huri gibi karş. itici
nefis2 i. arzu, benlik, bünye, cibilliyet, dilek, enfes, gaye, gökçe, gönül, güzel, fıtrat, Hak, haslet, hilkat, hoş, hulk, huri gibi, huy, huy hulk, huy hus, ilik gibi, istek, istem, iştah, iştah açıcı, kişilik, karakter, latif, leziz, lezzetli, maya, meşrep, mizaç, nitelik, öz, özellik, seciye, şahsiyet, şime, tabiat, talep, tıynet, yaradılış
nefret i. adavet, düşmanlık, garaz, gazap, hınç, hırs, hışım, hiddet, husumet, içerleme, iğrenme, kızgınlık, kızma, kin, köpürme, öfke, tiksinme karş. gönül borcu
nefsaniyet i. adavet, düşmanlık, garaz, gazap, hınç, hırs, hışım, hiddet, husumet, içerleme, kızgınlık, kızma, kin, köpürme, öfke karş. gönül borcu
nefsine hakim s. ağırbaşlı
negatif i. eksi, menfi, olumsuz karş. pozitif
nehir i. akarsu, ark, çay, dere, ırmak, kanal, sel
nehyedilmiş s. tabu, yasaklanmış
nekes s. alçak, cimri, hasis, hesabi, hesapçı, idareli, kısmık, paragöz, pinti, tutumlu, varyemez karş. cömert
nekeslik i. sıkılık
nem i. buğu, buhar, bulut, ıslaklık, rutubet, yaşlık karş. kuruluk
nema i. artış, artma, büyüme, çoğalma, faiz, gelir, gelişme, hasılat, irat, kazanç, rant, üreme, varidat karş. azalma
nemalanmak f. artmak, bollaşmak, çoğalmak, yoğunlaşmak karş. azalmak
nemelazımcı s. adamsendeci, alakasız, aldırışsız, aldırmaz, bihaber, çekkin, dalgacı, dalgın, duygusuz, gamsız, geniş, hakikatsiz, havai, hevessiz, hissiz, ilgisiz, kaşarlanmış, kaygısız, kayıtsız, kaytarıcı, lakayıt, meraksız, mesuliyetsiz, münzevi, rahat, sorumsuz, tasasız, umursamaz, vefasız, vurdumduymaz, yabancı, yeleme karş. duygulu
nemelazımcılık i. aldırmazlık, sorumsuzluk
nemlendirme i. sulama
nemlendirmek f. ıslatmak
nemlenmek f. sulanmak
nemli s. ıslak, izbe, rutubetli, yamyaş, yaş karş. kupkuru
nemrut s. abus, acımasız, acımaz, amansız, biaman, canavar, cebbar, cezzar, çatılmış, delibalta, dinsiz, düşkünezer, gaddar, gavur, hain, haşin, hınzır, hiddetli, hunhar, imansız, insafsız, insaniyetsiz, kalpsiz, kırıcı, kıyıcı, kızgın, merhametsiz, mürüvvetsiz, müsamahasız, öfkeli, sinirli, somurtkan, şefkatsiz, tiran, vicdansız, zalim, zorba dey. asık çehreli/yüzlü, çatık kaşlı, çehresi çatık, kanı soğuk, yüzü gülmez karş. güleç, insaflı
nemsiz s. kuru, rutubetsiz
nerede i. arama, hangi yerde, hani, neresi, yok
neredeyse i. adeta, bayağı, civarında, dolaylarında, enikonu, handiyse, hani, hemen hemen, kabataslak, sularında, şimdi, tahminen, tahmini, takriben, takribi, toparlak hesap, üzere, yakında, yaklaşık dey. akşama sabaha, aşağı yukarı, az daha/kaldı/kalsın, bugünlük yarınlık, bugün yarın, dikiş kaldı, eli kulağında, hemen hemen, kıl payı, nerede ise, parmak kaldı, ramak kaldı, üç aşağı beş yukarı, yaklaşık olarak, yuvarlak hesap
nesep i. akraba, aile, asıl, babaocağı, cet, çoluk çocuk, ecdat, ev, ev halkı, eş, hanedan, hısım, hısım akraba, kan, kuşak, nesil, ocak, soy, soy sop, sülale, şecere, yuva
nesepsiz i. piç
nesil i. aile, batın, çocuk(lar), döl, döl döş, ev, familya, göbek, hısım, kan, kuşak, nesep, soy, sülale, tohum
nesir i. inşa, yazı
neskafe i. kahve
nesne i. cansız varlık, eşya, obje, şey karş. yaratık
