Sozluk Sitesi
  L
 

labirent i. açmaz, bilmece, çıkmaz, güçlük, kördüğüm, külfet, mesele, problem, sıkıntı, sorun, zorluk
laboratuvar i. atölye, fabrika, imalathane, işletme, işlik, işyeri
laçka s. elastiki, esnek, gevşek, mülayim, pelte gibi, porsuk, porsumuş, pörsümüş, salpa, sarkık, sönük, yumuşacık, yumuşak karş. gergin
laçka olmak f. mayışmak
laçkalaşmak f. alçalmak, bozulmak, çökmek, geri kalmak, gerilemek, gevşemek, soysuzlaşmak, sönmek, yozlaşmak karş. gelişmek
laf i. anlamsız, bahis, cümle, deyim, ibare, kelam, kelime, lafız, lakırdı, saçma, söz, tabir
laf etmek f. iftira etmek, lakırdı etmek
lafazan s. boşboğaz, cerbezeli, cırcır, dedikoducu, dırdırcı, farfara, geveze, konuşkan, lafçı, lakırdıcı, şarlatan, zeyrek karş. ketum
lafazanlık i. boşboğazlık
lafçı i. boşboğaz, carcar, cerbezeli, dırdırcı, lafazan
laflamak f. ahbaplık etmek, danışmak, dertleşmek, fısıldaşmak, görüşmek, konuşma, sohbet etmek dey. akıl danışmak, bir çift laf etmek, çene çalmak, çenesi atmak, diyalog kurmak, hasbıhal etmek, hoşbeş etmek, iki laf/lakırdı etmek, iki satır laf etmek/konuşmak, laf atmak, lak lak etmek, muhabbet etmek, mukabele yapmak, mülakat yapmak, sohbet etmek, söyleşi yapmak, yarenlik etmek karş. suskunluk
lağım i. çukur
lağvetmek f. kaldırmak
lahika i. katkı
lahit i. anıtkabir, ehram, gömüt, gömütlük, höyük, kabir, kabristan, makam, makber, mezar, mezarlık, mozole, piramit, şehitlik, türbe
lahmacun i. börek
lahut s. mukaddes
lahza i. an, çağ, devir, salise, zaman
lahzada z. acilen, alelacele, anında, aniden, ansızın, apansız, ayaküstü, birden, birdenbire, çabuk, çarçabuk, dakikasında, derhal, gecikmeden, hemen, hemencecik, ivedilikle, oyalanmadan, şıp diye, şimdi, şipşak, tez
lakap i. ad, isim, mahlas, müstear ad, nam, san, şan, şöhret, unvan
lakaydi i. aldırmazlık
lakayıt s. adamsendeci, aldırmaz, gamsız, nemelazımcı, sorumsuz
lakayıtlık i. aldırmazlık
lakayt s. aldırışsız, aldırmaz, bencil, dalgacı, duygusuz, gamsız, geniş, hakikatsiz, havai, hissiz, ilgisiz, kaba, kaygısız, kayıtsız, kaytarıcı, meraksız, mesuliyetsiz, rahat, soğukkanlı, sorumsuz, tasasız, umursamaz, vefasız, vurdumduymaz karş. duygulu
lakırdı i. atfetme, çekiştirme, damgalama, dedikodu, fiskos, gıybet, iğneleme, kelime, laf, rivayet, söylenti, söz, sözcük, şayia, taşlama, yergi, yerme
lakırdı etmek f. atfetmek, çekiştirmek, damgalamak, iftira etmek, konuşmak, lekelemek, töhmetlendirmek, yamamak, yermek, yormak, yüklemek, zemmetmek karş. övmek
lakırdıcı s. boşboğaz, carcar, cerbezeli, dırdırcı, konuşkan, lafazan
lakin i. ama, amma, ancak, bununla beraber, bununla birlikte, fakat, filhakika, gelgelelim, gerçi, halbuki, mamafih, oysa, yalnız dey. bununla beraber/birlikte, ne çare ki/ki/var ki/yaparsın ki, oysa ki
laklaka i. konuşma
laklakiyat i. hasbıhal, konuşma
lal i. akik, gül kurusu, pembe, siklamen, yakut, yakut rengi
