Sozluk Sitesi
  H
 

haber i. açım, bildiri, bilgi, brifing, bülten, dedikodu, duyuru, havadis, jurnal, ihbar, istihbarat, malumat, mesaj, muştu, müjde, rapor, rivayet, salık, söylenti, şayia, tebligat, tebliğ, yayıntı
haber vermek malumat vermek, tebliğ etmek dey. alarm vermek, dikkatini çekmek, ihtar etmek, ikaz etmek, irşat etmek, kulağını bükmek, nasihat etmek, öğüt vermek, telkin etmek, tembih etmek
haberci i. aracı, çapan, dağıtıcı, dağıtman, delege, elçi, fitneci, gammaz, jurnalci, ihbarcı, kurye, muhabir, muştucu, müjdeci, postacı, savacı, tatar, ulak ? aracı? emekçi? gammaz
haberdar i. bilge, bilgili, danişment, haberli, kültürlü, malumatlı, vukuflu
haberdar etmek f. bildirmek, malumat vermek
haberleşme i. bilgi aktarımı, bilgi alışverişi, iletişim, muhabere, yazışma
haberli s. bilen, bilerek, bilgi almış, bilgili, bilgi sahibi, bilgisi olan, entellektüel, farkında, haber almış, haberdar, haberi olan, hazırlıklı, malumatlı, malumat sahibi, öğrenmiş, yarılmış, vakıf, vukuflu
habersiz s. bilgisiz, bilgisiz, cahil, kof, kültürsüz, vukufsuz dey gidiş o gidiş, dalgın bakışlı, farkında değil, gözü bağlı/gözleri kapalı
Habeşi s. siyahi, zenci
habib s. canan, maşuk
habis s. adi, ahlaksız, alçak, berbat, kötü, kötücül, soysuz, zararlı
hacamat etmek f. tedavi etmek
hacet i. arzu, dilek, gerek, gereklilik, gerekseme, gereksinme, icap, ihtiyaç, istek, ister, iş, kördüğüm, lüzum, murat, sorun, temenni
hacet yeri i. apteshane, helâ, yüznumara
hacim i. ayıraç, boy, boy bos, boyut, buut, büyüklük, cesamet, cüsse, çap, derinlik, ebat, en, endam, genişlik, irilik, kalınlık, kalibre, kıta, miyar, oylum, ölçü, ölçüt, uzunluk, yükseklik
hacimli s. büyük, oylumlu
haciz i. ambargo
haç i. çarmıh, fetiş, ıstavroz, idol, put, salip, sanem
had1 i. aşama, değer, derece, hudut, kayıt, kısıt, limit, mertebe, ölçü, radde, sınır, tahdit, uç, yetenek, yetki
hâd2 s. akut, aşırı, azgın, ciddi, çabuk ilerleyen, gergin, ifrat, keskin, sivri, şiddetli, yeğin
haddinden fazla s. aşırı
haddizatında z. esasen, filvaki
hademe i. hizmetli, odacı
hadım i. akim, akağası, burma, buruk, burulmuş, doğurmaz, dölsüz, iğdiş, iktidarsız, kısır, steril karş. doğurgan
hadım edilmiş s. enek
hadım etmek f. kısırlaştırmak
hadımağası i. hizmetçi, kısır, zenci
hadis i. kullanılmamış, söz, yeni
hadise i. ahval, fenomen, macera, olanlar, olay, olgu, olut, vakıa, sergüzeşt, serüven, vaka, vukuat, zuhurat
hadiseli s. olaylı
hadisesiz s. olaysız
hadsiz s. çok
hafakan i. ağırlık, bıkkınlık, bunalım, can sıkıntısı, çarpıntı, darlık, kâbus, karabasan, kasavet, kasvet, mihnet, sıkıntı, usanç karş. ferahlık
hafakanlar basmak f. bunalmak
hafız i. hoca, imam, koruyan, saklayan,vaiz karş. akıllı