nesnel s. âfaki, bağlantısız, ilgisiz, kayırmasız, nötr, objektif, tarafsız, yansız karş. öznel
neşe i. bayram, beğenme, coşku, haz, hoşnutluk, keyif, kıvanç, meserret, mut, mutluluk, ongunluk, sefa, sevinç, şenlik karş. hüzün
neşelendirmek f. güldürmek, renklendirmek, sevindirmek
neşelenmek f. gönenmek, keyiflenmek, kıvanmak, mutlanmak, mutlu olmak, rahatlamak, sevinmek, şad olmak, şenlenmek, şevke gelmek dey. ağzı kulaklarına varmak, bastığı yeri bilmemek, başı göğe ermek, bayram etmek, çalmadan oynamak, düğün bayram etmek, dünyalar onun olmak, efkar dağıtmak, eteği zil çalmak, göklere uçmak, gözü gönlü açılmak, havalara uçmak, hoşnutluk getirmek, içi açılmak, iki seksen uzanmak, kafa bulmak, keyif almak/çatmak, keyfe gelmek, keyfi gelmek/gıcır olmak, kıvanç duymak, mutlu olmak, sekiz olmak, sevinç duymak, şad olmak, yatıp dinlenmek, yere serilmek/yapışmak
neşeli s. acısız, bahtiyar, dertsiz, emeksiz, eziyetsiz, ferah, gailesiz, gönenmiş, güleç, hoşnut, huzurlu, kaygısız, kedersiz, keyifli, kıvançlı, memnun, mesrur, mesut, mutlu, müreffeh, mütebessim, ongun, rahat, sevinçli, sıkıntısız, şad, şadan, şaklaban, şakrak, şatır, şen, şuh, tasasız dey. afiyet üzre, bir kol çengi, geldiğin yer şen gittiğin yer harap, güllük gülistanlık, keyfine diyecek yok karş. kaygılı
neşesiz s. acılı, ağlamaklı, cefakar, çileli, dertli, dirliksiz, durgun, düşünceli, elemli, endişeli, ezik, gaileli, gamlı, göynük, hicranlı, huzursuz, meraklı, nüzünlü, içlenmiş, kahırlı, karamsar, kasavetli, kederli, keyifsiz, kuşkulu, rahatsız, problemli, sıkıntılı, sorunlu, tasalı, tedirgin, üzgün, yaslı karş. huzurlu, neşeli, somurtmak
neşet i. çıkma, doğma, ileri gelme, kaynaklanma, meydana gelme, ortaya çıkma karş. yok olma
neşretmek f. atmak, dağıtmak, ilan etmek, saçmak, tabetmek, yayımlamak, yaymak
neşriyat i. yayın
neşriyat yapmak f. yayımlamak
neşter i. bıçak
net s. açık, açıkça, ağ, aleni, aşikar, ayan, aydınlık, belli, berrak, besbelli, belirgin, duru, fasih, meydanda, ortada, safi, sarih, vazıh dey. açık seçik, ayan beyan karş. brüt, müphem
netameli s. düztaban, hayırsız, kademsiz, kutsuz, meret, meymenetsiz, musibet, şanssız, şeametli, şom, uğursuz karş. kademli
netice i. akıbet, bitim, bitiş, encam, hasılat, hatim, hitam, hudut, kapanış, nihayet, semere, son, sona erme, sonuç, sonunda, ürün, yapıt karş. başlangıç
neticelendirmek f. bağlamak, bitirmek, harcamak, kullanmak, son bulmak, sonuçlandırmak, tamamlamak, tekmillemek, tüketmek, yok etmek karş. başlayamamak, bitirmemek, elde tutmak
neticelenmek f. bitirilmek, bitmek, kapanmak, nihayete ermek, sonuçlandırılmak, tamamlanmak, tekmillenmek karş. başlanamamak
neticeli s. bitimli
neticesiz s. çıkmaz, sonuçsuz
netleşmek f. billurlaşmak
nev i. asri, çağcıl, çağdaş, kullanılmamış, modern, yeni, yenilikçi, zamane karş. tutucu
nevale i. aş, aşlık, azık, besin, erzak, gıda, karavana, katık, kumanya, rızk, yemek, yemeklik, yiyecek, yolluk
nevi i. cins, çeşit, enva, grup, ırk, kategori, madde, marka, nitelik, özgül, parça, sınıf, tip, tür, türlü
neylersin ki! ü. maalesef, yalnız
neyleyeyim ki! ü. neylersin ki!- vah vah!, eyvah!