lâl s. al, az konuşan, dilsiz, ketum, kırmızı, kızıl, pembe, sessiz
lala i. atabek, atabey, çocuk bakıcısı, dadı, eğitmen, mürebbiye, öğretmen, taya
lalettayin s. alelâde, herhangi, rasgele, sudan
lamba i. abajur, ampul, aydınlık, fanus, far, fener, flaş, ışık, ışıldak, idare, kandil, lüks, mum, projektör, şamdan ? ateş, ışık, maytap
lanet i. beddua, berbat, ilenme, intizar, kargış, kötü, melanet, telin, ters dey. geçmişi kandili/kınalı, geçmişine yandığım, lanet olsun, suratına lanet
lanet etmek f. ilenmek
lanetleme i. beddua
lanetlemek f. ilenmek, kahretmek, sövmek, yermek dey. beddua etmek, bela okumak, intizar etmek, lanet etmek/okumak, telin etmek karş. övmek
lanetlenmiş s. melun
lanetli s. melun
lapacı i. alık, atıl, cansız, çıtkırıldım, hımbıl, kokmuş, nanemolla, pasif, sümsük, şişko, şişman, tembel, uyuşuk, üşengeç
lapacılık i. güçsüzlük
lappadak z. ansızın, birdenbire, pat diye, pattadak, şakkadak, şappadak, şıp diye, şıppadak, zıngadak
larva i. kurtçuk
lastik i. ayakkabı, uçkur
lastik gibi s., z. atik, atletik, canlı, çalak, çevik, hareketli, hızlı, kemiksiz, kıpırdak, kıvrak, oynak, tetikte karş. hantal
lastikli s. belirsiz, bulanık, kaçamaklı, kapalı, muammalı, muğlak
lata i. kalas, kereste
latif s. afet, albenili, alımlı, büyüleyici, cazibeli, çarpıcı, çekici, dilber, frapan, gökçe, güzel, havalı, hoş, huri gibi, nefis, parlak, yahşi, zarif karş. itici
latife i. alay, azizlik, espri, gırgır, istihza, nükte, şaka, takılma
latife etmek f. alay etmek, şakalaşmak
latifeci s. espritüel, gülünç, komik, maskara, müstehzi, şakacı, takılgan, taklitçi
laubali s. arsız, cıvık, densiz, fazla samimi, içlidışlı, saygısız, sıkı fıkı, sulu, şımarık, teklifsiz, yılışık dey. kendini bilmez, haddini/mesafesini bilmez, senli benli, sulu insan, yerini bilmez
laubalice z. teklifsizce
lavabo i. eviye, kurna, küvet, leğen, tekne
lavanta i. koku, kolonya, parfüm
lavaş i. ekmek
layettayin s. özensiz
layık i. değer, değimli, hakketmiş, liyakatli, müstahak, reva, seza, şayeste, yaraşık karş. değersiz, uygunsuz ? değerli, uygun
layık s. haketmiş, reva, şayan
layık olma i. liyakat
layıkıyla z. adamakıllı, gereğince, güzelce, hakkıyla, iyice, iyicene, kıyasıya, ziyadesiyle karş. baştansavma
lazanya i. makarna
lazım i. caiz, çaresiz, elzem, gayri ihtiyari, gerek, gerekli, kaçınılmaz, lüzumlu, mecburi, mukadder, mübrem, mücbir, naçar, şart, vacip, vazgeçilmez, zaruri, zorunlu karş. keyfi
lazımlık i. apteshane, helâ, tuvalet, yüznumara
lebalep z. hıncahınç, kalabalık, yığışık
lebiderya i. sahil
leblebi i. kuruyemiş
legal s. adil, haklı, hukuki, kanuni, meşru, nizami
leğen i. çanak, kap, kurna, küvet, lavabo, tekne
lehçe i. dil
lehinde olmak f. methetmek, onaylamak, övmek, savunmak, tutmak, yardım etmek
lejant i. hikaye, öykü