hafıza i. akıl, anlak, bellek, belleme, bilinç, hafsala, hatır, hatırda tutma, hıfzetme, idrak, izan, kafa, kavrayış, mimleme, unutmama, zihin, zihinde tutma dey. hatırda tutma, zihinde tutma karş. unutkanlık
hafif s. az, cilveli, değersiz, edalı, ehven, etkisiz, emeksiz, eziyetsiz, fettan, fıkırdak, fingirdek, havai, hoppa, ince, işten değil, işvebaz, işveli, kırıtkan, kilosuz, koket, kolay, külfetsiz, meşakkatsiz, narin, oynak, önemsiz, rahat, silik, sıkıntısız, şuh, uçuk, yeğni, zahmetsiz, zayıf dey. ağır olmayan, ağırbaşlı olmayan, ağırlığı olmayan, belli belirsiz, ciddiyetten uzak, düttürü Leyla, ilgi çekici, ilik gibi, iştah açıcı, kuş gibi, mezhebi geniş, tüy siklet karş. ağır, ağırbaşlı, kilolu
hafifçe z. aheste, sessizce, sükûnetle, usulcacık, yavaşça
hafifleme i. boşalma
hafiflemek f. açılmak, azalmak, dinmek, durulmak, ferahlamak, iyileşmek, rahatlamak, yatışmak dey. ağırlığı azalmak, dirliğe kavuşmak, erinç bulmak, iğne deliğine sığmak karş. azmak, şiddetlenmek
hafifleşmek f. azalmak, iyileşmek
hafifletmek f. azaltmak, dizginlemek, kısmak, teskin etmek dey. dizginleri gevşetmek, gargaraya getirmek, yarayı sarmak
hafiflik i. yeğnilik
hafifmeşrep s. ahlaksız, fahişe, iffetsiz, sürtük
hafifseme i. saymazlık
hafifsemek f. alay etmek, aldırmamak, aşağısamak, azımsamak, bakmamak, fütur etmemek, hor görmek, horlamak, istifini bozmamak, itibar etmemek, küçümsemek, mühimsememek, önemsememek, savsamak, rağbet etmemek, saymamak, tınmamak, umursamamak dey. ciddiye almamak, hakir görmek, hor görmek, işi çocuk oyuncağına çevirmek, kulak asmamak, matrağa almak/matrak geçmek karş. abartmak
hafifsenmek f. aşağılanmak
hafiften z. sükûnetle, usulcacık, yavaşça
hafiye i. ajan, casus, curnalci, dedektif, devriye, fitneci, gammaz, ihbarcı, inzibat, ispiyon, jurnalci, kullukçu, muhbir, müzevir, özel dedektif, polis, sivil polis, zabıta
hafsala i. hafıza
haftalık i. gelir, irat, kazanç
haftalıkçı i. emekçi
haftaym i. ara, dönem
hain s. acımasız, adi, ahlaksız, alçak, amansız, aşağılık, bozguncu, canavar, düzenbaz, gaddar, gammaz, gâvur, hayın, hınzır, hunhar, insafsız, kafir, kalpsiz, kovcu, kötü, kötücü, merhametsiz, mürüvvetsiz, namert, namussuz, nemrut, nankör, sadist, soysuz, şefkatsiz, şerefsiz, yezit, yılan gibi, zalim dey. domuz gibi, fırsat yoksulu, gök gözlü, gözü ak, iki yüzlü, kadirbilmez karş. yiğit
hainlik i. ihanet, kahpelik, kötülük, pislik, şer, yezit
haiz i. kapsayan, taşıyan
Hak i. Allah, Canan, Çalap, Hâkim, Halik, Hallak, Huda, İlah, Mabut, Mevla, Rab, Rahman, Tanrı, Yaradan
hak i. adalet, alicenaplık, doğruluk, dürüstlük, gerçek, hakkaniyet, hakseverlik, haktanırlık, hisse, insaf, insaflılık, insaniyet, insanlık, nasip, parça, pay, tüze, üleş, vicdan ? gelir? parça
hak vermek f. onamak, onaylamak dey. doğru bulmak, hakkı teslim etmek, haklı bulmak/görmek, kabul etmek, tasdik etmek, tasvip etmek karş. yadsımak
