Sozluk Sitesi
  M
 

maada z. başka, diğer
maaile z. birlikte
maalesef i. eyvah!, heyhat!, maateessüf, neylersin ki!, neyleyeyim!, yazık! dey. elden ne gelir ki!, ne çare ki!, ne yazık ki!, nidelim ki karş. Allaha şükür
maarif i. eğitim, öğretim
maarifçi i. muallim, öğretmen
maaş i. gelir, irat, kazanç
maaş vermek f. bağlamak
maaşallah! i. aferin!, bravo!, kutlarım!, tebrikler!
maaşlı i. emekçi, memur
maateessüf z. maalesef
mabat i. arka, kıç, peş
mabet i. ibadethane, tapınak
mabude i. Hak, ilah, oğan, Tanrı
mabut i. Hak, ilah, Tanrı
macera i. birinin başından geçenler, hadise, olanlar, olay, olgu, olup biten, sergüzeşt, serüven
maceracı s. avare, aylak, başıboş, berduş, gelgeç, hipi, ipsiz, kopuk, maceraperest, serseri, serüvenci
maceralar i. vukuat
maceralı s. olaylı
maceraperest i. başıboş, berduş, maceracı, serseri, serüvenci
maceraperestlik si. erserilik
macerasız s. olaysız
maç i. çekişme, iddia, karşılaşma, koşu, kupa, lig, müsabaka, oyun, ralli, rekabet, seçim, şampiyona, turnuva, yarış, yarışma
maç yapmak f. çekişmek, iddiaya tutuşmak, karşılaşmak, oynamak, ölçüşmek, yarışmak, yarışma yapmak
maçı kaybetmek f. mağlup olmak
madalya i. armağan, kupa, mükafat, nişan, ödül
madam i. kadın
madama i. kadın
madaracı s. cambaz, dalavereci
madde i. bölüm, cephe, cümle, fasıl, fıkra, gövde, kesim, kısım, kıta, nevi, nitelik, obje, öğe, şey, ten, toksin, unsur, zehir, zıkkım
maddeci s. bencil, çıkarcı, fırsatçı, maddi, materyalist, menfaatçi, menfaatperest, mideci, özdekçi karş. diğerkam
maddesel s. somut
maddi s. bencil, çıkarcı, fırsatçı, hodbin, maddeci, menfaatçi, mideci, somut
maden i. değerli kaynak, hazine, metal, minera
maden suyu i. içecek
madeni para i. sikke
madik i. dalavere, düzenbazlık
madikçi s. cambaz, dalavereci
madlen i. şekerleme
madrabaz s. aldatıcı, batakçı, cambaz, dalavereci, dekbaz, dekçi, dolandırıcı, düzenbaz, düzenci, düzmeci, entrikacı, eşkiya, gangster, haydut, hileba, hırsız, hileci, hilekar, hokkabaz, kaçakçı, kalleş, kapkaçcı, kayışçı, kazıkçı, korsan, oyunbaz, sahteci, sahtekar, soyguncu, şaki, şarlatan, tertipçi, tuzakçı, yankesici
magazin i. dergi, gazete, mecmua, süreli yayın
mağara i. barınak, boşluk, delik, düden, gedik, imzalamak, in, konut, kovuk, obruk, ocak, oyuk, oyum, oyuntu, sığınak
mağaza i. ambar, büyük dükkan, çarşı, dükkan, market, pazar, süpermarket, ticarethane
mağdur s. düşkün, eğilmiş, haksızlığa uğramış, kıygın, mazlum, miskin, perişan, zavallı, zebun
mağduriyet i. meskenet
mağlubiyet i. bozgun, çözülme, dağılma, hezimet, kaybetme, mağlubiyet, mat olma, muvaffakiyetsizlik, pes etme, yenilgi, yenilme karş. yengi, zafer
mağlubiyete uğramak f. mağlup olmak
mağlup s. başarısız, yenik, yenilmiş karş. muzaffer
mağlup etmek f. bozmak, haklamak, haklı çıkmak, sindirmek, tıstırmak, tuş etmek, tuşa getirmek, yenmek, zafer kazanmak karş. yenilmek
mağlup olmak f. baş eğmek, bozulmak, çözülmek, dağılmak, haksız çıkmak, maçı kaybetmek, mağlubiyete uğramak, mat olmak, pes etmek, sinmek, teslim olmak, yenilmek karş. yenmek
mağrur s. azametli, çalımlı, gururlu, kasıntı, kibirli, kurumlu, övüngen dey. başı havada, burnu büyük, kendini beğenmiş, ne oldum delisi karş. alçakgönüllü
mah i. ay, hilal, kamer
mahal i. alan, arazi, boşluk, bölge, caiz, isabetli, mekan, merci, mevki, mevzi, mutabık, münasip, nokta, sahne, sırasında, yer, yerinde, yöre, zamanında, zemin
mahalle i. bölge, civar, çevre, dolay, etraf, havali, il, mıntıka, muhit, semt, yer, yöre
mahalli s. bölgesel, çevresel, lokal, mevzii, yerel, yerli, yöresel karş. evrensel
mahalsiz s. ilgisiz, isabetsiz, mevsimsiz, münasebetsiz, sırasız, uygunsuz, yakışıksız, yersiz, zamansız
maharet i. beceri, beceriklilik, cevher, deha, dirayet, ehliyet, fazilet, hüner, ihtisas, istidat, kabiliyet, marifet, meleke, meziyet, sanat, ustalık, uzluk, uzmanlık, yatkınlık, yetenek, yeterlik, yeti, yetkinlik, yordam, zanaat karş. kabiliyetsizlik
maharetle z. ustaca
maharetli s. acar, artist, başarılı, becerikli, bilgili, bilimli, cevherli, çevrimli, dahi, değimli, dirayetli, erdemli, faziletli, güçlü, hünerli, idareli, istidatlı, işgüzar, kabiliyetli, mahir, marifetli, meziyetli, muvaffak, usta, uz, uzman, uzel, yatkın, yetenekli, yeterli, yetkin, zanaatçı karş. beceriksiz, bilgisiz, çolpa, elinden iş gelmez, hünersiz, maharetsiz
maharetlilik i. beceriklilik
maharetsiz s. güçsüz, kabiliyetsiz, liyakatsiz, yeteneksiz
mahçubiyet i. ar, arlanma, çekingenlik, çekinme, hayâ, hicap, sıkılganlık, sıkılma, utanç, utanma karş. ataklık, girginlik
mahçup s. çekingen, çekinik, pısırık, sıkılgan, singin, utangaç, utangan, tutuk, ürkek, yabani dey. alın damarı, el kiri, hicap perdesi, mahcup olma, yüz karası karş. atak, girgin
mahçup etmek f. rezil etmek
mahçupluk i. utanç
mahdut s. az, kayıtlı, kısıtlı, sayılı
mahfaza i. ambalaj, çömlek, gömlek, kap, kılıf, kın, koruncak, örtü, paket, saklantı, zarf
mahfuz s. mahrem, meçhul
mahir s. acar, artist, becerikli, dahi, dirayetli, güçlü, hünerli, idareli, istidatlı, işgüzar, kabiliyetli, kifayetli, maharetli, marifetli, muvaffak, pırlanta gibi, sanatkar, usta, uz, uzman, uzel, yatkın, yetenekli, yeterli, yetkin, yordamlı, zanaatçı
mahiyet i. ayırtı, doğrusu, evsaf, gerçek, içyüz, kalite, keyfiyet, nitelik, özellik, özlük, renk, sıfat, vasıf
mahkûm i. gözaltında, hapis, hükümlü, kalebent, mahpus, mevkuf, suçlu, tutuklu, tutulu, yargılı karş. özgür
mahluk i. canlı, yaratık
mahlut i. katışık, seyyal
mahmur s. baygın, çakırkeyif, içkili, sarhoş
mahmurlaşmak f. baygınlaşmak, süzülmek
mahpus s. çevrilmiş, esir, gözaltında, hapis, hükümlü, kalabent, kapatılmış, köle, kuşatılmış, mahkûm, mevkuf, suçlu, sürgün, tutuklu, tutulu dey. abluka altında, çember içinde, pranga mahkûmu karş. hür, özgür, serbest
mahpushane i. cezaevi, hapishane
mahrama i. kaşkol, mendil, şal
mahreç i. asıl, köken, menşe, töz
mahrek i. yol, yörünge
mahrem i. arkadaş, ayaktaş, batıni, dadaş, deruni, dost, duygudaş, gizli, gönüldeş, hemdert, hempa, içrek, kafadar, koldaş, mahfi, mahfuz, meslektaş, muhip, müttefik, nedim, örtülü, refik, sağdıç, sırdaş, yoldaş; gizli, gömülü, hususi, kapalı, kişisel, kişiye mahsus, kişiye özel, kişiye özgü, özel, saklı, sır, şahsi, zati karş. azıkta, düşman
mahremiyet i. gizem
mahrum s. fakir, muhtaç, sersefil, yoksul, yoksun, yoksuz, züğürt dey. elde edememek, yoksun kalmak
mahrum kalmak f. erişememek, kavuşamamak, ulaşamamak
mahrumiyet i. fakirlik, sefalet, sefillik, yoksulluk, yoksunluk
mahsul i. hasılat, meyve, randıman, semere, sonuç, sunuş, ürün, vargı, verim, yapıt, yemiş
mahsuldar s. bereketli, cömert, doğurgan, feyizli, semereli, verimli
mahsup etmek f. ödeşmek
mahsur s. çevrilmiş, kara, kuşatılmış, pürüz, sarılmış dey. abluka altında, çember içinde, kuşatma altında, muhasara altında/edilmiş
mahsurlu s. kusurlu, suçlu
mahsus s. ait, anlaşılan, aşikar, belli, bilerek, bilhassa, duyulan, has, hissedilen, için, iradi, isteyerek, kasıtla, kasten, kasti, muhtas, münhasır, münhasır, ortada, özel olarak, özgü, şakadan, şaka olarak, taammüden dey. açık seçik, bile bile, özel olarak, şaka olarak karş. kazara
mahsusen z. bilerek
mahsustan bilerek, sözde
mahşer i. ahali, amme, ayaklanma, bolluk, cemaat, cemiyet, çatışma, çokluk, dalaş, insanlık, izdiham, kalaba, kalabalık, kamu, kaos, karambol, kargaşa, karışıklık, millet, yığılışma, yığınak karş. ıssızlık
mahşeri s. dolu, hıncahınç, kalabalık, katışık, sıvama, yığışık
mahveden s. tahripkar, tüketici
mahvetme i. tahribat, tahrip, telef
mahvetmek f. alt etmek, benzetmek, bitirmek, bozguna uğratmak, bozmak, dağıtmak, darbelemek, düşürmek, eza yapmak, ezmek, fena etmek/yapmak, göstermek, haklamak, hırpalamak, ıstırap vermek, iflahını kesmek, indirmek, inletmek, işkence etmek, itlaf etmek, izini silmek, kastetmek, katletmek, kavurmak, kırmak, kıymak, öldürmek, perişan etmek, recmetmek, sindirmek, sopa atmak, şehit etmek, telef etmek, tepelemek, toz etmek, yok etmek, pes ettirmek, sindirmek, tahrip etmek, tepelemek, tuş etmek, yenilgiye uğratmak, yenmek, zehir etmek, zulmetmek dey. alt etmek, anasını ağlatmak/bellemek, başına dert açmak/iş açmak/çıkarmak, başını belaya/derde sokmak, başını ezmek, belini bükmek/kırmak, bozguna uğratmak, canına ezan okumak/rahmet/yasin okumak, canına ot tıkamak, canını çıkarmak, cendereye sokmak, ders vermek, dişini eline vermek, duman attırmak/etmek, dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek, dünyasını yıkmak, dünyayı zindan etmek, ensesinde boza pişirmek, fena etmek/ yapmak, gününü göstermek, hakkında gelmek, iflahını kesmek, işini bitirmek, izini silmek, kan kusturmak/tükürtmek, kasıp kavurmak, kırıp geçirmek, kök söktürmek, kül etmek, ocağına incir dikmek, ocağını söndürmek, pes ettirmek, tahrip etmek, telef etmek, toz etmek, tozunu yele vermek, tuş etmek, yenilgiye uğratmak, yıkıntı olmak, yok etmek, yuvasını yapmak, zarar vermek, zarara sokmak, zehir etmek karş. korumak, var etmek, yardım etmek, yenilmek ? acıtmak, aldatmak, azarlamak, bastırmak, bozmak, dövmek, devirmek, öldürmek, sıkmak, tebelleş olmak, tüketmek, üzmek, yenmek
mahvolma i. bozgun, çözümle, facia, hezimet, iflas, yıkım, yıkıntı
mahvolmak f. açık vermek, alçalmak, altüst olmak, bahsi kaybetmek, başaramamak, becerememek, berbat olmak, bitmek, boyun eğmek, bozulmak, çökmek, çözülmek, dağılmak, ezilmek, tahrip olmak, tarumar olmak, telef olmak, yok olmak dey. açık vermek, ağzını havaya/poyraza açmak, Allahından bulmak, allak bullak olmak, alt olmak, altta kalmak, altı üstüne gelmek, altüst olmak, attan inip eşeğe binmek, avucunu yalamak, ayvayı yemek, babayı yemek, bahsi kaybetmek, başarısızlığa uğramak, başına bir hal gelmek, berbat olmak, belasını bulmak, boyun eğmek, bozguna uğramak, bozum olmak, burnundan fitil fitil gelmek, burnu sürtülmek, çarşafa dolanmak, çarşamba pazarına dönmek, çığrından çıkmak, davayı kaybetmek, dize gelmek, duman olmak, düzeni bozulmak, eli boş dönmek/böğründe kalmak, ettiğini bulmak, felakete uğramak, felce uğramak, feleğin sillesine uğramak/sillesini yemek, fena olmak, gemisi şapa oturmak, gününü görmek, güvendiği dağlara kar yağmak, güvendiği dal elinde kalmak, haksız çıkmak, hapı yutmak, harman yerine dönmek, hava almak, hayatı kaymak, hayır kalmamak, hezimete uğramak, hüsrana uğramak, ifadesi tamam olmak, iki eli böğründe kalmak, işi bitmek, işi duman olmak, kabak başına patlamak, kafasını taşa çarpmak, katır tepmişe dönmek, kolu kanadı kırılmak, kuyruğu kapana sıkışmak, layığını bulmak, mağlubiyete uğramak, mağlup olmak, Marmara çırası gibi yanmak, mağlup olmak, mat olmak, muvaffakiyetsizliğe uğramak, nakavt olmak, ocağı yıkılmak, okkanın altına gitmek, oyunu/partiyi kaybetmek, perişan olmak, pes demek/etmek, şapa oturmak, şirazeden çıkmak, şirazesi bozulmak, tahrip olmak, tuş olmak, tuttuğu dal elinde kalmak, yaya kalmak, yenilgiye uğramak, yok olmak karş. başarmak, yenmek ? çökmek, düşmek, hastalanmak, iflas etmek, ölmek, rezil olmak, sürünmek, tanınmak, tükenmek, üzülmek, yenilmek, yorulmak, zarar etmek, züğürtlemek
mahvolmuş s. düşkün, mazlum, miskin, zavallı, zayi
mahzen i. ambar, bodrum, depo, kömürlük, odunluk, yeraltı deposu, zeminlik
mahzun s. acı çeken, acıklı, ağlamaklı, çileli, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, gaileli, gamlı, hicranlı, hüzünlü, içlenmiş, kahırlı, kasavetli, kederli, keyifsiz, problemli, sıkıntılı, sorunlu, tasalı, üzgün, yaslı karş. neşeli
mahzunlaşmak f. duygulanmak, gamlanmak, içlenmek, üzülmek
mahzunluk i. hicran, hoşnutsuzluk, kasvet, üzüntü
mahzur i. aksaklık, ayıp, barikat, beis, dokunca, engel, falso, hail, handikap, illet, ket, köstek, mani, mania, noksan, noksanlık, pürüz, sakınca
mahzurlu s. falsolu, sakıncalı
mail s. eğik, eğri, meraklı
makale i. başmakale, başyazı, deneme, eleştiri, etüd, fıkra, inceleme, röportaj, seiyahatname, tefrika, tenkit, yazı, yorum
makam i. büro, çalışma odası, daire, fonksiyon, görev, hizmet, idare, iş, işlev, kabir, kat, koltuk, lahit, makber, maslahat, memuriyet, meslek, meşgale, merci, mesuliyet, mevki, mezar, misyon, ofis, ödev, post, rol, servis, sorum, sorumluluk, terane, uğraş, vazife, yazıhane, yer, yumuş, zorunluluk
makarna i. erişte, kuskus, lazanya, mantı, piruhi, raviyoli, spagetti, şehriye, tatar böreği ? aş
makas i. ağız, dört yol ağzı, kavşak, keski, kesme, kırkı, koyar, köşebaşı, mahsap, yol ağzı, yol ayrımı ? bıçak, testere
makaslamak f. kesmek, kırkmak
makat i. kıç, popo
makber i. anıtkabir, ehram, gömüt, gömütlük, höyük, kabir, kabristan, lahit, makam, maşatlık, mezar, mezarlık, mozole, piramit, sinlik, şehitlik, türbe
makbul s. aranan, beğenilen, değerli, geçerli, helal, hoş karşılanan, iş gören, işe yarayan, iyi, kabul edilen, kabul gören, kaliteli, pırlanta gibi, seçkin, seçme, üstün nitelikli, yeğ dey. dört başı mamur, geçer akçe, hoş karşılanan, iş gören, işe yarayan, kabul edilen/gören, üstün nitelikli
makbul olmak f. beğendirmek