neyleyeyim! ü. maalesef
neyse ki ü. şükürler olsun
nezafet i. temizlik
nezahat i. temizlik
nezaketli s. dürüst, ince, kibar, nazik, saygılı, soylu, zarif karş. hamhalat
nezaket i. incelik, rikkat, zariflik
nezaketle z. tatlılıkla
nezaketli s. kibar
nezaketsiz s. anlayışsız, avanak, çiğ, densiz, düşüncesiz, gafçı, görgüsüz, ham, hamhalat, hantal, hoyrat, hödük, hürmetsiz, incitici, izansız, kaba, kabak, kalas, kalın, kırıcı, küfürbaz, küstah, münasebetsiz, nadan, nobran, patavatsız, sallapati, saygısız, terbiyesiz, yontulmamış, terbiyesiz, yontulmamış, zarafetsiz karş. ince
nezaret i. bakma, bakanlık, denetim, görü, gözaltı, gözetim, kontrol, teftiş
nezaret etmek f. bakmak, denetlemek, dikkatli davranmak, gözetlemek, ilgilenmek, kontrol etmek, teftiş etmek
nezdinde z. birlikte
nezih s. adaletli, adil, afif, ahlaklı, cibilliyetli, doğru, doğrucu, dürüst, erdemli, fazıl, faziletli, güvenilir, hakkaniyetli, haksever, hatırşinas, helalzade, iffetli, ince, kadirşinas, kibar, medeni, nazik, nurani, onat, saygılı, seciyeli, sosyal, şerif, temiz, uygar karş. düzenbaz
nice i. birçok, bol, çok, dolu, hayli, hesapsız, ibadullah, kaç, nasıl, ne kadar, oldukça çok, pekçok, sayısız, sürüyle, yığınla
nicelik i. adet, baş, kelle, kemiyet, kilo, litre, meblağ, metre, miktar, numara, okka, rakam, sayı, tane karş. nitelik ? toplam
niçin i. neden, niye dey. ne dedim de, ne demeye, ne diye, ne halt etmeye, ne için, ne sebeple, ne sebepten/zoruna/ zoruma, ne zorun/ zorum vardı, zorun neydi ? sebep
nida i. bağırma, bağırtı, çağırma, çağırtı, çığlık, feryat, haykırma, nara, seslenme, vaveyla
nida etmek bağırmak
nifak i. aykırılık, zıtlık
nifakçı i. anarşist, arabozan, ayartıcı, arabozucu, asi, bozguncu, bölücü, fesat, fesatçı, ihtilalci, isyancı, isyankar, kışkırtıcı, komplocu, muharrik, münafık, sabotajcı, tahrikçi, tedhişçi, terörist, teşvikçi, yıkıcı karş. arabuluc
nihai i. açıkta, belirli, belli, değiştirilemez, kesin, malum, muayyen, mutlak, sabit, sonuncu
nihayet i. akıbet, bitim, final, hatim, hitam, netice, pek pek, son, sonuç dey. alt tarafı, çok çok, eninde sonunda, hadi bilemedin, olsa olsa, olsun olsun, sonuç olarak
nihayet bulma i. çökme, çöküş
nihayete erme i. çökme, çöküş
nihayete ermek f. bitmek, geçmek, neticelenmek, sonuçlanmak, tamamlanmak kdey. günü dolmak/geçmek/gelmek, hitam bulmak, hitama ermek, nihayet bulmak, sona ermek, son bulmak, sonu gelmek, vadesi gelmek, zamanı dolmak/gelmek arş. başlamak
nihayetlendirmek f. hatmetmek
nihayetsiz s. baki, berdevam, bitimsiz, bitmeyen, bitmez, daim, daimi, devamlı, durur, ebedi, hudutsuz, kalıcı, kalımlı, kesiksiz, köklü, kronik, müebbed, mütemadi, müzmin, namütenahi, ölmez, ölümsüz, ömürlü, öncesiz, payidar, sınırsız, sonrasız, sonsuz, sonu olmayan, süregelen, süreğen, sürel, temelli, tükenmez, zeval, zevalsiz dey. bitmez tükenmez, ortadan kalkmayan, sonu olmayan, ucu bucağı yok, yok olmayan karş. gelip geçici