hak yemezlik i. dürüstlük
hakan i. başbuğ, emir, han, hükümdar, hünkar, kağan, kral, melik, sultan, padişah
hakanlık i. sultanlık
hakaret i. aşağılama, aşağısama, azarlama, bağırıp çağırma, bağırma, çıkışma, darılma, döşenme, haşlama, horlama, ıslıklama, küçükleme, paylama, sövme, taşlama, tersleme, terslenme, veriştirme, yerme, yuhalama, zılgıt karş. övgü
hakaret etme i. tahkir
hakaret etmek f. azarlamak, tahkir etmek dey. acı/ağır dil kullanmak, fırça çekmek, verip veriştirmek, veryansın etme, yuf borusu çalmak, yüzüne tükürmek
hakarete uğramak f. aşağılanmak
hakça z. adil, doğru, hakkaniyet
hakçası i. cidden, doğrusu, elbet, elbette, gerçekten, hakikaten, nitekim, örneğin, sahiden dey. Allah için, doğrusu budur ki, doğrusunu isterseniz
hâkem i. arabulucu, aracı, bilirkişi, fakih, hakim, kadı, yargıcı
hakemlik i. arabuluculuk
haketmek f. bulmak dey. geleceği varsa göreceği de olmak, kendi edip kendi bulmak, kılıcını arşa asmak, kılıç kuşanmak/takmak, nafakasını almak, oynayıp güldük, yerini buldu, şanına yakışmak
haketmiş s. layık, reva
hakeza i. aynen, aynı, böyle, bunun gibi, keza, misil, tıpkı
hakikat i. asıl, doğru, doğrusu, esas, gerçek, gerçeklik, içyüz, realite, sıhhat, tamam dey. aklı başına gelmek, aslı astarı, işin doğrusu
hakikaten i. cidden, gerçekten, hakçası, nitekim, sahi, sahiden
hakikatli s. bağlı, candan, hatırşinas, hayırlı, içten, kadirşinas, nimetşinas, sadakatli, sadık, vefakar, vefalı karş. hakikatsiz
hakikatsiz s. adamsendeci, duygusuz, gamsız, geniş, hayırsız, hissiz, ilgisiz, kadirbilmez, kaygısız, kayıtsız, kaytarıcı, lakayt, meraksız, nankör, nemelazımcı, sadakatsiz, sorumsuz, umursamaz, vefasız
hakikatsizlik i. nankörlük
hakiki s. asıl, aslına uygun, doğru, gerçek, orijinal, özgün, realite, sadık, sahi, sahici, sahih, yalansız karş. sahte
hâkim i. agah, alim, allame, arabulucu, başat, başkan, bilge, bilgili, bilgin, bilirkişi, çok bilir, danişment, efendi, egemen, etkili, güçlü, Hak, Halik, Hallak, Huda, hükmeden, hükümran, kağan, kültürlü, malumatlı, Mevla, mütefekkir, nüfuzlu, otoriter, Rab, sultan, Tanrı, uzman, üstün, vakıf, vukuflu karş. bağımlı
hakimiyet i. erk, hüküm
hakir s. adi, alelade, aşağı, bayağı, curcur, değersiz, değimsiz, fos, havacıva, havai, havaiyat, hiçten, hor, ıskarta, kıymetsiz, kof, kötü, küçük, külüstür, naçiz, önemsiz, paçavra, seviyesiz, tapon, turfa
hakkaniyet i. adalet, alicenaplık, doğruluk, dürüstlük, hakça, davranış, hakseverlik, haktanırlık, insaf, insaflılık, insaniyet, vicdan, vicdanlılık karş. haksızlık
hakkaniyetli s. adaletli, adil, ahlaklı, doğrucu, dürüst, erdemli, güvenilir, haluk, iffetli, kibar, medeni, nezih
hakketmiş s. değer, değerli, layık, liyakatli, reva, uygun, yaraşık, yaraşır, yerinde karş. hak etmemiş