makbuz i. alındı, bilet, bono, fatura, fiş, irsaliye, senet, tahvil ? belge
maket i. düzenek, eskiz, karalama, kroki, model, müsvedde, öntasar, plan, proje, şema, tasarı, tasarım, taslak
maki i. ağaçcık, çalı, fundalık, koru, orman
makine i. aparat, aparey, aygıt, cihaz, gereç, mekanizma, motor, tezgah
makineleşmek f. sanayileşmek
makinist i. sürücü
makrama i. atkı
maksat i. amaç, dava, dilek, emel, erek, garaz, gaye, güdek, hedef, ideal, kasıt, maksut, mefkure, meram, murat, niyet, plan, tasarım, tasavvur, uğur, ülkü, yasan
maksatlı s. kasıtla
maksatsız s. kasıtsız, kazara
maksim i. atasözü
maksimum s. azami
maksut i. amaç, dilek, garaz, güdek, kasıt, maksat, mefkûre, meram, niyet, uğur, ülkü
maktu s. açıkta, belli, kati, kesin, kesme, malum, muayyen, mutlak
maktul s. kazazede, ölen, telefat, telef olan, vukuat, yaralanan
makul s. akil, akıllı, akıllıca, anlayışlı, arif, aşırı değil, düşünceli, ihatalı, iyi, izanlı, kafalı, mantıklı, sağduyulu, varışlı, zeki, zeyrek dey. akla uygun/yatkın, aklı selim sahibi, sağduyu sahibi karş. kafasız, mantıksız
makyaj i. boya, rastık, renk dey. allık sürünmek, dudaklarını boyamak, far sürmek, gözlerini boyamak, maskara sürünmek, sürme çekmek, sürüp sürüştürmek
makyaj yapmak f. allık sürünmek, bezenmek, boyanmak, donanmak, dudaklarını boyamak, far sürmek, gözlerini boyamak, maskara sürünmek, pudralanmak, sürme çekmek, sürmelenmek, sürüp sürüştürmek, süslenmek
makyajlı s. boyalı, kınalı, renkli, süslü
mal i. dünyalık, emlak, emtia, emval, eşya, gayri menkul, mal mülk, mal varlığı, matah, mefruşat, menkul, meta, mobilya, möble, mülk, özelge, para, sermaye, servet, varlık, varidat, variyet, yurtluk, zenginlik dey. mal mülk sahibi olmak, yumağını büyütmek, yükünü tutmak ? bahçe, konut, para, sermaye
malihulya i. kuruntu, kuşku, şüphe
malik s. hamil, iye, mal sahibi, sahip
malikane i. konak, köşk, yurtluk
maliyet i. aktı, bedel, değer, eder, fiyat, hediyesi, karşılık, kıymet, narh, paha, rayiç, semen, ücret
malkoç i. komutan, kumanda, serdar
mallanmak f. benimsemek, kabullenmek
malul s. aksak, âmâ, çalık, çolak, dilsiz, illetli, inmeli, kambur, kolsuz, kör, kötürüm, menzul, paytak, sağır, sakat, sökel, şaşı, topal, yatalak karş. sağlıklı
malum i. açık, açık seçik, açıkta, amil, belli, belgili, belgin, belirli, belli, bilindik, bilinen, değişmez, değiştirilemez, dışrak, görünürde, gözler önünde, kati, kesin, kesenkes, maktu, meydanda, muayyen, muhakkak, mutat, mutlak, nihai, ortada, öyle, pekin, sabit, saltık, şaşmaz dey. bilgi vermek, eline geçmesini sağlamak, haberdar etmek, haber göndermek/salmak/uçurmak/ulaştırmak/vermek karş. bilinmeyen, edilgen, meçhul, muğlak
malumat i. bilgelik, bilgi, bilim, done, ekin, fen, feyiz, görgü, hars, hikmet, ilim, irfan, inceleme, kültür, teknik, teknoloji, veri, vukuf
malumat vermek f. aydınlatmak, bildirmek, bilgi vermek, duyurmak, eline geçmesini sağlamak, haberdar etmek, haber vermek, iletmek, muştulamak, müjdelemek, tamim etmek, ulaştırmak, yetiştirmek karş. gizlemek
malumatlı s. agah, alim, aydın, bilge, bilgili, bilgin, çok bilir, danişment, derya, düşünür, entellektüel, fakih, haberdar, haberli, hakim, kırkambar, kültürlü, münevver, mütefekkir, vakıf, vukuflu karş. kültürsüz
malumatsız s. beceriksiz, bilgisiz, kof, kültürsüz, vukufsuz
malzeme i. ağırlık, cephane, donatım, gereç, gereksinmeler, harç, ihtiyaçlar, levazım, materyal, mühimmat
mama i. aş, erzak, pezevenk, randevucu, yiyecek
mamafih i. ama, amma, ancak, bununla beraber, bununla birlikte, fakat, filhakika, filvaki, gelgelelim, gerçi, halbuki, lakin, oysa, oysaki, ya, yalnız dey. bununla beraber/birlikte, ne çare ki/ki/var ki/yaparsın ki
mânâ i. anlam, deyiş, deyiş biçimi, fevha, içerik, ifade, kavram, mazmun, meal, mefhum
mânâlı s. anlamlı, anlaşılır, ifadeli, ihatalı, imalı, manidar, mantıklı
manasız s. abes, anlamsız, anlaşılmaz, ari, boş, güzaf, havacıva, herze, hezeyan, ifadesiz, mantıksız, saçma, saçma sapan, safsata, yakışıksız, yavan, yersiz, zırva dey. abuk sabuk, abur cubur, bel bel/pel pel (bakmak), boş gözlerle (bakmak), çekiye gelmez, dam üstünde saksağan vur beline kazmayı, deli dolu (söylemek), deli saçması, fındık kabuğunu doldurmaz, ipe sapa gelmez, ipi sapı yok, ipsiz sapsız, işimiz boru, kıvır zıvır, saçma lakırdı/sapan, yayık ses karş. anlamlı, imalı, manalı, manidar
manastır i. keşişhane, kilise, şapel
manda i. balak, büyükbaş, camus, kömüş, mal, malak ? keçi, koyun, sığır
mandal i. dipçik, kabza, kilit, kol, kulp, kundak, sak, sap, tutamaç, tutamak
manevi s. duygusal, kavram, mevhum, platonik, ruhani, ruhi, ruhsal, sanal, soyut, tinsel karş. maddi
maneviyat i. cesaret, cüret, dayanıklılık, fedailik, iç, kendine güven, metanet, moral, yılmazlık, yüreklilik dey. cesaretini yitirmek, dehşete düşmek/kapılmak, gözü korkmak, morali bozulmak
maneviyatı bozulmak f. çekinmek, sinmek, yılmak
manevra i. al, aldatmaca, alıştırma, antrenman, çalışma, dalavere, deneme, deney, dolandırıcılık, düzenbazlık, egzersiz, eğitim, entrika, harekat, hazırlık, hırsızlık, hile, hilekarlık, idman, istihzar, kaçakçılık, kalpazanlık, kapan, karaborsa, kurnazlık, nizamsızlık, prova, staj, suiistimal, talim, tatbikat, tecrübe, temrin, yetişme, yolsuzluk karş. dürüstlük
manga i. birlik, grup
mangal i. gril, ızgara, külhan, maltız, ocak, soba, tandır
mangır i. para
mangiz i. para
mani i. barikat, beis, çit, engel, falso, ihtiras, illet, ket, mahzur, mania, noksan, pürüz, sakınca
mani olmak f. alıkoymak, bağlamak, güçleştirmek, engellemek, ket vurmak, kösteklemek, önlemek, zorlaştırmak dey. engel/güçlük çıkarmak, yokuşa koşmak/sürmek, zor duruma getirmek, zorluk çıkarmak karş. kolaylaştırmak
mania i. barikat, engel, ket, mahzur, mani, pürüz
manidar s. anlamlı, ifadeli, manalı
manifesto i. belge, bildiri, muhtıra, ültimatom
mankafa s. ahmak, akılsız, alık, allahlık, aptal, avanak, basiretsiz, beyinsiz, bilgisiz, bilinçsiz, boş, bön, budala, cahil, dangalak, densiz, düşüncesiz, ebleh, gafil, görgüsüz, ham, hantal, hımbıl, hödük, kaba, kafasız, patavatsız, salak, sersem, şaşkın, şuursuz, tedbirsiz karş. kafalı
manken i. kalıp, model, örnek, fotomodel
mansiyon i. ödül
mantar i. kapak, maytap, patlangaç, tampon, tapa, tıkaç, tıpa
mantı i. makarna
mantık i. akıl, algı, anlayış, bellek, çabuk anlama, çabuk kavrayış, güçlü seziş, havsala, irdak, irfan, izan, kafa, muhakeme, müdrike, sezgi, seziş, us, varış, zeka, zihin
mantıki s. anlamlı, rasyonel, ussal
mantıklı s. akıllı, akıllıca, akil, akla uygun, anlamlı, anlaşılır, anlayışlı, arif, dölek, düşünceli, ferasetli, ifadeyi, izanlı, kafalı, makul, manalı, rasyonel, sağduyulu, varışlı, zeki, zeyrek karş. kafasız
mantıksal s. rasyonel, ussal
mantıksız s. abes, adaletsiz, akılsız, alık, anlamsız, anlaşılmaz, aptal, başıboş, budala, dengesiz, gafil, güzaf, havacıva, herze, hezeyan, ifadesiz, ipsiz sapsız, kontrolsüz, manasız, saçma, safsata, salak, zırva
mantıksızlık i. fanatiklik
manto i. ferace, harmani, kaban, kürk, palto, pardesü, pelerin, trençkot, üstlük, yağmurluk, yamçı
manyak s. anormal, çaklak, çılgın, deli, dengesiz, divane, kaçık, kontak, mecnun, paranoyak, psikopat, sapık, sapkın, terelelli, üşütük, tımarhanelik, tozutmuş, zırdeli, zıvanasız dey. kafadan kontak/sakat, kafayı üşütmüş, keçileri kaçırmış karş. aklı başında
manyetik i. manyetizma
manyetizma i. büyü, efsun, etkileme, hipnoz, manyetik, manyetize, mıknatıslık, sihir, telkin, tılsım
manzara i. biçim, dış yüz, durum, duruş, endam, eşkal, form, görünüm, görünüş, gösteriş, heybet, kalıp, kılık, kılık kıyafet, kisve, panorama, sahne, suret, şekil, şekil şemail, üst baş, tablo, zevahir karş. içyüz
manzume i. armoni, ayar, asayiş, bağdaşım, çekidüzen, disiplin, dizge, düzen, insicam, intizam, istikrar, mutabakat, nizam, örgüt, sistem, şiir, tertibat, tertip, tutarlık, uygunluk, uyuşma karş. uyumsuzluk
maral i. ceylan, gazal, geyik
maraz i. epidemik, hastalık, illet, kara, kıran, maraza, rahatsızlık, sağlıksızlık, sakatlık, sayrılık, sıhhatsizlik karş. sağlamlık
maraza i. anlaşmazlık, atışma, aykırılık, boğuşma, çatışma, çekişme, çıngar, dalaş, didişme, hır, hırgür, hırlaşma, illet, kapışma, kavga, maraz, mücadele, münakaşa, tartışma, tatsızlık, tepişme, vuruşma, zıtlaşma, zıtlık karş. dirlik
marazlı s. ağır, ağrılı, dertli, hasta, hastalıklı, illetli, rahatsız, sağlıksız, sıhhatsiz, sıhhati bozuk
marifet i. anlık, beceri, beceriklilik, bilgi, cevher, deha, dirayet, ehliyet, hüner, ihtisas, illüzyon, istidat, kabiliyet, liyakat, maharet, meleke, sanat, ustalık, ustalık, uzluk, uzmanlık, yatkınlık, yetenek, yeterlik, yeti, yetkinlik, yordam karş. marifetsizlik
marifetli s. acar, anık, başarılı, becerikli, bilgili, cevherli, çevrimli, dahi, değimli, dirayetli, erdemli, güçlü, hünerli, idareli, istidatlı, işgüzar, kabiliyetli, kifayetli, mahir, maharetli, muvaffak, şahbaz, uz, uzman, yatkın, yetenekli, yeterli, yetkin, yordamlı, zanaatçı dey. açık gözlü, ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz, ağır başlı, altından kalkabilen, analar neler doğurmuş, çakı gibi, çarıklı erkânı harp/diplomat, eli çabuk/düzgün/hafif/uz/yatkın/yordamlı, elinden hiçbir şey kurtulmaz/iş gelir, eline çabuk, etek/eteği belde/belinde, gözü açık, ip cambazı, iş adamı, işinin adamı/eri/erbabı, on parmağında on hüner/marifet var, sıfır numara, şeytan çekici karş. beceriksiz
marifetsiz s. başarısız, beceriksiz, cudam, değimsiz, dirayetsiz, idaresiz, istidatsız, kabiliyetsiz, kaltaban, kısır, kifayetsiz, liyakatsiz, nanemolla, sakar, sallapati, şapşal, yeteneksiz, yetersiz, yetiksiz dey. acemi çaylak, acemi çaylak (bu kadar uçar), acemi nalbant gibi kah nalına vurur kah mıhına vurur, ağzına burnuna bulaştırmak, ayakları yerde sürünmek, baş yarıp göz çıkarmak, bir batman ekmekle bir it ayartamaz, bostan korkuluğu, çabalama kaptan ben gidemem, denize girse kurutur, eli kısa, elinden iş çıkmaz, kedi olalı bir fare tutmak, kel kahya, kelle kulak yerinde, nanemolla, nerde kaldı ki, o dolabın beygiri değil, sanki eşeğe bindi ayakları yerde sürünüyor, sarsak pursak, sepet boş tut kulağından çifte koş, sümbül bebek tohumu, şam babası, ucunu kaçırmak, yoğurdu yumruğu ile yer, yüzüne gözüne bulaştırmak karş. yetenekli
mariz i. ağır, ağrılı, dayak, dertli, hasta, hastalıklı, illetli, marazlı, mariz, musap, rahatsız, sağlığı bozuk, sağlıksız, sayrı, sergin, sıhhatsiz, sıhhati bozuk, yarım adam, yatalak
marizlemek f. dövmek, tartaklamak
marka i. alamet, amblem, arma, belirti, çeşit, damga, im, imge, imza, işaret, iz, kerte, mühür, nevi, nişan, nitelik, remiz, rumuz, sembol, sim, simge, timsal, tuğra, tura
markalamak f. imlemek, işaretlemek, mimlemek
market i. bakkal, dükkan, mağaza, pazar
marmelat i. reçel
marş i. bando, mehter marşı, şarkı, yiğitleme
marşandiz i. tren
maruf s. adlı, bilinen, duyulmuş, meşhur, namdar, namlı, şanlı, şöhretli, tanınmış, ünlü, yaygın karş. tanınmamış
maruzat i. açıklama, iletilecek bilgiler, söylenecek şeyler, sunuş
masa i. büfe, büro, iskemle, konuşma, kürsü, piştahta, rahle, sehpa, sıra, sofra, tezgah, yazıhane ? kürsü
masaj yapmak f. avuçlamak, çiğnemek, mıncıklamak, ovalamak, ovmak, ovuşturmak, yoğurmak
masal i. anlatı, destan, efsane, epope, fabl, fıkra, hikaye, kıssa, menkıbe, mesel, öykü, palavra, roman, söylence
maskara s. âdi, alaycı, alçak, dalkavuk, espritüel, gülünç, kaşmer, kepaze, komedyen, komik, latifeci, meddah, mukallit, muzip, müstehzi, nükteci, nüktedan, palyaço, paskal, rastık, soytarı, sulu, şakacı, şaklaban, şovmen, takılgan, taklitçi
maskara etmek f. rezil etmek, utandırmak
maskaralık i. kaşmerlik, komiklik, rezalet, soytarılık, şaklabanlık
maske i. duvak, mask, örtü, peçe, yaşmak
maskeleme i. alalama, kamuflaj
maskelemek f. alalamak, gizlemek, kamuflaj yapmak, kamufle etmek, kapamak, kapatmak, örtmek, peçelemek, perdelemek, pusmak, saklamak, siperlenmek karş. açığa çıkarmak
maskelenmiş s. kapalı, maskeli
maskeli s. gizlenmiş, gizli, kapalı, kapanmış, maskelenmiş, örtülü, saklanmış, saklı
maslahat i. fonksiyon, görev, iş, işlev, kat, koltuk, makam, maslahat, memuriyet, meslek, meşgale, merci, mesuliyet, mevki, misyon, ödev, rol, servis, sorum, sorumluluk, uğraş, üfule, vazife, zorunluluk
masraf i. aidat, gider, girdi, harcama, harç, ödenti, sarf, sarfiyat, tahsisat, yatırım karş. gelir
masraflar i. sarfiyat
masraflı s. ateş pahasına, fahiş, fiyatlı, pahalı, tuzlu karş. ucuz
masrafsız s. ekonomik
masum s. arı, bozulmamış, günahsız, hatasız, kabahatsiz, kusursuz, saf, suçsuz, temiz, yazıksız dey. gözü bağlı/gözleri kapalı, gözü kapalı, sütten çıkma ak kaşık, sütü sümüğü pak karş. kabahatli, lekeli, suçlu
masuniyet i. imtiyaz, muafiyet
maşa i. aracı, medyum, mutavassıt, pens, simsar, temsilci, vasıta
maşallah! ü. hayret! dey. Allah nazardan saklasın!, elemtere fiş kem gözlere şiş!, kırk bir kere maaşallah!, nazar değmesin!, şeytan kulağına kurşun!, tu tu tu!