nikah etmek f. evlenmek
nikah kıymak f. evlendirmek, nikahlamak karş. boşamak
nikahlama i. evlendirme
nikahlamak f. evlendirmek, evlenmek, nikah kıymak dey. baş göz etmek, başını bağlamak, çatır çatır nikâh etmek, ere vermek, gelin etmek, karı koca ilan etmek, kocaya vermek, mürüvvetini görmek, nikah kıymak
nikahlı i. eş, gelin, hanım, helallik
nikbin s. iyimser, umutlu, ümitli karş. bedbin, kötümser
nikbin olmak f. pembe görmek
nimet i. çıkar, ergi, fayda, ihsan, istifade, iyilik, kâr, kazanç, lütuf, menfaat, yarar
nimetşinas s. hakikatli, hatırşinas, vefalı
nine i. ana, geçkin, ihtiyar, kocamış, yaşlı
nisbetli s. biçimli
nispet i. afurtafur, alaka, azamet, bağıntı, bağışlama, böbürlenme, büyüklenme, caka, çalım, değginlik, gösteriş, gurur, ilgi, ilinti, irtibat, jest, kabarma, kasılma, kibir, kurum, münasebet, oran, orantı, övünme, rabıta, şişinme, tafra, tahmin, tavır, ulvan, yordam dey. dostlar alış verişte görsün, kel başa şimşir tarak, kelle kulak yerinde karş. alçakgönüllülük, ilişkisizlik
nispetçi s. gösterişçi, iddialı, kibirli, övüngen karş. alçakgönüllü
nispeten z. göre, karşılaştırmalı olarak, karşılaştırarak, kıyaslayarak, nazaran, oranla
nispetleme i. kıyas
nispetlemek f. hesap etmek, hesaplamak, karşılaştırmak, kıyaslamak, mukayese etmek, oranlamak, ölçmek, ölçüştürmek, yarıştırmak
nispetli s. ahenkli, biçimli, çelimli, düzgün, insicamlı, mütenasip, nizamlı, oranlı, orantılı, rabıtalı, uygun, yakışıklı karş. nispetsiz
nispetsiz s. biçimsiz, çarpık, eğik, fahiş, oransız, orantısız, uyumsuz, yampiri, yamuk karş. nispetli
nispi i. bağıntılı, görece, göreli, izafi, oranlı, rölatif
nişan i. alamet, amblem, arma, belirti, çentik, çetele, çizinti, dağlama, eser, damga, gedik, gösterge, ihsan, im, imge, işaret, iz, kazıntı, kerte, madalya, marka, mühür, nişan, ödül, simge, şiar, timsal, tuğra, tura, yer
nişan almak f. gezlemek, nişan atmak, nişanlamak, yöneltmek
nişan atmak f. nişan almak
nişancı i. atıcı, silahşör dey. elinden uçanla kaçan kurtulmaz
nişane i. iz, kazıntı
nişanlamak f. istikamet vermek, nişan almak, yöneltmek
nişanlı s. canan, maşuk, maşuka, sevgili, sözlü, yavuklu
nitekim z. cidden, elbet, elbette, filhakika, gerçekten, hakçası, hakikaten, sahiden dey. Allah için, doğrusu da budur ki, doğrusunu isterseniz
nitelemek f. açıklamak, isimlendirmek, tanımlamak, teşhis koymak, vasıflandırmak
nitelendirme i. tanım, tanımlama
nitelendirmek f. isimlendirmek
nitelik i. ayırt, benlik, boyut, cins, çeşit, damga, evsaf, grup, hal, hamur, haslet, hassa, hususiyet, ırk, kalite, karakter, karakteristik, kategori, keyfiyet, kişilik, nefis, madde, mahiyet, marka, nevi, özlük, parça, renk, sıfat, sınıf, tanım, tip, tür, türlü, vasıf ? çeşit, fark, özellik, yaradılış
nitelikli s. elit, kalifiye, kaliteli, seviyeli, vasıflı
niteliksiz s. âdi, aşağı, kalitesiz, kırılgan, tapon
niyaz i. ayin, dilek, dua, ibadet, istek, yakarma, yalvarma