leke i. aksaklık, arıza, ayıp, benek, bozukluk, damga, defo, falso, halel, hata, illet, iz, kara, kir, kötülük, kusur, noksan, noksanlık, nokta, şaibe,
leke atmak f. çamurlamak
leke oluşturmak f. lekelemek
leke yapmak f. lekelemek
lekeleme i. iftira
lekelemek f. bulaştırmak, çamurlamak, iftira etmek, karalamak, kirletmek, kötülemek, lakırdı etmek, leke oluşturmak, leke yapmak, töhmetlendirmek, yakıştırmak dey. adını kötüye çıkarmak, çamur atmak/sıvamak, çamur sıçratmak, dil uzatmak, kara çalmak/sürmek, kızın ayağına basmak, leke getirmek, namusunu ayaklar altına almak, üstüne atmak/yamamak, yağlı kara sürmek
lekelenmiş s. damgalı
lekeli s. berbat, bulaşık, çamurlu, kirli, murdar, pis, sabıkalı, şaibeli
lekesiz s. beyaz, dürüst, pak
lenduha s. azman, battal, çaplı, hantal, heyula gibi
lenger i. tepsi
lens i. büyüteç, mercek
lepiska i. iplik
leş i. kadavra, naaş, ölü
leş gibi s. berbat, bulaşık
letafet s. albeni, alımlılık, çekicilik, güzellik, incelik, kibarlık, nefaset, zarafet, zariflik karş. hantallık
levazım i. ağırlık, cephane, donatım, gereç, gereksinmeler, harç, ihtiyaçlar, malzeme, materyal, mühimmat
levent s. bahriyeli, boylu, denizci, gemici, kalyoncu, reis, tayfa, tersaneli, uzun
levha i. afiş, bandrol, etiket, kat, pankart, pano, plaka, tabela, tablo, yafta ? ilan
leziz s. enfes, güzel, ilik gibi, iştah açıcı, keyifli, lezzetli, nefis, tatlı, zevkli dey. bir nefaset, çok güzel, ilik gibi, iştah açıcı, kaymak gibi, şeker gibi, tadı tuzu yerinde karş. lezzetsiz
lezzet i. beğeni, çeşni, haz, hazzetme, nefaset, tat, zevk
lezzet almak f. beğenmek, hazzetmek, hoşlanmak, hoşlaşmak, sevmek, tutmak karş. hoşlanmamak
lezzetli s. enfes, güzel, ilik gibi, iştah açıcı, keyifli, leziz, nefis, tatlı, zevkli dey. ağzına layık, bal gibi, canıma layık, ilgi çekici, iştah açıcı, kaymak gibi, tadı güzel/harika, tadı tuzu yerinde, tadına doyum olmaz, yeme de yanında karş. lezzetsiz, yavan ? güzel, iyi
lezzetsiz s. beğenilmeyen, saman gibi, şap gibi, tatsız, yavan, zevksiz dey. Çapanoğlu'nun aptes suyu gibi, barut gibi, ot gibi, saman gibi, suyuna tirit, şap gibi, tadı tuzu yok, tatsız tuzsuz karş. lezzetli ? acı
lığ i. mil, alüvyon, balçık
libas i. elbise
libido i. arzu, dilek, gaye, gönül, istek, istem, iştah, talep
lider s. alemdar, amir, baş, başkan, elebaşı, idareci, izci, kaptan, kılavuz, komutan, kumandan, öncü, önder, reis, şef, yönetici
liderlik i. önderlik
lidersiz s. başsız
lig i. karşılaşma, kupa, maç, müsabaka, şampiyona, yarışma
likidasyon i. tasfiye
likit i. akar, akıcı, akışkan, eriyik, mayi, nakit para, sıvı, su, sulu karş. katı
lila i. eflatun, erguvani
liman i. barınak, durak, gar, iskele, istasyon, konak, koy, körfez, menzil, sığınak, uğrak
limanlamak f. dinmek, durgunlaşmak, durmak, durulmak, eğleşmek, geçmek, hızı azalmak, oturuşmak, sakinleşmek, sönmek, yatışmak