maşatlık i. makber, mezarlık
maşuk i. aşık, aşıktaş, canan, dost, habip, flört, nişanlı, oynaş, sevilen, sevgili, sözlü, yar, yavuklu
maşuka i. canan, dildar, gözde, metres, nişanlı, oynaş, sevilen, sevgili, sözlü, yar, yavuklu
mat i. cansız, donuk, parlak olmayan, parıltısız, sararmış, solgun, soluk, sönük, uçuk karş. parlak
mat etmek f. susturmak
mat olma i. mağlubiyet
mat olmak f. dağılmak, mağlup olmak
matara i. şişe, termos, testi, tulum
matbu s. basılı
matbulaştırılmak f. basılmak
matem i. acı, azap, dağdağa, dert, elem, esef, eziklik, ezinç, gaile, gam, hayıf, hicran, hüsran, kahır, keder, koyuntu, melal, nedamet, teessüf, teessür, üzüntü, yas, yazıklanma, yeis karş. sevinç
matem etmek f. üzülmek
matem tutmak f. acıklanmak, dertlenmek, dövünmek, elemlenmek, eseflenmek, gamlanmak, hüsrana uğramak, hüzünlenmek, kahrolmak, kahırlanmak, kaygılanmak, kederlenmek, müteessir, tasalanmak, üzülmek, yorulmak karş. neşelenmek
matematik i. hesap
matemli s. acılı, ağlamaklı, çileli, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, firaklı, gaileli, gamlı, göynük, hicranlı, hüzünlü, içlenmiş, kahırlı, kasavetli, kederli, keyifsiz, problemli, sıkıntılı, sorunlu, tasalı, üzgün, yaslı karş. neşeli
materyal i. araç, araç gereç, donatım, gereç, harç, levazım, malzeme, mühimmat
materyalist i. maddeci
materyel i. ağırlık
matlup i. alacak, kredi
matmazel i. kadın
matrak i. alay, dalavere, gırgır, söz oyunu, şaşırtmaca, takılma, yutturmaca
matrakçı i. şakacı
mavalcı i. abartıcı, atıcı, blöf
mavholmak f. kül olmak
mavna i. kayık, mavuna, sandal, tekne, yelkenli, yük teknesi
mavuna i. mavna
mavzer i. altıpatlar, av tüfeği, tüfek
maya i. benlik, bünye, cibilliyet, fıtrat, hamur, haslet, hilkat, huy, huy hulk, huy hus, ıra, karakter, kişilik, meşrep, mizaç, nefis, öz yapı, seciye, seviye, şahsiyet, şarkı, tabiat, tıynet, töz, türkü, yaradılış karş. vakur
mayasıl i. kaşıntı, yara
mayhoş s. buruk, ekşi, ekşimsi, kekre, limon gibi, sirke gibi karş. tatlı
mayhoşlamak f. sirkeleşmek
mayın i. barut, bomba, dinamit, patlayıcı madde, şarapnel, torpil
mayışmak f. buruşmak, cıvımak, çözülmek, dağılmak, gevşemek, laçka olmak, pelteleşmek, pörsümek, salkımak, sarkmak, soğulmak, solmak, sönmek, yumuşamak dey. ilikleri gevşemek, kendini koyvermek/salıvermek, laçka olmak karş. kasılmak
mayi i. likit, seyyal, sıvı
maymuncuk i. anahtar
maytap i. çarkıfelek, çatapat, fener, kapsül, mantar, patlangaç ? fişek, lamba
mazbata i. belge, rapor, tutanak, zabıt, zabıtname
mazbut s. biçimli, rabıtalı
mazeret i. bahane, beis, gerekçe, hikmet, kulp, mucip, neden, özür, sebep, vesile dey. beynamaz özrü, kaçamak yolu, kulpunu bulma, mazeret beyan etmek, sudan bahane, sudan cevap/bahane, şamar oğlanı, üzüm yemek değil bekçi dövmek, yan yattı çamura battı, yumurtaya kulp takmak
mazeretli s. mazur, sebepli
mazeretsiz s. gerekçesiz, özürsüz, sebepsiz
mazgal i. delik, pencere
mazhariyet i. elde etme, ergi, erişme, muvaffakiyet, rekor, sultanlık, zafer
mazi i. eski zaman, evveliyat, geçmiş, geride kalan, kıdem, öncesi, sabıka, tarih, tarihçe dey. eski zaman, geride kalan, yarı belinden bölünmüş hayat karş. ati, gelecek, istikbal
mazlum s. barışçı, barışık, barışsever, biçare, düşkün, felekzede, halik, ılımlı, itaatkar, kıygın, mağdur, mahvolmuş, miskin, munis, perişan, sakin, sessiz, sulhçu, sulhsever, uysal, yumuşak, yumuşak başlı, zavallı, zebun, zelil, zulmedilen, zulüm gören dey. acınacak halde, eziyet edilen, feleğin çemberinden geçmiş, haksızlığa uğramış, kurbanlık koyun, zulme uğramışkarş. güçlü, haşin
mazur i. mazeretli, mazereti olan, özürlü, özürü olan
meal i. anlam, deyiş, deyiş biçimi, içerik, ifade, kavram, mana, mazmun, mefhum
meblağ i. adet, kemiyet, kilometre, litre, metre, miktar, mil, nicelik, numara, okka, rakam, sayı, tane
mebus i. milletvekili, parlamenter, saylav, senatör
mebzul s. ibadullah, sayısız, tonla, yığınla
mecal i. can, canlılık, derman, dinçlik, enerji, erk, erke, fors, güç, hâl, iktidar, imkan, izzet, kudret, kuvvet, nüfuz, otorite, sulta, takat, yeğinlik, yeti, yetke, yetki karş. güçsüzlük
mecalsiz s. argın, aygın baygın, bitap, bitkin, bitmiş, çökkün, dingin, erksiz, güçsüz, güdük, halsiz, harap, iktidarsız, kısır, kudretsiz, kuvvetsiz, takatsiz, tükenmiş karş. zinde
mecalsizlik i. bitkinlik, cansızlık, kofluk
mecaz i. anıştırma, cinas, dokundurma, eğretileme, iğneleme, ima, intak, istiare, işaret, kinaye, serzeniş, sezdirme, sitem, tariz, taş, taşlama, telmih, temsil
mecazen z. mecazi
mecazi s. belirsiz, benzetmeli, kinayeli, mecazen, mecazlı
mecazlı s. mecazi
mecbur i. mükellef, yükümlü, zorunlu
mecbur etme i. boyunduruk, cebir
mecbur etmek f. abanmak
mecburen z. cebren, çaresiz, çarnaçar, emrivakiyle, gönülsüzce, hevessizce, isteksizce, istemeyerek, iştahsızca, kazara, kerhen, nazlana nazlana, nazlanarak, oldubittiyle, tabiatıyle, zoraki, zorla, zorlukla karş. isteyerek
mecburi z. çaresiz, elzem, geçilmez, gerekli, kaçınılmaz, lazım, lüzumlu, mukadder, mübrem, mücbir, naçar, şart, vacip, vazgeçilmez, zaruri, zoraki, zorunlu karş. keyfi
mecburiyet i. çaresizlik, emrivaki, fariza, farz, kaçınılmazlık, mükellefiyet, oldubitti, olupbitti, sorumluluk, vecibe, yüküm, yükümlülük, zaruret, zaruri, zor, zorunluluk
meccanen z. açıktan, karşılıksız, pir aşkına
meccani z. açıktan, karşılıksız, pir aşkına
meclis i. divan, encümen, grup, heyet, kabine, kamara, komisyon, komite, konsey, kurul, kurum, parlamento, senato, şura, toplantı
mecmu i. tamam, toplam, umum, umumi, yığın
mecmua i. almanak, bülten, dergi, magazin
mecnun s. anormal, aşık, bağlanmış, çatlak, çılgın, dadanmış, deli, dengesiz, divane, düşkün, eğinik, hayran, kaçık, kontak, manyak, meczup, meftun, müptela, perestişkar, psikopat, sapkın, sevdalı, taralelli, tımarhanelik, tozutmuş, tutkun, üşütük, vurgun, vurulmuş, yangın, yanık, zırdeli karş. aklı başında
mecnun olmak f. delirmek
mecra i. gidiş yönü, gidiş, yatak
meczetmek f. katmak
meczup s. anormal, çatlak, mecnun, zırdeli
meçhul s. belgisiz, belirsiz, bellisiz, bilinmedik, bilinmeyen, bilinmez, gizli, gömülü, hafi, kapalı, kuşkulu, mahfi, mahfuz, muammalı, müphem, örtük, örtülü, saklı, sır, şüpheli, tanınmamış karş. bilinen, etken, malum, tanınan
meddah i. eğlence, hayali, karagözcü, kuklacı, maskara, monologcu ? oyuncu, soytarı
medeni s. aydın, beyefendi, centilmen, cibilliyetli, çelebi, dürüst, erdemli, fazıl, faziletli, gelişmiş, görgülü, hakkaniyetli, haksever, haluk, hatırşinas, helalzade, iffetli, ileri, ilerici, inal, ince, kadirşinas, kibar, kostak, narin, nazik, nazlı, nezih, saygılı, sosyal, uygar, terbiyeli, zarif karş. gari medeni, gerici
medeniyet i. gelişim, gelişme, ilerleme, uygarlık
medeniyetsiz s. primitif, gelişmemiş, ham, ilkel, iptidai, naiv, uygarlaşmamış, vahşi, yabanıl, yabani karş. uygar
medet i. çare, çözüm, derman, em, ilaç, deva, imdat, merhem, umar, yardım
medrese i. dersane, fakülte, idadi, mektep, okul
medyum i. aracı, borçlu, maşa, mutavassıt, vasıta, verecekli
mefhum i. anlam, ifade, kavram, mana, meal, nosyon, tasarım
mefkûre i. amaç, dava, dilek, erek, garaz, gaye, güdek, hedef, ideal, kasıt, maksat, maksut, meram, murat, niyet, uğur, ülkü, yasan
mefruşat i. mal, mobilya
meftun s. aşık, bayılan, beğenen, büyülenmiş, dadanmış, düşkün, gönüllü, hayran, hayranlık duyan, mecnun, müptela, perestişkar, seven, sevdalı, tutkun, vurgun, yanık
meftun olmak f. aşık olmak, bayılmak, beğenmek, büyülenmek, eğinmek, hazzetmek, itibar etmek, mest olmak, meyletmek, önemsemek, rağbet etmek, saygı duymak, sevmek, takdir etmek, tutmak, tutulmak, vurulmak
meftuniyet i. aşk, karasevda, meftunluk, vurgunluk
meftunluk i. aşk, düşkünlük, eğilim, hayranlık, karasevda, meftuniyet, meyil, muhabbet, perestiş, sempati, sevda, sevgi, tapınma, tapma, teveccüh, tutkunluk, vurgunluk, zaaf
megalomani i. çalım, kabarma, şişinme
meğer i. meğer ki, meğerse, ne var ki, oysa, oysa ki
mehil i. ek süre, müddet, mühlet, önel, periyod, tanınan süre, vade
Mehmetçik i. asker, cengaver, nefer, savaşçı
mehtap i. ay ışığı, ayın öndördü, kamer
mekan i. barınak, çevre, ev, gök, gökyüzü, hane, ikametgah, koğuş, konut, lojman, mahal, mesken, mevki, mevzi, ortam, sonsuzluk, uzay, yer, yurt
mekanizma i. aygıt, cihaz, düzenek, işleyiş, makine, motor, oluş, ortaya çıkış, tezgah
mekruh s. çirkef, çirkinlik, galiz, haram, iğrenç, iğrendirici, kerih, memnu, menedilmiş, menfur, tabu, tiksinç, tiksindirici, yasak, yasaklanmış karş. iştahlandırıcı
mektep i. akademi, dershane, enstitü, fakülte, felsefe, idadi, ilkokul, kolej, konservatuar, lise, medrese, mezhep, öğreti, okul, ortaokul, rüştiye, sultani, üniversite, yüksekokul
mektepli i. aydın, öğrenci, talebe
mektup i. kart, kartpostal, müzekkere, name, not, posta, pusula, saklı, telgraf, tezkere ? belge, bildiri, dilek, yazı
mektupçu i. katip, sekreter, yazman
melal i. acı, ağırlık, bezginlik, bıkkınlık, kahır, kasevet, matem, meşekkat, usanç, usanma, üzüntü, yorgunluk
melankoli i. kuruntu, kuşku, şüphe
melek i. cin, peri
meleke i. anlık, beceri, becerik, cevher, deha, dirayet, ehliyet, hazakat, hüner, ihtisas, istidat, kabiliyet, maharet, marifet, ustalık, uzluk, uzmanlık, yatkınlık, yetenek, yeterlik, yeti, yetkinlik, yordam karş. beceriksizlik
melez s. azma, azman, bileşik, hibrid, karma, katışık, kırık, kırma, metis, müşterek karş. arı, safkan ? karışım
melik i. başbuğ, başkan, çar, emir, han, hakan, hükümdar, hünkar, kağan, kral, padişah, sultan
melike i. başkan, çariçe, ece, hükümdar, imparatoriçe, kraliçe, sultan
melodi i. ezgi, hava, müzik, nağme, şarkı, terane
melodram i. oyun, piyes, tiyatro, trajedi
meltem i. esinti, rüzgar
melun s. lanetlenmiş, lanetli
memba i. artezyen, bulak, çeşme, çırçır, gayzer, göz, göze, kaynak, kaynaç, kaynarca, pınar
meme i. göğüs
meme emmek yemek
meme emzirmek beslemek
meme vermek beslemek
memişhane i. apteshane, ayakyolu, helâ, kabine, tuvalet, yüznumara
memleket i. aile, anakara, anayurt, arazi, diyar, el, kıta, toprak, ülke, vatan, yurt
memleketli s. hemşeri, köylü, vatandaş, yurttaş
memluk i. tutsak, köle
memnu s. menedilmiş, tabu, yasaklanmış
memnun s. acısız, bahtiyar, dertsiz, emeksiz, eziyetsiz, ferah, gönenmiş, güleç, hoşnut, huzurlu, kaygısız, kedersiz, keyifli, kıvançlı, kıvanmış, mesut, mutlu, müreffeh, neşeli, ongun, rahat, sevinçli, sıkıntısız, şad, şadan, şen, tasasız, zahmetsiz karş. gayri memnun, kaygılı, müşteki, şikayetçi
memnun etmek f. hayran etmek
memnun olmak f. sevinmek, şad olmak
memnuniyet i. barış, beğenme, canlılık, coşku, dirlik, düzen, erinç, esenlik, ferahlık, gönenç, haz, hoşnutluk, huzur, keyif, kıvanç, konfor, rahat, rahatlık, refah, sağlık, sevinç, şenlik, tasasızlık dey. ağız tadı, beyler aşı, dirlik düzenlik, gözlerinin içi gülme, iç açıklığı/rahatlığı, yarım elma gönül/hatır alma karş. huzursuzluk
memnuniyetle z. arzuyla, bilerek, dileyerek, hevesle, isteyerek, severek dey. başımla beraber, bile bile, canla başla, gönül hoşluğuyla/rızasıyle, gönülden koparak, gönüllü olarak, güle oynaya, kendi isteğiyle/rızasiyle, seve seve, şevk ile karş. istemeyerek
memnunluk i. coşku, haz, kıvanç, mutluluk, şenlik
memorandum i. bildiri, muhtıra
memur i. çalışan, eleman, emekçi, görevli, hizmetli, maaşlı, personel, müstahdem, proleter, ücretli karş. patron
memuriyet i. fonksiyon, görev, hizmet, iş, işlev, makam, maslahat, meşgale, mevki, vazife
memurlar i. mürettebat
mendebur s. atıl, bezgin, gayretsiz, gevşek, hımbıl, mızmız, miskin, ruhsuz, savsak, silik, tembel, tutuk, usanmış, uykucu, uyuşuk, uyuntu, üşengeç, üşengen, üşenik karş. enerjik
mendil i. çevre, elbezi, kağıt mendil, mahrama, peçete, peşkir, peştemal ? atkı, başörtüsü, peştemal
mendirek i. barikat, bent, dalgakıran, set
menedilmiş s. günah, haram, mekruh, memnu, merdut, münker, tabu, yasaklanmış karş. helal
menetmek f. baltalamak, dizginlemek, engel olmak, engellemek, frenlemek, izin vermemek, ket vurmak, kısıtlamak, kösteklenmek, önlemek, suikast yapmak, yasak etmek, yasaklamak karş. izin vermek
menfaat i. ası, avantaj, çıkar, fayda, hasiyet, hayır, istifade, iyişim, kâr, kazanç, menafi, nefi, nimet, yarar dey. havanda su dövmek, hayır görmemek, hayrını görmek, karınca kararınca
menfaatçi s. bedavacı, bencil, benlikçi, çıkarcı, egoist, fırsatçı, hodbin, kendici, maddi, mideci, tekelci dey. fırsat düşkünü, iyi gün dostu, kendine Müslüman, kendini düşünen, nalıncı keseri gibi karş. diğerkam
menfaatperest s. bencil, maddeci
menfi s. aksi, aykırı, eksi, olumsuz, salibe karş. artı, müspet, olumlu, pozitif
menfur s. iğrenç, mekruh, tiksindirici
mengene i. baskı, pres
menhus i. uğursuz
meni i. sperma, tohum
menkıbe i. anlatı, destan, efsane, epope, esatir, fabl, fıkra, hikaye, kıssa, masal, öykü, söylence
menkul i. söylenegelmiş, nakledilmiş, para, taşınabilir mal, taşınır mal karş. gayrimenkul
mensubiyet i. alaka, bağışlama, değginlik, ilgi, irtibat, münasebet, rabıta, taalluk
mensup s. ait, alakalı, bağlantılı, dair, değgin, hakkında, hususunda, ilgili, ilintili, ilişik, ilişikli, ilişkin, münasebetli, mütedair, üzerine
menşe i. asıl, başlangıç, çıkış, çıkıt, esas, kaynak, kök, köken, mahreç, öz, soy, toz (töz) ? başlangıç
menzil i. durak, erim, iskele, istasyon, konak, koy, körfez, liman, uğrak
menzile i. alt, basamak, düzey, kademe, merhale, mertebe, safha
mera i. çayır, otlak, yaylak
merak i. alaka, arzu, düşkünlük, düşünce, eğilim, endişe, heves, heveslenme, hobi, ilgi, istidat, kabiliyet, kaygı, meyil, murat, rağbet, tasa, tecessüs, telaş, temayül, yatkınlık, yetenek karş. adam sendecilik, aldırışsızlık, huzursuzluk, ilgisizlik, isteksizlik
merak etmek f. kaygılanmak dey. dokuz doğurmak, ıcığını cıcığını sormak, merak getirmek/hissini okşamak/salmak/ sardırmak/sarmak, merakı kalkmak, merakına dokunmak, merakta bırakmak, meraktan çatlamak/deli olmak, orman taşlamak