hakkında i. ait, alâkalı, bağlantılı, dair, değgin, hususunda, ilgili, ilişkin, mensup, münasebetli, üstüne, üzerine
hakkısükut i. susmalık
hakkıyla i. adamakıllı, esaslı, gereğince, güzelce, iyice, kıyasıya, layıkıyla, pir, sunturlu, yaman, ziyadesiyle
haklamak f. bozmak, çimlenmek, dağıtmak, iflahını kesmek, kazanmak, kıymak, mağlup etmek, mahvetmek, muzaffer olmak, sindirmek, tepelemek, tıkınmak, toz etmek, tüketmek, yemek, yenmek, zafer kazanmak, zıkkımlanmak dey. alt etmek, bozguna uğratmak, hakkından gelmek, hakkını avucuna vermek, mideye indirmek, pes ettirmek, silip süpürmek, tuş etmek, yenilgiye uğratmak
haklaşma i. eşitlik
haklı s. adil, doğru, hukuki, kanuni, kanunlu, legal, meşru, nizami, uygun, yasal, yasalara uygun, yerinde karş. haksız
haklı bulma i. teslim
hakperest s. dürüst, harbi
haksever s. adaletli, adil, ahlaklı, doğrucu, dürüst, erdemli, güvenilir, haluk, iffetli, insaflı, kibar, medeni, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, nezih
hakseverlik i. adalet, dürüstlük, Hak, hakkaniyet, insaf, insaniyet, vicdan
haksız s. adaletsiz, batıl, illegal, kaçak, kanun dışı, kanunsuz, karakuşi, nahak, nizamsız, usulsüz, uygunsuz, yasadışı, yersiz, yolsuz karş. haklı
haksız çıkmak f. bozulmak, çözülmek, dağılmak, kaybetmek, mağlup olmak, sinmek, yenilmek dey. alt olmak, altta kalmak, amana gelmek, bahsi kaybetmek, baş eğmek, boyun eğmek, davayı kaybetmek, mağlup olmak, mat olmak, pes etmek, teslim olmak, yenilgiye uğramak karş. haklı çıkmak
haksız olarak s. nahak yere
haksızlığa uğramış s. mağdur
haksızlık i. adaletsizlik, cefa, işkence, kahır, kasavet, kıyım, kötülük
hakşinas s. adil, doğrucu, dürüst
haktanır s. adaletli, adil, ahlaklı, doğrucu, dürüst, güvenilir, harbi, iffetli, insaflı, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, onat
haktanırlık i. adalet, dürüstlük, Hak, hakkaniyet, insaf, insaniyet, vicdan
hakyemezlik i. insaniyet, vicdan
hal1 i. bedesten, çarşı, pazar, toptan mal satış yeri
hal2 ahval, aktüalite, çarşı, davranış, eda, hayatiyet, kalite, keyfiyet, konum, koşul, mevki, nitelik, pozisyon, renk, takat, tavır, tutum, vaziyet
hâl3 i. derman, gidiş, güç, güncellik, halet, hayatiyet, konuş, kudret, kuvvet, mecal, karş. halsizlik
hâl ve gidiş i. pozisyon
hâlâ i. daha, halen, henüz, şimdiye dek, şimdiye kadar
halat i. bağ, ip, palamar, urgan ? ip? iplik
halay i. dans, raks
halayık i. azatsız, cariye, esir, hizmetçi, köle
halayık i. cariye, kul, odalık, tutsak
halbuki i. ama, amma, ancak, fakat, filhakika, gerçi, lakin, mamafih, ne var ki, oysa, oysa ki, yalnız
haldeş i. aynı, özdeş
hale i. ağıl, ayla, çember, daire, halka, nur, silindir
halecanlanmak f. coşmak
halecanlı i. coşkun
halef i. ardıl, arka, inenler, sonradan gelen, yerine gelen