niyaz etmek f. yalvarmak
niye i. neden, ne için, niçin
niyet i. amaç, dava, dilek, emel, erek, garaz, gaye, hedef, ideal, kasıt, maksat, maksut, mefkûre, meram, murat, plan, tasarım, tasavvur, uğur, ülkü
niyet etmek f. adamak
niyetlenmek f. kararlaştırmak
niyetli s. istekli, oruçlu, razı
nizam i. ahenk, asayiş, ayar, bağdaşım, çekidüzen, disiplin, dizge, düstur, düzen, düzgü, emniyet, esas, harmoni, ilke, insicam, intizam, istikrar, kaide, kararlılık, kural, manzume, mutabakat, norm, öğreti, ölçü, prensip, sıra, sistem, tertibat, tertip, tutarlık, usul, uygunluk, uyum, uyuşma, yasa, yol, yöntem
nizami s. adil, haklı, hukuki, kanuni, kurallı, meşru, nizamlı, yasal, yasalara uygun, yollu karş. nizamsız
nizamlamak f. düzenlemek, planlamak, yerleştirmek
nizamlanmış s. sıralı
nizamlı s. adil, ahenkli, ayarlı, bakışık, biçimli, dengeli, derli toplu, devrişimli, dikkatli, düzenli, düzgün, hizada, hukuki, insicamlı, intizamlı, istikrarlı, kaideli, kanuni, kurallı, mızmız, muntazam, mütenasip, nispetli, nizami, orantılı, rabıtalı, saat gibi, sıralı, tertipli, toplu, tutarlı, uyarlı, uyumlu, yakışıklı, yolunda karş. insicamsız
nizamname i. mevzuat, talimatname, tüzük, yönetmelik
nizamsız s. adaletsiz, haksız, kaçak, kanun dışı, kanunsuz, korsan, usulsüz, yolsuz
nizamsızlık i. düzensizlik, manevra, tertipsizlik, yolsuzluk karş. nizamlılık
nobran s. hırçın, hoyrat, hürmetsiz, incitici, itici, kaba, kırıcı, nadan, nezaketsiz, saygısız, sert, terbiyesiz, zarafetsiz karş. kibar
noksan i. açık, aksaklık, arıza, ayıp, az, beis, bela, bozukluk, çaparız, çürüklük, damga, defo, eksik, eksiklik, engel, falso, gedik, gıyap, güdük, halel, hata, illet, kara, kayıp, kir, kıtlık, kötülük, kusur, leke, mahzur, mani, natamam, noksanlık, özür, özürlü, sakatlık, şaibe, yok, yokluk karş. marifet
noksanlar i. taksirat
noksanlık i. ağman, aksa, aksaklık, arıza, ayıp, bozukluk, boşluk, çaparız, çökme, çürüklük, defo, eksik, eksiklik, engel, falso, fesat, gıyap, halel, hata, illet, karışıklık, kıtlık, kir, kötülük, kusur, leke, mahzur, noksan, özür, pot, pürüz, sakamet, sakınca, sakatlık, sorun, şaibe, terslik, yanılgı, yanıltı, yanlış, yanlışlık karş. kusursuzluk
noksansız s. bütün, eksiksiz, etraflı, kusursuz, olanca, tam, tamam, tamamen, tekmil, tekmili, top yekûn, tüm, tümü, tümden, umum karş. noksan
nokta i. bahis, ben, benek, dirak, husus, im, işaret, iz, karakol, kol, konu, leke, mahal, merkez, mesele, mevzi, mevzu, puan, yer
noktainazar i. görüş, görüş açısı, tutum, yaklaşım
noktalı s. puanlı
noktasız s. komple
nonoş s. sevimli, şirin
norm i. düstur, düzen, düzgü, esas, ilke, kaide, kıstas, kriter, kural, nizam, öğreti, ölçü, ölçüt, prensip, usul, yasa, yol, yol yordam, yöntem
normal s. adi, alelade, alışılagelmiş, bayağı, basit, banal, basmakalıp, beylik, bildik, bilinen, doğal, gelişigüzel, harcıalem, hor, kaba, klişe, mutat, olağan, pespaye, renksiz, rutin, sıradan, tabii dey. insan hâli, insanlık hâli, orta karar/şekerli, ruhun sağlamlığı