meraklanmak f. endişelenmek, evhamlanmak, huylanmak, işkillenmek, kaygılanmak, keder etmek, kuşkulanmak, sabırsızlanmak, şüphelenmek, telaşlanmak, vehmetmek dey. can başa çıkmak, içi içini yemek, içi kabarmak/kalkmak, kendi kendini yemek, kuruntuya düşmek/kapılmak, kuşkuya düşmek/kapılmak, meraktan deli olmak, midesi bulanmak, şüphe etmek, şüpheye düşmek/kapılmak, yersiz korkuya kapılmak
meraklı s. amatör, dikkatli, dirliksiz, düşkün, endişeli, esir, gönüllü, hasta, hastası, heveskar, hevesli, huzursuz, ilgili, ilginç, istekli, işkilli, kaygılı, keyifsiz, koleksiyoncu, kuruntucu, kuşkucu, kuşkulu, mail, meyilli, mızmız, müşkülpesent, mütecessis, neşesiz, özengen, pireli, problemli, razı, sevdalı, sıkıntılı, sinirli, sorunlu, tasalı, tedirgin, telaşlı, tiryaki, vesveseli; alâkadar, alâkalı, dikkatli, düzenli, eğilimli, koleksiyoncu, özenli, titiz, tutkun dey. burnunu her işe sokan, kırk tarakta bezi olan, kulağı kirişte, kulağı/şunda bunda olan, meraklı turşucu karş. aldırışsız, ilgisiz, meraksız
meraksız s. adamsendeci, alakasız, aldırışsız, aldırmaz, bihaber, çekkin, dalgacı, dalgın, duygusuz, gamsız, geniş, gönülsüz, hakikatsiz, ilgisiz, isteksiz, kaygısız, kayıtsız, kaytarıcı, lakayt, mesuliyetsiz, nemelazımcı, rahat, sorumsuz, tasasız, umursamaz, yeleme, vurdumduymaz karş. meraklı
meram i. amaç, dava, dilek, erek, gaye, güdek, hedef, ideal, istek, kasıt, maksat, maksut, mefkure, murat, niyet, uğur, ülkü
meram etmek f. karar vermek
merasim i. âdet, alay, geçit resmi, kabul resmi, resepsiyon, resmi kabul, resmi küşat, seremoni, tören
mercek i. adese, büyüteç, lens, objektif, pertavsız
merci i. başvurulacak yer, görev, hizmet, mahal, makam, maslahat, mevki, mevzi, otoriteler, yer
merdiven i. basamak, eğim, kayak, kızak
meret s. kademsiz, kutsuz, meşum, meymenetsiz, musibet, netameli, şeametli, şom, talihsiz, tehlikeli, tekinsiz, uğursuz karş. uğurlu
merhaba! ü. aleyküm selam!, alo!, eyvallah!, günaydın!, hayrola!, hu!, selam!, selamın aleyküm!, sıhhatine, tünaydın! dey. akşamlar hayrolsun!, Allah rahatlık versin!, iyi akşamlar!/geceler!/günler!, sabahlar hayrolsun!, vakitler hayrolsun! ? Allahaısmarladık
merhale i. adım, aşama, basamak, derece, düzey, evre, gömlek, kademe, kerte, kırat, kıvam, menzile, mertebe, paye, perese, radde, rütbe, safha, seviye, sıra, yer
merhamet adak, duygu, dürüstlük, erdem, insaf, insaniyet, rikkat, şefkat
merhamet etmek f. acımak, affetmek, bağışlamak, hazımlı olmak, hoşgörmek, insaf etmek, rahmetmek, yazıklanmak, yumuşamak dey. insaf etmek, insaflı davranmak, insanlık göstermek, karıncayı bile ezmemek/incitmemek, merhamet duymak/etmek, merhamete gelmek, yüreğine dokunmak karş. acımamak, katı yürekli olmak, merhametsizlik göstermek
merhametli s. adil, bağışlayıcı, cömert, dengeli, duygulu, geniş, haksever, haktanır, hazımlı, hoşgörücü, hoşgörülü, ılımlı, içli, insaflı, insan, insaniyetli, iyi, iyiliksever, mutedil, mülayim, mürüvvetli, müsamahakar, müşfik, ölçülü, rahim, rakik, rikkatli, sevecen, şefik, şefkatli, toleranslı, uysal, uyumlu, yumuşak karş. insafsız
merhametsiz s. acımasız, acımaz, amansız, canavar, cebbar, cezzar, delibalta, dinsiz, düşkünezer, gaddar, gavur, hain, haşin, hınzır, hunhar, imansız, insaniyetsiz, kalpsiz, kasap, kırıcı, kıyıcı, mürüvvetsiz, müsamahasız, nemrut, sadist, şefkatsiz, taş yürekli, tiran, vicdansız, zalim, zorba karş. inseflı
merhem i. çare, çözüm, derman, deva, em, ilaç, imdat, krem, medet, melhem, ot, panzehir, pomad, umar, yardım
merhum s. göçmüş, göçüp gitmiş, merhume, ölmüş, ölü, rahmetli, Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş
merhum olmak f. defnedilmek, göçmek, gömülmek, merhum, öldürülmek, ölmek, vurulmak, zehirlenmek
merkep i. karakaçan, sıpa, uzunkulak
merkez i. başkent, başşehir, devlet merkezi, emniyet amirliği, karakol, kol, kulluk, nokta, payitaht, polis müdürlüğü, yurt
merkez tutmak f. birikmek
merkezi s. ayakaltı, çevresel
mermi i. bomba, barut, dane, fişek, füze, gülle, kurşun, obüs, patlayıcı, roket, saçma, kuru sıkı, şarapnel, torpil
mersiye i. ağıt, sızlanma, şikayet, yakınma, yanıp yakılma
mert s. açıksözlü, adaletli, adam, adil, ahlaklı, alp, aslan, babayiğit, bahadır, batır, belalı, dadaş, dilaver, doğrucu, dürüst, efe, er, erkek adam, fedai, gazi, güvenilir, harbi, iffetli, insan, iyi, kabadayı, kahraman, karakterli, kişilikli, koç, koçyiğit, koçak, korkusuz, külhanbeyi, namuslu, seciyeli, serdengeçti, şahbaz, yılmaz, yiğit, yurtsever, yüksek, yürekli karş. alçak, dönek, iki yüzlü, korkak, namert
mertçe z. adamca, efendice, erkekçe, yiğitçe, yüreklilikle
mertebe i. adım, aşama, basamak, derece, düzey, evre, gömlek, had, kademe, kerte, kırat, kıvam, menzile, merhale, paye, perese, radde, rütbe, safha, seviye, sıra, statü, yer
mertebeli s. basamaklı
mertek i. çubuk, kereste, sırık
mertlik i. ataklık, atılganlık, babayiğitlik, bahadırlık, baturluk, cesaret, cesurluk, cüret, çekinmelik, dayanıklılık, doğruluk, efelik, erdem, fedailik, gözüpeklik, kahramanlık, korkusuzluk, metanet, moral, pek gözlülük, pervasızlık, şecaat, şövalyelik, yararlılık, yılmazlık, yiğitlik, yüreklilik karş. korkaklık
mertlikle z. adamca, yiğitçe
mesafe i. açıklık, ara, aralık, erim, es, fırsat, resmiyet, teklifli olma, uzak durma, uzaklık
mesafeli s. ağır, ırak, öte, resmi, teklifli, ulaşılamaz
mesai i. alın teri, çaba, çalışma, didinme, efor, el emeği, emek, gayret, göz nuru, himmet, iş, işçilik, mücadele, savaşım, savaşma, say, uğraş, zahmet
mesaj i. açıklama, beyanat, bildirge, bildiri, bildirme yazısı, bilgi, demeç, duyuru, haber, ihbar, ihbarname, ileti, ihtarname, not, tamim, tebligat, tebliğ
mesel i. anlatı, fabl, kıssa, masal, öykü
mesela i. örneğin, sözgelimi, sözgelişi dey. başka bir deyişle, diyelim ki, farz edelim ki, sayalım ki, söz gelimi/gelişi/misali, sözün kısası, tutalım ki, tut ki, velhasıl
mesele i. açmaz, cefa, çapraşıklık, çıkmaz, dava, eziyet, faile, güçlük, kısır döngü, iş, kördüğüm, külfet, labirent, meşakkat, muamma, müşkülat, nokta, problem, sıkıntı, sorun, yorgunluk, zahmet, zorluk
meserret i. mutluluk, neşe, şenlik
meshetmek f. sıvazlamak
mesire i. park, sayfiye
mesken i. barınak, ev, hane, ikametgah, konut, lojman, mekan, villa, yer, yer yurt, yurt
meskenet s. atalet, başarısızlık, beceriksizlik, dirayetsizlik, fakirlik, gayretsizlik, gevşeklik, kifayetsizlik, mağduriyet, sünepelik, uyuşukluk, üşengeçlik, yeteneksizlik, yetersizlik, yoksulluk, yoksunluk karş. beceriklilik, varlıklılık
meslek i. fonksiyon, görev, hizmet, ihtisas, iş, işlev, kariyet, makam, maslahat, meşgale, mevki, ödev, sandalye, sorum, sorumluluk, uğraş, vazife, zanaat
meslektaş i. arkadaş, gönüldeş, kafadar, mahrem, nedim
mesnet i. ayak, dayanak, destek, esas, istinat, kaide, kök, köken, payanda, öz, taban, takviye, temel, zemin
mesrur s. kaygısız, neşeli, şad
mesrur olmak f. şad olmak
mest1 s. çakırkeyf, esrik, içkili, sarhoş karş. aklı başında, ayık, kendinde
mest2 i. ayakkabı, terlik
mest etmek f. bayıltmak, hayran etmek
mest olmak f. beğenmek, esrimek, hayran olmak, kendinden geçmek, meftun olmak, sarhoş olmak karş. kendine gelmek
mesuliyet i. fonksiyon, görev, hizmet, iş, işlev, makam, maslahat, meşgale, ödev, sorumluluk, vazife, yükümlülük, zorunluluk
mesuliyetsiz s. adamsendeci, duygusuz, gamsız, geniş, hissiz, kaygısız, kayıtsız, kaytarıcı, lakayt, meraksız, nemelazımcı, sorumsuz, umursamaz, vurdumduymaz
mesut s. bahtiyar, gönenmiş, güleç, kaygısız, kedersiz, keyifli, kıvançlı, memnun, mutlu, neşeli, sevinçli, şad, şen, tasasız
mesut etmek f. hayran etmek
mesut olmak f. sevinmek, şad olmak
meşakkat i. cefa, eziyet, güçlük, külfet, müşkülat, sıkıntı, yorgunluk
açmaz, melal, mesele, problem, usanç, zahmet, zorluk
meşakkatle z. cebren, güçlükle, zar zor, zorlukla
meşakkatli s. ağır, belalı, çetin, dile kolay, eziyetli, güç, külfetli, müşkül, sarp, sorunlu, üzüntülü, yalçın, yorucu, zahmetli, zor karş. zahmetsiz
meşakkatsiz s. emeksiz, eziyetsiz, hafif, kedersiz, kolay, kullanışlı, külfetsiz, oyuncak, pratik, rahat, sıkıntısız, üzüntüsüz, zahmetsiz karş. zahmetli
meşgale i. faaliyet, fonksiyon, görev, hizmet, iş, iş güç, işlev, koltuk, makam, maslahat, memuriyet, meslek, mesuliyet, meşguliyet, mevki, orun, ödev, rol, sorumluluk, uğraş, vazife, yumuş
meşgul etmek f. avutmak, önlemek, uğraştırmak
meşgul olmak f. becelleşmek, boğuşmak, cebelleşmek, çabalamak, çalışmak, çırpınmak, debelenmek, didinmek, dikkatli davranmak, ilgilenmek, iş yapmak, paralanmak, savaşmak, uğraşmak karş. ilgilenmemek, boş durmak
meşguliyet i. görev, iş, işlev, meşgale, mevki, vazife
meşhur s. adlı, anlı şanlı, bilinen, duyulmuş, maruf, namdar, namlı, şanlı, şöhretli, tanınmış, ünlü, yaygın dey. dillere destan, nam kazanmış/salmış, taçsız kral, ün kazanmış/salmış karş. adsız, meçhul, tanınmamış
meşhur olmak f. bilinmek, işitilmek, tanınmak, ünlenmek dey. herkesçe bilinmek/tanınmak, ün kazanmak, ünlü olmak karş. tanınmamak
meşk i. ahenk, alıştırma
meşrep i. benlik, bünye, cibilliyet, fıtrat, haslet, hilkat, hulk, huy, ıra, karakter, kişilik, maya, mizaç, nefis, öz yapı, seciye, şahsiyet, tabiat, tıynet, yaradılış
meşru s. adil, doğru, düzenli, haklı, hukuki, kanuni, kanunlu, legal, nizami, yasal
meşrubat i. içecek
meşruluk i. adak, dürüstlük
meşum s. kutsuz, meret, şanssız, şeametli, şom, tekinsiz, uğursuz
meta i. akar, dünyalık, eşya, mal, matah
metal i. maden
metanet i. ataklık, atılganlık, babayiğitlik, bahadırlık, baturluk, cesaret, cesurluk, cüret, cüretkarlık, çekinmezlik, dayanıklılık, direnç, efelik, fedailik, güçlülük, hamaset, kahramanlık, korkusuzluk, maneviyat, mertlik, metin olma, moral, pek gözlülük, pervasızlık, sağlamlık, şecaat, şehamet, yararlık, yılmazlık, yiğitlik, yürek, yüreklilik karş. çürüklük, dayanıksızlık, yüreksizlik
metanetli s. cesur, dayanıklı, metin, mütehammil, sağlam, yürekli
metanetsiz s. cesaretsiz. çökkün, dayanıksız, eksin, erksiz, güçsüz, yalınkat, yılgın, yüreksiz, zayıf
metazori z. baskıyla
meteliksiz s. fukara, muhtaç, sersefil, yoksul, züğürt
meteliksizlik i. fakirlik, sefalet, yoksun
meteoroloji i. hava, iklim
meth i. alkışlama, göklere çıkarma, iltifat, övgü, övme, sena etme, sitayiş, ululama, yüceltme
methedilmek f. yüceltilmek
methetme i. alkışlama, eleştiri
methetmek f. ballandırmak, ilgilenmek, lehinde olmak, övmek, ululamak, yüceltmek karş. aşağılamak
methiye i. naat, övgü
metin i. cesur, cümle, ibare, içerik, söz, yazı; berk, dayanıklı, dimdik, kale gibi, kavi, metanetli, mukavim, sağlam, karş. çürük, dayanıksız
metin olma i. metanet
metot i. biçim, doktrin, erkan, esas, hareket, kural, minval, muamele, politika, racon, sistem, stil, tarz, teknik, tempo, usul, uygulayım, üslup, vecih, yol, yordam, yöntem
metre i. adet, meblağ, miktar, nicelik, saat
metres s. aşıktaş, aşna fişna, canan, cariye, ciğerpare, dildar, flört, göz ağrısı, gözbebeği, gözde, kapatma, maşuka, sevgili
metro i. metrotren, tünel, yeraltı demiryolu hattı, yeraltı treni
metruk s. boş, insansız, kenar, kimsesiz, tenha, terk edilmiş, yaban
metruklaşmak f. yalnızlaşmak
mevcudiyet i. varlık, var olma, varoluş
mevcut s. var
mevcut olmak f. bulunmak
mevki i. ahval, derece, durum, fonksiyon, gidiş, gidişat, görev, hal, hizmet, iş, iş güç, işlev, keyfiyet, koltuk, konum, konuş, mahal, makam, maslahat, mekan, memuriyet, merci, meslek, meşgale, meşguliyet, orun, ödev, post, rol, sandalye, sorumluluk, taır, uğraş, vaziyet, yer, yumuş
mevkuf i. kalebent, mahkûm, mahpus, tutuklu
Mevla i. Allah, canan, Çalap, Hak, hâkim, Halik, Hallak, Huda, Kibriya, Oğan, Rab, sahip, Tanrı, Yaradan
mevsim i. çağ, devir, dönem, etkinlik dönemi, period, sezon, süre, süreç, vakit, zaman
mevsiminde z. vakitli
mevsimlik i. arızi, devamsız, eğreti, fani, geçici, muvakkat, ölümlü, sonlu, sürekli olmayan, süreksiz, zail
mevsimsiz s. ahenksiz, alakasız, altüst, düzensiz, elverişsiz, gereksiz, ilgisiz, insicamsız, isabetsiz, mahalsiz, münasebetsiz, rabıtasız, sırasız, sistemsiz, uygunsuz, vakitsiz, yakışıksız, yararsız, yaraşıksız, yaraşmayan, yersiz, zamansız karş. yerinde
mevt i. vefat
mevta i. kadavra, naaş, ölü
mevzi i. ele geçirilen bölge, mahal, mekan, merci, nokta, yer
mevzii s. çevresel, lokal, mahalli, yerel, yöresel
mevzu i. bahis, bap, husus, konu, nokta, sadet, tem, tema
mevzuat i. formalite, kanun, kararname, nizamname, yasa
mevzun i. orantılı
mey i. alkol, aperatif, bade, dem, içecek, içki, işret, müskirat, şarap
meydan i. alan, açıklık, arazi, arena, arsa, düzlük, kayran, kort, manej, ova, pist, plato, saha
meydana çıkarmak f. belgelemek, delillerle ortaya koymak, ispatlamak, kanıtlarla göstermek, kanıtlarla ortaya koymak, peyda etmek, üretmek
meydana çıkma i. belirme, tecelli
meydana çıkmak f. belirmek, çıkmak, doğmak, görünmek, peydahlanmak dey. baş göstermek, cereyan etmek, hasıl olmak, ileri gelmek, meydana gelmek, ortaya çıkmak, vuku bulmak, vücuda gelmek, vücut bulmak, yer almak, zuhura gelmek
meydana gelmek f. peydahlanmak
meydana getirmek f. keşfetmek, üretmek
meydanda s. açık, açıkta, aşikar, ayan, belgin, belirgin, belirli, belli, görünürde, göz önünde, kesin, malum, muayyen, mutlak, net, ortada, pekin, sabit, saltık, sarih, saydam dey. açık seçik, açıktan açığa, adı üstünde, ayan beyan, belden aşağı, belli beyan, beyaz Türkçe, edebe aykırı, el ile tutulur, elle tutulur gözle görülür, gedik açılmak, gizli kapaklı tarafı yok, görmemek için kör olmak gerek, göz göre göre, göze görünür, gün gibi aşikar, günlük güneşlik, kabak gibi, kapı baca açık, kör kör parmağım gözüne, net bir hava, tas gibi, yakası açılmadık karş. gizli, örtülü, saklı
meydanlık i. açıklık
meyhane i. bar, birahane, gazino, lokal, meygede, pavyon, taverna
meyil i. akıntı, alaka, arzu, aşk, bayır, çıkış, dilek, düşkünlük, eğilim, eğim, gaye, gönül, hayranlık, heves, içtepi, ilgi, iniş, istek, istem, iştah, kapris, meftunluk, merak, meyil, muhabbet, rağbet, sempati, sevda, sevi, talep, tapınma, tapma, tepe, teveccüh, temayül, tırmanış, tutkunluk, ubudiyet, vurgunluk, yamaş, yokuş, zaaf
meyilli s. amatör, eğik, eğri, istekli, meraklı, razı
meyletme i. eğilim, temayül