halel i. aksaklık, arıza, bozma, bozukluk, bozulma, bozulmak, çözülme, dağılma, damga, defo, eksik, eksiklik, gedik, hata, illet, kaybetme, kir, kötülük, kusur, leke, noksan, noksanlık, özür, sakatlık, yenilme dey. baş eğme, boyun eğme, davayı kaybetme, halel getirme/verme, mağlup olma, pes etme, teslim olma, yenilgiye uğrama karş. haklı çıkma, kusursuzluk
halel getirmek f. çamurlamak
haleldar i. bozulmuş, eksik, kusurlu, sarsılmış
haleli s. nurlu
halen i. bugün, hâlâ, henüz, şimdi, şimdilik, şimdiye değin, şimdiye dek, şimdiye kadar, şu ana dek, şu ana kadar dey. bugünkü günde, şimdiye değin/dek/kadar, şu ana değin/dek/ kadar
halet i. durum, gidişat, hâl, pozisyon
halı i. cicim, keçe, kilim, namazlık, örtü, seccade, yaygı, yolluk
hali s. boş, insansız, kimsesiz, tenha
haliç i. koy, körfez
halife i. yönetici
Hâlik i. Allah, Hak, Hâkim, Mevla, Rab, Tanrı, Yaradan
halim s. ağızsız, barışçı, barışçıl, barışık, barışsever, ılımlı, ipek gibi, itaatkar, munis, mülayim, öfkesiz, sakin, sessiz, sulhçu, sulhperver, uysal, yumuşak karş. haşin
halis s. arı, arık, has, hilesiz, katıksız, katışıksız, katkısız, öz, sade, saf, sağ, salt, som, temiz, yalın, yalınç karş. katışık
halita s. harman, karışım
haliyle z. alimallah, çaresiz, çarnaçar, doğal olarak, elbet, illa, ille, katiyetle, kesinlikle, kuşkusuz, muhakkak, mutlaka, şüphesiz, tabiatıyla, zoraki
halk i. ahali, alem, amme, aşiret, avam, boy, cemaat, cemiyet, cumhur, ehil, el, etnik grup, folk, herkes, ırk, insanlık, kamu, kavim, millet, nüfus, oymak, proletrya, sosyete, toplum, topluluk, ulus, ümmet, vatandaş karş. asil
halk oyu i. kamuoyu
halka i. çember, çevre, çörek, daire, elips, hale, helezon, mücevher, silindir, tekerlek, toparlak, yuvar, yuvarlak, yüzük
halkavi s. oval, yumurtamsı
Hallak i. Allah, Hak, Hâkim, Mevla, Oğan, Rab, Tanrı
halleşme i. hasbıhal, hoşbeş, konuşma, sohbet
halleşmek f. dertleşmek, muhabbet etmek, sohbet etmek
halletmek f. analiz etmek, çözmek, çözümlemek, icabına bakmak, tahlil etmek, tahlil yapmak, yorumlamak dey. analiz etmek, bir çaresine bakmak, yolunu bulmak, deveyi düze çıkarmak, dokuz tarakta bezi olmak, etini yemek, gereğini yapmak, icabına bakmak, kendini toparlamak, ortadan kaldırmak, yok etmek, yoluna koymak karş. çözememek
hallice i. daha iyi, iyi, yeğ karş. beter
hâlsiz i. bitap, bitik, bitkin, cansız, çökkün, dayanıksız, dermansız, dingin, erksiz, güçsüz, iktidarsız, kısır, kudretsiz, kuvvetsiz, mecalsiz, ölgün, soluk, takatsiz, tükenmiş, yorgun dey. canlı cenaze, dizinin dermanı kesilmek, halsiz düşmek karş. enerjik
halsizleştirmek f. örselemek
halsizlik i. cansızlık, dermansızlık, güçsüzlük, kofluk, zafiyet
halt etmek f. bozmak, karıştırmak, şaşırmak, yanılmak dey. gaf yapmak, halt yemek, hata etmek, kafası karışmak, pot kırmak, münasebetsizlik etmek, patavatsızlık etmek, uygunsuz davranmak, yakışıksız davranışta bulunmak, yanılgıya düşmek