lime lime s. aşınmış, eskimiş, geçkin, harap, hurda, hurdahaş, kırık, köhne, örselenmiş, parça parça, parsal, partal, pejmürde, viran, yıkık, yıkılmış, yıkkın, yıpranmış, yırtılmış karş. yepyeni
lime lime olmak f. aşınmak, berelenmek, bozulmak, çatlamak, dağılmak, dökülmek, eskimek, haraplaşmak, harap olmak, hırpalanmak, kırılmak, örselenmek, parçalanmak, yıpranmak, yırtılmak, zedelenmek
limit i. had, hudut, kayıt, kısıt, sınır, tahdit
limitli s. hudutlu, kayıtlı, kısıtlı, sınırlı
limitsiz s. bitimsiz, durur, hudutsuz, kalıcı, kayıtsız, kısıtsız, köklü, kronik, müzmin, sayısız, sınırsız, sonsuz, süreğen,
limon gibi s. buruk, ekşi, kekre, mayhoş, sirke gibi
limonata i. içecek
limoni s. dargın, küs, şekerrenk
limonlu s. ekşi, sirke gibi
limonluk i. camekan, ser, sera, set, tavhane
linç i. cinayet, idam, imha, jenosit, katil, katletme, kıya, kıyım, öldürme, recim, soykırımı
linç etmek f. öldürmek dey. adam kesmek/öldürmek, cana kıymak, canına kıymak, cinayet işlemek, katliam yapmak
lira i. altın, kağıt, kayme ? para
lirik s. coşkulu, duygulu, duygusal, esinle dolu, hassas, hisli, içli, ince, rakik, romantik
lirizm i. duygusallık
lisans i. belge, berat, cevaz, diploma, dokunulmazlık, icazet, imtiyaz, izin, kimlik, mezuniyet, müsaade, patent, ruhsat, ruhsatname, sertifika, vesika
lise i. enstitü, kolej, konservatuar, mektep, okul, orta öğretim, rüştiye, sultani
liseli i. öğrenci, talebe
liste i. bordro, cetvel, çizelge, döküm, gündem, imsakiye, indeks, katalog, tablo, tarife ? dizi
litre i. adet, meblağ, miktar, nicelik
liva i. bayrak, il, sancak
liyakat s. cevher, değim, dirayet, ehliyet, iktidar, ihtisas, istidat, kabiliyet, kifayet, layık olma, marifet, uygunluk, yaraşırlık, yetenek, yeterlik, yeti karş. liyakatsizlik
liyakatlı s. başarılı, becerikli, değer, değimli, ehil, ehliyetli, erdemli, hakketmiş, hünerli, idareli, kalifiye, layık, müstahak, profesyonel, usta, uz, uzel, uzman, üstat, yatkın, yetenekli, yetkin
liyakatsız s. beceriksiz, dirayetsiz, ehliyetsiz, idaresiz, iktidarsız, istidatsız, kabiliyetsiz, maharetsiz, marifetsiz, yeteneksiz, yetersiz, zayıf karş. liyakatli
lobi i. antre, aralık, dalan, galeri, giriş, hol, koridor, sofa
loca i. birlik, bölme, bölüm, bölüntü, cemiyet, dernek, göz, hücre, kurum
lodos i. esinti, rüzgar
lojman i. barınak, daire, ev, hane, ikametgah, kat, konut, mekan, mesken
lokal i. bölgesel, çevresel, gazino, kahve, klüp, mahalli, mevzii, meyhane, pavyon, taverna, yerel, yerli, yöresel karş. evrensel
lokanta i. aşçı, aşevi, börekçi, çorbacı, dondurmacı, imaret, işkembeci, kafeterya, kantin, kebapçı, kelleci, köfteci, muhallebici, mutfak, pastacı, pastane, pideci, restoran, tatlıcı, yemekhane, yemek salonu, yemek vagonu
lokavt yapmak f. kovmak
lokma i. aş, bölük, bölüm, doğram, forma, parça, sokum, yudum
lokomotif i. tren
lokum i. şekerleme