meyletmek f. başlamak, bayılmak, beğenmek, büyülenmek, deli olmak, eğinmek, hayran olmak, hazzetmek, hoşlanmak, kaymak, meftun olmak, önemsemek, sevmek, sıvanmak, soyunmak, tutmak, tutulmak, vurulmak dey. aklına esmek, derdine düşmek, hayran olmak, heves etmek, itibar etmek, mest olmak, rağbet etmek, saygı duymak, takdir etmek, vurgun olmak, yüreği akmak karş. nefret etmek
meymenet i. alınyazısı, bereket, bolluk, hayır, iyilik, iyi nitelik, kader, kısmet, mukadderat, refah, şans, sûr, talih, uğur, üretkenlik, verimlilik
meymenetli s. hayırlı, kademli, kutlu, mübarek, şanslı, şansı açık, talihli, tekin, uğuru açık, uğurlu dey. ayağı uğurlu, eli uğurlu, (sabah) sağından kalkmış, şansı açık, uğur getiren, uğru açık karş. kademsiz
meymenetsiz s. âdi, hayırsız, kademsiz, kutsuz, meret, musibet, namübarek, netameli, şanssız, şeametli, şom, tekinsiz, uğursuz, yomsuz dey. ağzı kara, baykuş gibi, çeşmeye gitse çeşme kuruyacak, düz taban, kara ağızlı/kedi gibi, kem gözlü, kısmeti bağlı/kapalı, nursuz pirsiz, pandora'nın kutusu, suratına bakanın kırk yıl işi rast gitmez, suratına bakanın kısmeti kaçar, şom ağızlı karş. uğurlu
meymenetsizlik i. kademsizlik, şeamet, uğursuzluk, yomsuzluk dey. bastığı yerde ot bitmemek, göz/nazar değmemek, göze gelmek
meyus s. karamsar, moralsiz, umutsuz
meyve i. erzak, hasılat, kazanç, kâr, mahsul, semere, soğukluk, sonuç, ürün, verim, yapıt, yemiş, yiyecek
mezalim i. cefa, işkence, kahır, kasavet, kıyım, kötülük, zulüm
mezar i. anıtkabir, ehram, gömüt, gömütlük, hazire, höyük, kabir, kabristan, kurgan, lahit, makam, makber, mezaristan, mezarlık, mozole, piramit, şehitlik, türbe, yatır ? çukur, ölü, tabut
mezaristan i. kabristan, meşetlik, mezar
mezarlık i. gömütlük, kabir, lahit, makber, mezar, şehitlik, türbe
mezbaha i. kesimevi, pazar, salname
mezbele i. çöplük, darmadağın yer, kenef, murdar, pasaklı, pis, tozlu
meze i. aş, erzak, yiyecek
mezhep i. anlayış, din, doktrin, ekol, felsefe, görüş, mektep, okul, öğreti, sistem, stil, tarz, tutum, üslup, yorum
meziyet i. fazilet, maharet, üstünlük
meziyetli s. aziz, beğenilen, değerli, değimli, faziletli, hünerli, izzetli, kıymetli, maharetli, pırlanta gibi, seviyeli, üstün nitelikli karş. değersiz
mezun i. acar, atak, atılgan, baskın, iktidarlı, izinli, kadir, kuvvetli, muktedir, selahiyetli, yetkili, yetki sahibi
mezun etmek f. azatlamak, bırakmak, göndermek, koyuvermek, salıvermek, salmak
mezun olmak f. kadir olmak
mezuniyet i. cevaz, destur, diploma alma, icazet, imtiyaz, izin, lisans, müsaade, ruhsat, salahiyet, yetki
mıhlamak f. çakmak, çivilemek, iliştirmek, raptetmek, takmak, tespit etmek, tutturmak, vidalamak
mıhlanmak f. köklenmek
mıknatıslık i. manyetizma
mıncıklamak f. avuçlamak, çiğnemek, ellemek, masaj yapmak, ovalamak, ovmak, ovuşturmak, yoğurmak
mıntıka i. bölge, cephe, civar, çevre, dolay, etraf, havali, havza, kesim, köşe, kuşak, mahalle, muhit, nahiye, semt, taraf, yer, yöre
mırıldanma i. terennüm
mırıldanmak f. dırdırlanmak, fısıldamak, sayıklamak, söylenmek, vırıldamak dey. evelemek gevelemek, kendi kendine konuşmak
mıymıntı s. alık, atıl, beceriksiz, bezgin, cansız, dalgacı, gevşek, hımbıl, kokmuş, külkedisi, mızmız, miskin, pasif, pısırık, ruhsuz, silik, sümsük, sünepe, tembel, tutuk, usanmış, uykucu, uyuntu, uyuşuk, uyuz, üşengeç, üşengen dey. ağır canlı, düğüne gider zurna beğenmez hamama gider kurna beğenmez, üstüne ölü toprağı serpilmiş karş. atak
mızıkçı s. aksi, alıngan, asabi, damarlı, darılgan, dırdırcı, didişken, dirliksiz, dönek, dövüşken, geçimsiz, hassas, hırçın, hırıltıcı, huysuz, imtizaçsız, inatçı, isyankar, itaatsiz, itirazcı, kavgacı, kırıcı, küseğen, ordubozan, oyunbozan, öfkeci, sert, sevimsiz, sinirli, şaltak, ters, titiz, uyuşmaz karş. uysal
mızıkçılık etmek f. caymak dey. oyun bozanlık etmek
mızıklanmak f. caymak, çekilmek, döneklik etmek, feshetmek, huysuzlanmak, oyunbozanlık etmek, sözünde durmamak, vazgeçmek
mızıldanmak f. inildemek, inlemek, oflamak
mızırdanmak f. dırdırlanmak
mızmız s. alık, atıl, bezgin, cansız, dikkatli, düzenli, güç beğenir, hasta, hımbıl, intizamlı, isteksiz, kokmuş, külkedisi, mendebur, meraklı, mıymıntı, miskin, müşkülpesent, nanemolla, nizamlı, oyunbozan, özenli, pasif, pısırık, silik, sinirli, sümsük, sünepe, tembel, titiz, uyuntu, uyuşuk, uyuz karş. intizamsız
mızmızlanmak f. homurdanmak, huysuzlanmak, miskinleşmek, söylenmek, sünepeleşmek, yüksünmek, zırıldamak, zırlamak
miad i. dönem, müddet, mühlet, periyod, vade
miço i. denizci, yamak, yardımcı
mide bulandırıcı s. tiksindirici
mideci s. bedavacı, bencil, benlikçi, çıkarcı, egoist, fırsatçı, hodbin, maddeci, maddi, menfaatçi, tekelci karş. diğerkam
midesiz s. beğenisiz, tabiatsız, zevksiz karş. zevk sahibi
midilli i. at, beygir
miğfer i. başlık, kask, tolga
miğferli başlıklı
mihenk i. denektaşı, endaze, kıstas, kriter, mikyas, ölçüt
mihmandar i. danışman, izci, mürşit, öncü, yordam
mihnet i. ağırlık, hafakan, sıkıntı
mihrace i. başkan, kral, sultan
mihrak i. odak
mihver i. eksen
mikado i. başkan, hükümdar, kral, sultan
mikrop i. çaçaron, kötü dey. Allah'ın belası/cezası/gazabı, zarar ziyan veren
mikroplandırmak f. pisletmek
mikroplu i. berbat, bulaşık, durmuş, kirli, murdar, pis, zararlı
mikroskop i. büyüteç, pertavsız
miktar i. adet, baş, kantite, kelle, kilo, litre, meblağ, metre, nicelik, okka, rakam, sayı, tane
mikyas s. endaze, kıstas, mihenk, ölçüt
mil i. alüvyon, balçık, batak, bataklık, çamur, eksen, kil, lığ, lös, meblağ, molas
milis i. çeteci, direnişçi, efe, gerilla, komitacı, mukavemetçi, partizan, sarıca, zeybek
millet i. ahali, amme, avam, budun, camia, cemaat, cemiyet, cumhur, ehil, el, halk, insanlık, insanlık alemi, kamu, kavim, mahşer, nas, sosyete, toplum, topluluk, ulus, ümmet karş. birey
millet meclisi i. parlamento
milletlerarası i. toplumlararası, uluslararası
milletvekili i. mebus, parlamenter, saylav, senatör
milli s. ulusal
milliyetperver s. ulussever, yurtsever, vatanperver, yiğit
milyarder i. anamalcı, banker, bay, gönç, gönençli, kapitalist, karun, milyoner, paralı, rantiye, sermayedar, variyetli, varlıklı, zengin dey. altın babası, hali vakti yerinde, han hamam sahibi, tuzu kuru
milyoner i. kapitalist, karun, milyarder, rantiye, zengin
mimleme i. hafıza
mimlemek f. imlemek, işaretlemek, markalamak dey. gözüne kestirmek, işaret koymak, mim koymak, nişan koymak
mimli s. damgalı, dosyalı, lekeli, mahut, mimlenmiş, müseccel, sabıkalı, sicilli
minber i. kürsü, platform, podyum
minder i. döşek, şilte, yastık, yatak
mini s. küçük, minik, ufacık
minibüs i. otobüs
minicik s. küçük, minik, ufacık, ufak
minik s. cimcime, dar, ensiz, küçücük, küçük, küçümen, küçürek, mini, minicik, minnacık, minnoş, miniskül, minyatür, minyon, şuncacık, ufacık, ufak, ufarak dey. avuç içi kadar, bir damla, bit kadar, çıtı pıtı, mini mini
minimini s. küçük
minimum s. asgari, az dey. en aşağı/az/azından/küçük, ferah ferah, hiç değilse/olmazsa, sokağa atsan, su içinde karş. azami, maksimum
miniskül s. minik, ufak
minnacık s. küçük, minik, ufacık, ufak
minnet i. minnettarlık, şükran dey. gönül borcu, minnet borcu/çekme/etme, müteşekkir olma, şükran duyma, teşekkür borcu
minnet etmek f. yalvarmak
minnettar s. borçlu
minnettarlık i. borç, minnet, şükran, verecek
minnoş s. küçük, minik, ufacık, ufak
mintan i. bluz, frenk gömleği, gömlek, pirehan, tişört
minval i. esas, metot, politika, sistem, üslup, yol, yöntem
minyatür i. küçük, minik, ufak
minyon s. küçük, ince, minik, narin, sevimli, ufacık, ufak, zarif
mir i. amir, baş, bey, kumandan, komutan, yönetici
miras i. atacılık, gelir, irat, ırs, irs, irsilik, irsiyet, kalıt, kalıtım, soyaçekim, soyaçekme, veraset
mirasçı i. varis
mirasyedi s. bonkör, cömert, hovarda, ikramcı, koçak, konuksever, misafirperver, mükrim, müsrif, savurgan, selek, semih, vergili, yedirici
misafir i. görüşmeci, görüşmeye gelen, görüşmeye giden, konuk, turist, ziyaretçi, ziyaret eden, ziyarete gelen, ziyarete giden
misafir etmek f. ağırlamak, alıkoymak
misafirhane i. han, motel, otel, pansiyon
misafirperver s. bonkör, cömert, ikramcı, kerim, mirasyedi, semih, vergili
misak i. ahit, akit, anlaşma, ant, bağdaşma, işbirliği, itilaf, ittifak, ittihat, kavil, muahede, mukavele, pakt, sözleşme, uyuşma, uzlaşma
misal i. biçki modeli, emsal, eşantiyon, göstermelik, kalıp, kip, mostra, mostralık, numune, numunelik, örnek, patron, prototip, sözgelimi, sözgelişi, suret, tıpkı basım
misali s. benzer, kadar, yakın
misil i. aynı, aynı biçimde, aynen, benzer, bir, defa, emsal, eş, eşit, farksız, gibi, hakeza, hemhal, kadar, kere, kez, kezalık, koşut, muadil, muvazi, ondan, özdeş, şunun gibi, takım, tıpkı, yakın karş. ayrı
misilleme i. cevap, husumet, karşılık, kin, mukabele, öç, öç alma, rövanş, tekzip, tepki, yalanlama, yanıt, yankı
misillemede bulunmak f. ödeşmek, ödetmek karş. bağışlamak
miskin s. aciz, alık, atıl, beceriksiz, bezgin, biçare, budala, cansız, düşkün, gevşek, hımbıl, kokmuş, külkedisi, mağdur, mahvolmuş, mazlum, mendebur, mıymıntı, mızmız, pasif, perişan, pısırık, ruhsuz, sümsük, sünepe, tembel, tutuk, usanmış, uykucu, uyuntu, üşengeç, üşengen, zavallı, zebun, zelil dey. acınacak halde, ağır canlı/kanlı, ağır elli, doğduğuna pişman, eline vur ekmeğini/ağzından al, ıslak tavuk, kafasına/başına vur ekmeğini elinden al, mangal kedisi karş. atak, güçlü
miskinleşmek f. çalışmamak, gevşemek, mızmızlanmak, paslanmak, pineklemek, rehavet çökmek, sallanmak, sünepelik etmek, sünepeleşmek, uyuzlaşmak dey. çalışmaya korkmak, gayret gösterememek, gözünde büyütmek, haylazlık etmek, miskinlik/tembellik etmek karş. gayrete gelmek
miskinlik i. atalet, cansızlık, güçsüzlük, rehavet
misyon i. görev, hizmet, iş, işlev, makam, maslahat
misyoner i. elçi, görevli, hoca, öğretmen
mit i. destan, kıssa, öykü, söylence
miting i. ayaklanma, birleşim, celse, duruşma, gösteri, içtima, nümayiş, oturum, tezahüret, toplanma, toplantı, yürüyüş
miyar i. endaze, hacim, kıstas, ölçüt
miyavlamak f. bağırmak
mizaç i. benlik, bünye, cibilliyet, doğa, fıtrat, haslet, hilkat, hulk, huy, ıra, karakter, kişilik, maya, meşrep, nefis, öz yapı, seciye, şahsiyet, tabı, tabiat, tıynet, yaradılış
mizah i. eğlence, espri
mizahçı i. muharrir, yazar
mizahi s. esprili, güldürücü, gülünç, komik, nükteli
mizan i. baskül, kantar, ölçü, sağlama, tartı, terazi
mobilya i. edinç, eşya, ev eşyası, mal, mefruşat, möble
modası geçmiş s. çağdışı
model i. biçim, desen, düzenek, eşkal, fason, form, forma, karalama, kroki, maket, manken, motif, müsvedde, numune, örnek, plan, proje, prototip, sistem, şablon, şekil, tarz, tasarı, tip
modern s. asri, çağdaş, devrimci, ıslahatçı, ilerici, ileri, inkılapçı, muasır, reformcu, son moda, son model, terakkiperver, turfanda, yeni, yenilikçi, yeni çıkan, yeni çıkmış, yeni icat karş. eski, gerici
mokasen i. ayakkabı, kundura
mola i. ara, dinlenme, duraklama, durgu, durma, fasıla, inkıta, istirahat, kesilme, kesinti, sekte, soluklanma, tatil, teneffüs, vakfe
mola vermek f. durmak, duraklamak, fasıla vermek, kesilmek, mola almak, paydos etmek, teneffüs yapmak dey. ara vermek, kesintiye uğramak, nefes alıp vermek, paydos etmek, paydos demek, sekteye uğramak, soluk almak, tatil yapmak
molekül i. cüz, forma, kırık, kırıntı, parça, zerre
moloz i. çöp, hor, ıskarta, kıymetsiz, süprüntü karş. değerli
monolog i. gösteri, oyun
monologcu i. meddah, şovmen
monopol i. tekel
monoton s. tek düze, tekdüzen, tekörnek, teksesli, yeknesak karş. farklı ? boyuna, daima, sıkıcı, sonsuz
monotonluk i. tekdüzelik, yeksanaklık
mont i. palto
montaj i. kurgu
monte etmek f. takmak
mor s. eflatun
moral i. ataklık, atılganlık, babayiğitlik, bahadırlık, cesaret, cesurluk, cüret, cüretkarlık, çekinmezlik, dayanıklılık, efelik, fedailik, hamaset, kahramanlık, korkusuzluk, maneviyat, mertlik, metanet, pervasızlık, şecaat, yararlık, yılmazlık, yiğitlik, yüreklilik
moral vermek f. azmettirmek, cesaretlendirmek, coşturmak, dürtmek, dürtüklemek, gayretlendirmek, heveslendirmek, isteklendirmek, kamçılamak, kışkırtmak, özendirmek, yiğitlendirmek dey. ayağa kaldırmak, gayrete getirmek, kamış atmak, teşvik etmek, yürek vermek karş. sindirmek
moralsiz s. bedbin, karamsar, kötümser, meyus, umutsuz, ümitsiz karş. iyimser
moralsizlik i. umutsuzluk
morarmak f. kızarmak
morartı i. iz
morfin i. afyon, baz morfin, beyaz zehir, eroin, esrar, haşhaş, kodein, narkotik madde, uyuşturucu madde
morfinman i. esrarkeş
moruk s. ihtiyar, kocamış
moruklamak f. kocamak
mosmor olmak f. kızarmak
mostra i. göstermelik, kopya, misal, numune, örnek
mostralık i. göstermelik, kopya, misal, numune, örnek
motel i. han, otel, konukluk, misafirhane, pansiyon
motif i. bezek, bezeme, biçim, desen, eşkal, etken, faktör, form, model, şekil, tip
motivasyon i. güdü, güdüm
motor i. aygıt, kayık, makine, mekanizma, sandal
mototren i. tren
mozole i. gömütlük, kabir, lahit, makber, mezar, şehitlik, türbe
möble i. mal, mobilya
muadil s. aynı, eşdeğer, keza, misil
muaf s. ayrıcalıklı, azade, bağımsız, bağışlanmış, bağlantısız, başıboş, erkin, hür, imtiyazlı, kayıtsız, kısıtlamasız, masun, muhtar, müstakil, özerk, özgür, serbest
muafiyet i. alerji, ayrıcalık, dokunulmazlık, gedik, imtiyaz, kapitülasyon, masuniyet, ödün, öncelik, taviz, tekel
muahede i. işbirliği, misak, mukavale
muaheze i. tekdir
muallak s. asılı, asılmış dey. havada kalmış, sonuca bağlanmamış, sürüncemede bırakılmış
muallim i. antrenör, asistan, dadı, doçent, eğitici, eğitimci, eğitmen, hoca, kılavuz, konferansçı, maarifçi, muallime, müderris, mürebbi, mürebbiye, mürşit, okutman, öğretmen, pedagog, profesör, rehber, terbiyeci karş. öğrenci
muallime i. antrenör, dadı, muallim, öğretmen
muamele i. amel, ameliye, çalışma, davranış, eda, eylem, faaliyet, formalite, formül, gidiş, harekat, icra, ifa, infaz, işlem, karşılayış, metot, politika, tarz, tavır, tutum, uygulama, üslup, vaziyet, yaklaşım, yapma, yöntem, yürütüm
muameleye konmak f. başlamak