haluk s. adaletli, ahlaklı, beyefendi, centilmen, çelebi, doğru, doğrucu, dürüst, erdemli, faziletli, güvenilir, hakkaniyetli, haksever, hatırşinas, helalzade, iffetli, ince, kadirşinas, kibar, medeni, nazik, saygılı, sosyal, terbiyeli, uygar karş. ham
halvet i. bomboş, boş, dımdızlak, hamam, ıssız, insansız, kimsesiz, tamtakır, tenha, terkedilmiş, ücra karş. kalabalık
ham s. acemi, ahmak, akılsız, anlayışsız, avanak, çağla, çiğ, düşüncesiz, ebleh, görgüsüz, hantal, hışır, hödük, ilkel, incitici, izansız, kaba, kaba saba, kabak, kereste, mankafa, medeniyetsiz, nezaketsiz, olmamış, terbiyesiz, toy, yeşil, yontulmamış, zarafetsiz karş. olgun, olgunlaşmış
hamak i. karyola
hamal i. taşıyıcı, yükçü
hamam i. banyo, duş, halvet, ılıca, kaplıca, sauna, sıcak
hamarat s. becerikli, canlı, çalışkan, faal, gayretli, hareketli, yüğrük dey. arı gibi, ateş gibi, eli çabuk, eline çabuk, etek belde/eteği belinde, karınca gibi
hamaratlık i. çalışkanlık, faaliyet
hamburger i. sandviç
hamdetmek f. şükretmek, müteşekkir olmak
hamdolsun! ü. Allaha şükür, iyi ki, şükürler olsun
hamhalat s. ahmak, akılsız, avanak, dağlı, ebleh, hantal, hödük, incitici, izansız, kaba, kereste, nezaketsiz, sallapati, saygısız, yontulmamış, zarafetsiz
hami i. arka, dayanak, dayı, destekleyen, destekleyici, esirgeyen, gözeten, himaye eden, iltimasçı, kayırıcı, kollayan, koruyucu, müdafi, piston, savunucu, torpil, vasi, veli, velinimet, yardımcı, zahir karş. hasım
hamil i. malik
hamile i. gebe, iki canlı, yüklü dey. ağır ayak, iki canlı, karnı burnunda
hamilik i. büyüklük, destek, müdafaa
hamilik etmek desteklemek, yardım etmek
hamiyetli s. alicenap, cennetlik, civanmert, fedakar, hamiyetperver, hayırperver, hayırsever, hoşgörülü, hüsniniyetli, insan, insaniyetli, iyi kalpli, iyilikçi, iyiliksever, kollayan, koruyan, lütufkar, oğuz, özgeci, özveren, özverili, vicdanlı, yardımsever karş. bencil
hamiyetperver s. fedakar, hamiyetli, hüsniniyetli, iyi kalpli, iyilikçi, lütufkar
hamlamak f. beceriksizleşmek, güçsüzleşmek, hamlaşmak, hantallaşmak dey. atalete uğramak, atıl kalmak, çevikliğini yitirmek, gücünü yitirmek, güçten düşmek, hünerini yitirmek, idmansız kalmak, lapacı olmak, kuvvetten düşmek, yatkınlığını kaybetmek, yeteneğini yitirmek
hamlaşmak f. hamlamak, koflaşmak
hamle i. akın, atak, atılım, atılış, baskın, başlangıç, çıkış, giriş, hücum, saldırı, saldırış, taarruz, tecavüz, üşüşme, zapt karş. geri çekilme
hamle etmek/yapmak f. saldırmak
hamletmek f. atfetmek, atmak, bağlamak, dayandırmak, yormak, yüklemek
hamlık i. cehalet, kofluk
hamur i. asıl, esas, maya, nitelik, öz, tabiat, yaradılış
hamursuz i. çörek
han1 i. iş merkezi, iş yeri, kervansaray, konukluk, misafirhane, motel, otel, pansiyon, tatil köyü, yurt