lonca i. birlik, cemiyet, dernek, korporasyon, örgüt, teşkilat
lostrama i. denizci
losyon i. esans, koku, kolonya, krem, parfüm
loş s. alacakaranlık, gölge, gölgelik, izbe, kapalı, kapanık, karanlık, sümbüli
loşlaşmak f. kararmak
lotarya i. bahis, çekiliş, kura, loto, piyango, spor toto, tombala, yarışma
loto i. bahis, lotarya, piyango
lök s. ağır
lös i. alüvyon, balçık, çamur, kil, mil
lövye i. düğme
lunapark i. eğlence alanı, eğlence parkı, eğlence yeri
lup i. büyüteç, pertavsız
lutfen i. bizahmet!, rica ederim! dey. Allahına kurban!, Allahını seversen! (Allasen!), Allah rızası için!, ayağının altını öpeyim!/turabı olayım!, ayağını/ayaklarını öpeyim!, bir zahmet, gözünü seveyim!, gözünün bebeğini seveyim!, hatırım için!, kölen olayım!, kulun olayım!, kurbanın olayım!, ne olur! (n'olur!), ne olursun! (n'olursun!), ölümü öp!, rica ederim!, zahmet olmazsa!
lutfetmek f. bağışlamak, bahşetmek, onamak, sunmak, vermek
lutfetmek ihsan etmek, vermek dey. alçakgönüllülük göstermek, cevaz vermek, destur vermek, icazet vermek, ihsan etmek, izin vermek, müsaade etmek/vermek, takdim etmek, tenezzül etmek
lutuf i. bahş, cemile, ecir, hayır, hayrat, himmet, ihsan, imdat, iyilik, kayra, kerem, mükafat, nimet, sevap, şefaat, yardım, yarlık karş. kötülük
lutufkar s. alicenap, cennetlik, cennetmekan, civanmert, cömert, değerbilir, diğerkam, fedakar, fukaraperver, hamiyetli, hamiyetperver, hayırperver, hayırsever, hoşgörülü, hüsnüniyetli, insan, insaniyetli, iyi, iyilikçi, iyiliksever, kadirşinas, mürüvvetli, oğuz, özgeci, özveren, özverili, vicdanlı, yardımsever karş. vicdansız
lutufta bulunmak f. desteklemek, geliştirmek, ilerletmek, kayırmak, kollamak, şenlendirmek, yetkinleştirmek, yükseltmek karş. sert davranmak
lügat i. ansiklopedi, kamus, kelime haznesi, kılavuz, lügatçe, söz, sözcük, sözlük, sözlük dağarcığı, terminoloji, yazım kılavuzu
lügatçe i. lügat, sözlük
lüks i. anıtsal, azametli, bayındırlık, baysallık, bereket, bolluk, cafcaflı, çarpıcı, debdebeli, fantazi, fanus, frapan, görkemli, gösterişli, haşmetli, heybetli, ihtişamlı, kandil, lamba, muhteşem, mükellef, olağanüstü, parlak, saltanatlı, süslü, şaşaalı, şahane, şatafat, şatafatlı, tantanalı, tumturaklı, zengin, zenginlik karş. alçakgönüllü
lüpçü i. bedavacı, kepçekuyruk, parazit, sığıntı, tufeyli
lüzum i. gerek, gereklik, gerekseme, gereksinme, hacet, icap, ihtiyaç, iktiza, ister, muhtaçlık, vücut
lüzumlu s. cebri, çaresiz, elzem, gerek, gerekli, kaçınılmaz, lazım, mecburi, şart, vacip, vazgeçilmez, zaruri, zorunlu karş. gereksiz, lüzumsuz
lüzumsuz s. abes, battal, beyhude, boş, faydasız, fuzuli, geçersiz, gereksiz, hayırsız, hükümsüz, işe yaramaz, kârsız, kullanışsız, nafile, yaramaz, yararsız, zait karş. gerekli, lüzumlu






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 112 ziyaretçi (144 klik) kişi burdaydı!