nostalji i. hasret, iştiyak, özlem, yurtsama
nosyon i. kavram, mefhum
not i. bildiri, derece, düzey, hulasa, kaydetme, kayıt, mektup, mesaj, muhtıra, numara, özet, puan, pusula, tezkere, ültimatom, yazı, yazma
not etmek f. yazmak
nota i. bildiri, ezgi, muhtıra, nağme, ültimatom
noter i. yazman
nöbet i. bunalım, buhran, bunalma, darlık, defa, kıpırtı, kriz, titreme, titreşim, zangırtı
nöbet tutmak f. beklemek, gözetlemek, gözetmek, korumak
nöbetçi i. bakıcı, bekçi, bekleyen, gard, görevli, gözcü, gözetici, güvence, kapıcı, kolcu, korucu, koruyucu, muhafız, savunucu, türbedar
nöbetleşe z. nöbetle, sırayla
nötr s. birtaraf, kayırmasız, objektif, nesnel, tarafsız, yansız karş. yanlı
numara i. boy, dalavere, derece, gösteri, meblağ, nicelik, not, ölçü, rakam, sayı karş. dürüstlük
numaracı s. cambaz, politikacı, yapmacıklı
numaradan z. yapmacıklı
numarasız s. yapmacıksız
numune i. eşantiyon, göstermelik, kalıp, kopya, misal, model, mostra, mostralık, örnek, örneklik, prototip
numunelik s. göstermelik, kopya, misal, örnek
nur i. ağıl, aydınlık, far, fener, hale, ışık, ışıltı, ışıma, ışın, parıltı, pırıltı, şavk, ziya
nurani s. ışıklı, ışıltılı, nezih, nurlu, rabıtalı, saygın, saygı uyandıran, temiz
nurlu s. aydınlık, haleli, ışıklı, ışıltılı, nurani, nurani, parıltılı, panlak, pırıltılı karş. sönük
nursuz s. itici, rabıtasız, sevimsiz
nurum! ü. cancağızım, canım, hayatım, kuzum, ruhum, sevdiceğim
nutuk i. hitabe, konuşma, konferans, söylev, vaaz
nü s. cavlak, cıbıl, cıbıldak, çıplak, daltaban, dekolte, dımdızlak, elbisesiz, kelek, sivil, soyunuk, tırıl, üryan, yalın, yalınayak karş. giyinik
nüans i. ayrım, ayrımlama, ayırma, ayırtı, ayrıç, ayrılık, başkalık, fark, farklılık, ince fark, uymazlık
nüfus i. halk, sosyete
nüfuz i. erk, fors, güç, iktidar, imkan, izzet, kudret, mecal, otorite, selahiyet, sulta, velayet, yetke karş. erksizlik
nüfuz etmek f. algılamak, anlamak, çıkarmak, geçmek, girmek, görmek, kavramak, sezinlemek, sezmek
nüfuzlu s. acar, atak, atılgan, baskın, başat, dişli, egemen, enerjik, erkli, forslu, güçlü, hâkim, iktidarlı, kadir, keskin, kudretli, kuvvetli, muktedir, otoriter, selahiyetli, yeğin, yetkeli, zorlu karş. pısırık
nükte i. alay, espri, fıkra, ince derin anlam, istihza, latife, şaka
nükte yapmak f. alay etmek
nükteci i. espritüel, gülünç, komik, maskara, müstehzi, şakacı, takılgan, taklitçi
nüktedan i. espritüel, gülünç, hoşsohbet, komik, konuşkan, maskara, müstehzi, şakacı, takılgan, taklitçi
nükteli s. hoşsohbet, konuşkan, mizahi
nümayiş i. çalım, gösteri, gösteriş, miting, şişinme, tavır, tezahürat, yürüyüş
nüsha i. kopya, kitap, sayı, sihir, suret
nüve i. çekirdek, öz, töz
nüzul i. felç, inme
nüzullü s. felçli, malul






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 112 ziyaretçi (146 klik) kişi burdaydı!