han2 i. başbuğ, başkan, bey, hakan, hâkim, hükümdar, hünkar, ilhan, kağan, kral, melik, padişah, sultan
hançer i. bıçak, kama, saldırma
hançere i. boğaz, boyun, imik
hande s. alay, istihza
handikap i. engel, falso, illet, kusur, mahzur, pürüz, sakınca, set
handiyse z. âdeta, hemen hemen, neredeyse, şimdi, üzere, yakında
hane i. ayrım, bölüm, daire, ev, hücre, ikametgah, kat, kısım, konut, lojman, mekan, mesken, parça, yuva
hanedan i. aile, hısım, kan, kuşak, nesep, soy, soylu, soylu aile, soy sop, sülale, şecere, uruk
hanende i. gazelhan, icracı, kantocu, okuyucu, sanatçı, solist, şantöz, şarkıcı
hanım i. bayan, dişi, eş, gelin, hanımefendi, harem, hatun, helalli, helallik, kadın, karı, nikahlı, refika, zevce dey. cici mama, cinsi latif, ekmek düşmanı, ev kadını, hanım evladı, hanım hanımcık, kaşık düşmanı, saçı uzun karş. bey
hanım evladı i. çıtkırıldım, nanemolla
hanımefendi i. beyefendi, hanım, ince, kadın, kibar, nazik, saygılı, terbiyeli
hani i. âdeta, nerede, neredeyse
hantal s. ağır, ahmak, akılsız, anlayışsız, avanak, azman, battal, beceriksiz, biçimsiz, cüsseli, çiğ, devasa, ebleh, gövdeli, ham, hamhalat, hoyrat, hödük, izansız, kaba, kaba saba, kalın, kazulet, kereste, kocaman, kurşuni, lenduha, mankafa, nezaketsiz, sallapati, saygısız, sersem, yabani, yontulmamış, zarafetsiz dey. ağır canlı/kanlı, ağır gövdeli, çam yarması, çeki taş gibi, heyula gibi, ızbandut gibi, irikıyım, iri yapılı, iri yarı, kaba saba, lahana küfesi, manda gibi karş. narin
hantallaşmak f. hamlamak
hanüman i. kan, kuşak
hap i. esrar, haşhaş
hapis i. hükümlü, köle, mahkum, mahpus, suçlu, sürgün, tutuklu dey. imam evi, tecrit kampı, temerküz kampı, toplama kampı, tutuk evi karş. özgür
hapishane i. cezaevi, dam, delik, hapis, ıslahevi, ıslahhani, kafes, kale, kodes, mahpushane, tevkifhane, zindan
hapsedilmek f. tutuklanmak dey. dama düşmek, deliğe girmek, hapis giymek/yemek, hapiste/mapusta çürümek, hapse atmak/tıkılmak, hapsi boylamak, oyuna getirilmek, tekkeye düşmek, tutuk evine atılmak, tutuk evine konmak
hapsetme i. gözaltı, tevkif
hapsetmek f. alıkoymak, kapatmak, kısıtlamak, kıstırmak, ökselemek, tutuklamak, yakalamak, zindana atmak dey. deliğe atmak, enterne etmek, gözaltına almak, hapse atmak/tıkmak, içeri atmak/tıkmak, kafese koymak, kodese atmak, pençesine geçirmek, tomruğa atmak/vermek, zincir vurmak/atmak karş. salıvermek
hapşırmak f. aksırmak, hıçkırmak, öksürmek, tıksırmak
har i. hararetli, harlı, kaynar, kızgın, kızmış, sıcacık, sıcak, yakıcı karş. soğuk
harabe i. enkaz, göçük, kalıntı, ören, virane, viranelik, yıkı, yıkıntı
haraç i. geçitlik, geçmelik, gümrük, ondalık, ösür, resim, vergi
haraçcı i. dolandırıcı, düzenbaz, düzenci, eşkiya, faizci, gangster, harami, haydut, hırsız, korsan, külhanbeyi, rüşvetçi, sahtekar, soyguncu, suiistimalci, şaki, şantajcı, şikeci, tulumbacı, vurguncu, yağmacı, yuyucu karş. iyilikçi