muamma i. açmaz, arapsaçı, çapraşıklık, çıkmaz, bilmece, dava, esrar, gizem, gizlilik, içyüz, kördüğüm, mesele, parola, problem, sır, sorun, şifre karş. açık seçiklik
muammalı s. belgisiz, belirsiz, bellisiz, bilinmez, bulanık, dolambaçlı, gizemli, imalı, kaçamaklı, kapalı, karanlık, kuşkulu, lastikli, meçhul, meşkuk, muğlak, müphem, şüpheli, üstü kapalı, vuzuhsuz karş. açık seçik
muarız s. karşı
muasır s. çağdaş, hemzaman, kullanılmamış, modern, yaşıt, yeni, zamandaş
muattal s. işe yaramaz, kârsız, yaramaz, yararsız
muavenet i. kerem
muavin i. asistan, yamak, yardak, yardakçı, yardımcı, yaver
muayene i. deneme, tetkik
muayene etmek f. araştırmak, gözlemek, gözlem yapmak, incelemek, irdelemek, mütalaa etmek, soruşturmak
muayenahane i. büro, hastane, klinik, ofis, sağlıkevi, sayrılar evi, yazıhane
muayyen s. açık, açıkta, belli, belgili, belgin, belirli, değişmez, değiştirilemez, görünürde, kati, kesin, kesinkes, maktu, malum, meydanda, muayyen, muhakkak, mutat, mutlak, nihai, ortada, sabit, saltık, şaşmaz, zahir
muazzam s. anıtsal, azman, balaban, büyücek, büyük, cesametli, cesim, cüsseli, çaplı, devasa, gövdeli, heybetli, heyula gibi, hürmetli, iri, iriyarı, koca, kocaman, sarman karş. ufak
muazzez s. aziz, beğenilen, canan, değerli, hatırla, hatırlı, itibarlı, izzetli, kıymetli, muhterem, muteber, mükerrem, onurlu, rabıtalı, saygıdeğer, saygın, sayın, seciyeli, sevilen, seviyeli, üstün nitelikli dey. adam evladı, başımın üstünde yeri var, eli öpülür adam, itibar sahibi, mübarek ihtiyar, saygı gören karş. değersiz
mubayin i. karşıt
mucibince z. uyarınca
mucip i. mazeret, neden
mucit i. amil, bilgin, bulucu, icat eden, imalatçı, türetici, yaratan, yaratıcı
mucize i. kâhinlik, kehanet
mucizevi s. acayip, aşırı, benzersiz, büyülü, doğaüstü, düzünsüz, eksiksiz, eksantrik, eşsiz, fevkalade, fevkalbeşer, garip, harika, harikulade, inanılmaz, insanüstü, kehanet, keramet, kusursuz, mükemmel, olağanüstü, sihirli, şaşılası, şaşırtıcı, tabiatüstü, tansık karş. olağan ? büyü, olağanüstü
muço i. garson
mudil i. karışık, karma, katışık, müşterek
muğlak s. belirsiz, bellisiz, bulanık, esrarengiz, gizemli, imalı, kaçamaklı, kapalı, karanlık, kuşkulu, lastikli, muammalı, müphem, vuzuhsuz, zımni karş. açık seçik
muğlaklaşmak f. müşkülleşmek, sarpa sarmak, zorlaşmak
muhabbet i. aşk, dostluk, düşkünlük, eğilim, hasbıhal, hoşbeş, konuşma, meftunluk, meyil, sempati, sevda, sevecenlik, sevgi, sevi, sohbet, şefkat, teveccüh, vurgunluk, zaaf
muhabbet etmek f. danışmak, dertleşmek, fısıldaşmak, görüşmek, halleşmek, konuşmak, sohbet etmek, söyleşmek karş. suskunluk
muhabere i. haberleşme, iletişim, telekominikasyon, yazışma
muhabbetli s. aşık, müşfik
muhabir i. çapan, elçi, haberci, kurye, müjdeci, muharrir, muştucu, tatar, ulak, yazar
muhacir s. göçmen, iltica eden, mübadil, mülteci, sığınık, sürgün
muhafaza i. müdafaa
muhafaza etmek f. barındırmak
muhafazakar s. bağnaz, faşist, gerici, ırkçı, kaba sofu, mürteci, tutucu, yobaz dey. eski/geri kafalı, kaba sofu, kara kuvvet, örümcek kafalı, üç aylar softası karş. yenilikçi
muhafazakarlık i. irtica, taassup
muhafız i. bakıcı, baltacı, bekçi, bekleyen, dizdar, gard, görevli, gözcü, gözetici, kapıcı, kolcu, korucu, koruyucu, müdafi, nöbetçi, savunucu, solak, türbedar
muhakeme i. akıl, algı, an, anlak, anlayış, anlık, bellek, beyin, bilinç, eseme, fetanet, feraset, havsala, idrak, irfan, izan, kafa, kavrayış, mantık, muhakeme, müdrike, müfekkire, ölçüm, şuur, us, usavurma, varış, zeka, zekavet, zeyreklik, zihin
muhakeme etme i. akıl yürütme
muhakeme etmek f. düşünmek, hesaplamak, kurmak, ölçümlemek, tasarlamak, tasımlamak, uslamlamak
muhakemesiz s. akılsız, düşüncesiz
muhakkak i. açıkta, alimallah, behemhal, belirli, belli, besbelli, değiştirilemez, doğaldır ki, doğal olarak, elbet, elbette, eminim, haliyle, her halikarda, illa, ille, kati, katiyetle, kesenkes, kesinlikle, kuşkusuz, malum, muayyen, mutlak, mutlaka, şüphesiz, şüphe yok ki, tabiatıyla, tabii, tabii ki, yüzde yüz dey. elde bir, doğal olarak, evvel Allah, hiç kuşkusuz, her hali karda, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, şüphe yok ki, tabii ki, yerle gök bir olsa, yüzde yüz
muhal s. imkansız, olanaksız
muhalefet i. aykırılık, bağdaşmazlık, çatışma, çelişki, düşmanlık, karşıtlık, terslik, uyarsızlık, uymazlık, uyuşmazlık, zıtlık, zıddiyet
muhalefet etmek f. direnmek, diretmek, döndürmek, durdurmak, engellemek, frenlemek, kösteklemek, önlemek, yadsımak karş. kabul etmek
muhalif s. aksi, aleyhtar, aykırı, çatışık, çelişik, düşman, hasım, hilaf, karşı, karşıtçı, muhasım, ters, uyuşmaz, zıt
muhallebici i. aşevi, lokanta, nazenin, restoran, tatlıcı
muhammen s. kabataslak, yaklaşık
muharebe i. arbede, anlaşmazlık, atışma, aykırılık, boğuşma, cihat, çarpışma, çatışma, çekişme, cenk, dalaş, didişme, gaza, haberleşme, harp, hırıltı, hırlaşma, kapışma, mücadele, münakaşa, savaş, savaşma, tartışma, tatsızlık, tepişme, vuruşma, zıtlaşma, zıtlık karş. dirlik
muharebe etmek/yapmak f. dövüşmek
muharip i. akıncı, asker, cengaver, cenkçi, gerilla, savaşan, savaşçı
muharrik s. ayartıcı, bozguncu, devinim sağlayan, devitken, ihtilalci, isyancı, kışkırtıcı, komplocu, nifakçı, sabotajcı, tahrik eden
muharrir i. başmuharrir, başyazar, bibliyografyacı, deneme yazarı, edip, eleştirici, eleştirmeci, eleştirmen, fıkra yazarı, gazeteci, hikayeci, mizahçı, muhabir, münekkit, oyun yazarı, ozan, öykü yazarı, piyes yazarı, romancı, şair, tenkitçi, yazar, yorumcu
muhasara i. abluka, ambargo, çevirme, kuşatma, sarma
muhasara etmek f. çevirmek, çevrelemek, kaplamak, kuşatmak, sarmak, sığdırmak karş. dışında bırakmak
muhasebe i. saymanlık
muhasebecilik i. saymanlık
muhasım i. karşı, muhalif, rakip
muhasiplik i. saymanlık
muhbir s. ajan, bühtancı, casus, curnalci, dedikoducu, fitleyici, fitneci, gammaz, gıybetçi, haber ulaştıran, haber veren, hafiye, iftiracı, ihbarcı, ispiyon, jurnalcı, karacı, müzevir, söz taşıyıcı, tezvirci karş. sır vermez
muhip s. kafadar, mahrem
muhit i. atmosfer, bölge, cephe, civar, çevre, dolay, durum, etraf, hava, havali, havza, kesim, koşul, köşe, kuşak, mahalle, mıntıka, nahiye, ortalık, ortam, semt, şerait, vasat, yer, yöre
muhkem s. dayanıklı, kale gibi, pek
muhlis s. candan, dürüst, gönülden, güvenilir, içten, içten gelme, içtenlikle, kalpten, samimi, samimiyetle, yürekten karş. yalandan, yapmacık
muhrip i. gemi
muhtaç s. aç, batın, çıplak, düşkün, eksikli, fakir, fukara, mahrum, meteliksiz, müflis, parasız, sersefil, yoksul, yoksun, züğürt dey. cebi delik, dar gelirli, duasına muhtaç, eli darda/sıkışık, ihtiyaç içinde, mahrumiyet içinde, sefalet içinde, sıkıntı içinde, yokluk içinde, zaruret içinde karş. varlıklı, zengin
muhtaçlık i. gerek, gereksinme, icap, ihtiyaç, isterister, lüzum, sefalet, sefillik
muhtar s. muaf, müstakil, özerk, özgür
muhtariyet i. bağımsızlık, erkinlik, hürlük, hürriyet, istiklal, müstakillik, özerklik, özgürlük, serbesti, serbestlik karş. bağlılık
muhtelif i. ayrışık, bileşik, çeşitli, karışık, karma, mürekkep, müşterek, tutarsız, türlü dey. ayrı ayrı, birbirini tutmayan, cins cins, çeşit çeşit, türlü türlü, tür tür karş. aynı cins, aynı tür
muhtemel i. beklenir, ihtimalli, ihtimali var, kabil, mümkün, olanaklı, olası, umutlu, ümitli dey. anlaşılıyor ki, ihtimal dahilinde, ihtimali var, olabilir ki, ola ki karş. beklenmedik, beklenmez, olamaz, umulmaz
muhtemelen i. beklenir, belki, belkili, herhalde, ihtimalli, ihtimal dahilinde, ihtimali var, imkan dahilinde, imkanı var, kabil, mümkün, olabilen, olabilir, olası, olanaklı, umulur, ümitli dey. ihtimal dahilinde, ihtimali var, imkanı var karş. olanaksız
muhterem s. aziz, beğenilen, değerli, değimli, hatırlı, itibarlı, izzetli, kıymetli, mükerrem, muazzez, muteber, onurlu, rabıtalı, saygıdeğer, saygın, sayın, seciyeli, sevilen, seviyeli, şerefli, üstün nitelikli dey. başımın üstünde yeri var, bin cana değer, bulunmaz Bursa/Hint kumaşı, can dermanı, can yongası, dişe dokunur, dünyaya değişilmez, dünyaya değer, el üstünde, eli öpülür, elmas gibi, filozof adam, geçer akçe, itibar sahibi, kırk evin kedisi, kimya gibi, nazar boncuğu gibi, paha biçilmez, pırlanta gibi karş. değersiz
muhteris s. açgözlü, doymaz, tamahkar
muhteşem s. anıtsal, azametli, büyük, çarpıcı, frapan, görkemli, haşmetli, heybetli, insanüstü, lüks, mükellef, pırıl pırıl, saltanatlı, şahane, şaşaalı, şatafatlı, tantanalı, ulvi, zengin karş. alçakgönüllü
muhteva i. iç, tema
muhtıra i. andaç, beyanat, bildiri, deklarasyon, manifesto, memorandum, not, nota, protesto, tamim, tebligat, tebliğ, ültimatom
mukabele i. cevap, karşılık, misilleme, öç, öç alma, rövanş, teksip, tepki, yalanlama, yanıt, yankı
mukabele etmek f. ödeşmek, ödetmek karş. acısını çıkarmak, acısını koymamak, altında kalmamak, hıncını almak, hıncını çıkarmak, intikam almak, kan aramak, misilleme yapmak, öç almak, öç çıkarmak, yanına bırakmamak, yanına koymamak karş. bağışlamak
mukadder s. belirli, çaresiz, elzem, geçilmez, gerekli, kaçınılmaz, kader, kaderde olan, lazım, mecburi, naçar, talihte olan, vacip, vazgeçilmez, yazılı, zaruri, zecri, zorunlu
mukadderat i. alınyazısı, baht, devran, düşerlik, felek, fırsat, kader, karayazı, kadem, kısmet, meymenet, nasip, olacak, sernüvişt, sur, şans, takdir, takdiri ilahi, taksirat, talih, tecelli, uğur, yazgı, yazı
mukaddes s. aziz, ilahi, kutsal, kutsi, lahut, mürabek, ongun, şerif, tanrısal
mukaddime i. önsöz
mukallit s. komik, maskara, müstehzi, şakacı, şovmen, taklitçi
mukavale i. ahit, akit, anlaşma, bağdaşma, bağıt, itilaf, ittifak, ittihat, kavil, kesene, kontrat, misak, muahede, sözleşme, şartlaşma, şartname, uyuşma, uzlaşma
mukavele yapmak f. bağlamak
mukaveleli s. sözleşmeli
mukavelename i. anlaşma
mukavemet f. dayanma, direnç, direniş, direnim dey. göğüs germe, kabul etmeme, karşı çıkma/koyma, karşılık verme, pes etmeme
mukavemet etme i. dayanıklılık
mukavemet etmek f. direnmek, diretmek, durdurmak, karşılamak, önlemek, yadsımak dey. itiraz etmek, kabul etmemek, karşı durmak/gelmek/koymak/olmak, muhalefet etmek, önüne geçmek, protesto etmek, razı olmamak, rıza göstermemek, sekteye uğratmak, set çekmek karş. kabul etmek
mukavemetçi s. çeteci, direnişçi, efe, gerilla, komitacı, milis, partizan, sarıca, zeybek
mukavemetli s. dayanıklı, evladiyelik, kale gibi, ölmez, pek, sağlam
mukavemetsiz s. çürük, kalitesiz, kırılgan, yalınkat
mukavim s. dayanıklı, kale gibi, metin
mukayese etmek f. benzetmek, deneştirmek, karşılaştırmak, kıyaslamak, nispetlemek, oranlamak, ölçüştürmek, örneksemek, yarıştırmak
mukayese i. kıyas
mukayet olmak f. ilgilenmek
mukayyet i. kayıtlı
mukim olmak yerleşmek
muktedir s. acar, atak, atılgan, baskın, dişli, enerjik, erkli, forslu, güçlü, iktidarlı, kadir, keskin, kudretli, kuvvetli, mezun, nüfuzlu, otorite sahibi, otoriter, salahiyetli, selahiyetli, şedit, takatli, yavuz, yeğin, yetkili, zağlı, zorlu karş. güçsüz
mum i. aydınlık, far, fener, ışık, lamba
mumya i. kadavra, naaş, ölü
munis s. ağızsız, barışçı, barışçıl, barışsever, evcil, halim, ılımlı, insancıl, itaatkar, mazlum, öfkesiz, sakin, selim, sessiz, sulhçu, sulhperver, uyaroğlu, uysal, yumuşak karş. isyankar
muntazam s. ahenkli, biçimli, derli düzenli, düzgün, insicamlı, intizamlı, istikrarlı, karışık, nizamlı, onat, özenli, rabıtalı, sıralı, titiz, toplu, uyumlu karş. intizamsız
muntazaman z. düzenli olarak, istikrarlı, sürekli olarak
murahhas i. delege, temsilci, vekil
murakıp i. kontrolcü, müfettiş
murat i. amaç, arzu, dava, dilek, dileme, eğilim, erek, gaye, gıpta, gönül, güdek, hedef, hacet, heves, içtepi, istek, istem, iştah, kapris, kasıt, maksat, mefkure, merak, meram, niyet, rağbet, talep, temenni, uğur, ülkü, ümit, yasan
murat etmek f. temenni etmek
murdar s. berbat, bulaşık, çamurlu, kayış gibi, kığlı, kirli, kirloz, kokuşmuş, lekeli, mezbele, mikroplu, pasaklı, paslı, pis, tozlu, yağlı karş. tertemiz
musallat s. sırnaşık, sıvışık, yapışkan, yılışık
musallat olmak f. asılmak, çatmak, tacizlik vermek, tutmak
Mushaf i. Kur'an
musibet s. bela, feci, fecaat, hayırsız, kaza, kutsuz, meret, meymenetsiz, netameli, şanssız, şeametli, şer, şom, trajedi, uğursuz, vahamet, varta, yıkım
musiki i. ezgi, müzik, nağme
muska i. büyü, gözbağı, güvence, kurşun dökme, nazar, sihir, tılsım, tütsü, üfürük
muson i. esinti, rüzgar
mustarip s. acılı, ağlamaklı, çileli, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, firaklı, gaileli, gamlı, göynük, hicranlı, hüzünlü, ızdırap, içlenmiş, kahırlı, kasavetli, kederli, problemli, sıkıntılı, sorunlu, tasalı, üzgün, yaslı karş. neşeli
mustarip olmak f. üzülmek
muştalamak f. dövmek, pataklamak
muştu i. beşaret, erim, haber, müjde, sava
muştucu s. haberci, muhabir
muştulamak f. bildirmek, ifşa etmek, iletmek, malumat vermek, müjdelemek
muştuluk i. ödül
mut i. beğenme, hoşnutluk, mutluluk, neşe, saadet, sevinç
mutaassıp s. bağnaz, faşist, gerici, ırkçı, kaba, mürteci, sağcı, softa, sofu, şeriatçi, takunyalı, tarikatçi, tutucu, yobaz karş. yenilikçi
mutabakat i. ahenk, anlaşma, antlaşma, ayar, bağdaşım, bağdaşma, çekidüzen, disiplin, dizge, düzen, harmoni, insicam, intizam, istikrar, ittifak, manzume, nizam, pakt, sistem, tertibat, tertip, tutarlık, uygunluk, uyum, uyuşma, uzlaşma karş. uyumsuzluk
mutabık s. anlamlı, caiz, elverişli, isabetli, mahal, muvafık, münasebetli, münasip, müsait, mütenasip, sırasında, şayan, şık, uyar, uygun, uz, vaktinde, yakışır, yarar, yaraşır, zamanında karş. uygunsuz
mutabakatsızlık i. ihtilaf, anlaşmazlık, aykırılık, bağdaşmazlık, ikilik, kırgınlık, nifak, zıtlık
mutalaa etmek f. incelemek
mutantan s. ihtişamlı
mutasarrıflık i. il, sancak, valilik
mutat i. âdet, alışılan, alışılmış, basit, belli, bildik, bilinen, değiştirilemez, döküntü, her zamanki, kesin, klişe, malum, muayyen, mutlak, normal, olağan, renksiz, rutin, sıradan, tabii karş. alışılmamış, ani, hesapta olmayan
mutavassıt i. kabzımal, komisyoncu, maşa, medyum, şefaatçi
mutavassıt olma i. şefaat
mutavassıt olmak f. şefaat etmek
muteber s. aziz, etkili, geçerli, hatırlı, itibarlı, izzetli, muazzez, muhterem, mükerrem, onurlu, saygıdeğer, saygın, sayın, seciyeli, şerefli, yürürlükte dey. hatırı sayılır, itibar sahibi, prestij sahibi, şayanı hürmet
mutedil s. akıllı, aşırı değil, ılımlı,ılıman, insaflı, insan, itidalli, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, orta, ölçülü, tartılı, toleranslı, uyuşkan, vasat
mutemet i. adaletli, adil, ahlaklı, iffetli, seciyeli
mutena i. elit, iyi, kaliteli, seçkin
mutfak i. aşevi, lokanta, restoran, yemek pişirilen yer
mutlak s. açık, açıkta, bedihi, belli, belgili, belgin, belirli, değişmez, değiştirilemez, görünürde, kati, kesin, kesinkes, maktu, malum, meydanda, muayyen, muhakkak, mukannen, mutat, müsellem, nihai, ortada, pekin, sabit, salt, saltık, şaşmaz, zahir
mutlaka z. alimallah, behemehal, doğaldır ki, doğal olarak, elbet, elbette, eminim, evvel Allah, haliyle, hiç kuşkusuz, ille, katiyetle, kesinlikle, kuşkusuz, muhakkak, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, şüphesiz, şüphe yok ki, tabiatıyla, tabii, tabii ki, yüzde yüz dey. er veya geç, evvel Allah, hiç kuşkusuz, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, şüphe yok ki, yerle gök bir olsa, yüzde yüz, tabii ki
mutlanmak f. gönenmek, kıvanmak, neşelenmek, rahatlamak, sevinmek, şenlenmek karş. üzülmek
mutlu s. bahtiyar, dertsiz, emeksiz, eziyetsiz, ferah, gailesiz, gamsız, gönenmiş, güleç, handan, hoşnut, huzurlu, iyi, kaygısız, keyifli, kıvançlı, memnun, mesut, müreffeh, müsterih, mütebessim, neşeli, ongun, rahat, sevinçli, sıkıntısız, şad, şadan, şadman, şakrak, şatır, şen, şetaretli, tasasız, zahmetsiz dey. ağzı dört köşe, ağzı kulaklarında, ağzı paça, başı dinç, devleti başında olan, dört köşe olan, gönlü ferah/şad olmak, güler yüzlü, refah içinde, şen şatır karş. bahtıkara, bahtsız, bedbaht, kaygılı, mutsuz, üzgün ? iyimser, talihli
mutlu etmek f. hayran etmek
mutlu olmak f. gönenmek, keyiflenmek, kıvanmak, neşelenmek, rahatlamak, sevinmek, şenlenmek dey. ağzı kulaklarına varmak, ayakları yere değmemek, bahtiyarlık madenleri, bastığı yeri bilmemek, başına teller takma/takınmak, başı göğe ermek, bayram etmek, buldumcuk olmak, çalgısız oynamak, çalmadan oynamak, çocuk gibi sevinmek, deli (gibi) olmak, deli olmak, deliye dönmek, düğün bayram etmek, dünyalar onun olmak, ellerini ovuşturmak, eteği/etekleri zil çalmak, gelin güvey olmak, göbek atmak, göklere uçmak, gökte ararken yerde/yolda bulmak, gönlü açılmak, gözleri parlamak, gözlerinin içi gülmek, gözü gönlü açılmak/parlamak, havalara uçmak, haz duymak, hoşa gitmek, hoşnutluk getirmek, içi açılmak/gülmek/içine sığmamak/yağ bağlamak, içi/içi karış karış/yağ bağlamak, iki seksen uzanmak, kabına sığmamak, karnı karış karış yağ bağlamak, keyfe gelmek, keyfi (yerine) gelmek, keyfi düzelmek, kına/kınalar yakmak, kıvanç duymak, külahını havaya atmak, mal bulmuş Mağribi'ye dönmek, memnuniyet duymak, mutluluk duymak, oh çekmek, oh olsun demek, onur duymak, saadete nail olmak, sevincinden ağzı kulaklarına varmak, sevincinden etekleri zil çalmak, sevinç duymak, sevinçten uçmak, şad olmak, şenlik yapmak, takke atmak, takla atmak, taze ot görmüş eşek gibi sırıtmak, teller takınmak/takmak, yanağında güller açmak, yatıp dinlenmek, yere göğe sığmamak, yere serilmek, yere yapışmak, yüreği ferahlamak, yüreği karış karış bir karış/yağ bağlamak, yüreği rahatlamak/serinlemek/yağ bağlamak, yüreğine su serpilmek, yüzü gülmek, zevk almak/duymak, zevkten dört köşe olmak, zil/ziller takıp oynamak, zilsiz oynamak karş. üzülmek
mutluluk i. bahtiyarlık, beğenme, coşku, haz, hoşnutluk, keyif, kıvanç, kut, memnunluk, meserret, mut, neşe, ongunluk, saadet, sevinç, şenlik, talihlilik dey. bahtiyarlık madenleri, dağ üstü bağ, garip ilin şenliği, görmemişe dönme, iyi gün, yaşama sevinci karş. bahtsızlık, bedbahtlık, umutsuzluk, üzüntü
mutmain s. iştahsız, kanaatkâr, kanık
mutsuz s. acılı, ağlamaklı, bahtsız, bedbaht, çileli, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, gaileli, gamlı, göynük, hicranlı, hüzünlü, içlenmiş, kahırlı, kasavetli, kederli, keyifsiz, problemli, sıkıntılı, sorunlu, talihsiz, tasalı, üzgün, yaslı, zavallı dey. acı katılmış, acılı gicili, acısı bol, bağrı yanık/kara, bıçak cana yetişmek, bir avazı yerde bir avazı gökte, ciğeri dağlı, dünyası haram/zindan/zehir olmuş, içi kan ağlayan/yaralı, iğne yutmuş, yüreği yaralı karş. bahtiyar, mesut, mutlu, neşeli, talihli
mutsuzluk i. hoşnutsuzluk dey. feleğin damına düşmek, rahat yüzüne hasret kalmak/rahat yüzü görmemek
muvafakat i. onama, razı olma
muvafakat etmek f. icabet etmek, kabul etmek, onamak, razı olmak, rıza göstermek, tasvip etmek, uygun görmek
muvaffak i. acar, anık, başarılı, becerikli, cevherli, çevrimli, dahi, değimli, dirayetli, hünerli, istidatlı, işgüzar, kabiliyetli, maharetli, mahir, maharetli, sanatkar, şahbaz, uz, uzel, yatkın, yeterli karş. yeteneksiz
muvaffak olmak f. başarmak
muvaffakiyet i. başarı, birincilik, ergi, erişme, galebe, galibiyet, mazhariyet, muzaffariyet, rekor, şampiyonluk, utku, yengi, zafer karş. yenilgi
muvaffakiyetsizlik i. başarısızlık, beceriklilik, mağlubiyet, yenilgi karş. yengi
muvafık s. mutabık, münasip, sırasında, yerinde
muvakkat i. eğreti, mevsimlik, ölümlü, sonlu
muvazeneli s. aşırı değil, ölçülü, tartılı, toleranslı
muvazenesiz s. kontrolsüz, psikopat
muvazi s. keza, koşut, misil, nazir, özdeş, şunun gibi
muzaffer s. başarılı, fatih, galip, kazanan, utkulu, yenen, zafer kazanmış, zafere ulaşmış
muzaffer olmak f. başarmak, edinmek, erişmek, haklamak, kaçırmak, sindirmek, tıstırmak, ulaşmak, yenmek karş. kaybetmek
muzafferiyet i. başarı, muvaffakiyet, utku, yengi, zafer
muzip s. maskara, şakacı, takılgan, taklitçi
muziplik i. alay, azizlik, espri, gırgır, hiciv, istihza, şaka, takılmak
muziplik yapmak f. rezil etmek
muzur s. fena, kötü, zararlı
mübadele i. değiş tokuş, değiş, değişme, takas
mübadele etmek f. takas etmek
mübadil i. muhacir, mülteci
mübalağa i. abartı, abartma, büyütme
mübalağa etme i. büyütme
mübalağa etmek f. abartmak, büyüksemek, büyütmek, önemsemek, şişirmek karş. küçülmek
mübalağacı s. abartıcı, abartmacı, atıcı, atıp tutan, blöfçü, büyüten, palavracı, şarlatan, tafracı, uydurukçu, yalancı
mübalağalı s. abartılı, büyütülmüş, izam edilmiş, sahte, şişirilmiş, yapmacıklı
mübarek s. aziz, bereketli, cömert, hayırlı, kademli, kutlu, kutsal, meymenetli, mukaddes, şanslı, şerif, talihli, uğurlu, ulvi, üretken, verimli
mübaşir i. çığırtkan
mübeccel s. ulu, ulvi, yüce
mübrem s. kaçınılmaz, lazım, mecburi, şart, vazgeçilmez
mücadele i. arbede, atışma, boğuşma, çaba, cebelleşme, cenkleşme, çalışma, çarpışma, çatışma, çekişme, dalaşma, didinme, didişme, dövüşme, efor, emek, gayret, gırtlaklaşma, girişme, hesaplaşma, hır gür, hırlaşma, himmet, ikdam, iş, işçilik, itişme, kapışma, kavga, maraza, mesai, muharebe, pençeleşme, savaşım, savaşma, say, uğraş, yumruklaşma, zahmet
mücadele etmek f. becelleşmek, boğuşmak, cebelleşmek, cenkleşmek, çarpışmak, çatışmak, dalaşmak, didişmek, girişmek, hesaplaşmak, hırlaşmak, itişmek, kapışmak, pençeleşmek, savaşmak, yumruklaşmak dey. arbede etmek, hırgür etmek, kavga etmek/yapmak
mücadeleci s. cengaver, didişken, dövüşken, kavgacı, savaşçı, savaşımcı, savaşkan, vuruşkan, uyuşmaz karş. çekingen
mücahit i. cengaver
mücbir s. kaçınılmaz, lazım, mecburi, şart, vazgeçilmez
mücevher i. aksesuar, bezek, bilezik, broş, cevahir, cevher, gerdanlık, halka, iğne, kolye, küpe, süs, takı, takıntı, taş, yüzük, zincir, ziynet ? süslemek, süslenmek, süslü
mücevherat i. ağırlık
mücevherler i. hazine
mücrim s. kabahatli, kusurlu
müdafaa i. esirgeme, gözetme, hamilik, himaye, kollama, koruma, muhafaza, sakınma, saklama, savunma
müdafaa etmek f. bakmak, barındırmak, desteklemek, esirgemek, gözetmek, ilgilenmek, kollamak, korumak, sakınmak, savunmak karş. baltalamak
müdafaasız s. savunmasız
müdafi i. arka, bakıcı, baltacı, bek, bekçi, bekleyen, destekleyici, dizdar, esirgeyen, gard, gözcü, hami, himaye eden, iltimasçı, kapıcı, kayırıcı, kolcu, kollayan, koruyucu, muhafız, savunucu, tüfekçi, türbedar, velinimet, yamak, yardımcı, zahir karş. hasım
müdahale f. arabuluculuk, aracılık, karışma, tavassut
müdahale etmek f. karışmak dey. arabuluculuk etmek, aracılık etmek, araya girmek, burnunu sokmak, el atmak, kahya kesilmek, lafa karışmak, musallat olmak, parmağını/burnunu sokmak, rahatsız etmek, söze karışmak, sözü ağzından kapmak, sözünü kesmek, taciz etmek, tebelleş olmak, tedirgin etmek, üzerine vazife almak, vasıta olmak
müdahil s. karışan, katılan, müdahale eden
müdavim i. aracılık, gedikli, karışma
müddet i. devre, dönem, faz, mehil, miad, mühlet, süre, vade, zaman
müddetle z. boyu, boyunca, içinde, içre, süresince, zarfında
müddetli s. süreli, süreci olan, vadeli, vadesi olan
müddetsiz s. antrenör, dadı, muallim, öğretmen, pedagog, süresiz, süresi olmayan, vadesiz, vadesi olmayan
müdire i. yönetici
müdrik s. akil, akıllı, algılamış, anlamış, anlayışlı, arif, farketmiş, farkında, izanlı, kavramış, zeki
müdrike i. algı, akıl, anlak, anlayış, feraset, havsala, idrak, izan, kafa, kavrayış, mantık, muhakeme, şuur, us, varış, zeka, zeyreklik, zihin
müdür i. amir, direktör, idare eden, idareci, patron, yöneten, yönetici
müebbed s. bitimsiz, nihayetsiz, süregelen, süreğen, tükenmez, zeval
müebbeden z. daima, ilelebet
müebbet i. durur, ebedi, kalıcı, kronik, müzmin, ömür boyu, ölümsüz, payidar, sonu olmayan, sonsuz, yaşadıkça, yaşam boyunca
müessese i. atölye, fabrika, firma, holding, idare, idarehane, işletme, kartel, kumpanya, kuruluş, kurum, kurum, ortaklık, şirket, tesis, teşekkül, tröst, vakıf
müessif s. üzüntülü
müessir s. birebir, dokunaklı, etkili, faktör, keskin, malum, nafiz, sonuçlu, tesirli
müeyyide i. yaptırım
müezzin i. hoca, imam
müfekkire i. akıl, idrak, izan, kavrayış, muhakeme
müfettiş i. ayırtman, denetçi, devriye, komiser, kontrolcü, kontrolör, kullukçu, murakıp, mümeyyiz, polis, soruşturmacı, zabıta
müfit i. anlatan, dile getiren, faydalı, ifade eden, işe yarar, iyi, yararlı
müflis s. batkın, iflas etmiş, muhtaç, yoksul
müfredat i. ayrıntı, feri, incelik, tafsilat, teferruat
müfreze i. grup
müfrit i. ifrat, olağanüstü, olmadık, taşkın
müfteri i. ajan, ihbarcı, ispiyon, müzevir
müftü i. hoca, imam
mühim s. ciddi, dirimsel, ehemmiyetli, hayati, nazik, önemli
mühimmat i. ağırlık, gereç, levazım, malzeme, materyal
mühimsemek f. aldırmak, bakmak, küçümsemek, önemsemek, paye vermek, umursamak
mühimsememek f. aldırmamak, aşağısamak, azımsamak, bakmamak, hafifsemek, horlamak, küçümsemek, önemsememek, tınmamak, umursamamak karş. umursamak
mühlet i. dönem, mehil, miad, müddet, önel, periyod, tanınan süre, vade
mührü basmak f. onaylamak
mühtehzi i. şakacı
mühür i. alamet, belirti, damga, imza, işaret, iz, kaşe, marka, nişan, simge, tuğra, tura
mühürlemek f. doğrulamak, imzalamak, onaylamak
müjde i. erim, iyi haber, muştu, ödül, sava, sevindirici haber
müjdeci i. haberci, kurye, muhabir, ulak
müjdelemek f. bildirmek, duyurmak, ifşa etmek, iletmek, malumat vermek, muştulamak
mükafat i. armağan, atıfet, bağışlama, bağışta bulunma, bahşiş, hediye, ikram, ikramiye, inayet, iyi davranma, iyilik, iyilik etme, kayra, lütuf, madalya, ödül, prim, sevap, şefaat, yardım, yarlık karş. kötülük
mükafatlandırmak f. ödüllendirmek
mükellef i. anıtsal, azametli, eksiksiz, frapan, görkemli, ihtişamlı, kusursuz, lüks, mecbur, muhteşem, mükemmel, özenilmiş, şatafatlı, tantanalı, yükümlü, zorunlu
mükellefiyet i. çaresizlik, fariza, farz, kaçınılmazlık, mecburiyet, sorumluluk, vecibe, yüküm, yükümlülük, zaruri, zorunluluk
mükemmel s. birebir, eksiksiz, ekstra, harika, iyi, kaliteli, kusursuz, mucizevi, mükellef, oflaz, özürsüz, pırıl pırıl, pürüzsüz, sağlam, sapasağlam, selim, süper, şahane, tam, tamamen, tastamam, yetkin dey. ballı börek, dört dörtlük, eksiği yok gediği yok, kuş sütünden başka her şey var, laf yok, laf/söz, diyecek yok
mükemmelleşmek f. ıslah olmak, yükselmek
mükemmelliyet i. kemal, yetkinlik
mükerrem s. aziz, itibarlı, izzetli, muazzez, muhterem, muteber, sayın
mükerrer s. tekrarlı
mükrim s. mirasyedi, müsrif, vergili
mülahaza i. ide, mütalaa, oy
mülakat i. buluşma, görüşme, hasbıhal, konuşma, müzakere, röportaj, söyleşi
mülakat yapmak f. görüşlerini almak, röportaj yapmak, sohbet etmek, söyleşi yapmak
mülayim s. ağızsız, barışçı, barışçıl, barışsever, gevşek, halim, ılımlı, insaflı, insan, insan, itaatkar, laçka, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, ölçülü, sakin, sessiz, sulhçu, sulhperver, toleranslı, yumuşak karş. isyankar
mülk i. akar, dünyalık, emlak, eşya, mal, matah, variyet
mülteci i. göçmen, muhacir, mübadil, sığınan, sığınık, sürgün
mültefit i. ince, okşamalık, okşayıcı, terbiyeli, tonton
mümbit s. verimli
mümessil i. delege, komisyoncu, temsilci, vasıta, vekil
mümessillik i. dal, şube, vekalet, vekillik
mümeyyiz i. denetçi, kontrolcü, müfettiş
mümin i. dindar, imanlı, inanan, inançlı, inanlı, mutekit, sofu dey. abdestsiz yere basmaz, beş vakit namazında, dini bütün, gece kaim gündüz saim, kaba sofu, müslüman adam, namazı niyazı yerinde, namazında abdestinde/niyazında
mümkün i. beklenir, belki, belkili, ihtimalli, ihtimal dahilinde, ihtimali var, imkan dahilinde, imkanı var, kabil, muhtemel, muhtemelen, olabilen, olabilir, olacak, olası, olasılı, olanaklı, mulur, ümitli, varit karş. olanaksız
mümkün değil s. hayır, olanaksız
mümkündür z. herhalde
mümkünsüz s. imkansız
mümtaz s. ayrıcalıklı, ayrı tutulmuş, ekstra, elit, iyi, kaliteli, nafiz, özgün, seçkin, süper, üstün, üstün tutulmuş karş. adi, bayağı, düşük kalitede
münafi i. karşıt
münafık s. arabozan, arabozucu, ayartıcı, bozguncu, bölücü, fesatçı, fitneci, nifakçı, ortalığı karıştıran, tahrikçi, yıkıcı
münafıklık i. bozgunculuk
münakaşa i. anlaşmazlık, atışma, boğuşma, çatışma, çekişme, gırtlaklaşma, hırgür, kavga, konuşma, maraza, muharebe, münazara, oylaşma, polemik, tartışma dey. ağız dalaşı/kavgası yapmak, münazara yapmak
münakaşa etmek f. atışmak, dilleşmek, oylaşmak, tartışmak
münakaşacı s. çaçaron, edepsiz, geçimsiz, hırçın, hırıltıcı, huysuz, şırfıntı, şirret, yaygaracı, zilli
münakaşalı s. tartışmalı
münasebet i. alâka, alışveriş, bağ, bağıntı, bağışlama, bağlantı, değginlik, ilgi, ilinti, ilişik, ilişki, irtibat, mensubiyet, neden, nispet, oran, rabıta, sebep, taalluk, takıntı, temas, vesile karş. ilgisizlik
münasebete geçmek f. irtibat kurmak
münasebetiyle z. dolayısıyla, nedeniyle, vesilesiyle
münasebetli s. ait, alakalı, bağlantılı, caiz, dair, değgin, hakkında, hususunda, ilgili, ilintili, ilişik, ilişkili, ilişkin, mensup, mutabık, münasip, sıralı, sırasında, üzerine, yerinde karş. münasebetsiz
münasebetsiz s. ahenksiz, alakasız, altüst, aykırı, düzensiz, elverişsiz, gereksiz, görgüsüz, hürmetsiz, ilişkisiz, incitici, insicamsız, isabetsiz, kaba, mahalsiz, mevsimsiz, nezaketsiz, rabıtasız, sallapati, saygısız, sırasız, sistemsiz, sulu, terbiyesiz, ters, tutarsız, uygunsuz, vakitsiz, yakışıksız, yakışıksız, yararsız, yaraşıksız, yaraşmayan, yersiz, zamansız, zibidi, zirzop dey. can sıkıcı, çekiye gelmez, delinin zoruna bak, densiz teneke dipsiz öreke, dil ebesi, dile alınmaz, ev tavuğu, yediği naneye bak karş. yerinde
münasebetsizlik i. çiğlik, saygısızlık
münasip s. barışık, caiz, elverişli, isabetli, mahal, mutabık, muvafık, münasebetli, müsait, mütenasip, oranlı, sıralı, sırasında, şayan, şık, uyar, uygun, uz, vaktinde, yakışır, yarar, yaraşır, yerinde, zamanında karş. uygunsuz
münasip görmek f. onamak, onaylamak, yakıştırmak karş. uygun bulmamak
münazara i. görüşme, kavga, konferans, konuşma, münakaşa, polemik, tartışma, yarışma
münazara yapmak f. gözden geçirmek, incelemek, tartışmak
müneccimlik i. falcılık
münekkit i. muharrir, tenkitçi, yazar
münevver s. alim, aydın, aydınlatılmış, bilgili, bir, ekinli, entellektüel, harzlı, kültürlü, malumatlı, müstakil, parlak, tekil, yalnız, yegane
münevverlik i. aydınlık, bilgililik
münezzeh s. katıksız
münferiden z. ayrıca
münferit s. ayrı, tek, yek, yekta
münhasır i. has, hususi, için, mahsus, öze, özel, özge, özgü, özgür
münhasıran z. ancak, özellikle, sade, sadece, salt, sırf, tek, yalnız
münkir s. reddeden, yadsıyan, zındık
münzevi s. adamsendeci, ilgisiz, nemelazımcı, sorumsuz
müphem s. belgisiz, belirsiz, bellisiz, kapalı, kuşkulu, meçhul, muammalı, muğlak, örtülü, şüpheli, tartışmalı
müphemleşmek f. müşkülleşmek
müptedi s. kıdemsiz, kuş, tecrübesiz
müptela s. alışık, alışmış, bağlanmış, bayılan, büyüklenmiş, dadanmış, düşkün, eğinik, hayran, ihtiraslı, mecnun, meftun, perestişkar, sevdalı, tiryaki, tutkun, üftade, vurgun, vurulmuş, yangın
müptezel s. pespaye, rezil, seciyesiz, sefih
müracaat i. başvuru
müracaat etmek f. başvurmak, danışmak, girişmek, kalkışmak
mürai s. ikiyüzlü, komedyacı
mürebbi i. antrenör, muallim, mürşit, öğretmen, pedagog
mürebbiye i. antrenör, bakıcı, çocuk bakıcısı, dadı, eğitici, eğitmen, hoca, lala, muallim, öğretmen, pedagog, terbiyeci, yetiştirici
müreffeh s. gönençli, keyifli, kaygısız, memnun, mutlu, neşeli, paralı, rantiye, refah içinde, sermayedar, şen, tuzukuru, variyetli, varlıklı, varsıl, zengin karş. yoksul
mürekkep i. alaşık, bileşmiş, bileşik, karışık, katışık, karma, karmaşık, muhtelif, müşterek karş. arı
mürettebat i. çalışanlar, ekip, elemanlar, görevliler, grup, hizmetliler, kadro, küme, memurlar, müstahdemler, personel, takım, tayfa, tim, topluluk, ünite
mürit i. çömez, diyakoz, havari, kalfa, öğrenci, stajyer, şakirt karş. mürşit
mürşit i. akıl hocası, antrenör, danışman, izci, kılavuz, kösemen, mihmandar, mürebbi, öğretmen, öncü, önder, rehber
mürteci s. bağnaz, gerici, ırkçı, kaba sofu, muhafazakar, mutaassıp, tutucu, yobaz
mürüvvetli s. adil, bağışlayıcı, dengeli, fedakar, geniş, haksever, haktanır, hazımlı, hoşgörücü, hoşgörülü, ılımlı, insan, insaniyetli, itidalli, iyi, lütufkar, merhametli, mutedil, mülayim, müsamahakar, müşfik, ölçülü, rahim, sevecen, şefik, şefkatli, uysal, uyumlu, yumuşak
mürüvvetsiz s. acımasız, acımaz, amansız, canavar, cebbar, cezzar, dinsiz, domuz, gaddar, gavur, hain, haşin, hınzır, hunhar, imansız, insaniyetsiz, kalpsiz, kırıcı, kıyıcı, merhametsiz, müsamahasız, nemrut, sadist, şefkatsiz, tiran, vicdansız, zalim, zorba karş. insaflı
müsaade i. cevaz, destur, dokunulmazlık, fetva, icazet, imtiyaz, izin, mezuniyet, lisans, ruhsat, ruhsat
müsaade etme i. bırakma
müsaade etmek f. bırakmak, onamak, onaylamak, salıvermek, yakıştırmak karş. uygun bulmamak
müsaadenizle i. affedersiniz, bağışlayın, izninizle, izin verirseniz, pardon
müsabaka i. çekişme, iddia, karşılaşma, konkur, koşu, kupa, lig, maç, olimpiyat, oyun, ralli, rekabet, şampiyona, turnuva, yarış, yarışma
müsabaka yapmak f. çekişmek, karşılaşmak, kıyışmak, oynamak, ölçüşmek, yarışmak
müsait s. alkol, aperatif, bade, caiz, dem, içecek, içki, işret, mutabık, münasip, sırasında, şarap, uygun, yerinde
müsamaha i. bağışlama, hoşgörü, insaflılık, tolerans
müsamaha etme i. bağışlama
müsamaha etmek f. affetmek, bağışlamak, hazmetmek, şımartmak, uzatmamak, üstelememek karş. insafsızlık
müsamahakar s. adil, aşırı değil, bağışlayıcı, dengeli, geniş, haksever, haktanır, hazımlı, hoşgörücü, hoşgörülü, ılımlı, insaflı, insan, insaniyetli, itidalli, iyi, iyilikçi, iyiliksever, merhametli, mutedil, mülayim, mürüvvetli, müşfik, ölçülü, rahim, rikkatli, sevecen, şefik, şefkatli, uysal, uyumlu, yumuşak karş. insafsız
müsamahalı s. anlayışlı, toleranslı, uyuşkan
müsamahasız s. acımasız, amansız, gâvur, insafsız, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, ödünsüz, sıkı, toleranssız
müsamere i. eğlence, oyun, piyes, temsil, tiyatro
müsavat i. koşutluk, paralellik
müsavi s. özdeş, eşit
müsavi olmak f. ödeşmek
müsavilik i. koşutluk, paralellik
müspet i. artı, olumlu, pozitif, zait karş. menfi
müsrif s. ahı, akı, bonkör, cömert, eliaçık, hesapsız, hovarda, idaresiz, ikramcı, koçak, mirasyedi, mükrim, savurgan, selek, semih, tutumsuz, vergili, yedirici dey. eli açık, eli bol, çul tutmaz, hesabını bilmez, kapısı açık, konuksever, misafirperver, saçıp savuran, sofrası açık karş. hesaplı
müsriflik i. hesapsızlık, idaresizlik, israf, savurganlık, tutumsuzluk
müstaceliyet i. ivecenlik, telaş, tezlik
müstağni s. iştahsız, kanık
müstahak i. adil, değerli, layık, liyakatli, reva, seza, uygun, yaraşık, yaraşır, yerinde
müstahdem i. çalışanlar, ekip, elemanlar, emekçi, görevliler, grup, hizmetliler, işçi, kadro, küme, memur, mürettebat, personel, tayfa, tim, topluluk, ücretli, ünite
müstahdemler i. mürettebat
müstahsil i. besici, imalatçı, türetici, üretici, yetiştirici
müstakbel s. gelecek, ilerdeki, önümüzdeki, sonraki karş. geçmiş
müstakil s. azade, azatlı, bağımsız, bağlantısız, bağsız, kendi başına, muaf, muhtar, münferit, özel, özerk, özgür, tek, tek başına, tutuksuz, yek, yekta
müstakillik i. istiklal, muhtariyet
müstebitlik i. tahakküm
müstehak s. şayan
müstehcen s. açık, dekolte, edepsiz, pornografik, utanmazca dey. açık saçık, belden aşağı, edebe aykırı, yakası açılmadık
müstehzi i. alaycı, espritüel, gayri ciddi, garip, güldürücü, gülünç, kepaze, komik, latifeci, maskara, mukallit, nükteci, nüktedan, şakacı, takılgan, taşlamacı, yergici
müstesna s. ayrı, ayrıcalı, ayrık, bambaşka, benzersiz, değişik, dışında, eşsiz, farklı, hariç, istisnai, kuraldışı, tek, tuhaf
müsvedde i. düzenek, eskiz, karalama, kroki, laiyha, maket, model, öntasar, plan, şema, tasar, tasarı, tasarım, taslak
müşahade etmek tanıklık etmek, bakmak, görmek, tanık olmak
müşahit i. şahit, tanık
müşavere i. konuşma
müşavir i. bilirkişi, danışman
müşfik s. insaflı, insan, merhametli, muhabbetli, mürüvvetli, müsamahakar, rahim, rakik, rikkatli, sevecen, şefik, şefkatli
müşkül s. çetin, güç, külfetli, meşakkatli, sarp, yorucu, zahmetli, zor
müşkülat i. açmaz, güçlük, güçlükler, iş, külfet, mesele, meşakkat, problem, sıkıntı, zahmet, zor, zorluk
müşkülat çekmek f. bocalamak karş. kolaylıkla başarmak
müşkülatla z. güçlükle, zar zor, zorlukla
müşkülatsız s. sıkıntısız
müşkülleşmek f. çapraşmak, çatallaşmak, çetinleşmek, dolaşmak, düğümlenmek, giriftleşmek, güçleşmek, karışmak, kazıklaşmak, muğlaklaşmak, müphemleşmek, sarpa sarmak, sarplaşmak, zorlaşmak karş. kolaylaşmak
müşküllük i. çetinlik
müşkülpesent s. dikkatli, düzenli, güç beğenen, hasta, itinalı, meraklı, mızmız, özenli, sinirli, titiz karş. meraksız
müşkülpesentlik i. titizlik
müşterek s. bileşik, birlik, hisseli, karışık, karışım, karma, karmaşık, katışık, kollektif, melez, mudil, muhtelif, mürekkep, ortak, ortaklaşa, paydaşlı karş. ayrı, münferit, tek
müştereken z. beraber, beraberce, birlikte, cümleten, imeceyle, ortaklaşa, ortaklık, topluca, topyekûn karş. münferiden
müşteri i. alıcı
mütalaa i. açı, araştırma, bakış, çalışma, düşünce, düşünüş, efkar, etüt, fikir, görüş, hesap, içtihat, ide, inceleme, irdeleme, iskandil, kovuşturma, mülahaza, okuma, oy, sorgulama, soruşturma, tahayyül, tahkik, tahkikat, takibat, takip, tefekkür, telakki, tetkik, tetkikat, tutum, yaklaşım, yorum, zihniyet
mütalaa etmek f. araştırmak, araştırma yapmak, çalışma yapmak, düşünmek, hesaplamak, inceleme yapmak, irdelemek, kovuşturmak, kovuşturma yapmak, muayene etmek, okumak, ölçümlemek, planlamak, programlamak, sondaj yapmak, tahkik etmek, tahkikat yapmak, takibat yapmak, tetkik etmek, uslamlamak karş. ilgilenmek
mütareke i. ateşkes, barış, silahsızlanma, sulh, uyuşma, uzlaşma, yumuşama
müteaddit s. birçok, bol, çok, defalarca, gani gani, ibadullah, pek çok, sayısız, tekrar tekrar, tonla
müteakiben z. ardınca, ardından, arkadan, arkasından, izleyerek, daha sonra, peşinden, sonra, sonradan, takiben
müteakip i. ardında gelen, ardından, bunu izleyen, ertesi, ilerdeki, sonraki dey. ardı sıra gelen, ardından gelen, arkadan gelen, bir dahaki, peşinden gelen
mütebaki s. kalan, kalıntı
mütebessim s. güleç, mutlu, neşeli, şad, şad
mütecaviz i. sataşkan, şirret
müteessir s. acılı, dertli, elemli, etkilenmiş, kederli, tasalı, yaslı dey. etki altında kalmış, etkisinde kalmış, tesir altında kalmış, tesirinde kalmış karş. sevinçli
müteessir etmek f. acılandırmak, ağlatmak, darıltmak, duygulandırmak, etkilemek, gamlandırmak, gücendirmek, hırpalamak, hislendirmek, hüzünlendirmek, içlendirmek, kahretmek, kederlendirmek, kırmak, küstürmek, tasalandırmak, sarsmak, üzmek, yazıklandırmak dey. bağrını delmek/yakmak, canına geçmek, yürek yakmak
müteessir olmak f. dertlenmek, elemlenmek, eseflenmek, gamlanmak, hislenmek, hüzünlenmek, kahırlanmak, kahrolmak, kaygılanmak, kederlenmek, tasalanmak, üzülmek, yorulmak dey. tesir altında kalmak
mütecessis s. meraklı
müteessif s. üzgün
müteessir s. çileli, matem tutmak, üzgün, üzüntülü
müteessir etmek f. üzmek
müteessir olmak f. acılanmak, acımak, hislenmek, üzülmek
mütefekkir i. agah, alim, bilge, bilgin, danişment, düşünür, entellektüel, fakih, filozof, hakim, hezarfen, kültürlü, malumatlı, uzman, vakıf, vukuflu karş. cahil
mütehassıslık i. cevher, dirayet, ihtisas, istidat, uzmanlık, yetenek
mütehassız s. uzman
mütekabil s. karşılıklı
mütekamil s. kâmil, reşit, yetişkin
mütekebbir s. kasıntı, kibirli
mütemadi s. bitimsiz, nihayetsiz, payidar, tükenmez, zeval
mütemadiyen z. aralıksız, ara vermeden, ardışık, arka arkaya, arkası kesilmeden, art arta, aralıksız, boyuna, daima, devamlı, durmadan, sürekli, üst üste
mütenakız s. karşıt, ters, uyuşmaz
mütenasip s. insicamlı, mutabık, nispetli, nizamlı, orantılı, şekilli, yerinde
müteradif s. anlamdaş, sinonim
mütercim i. tercüman
mütereddit s. hoppa, kararsız, tereddütlü
müteşebbis i. aktif, atak, atılgan, girişimci, girgin, girişken
müteşekkir s. borçlu dey. gönül borcu olan, teşekkür borçlu olan/eden, yürekleri minnet dolu
müteşekkir olmak f. hamdetmek,teşekkür etmek
mütevazı s. alçakgönüllü, iddiasız, gösterişsiz, iddasız, kibirsiz, koşut, sade, saltanatsız, şansız, şatafatsız, tıpkı, yalın
müthiş s. dayanılmaz, dehşetli, korkunç, korkulu, korkutucu, şiddetli, ürkünç, ürkütücü, yaman, yavuz dey. dehşet saçan/veren, korku salan/veren, tahammül edilemez, tüyler ürpertici
müttefik i. arkadaş, bağlaşık, birlik içinde, dost, ittifak içinde, kafadar, mahrem, yandaş
müttefiken z. elbirliğiyle, hep birlikte, ittifakla, oy birliğiyle
müzahir i. iltimasçı, kayırıcı, velinimet
müzakere i. danışık, danışma, görüşme, konsültasyon, konuşma, mülakat, öğüt, salık, tartışma dey. akıl alma/danışma/sorma, fikir alma/sorma, tavsiye alma
müzakere etmek f. danışmak, görüşmek dey. akıl almak/ danışmak/sormak, bilgi almak/danışmak, feyz almak, fikir almak/alışverişinde bulunmak/danışmak, istişare etmek, kafa kafaya vermek, öğüt almak, öneri almak, tavsiye almak
müzakereci i. öğretmen
müzayede i. artırma
müzekkere i. mektup
müzelik s. acayip, antika, değerli, eski, köhne, modası geçmiş
müzevir s. ajan, bühtancı, casus, curnalci, çaşıt, dedikoducu, fitleyici, fitneci, gammaz, gıybetçi, hafiye, iftiracı, ihbarcı, ispiyon, karacı, muhbir, müfteri, söz taşıyıcı, tezvirci karş. sır vermez
müzevirlemek f. curnal etmek, gammazlamak, ispiyonlamak, rapor etmek, sır vermek
müzevirlik i. bozgunculuk
müzevirlik etmek f. casuslamak, curnal etmek, çaşıtlamak, çekiştirmek, fitnelemek, gammazlamak, ihbar etmek, jurnal etmek, yakalatmak karş. susmak
müzeyyen s. bezenmiş, süslenmiş, süslü
müziç s. uyutucu
müzik i. beste, ezgi, hava, melodi, musiki, nağme
müzik aleti i. çalgı, çalgı aleti, enstrüman, saz
müzikal i. oyun, piyes, tiyatro
müzikhol i. gazino, pavyon, taverna
müziklemek f. bestelemek
müzisyen i. besteci, icracı, müzikçi, sazende
müzmin s. baki, bengi, berdevam, bitimsiz, bitmeyen, bitmez, cavit, daim, daimi, demirbaş, durur, ebedi, ezeli, gedikli, hudutsuz, kalımlı, kesiksiz, köklü, kronik, limitsiz, müebbet, mütevali, nihayetsiz, ölmez, ömürlü, öncesiz, payidar, sınırsız, sonrasız, sonsuz, süregelen, süreğen, sürer, temelli, tükenmez, zevalsiz karş. kalımsız
müzminleşmek f. kronikleşmek, süreğenleşmek, sürmek






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 4 ziyaretçi (91 klik) kişi burdaydı!