harakiri i. intihar, ölüm
haram i. günah, mekruh, menedilmiş, tabu, yasak yasaklanmış karş. helal
harami i. düzenci, eşkiya, gangster, haraççı, haydut, hırsız, korsan, soyguncu, şaki, uğru, yağmacı
harap s. aşınmış, eski, eskimiş, geçkin, hurda, hurdahaş, kırık, köhne, kullanılmış, mecalsiz, lime lime, örselenmiş, paramparça, parça parça, partal, pejmürde, perişan, tükenmiş, viran, yıkık, yıkılmış, yıkkın, yıpranmış, yırtılmış, yorgun karş. yepyeni
harap etmek f. devirmek, düşürmek
harap olmak f. bozulmak, çatlamak, kırılmak, lime lime olmak, yıpranmak
haraplaşmak f. bozulmak, çatlamak, eskimek, kırılmak, kötüleşmek, lime lime olmak, tahrip olmak, yıpranmak, zedelenmek
haraplaştırmak f. yıpratmak
hararet i. ateşlilik, coşku, çoşkululuk, coşkunluk, esrime, galeyan, helecan, heyecan, ısı, isteri, kalori, sıcaklık, susama, susuzluk, taşkınlık, yangın
hararetlendirmek f. coşturmak, isteklendirmek
hararetlenme i. duygusallık
hararetlenmek f. ateşlenmek, coşmak, hislenmek, kızışmak
hararetli s. coşkun, har, heyecanlı, ısınmış, kızmış, ruhlu, sıcak, taşkın, yakıcı
harbi s. açıkça, adaletli, adil, ahlaklı, doğru, doğrucu, dürüst, erdemli, fazıl, faziletli, güvenilir, hakperest, haktanır, hilesiz, içten, iffetli, iyi, mert, namuslu, sağlam, temiz karş. kof
harcama i. aidat, eritme, gider, girdi, harç, masraf, ödenti, sarf, sarfiyat, tahsisat, tüketim, yatırım karş. gelir
harcamak f. bitirmek, erimek, eritmek, feshetmek, kullanmak, neticelendirmek, savurmak, tüketmek, yoğaltmak dey. açılıp saçılmak, altından girip üstünden çıkmak, bir pula satmak, boşuna kullanmak, cepten vermek, çarçur etmek, değirmenin suyu nereden geliyor?, dökülüp saçılmak, döküp saçmak, elde avuçta bir şey kalmamak, elini oynatmak, gavur etmek, göz nuru dökmek, güme gitmek, israf etmek, kârını çar çur etmek, keseden eklemek, kesenin ağzını açmak, kurban etmek, mangiz eritmek/utmamak, masraf etmek/görmek/kapısı açmak, masrafa girmek, masrafı çekmek, masraftan çıkmak, musluğu açmak, ömür çürütmek, para yemek, paradan puldan çıkmak, paraya kıymak, sarf etmek, savurganlık etmek, vakit öldürmek, yok etmek, ziyan zebil etmek
harcanmak f. azalmak, kalmamak, tükenmek, yoğaltmak dey. gırla gitmek, sebil olmak, sele gitmek, top yoluna gitmek, telef olmak, ziyan sebil/zebil olmak
harcıalem i. âdi, alelâde, basbayağı, basit, basmakalıp, bayağı, beylik, bilinen, doğal, döküntü, gelişigüzel, herhangi bir, her zamanki, hesaplı, iktisadi, kelepir, kişiliksiz, normal, olağan, orta, özelliksiz, renksiz, rutin, sıradan, şahsiyetsiz, tabii, ucuz karş. nadide
harcıalem olmak f. olağanlaşmak
harcıalemlik i. olağanlık
harcırah i. yolluk
harç i. ağırlık, aidat, gereç, gider, haraç, harcama, levazım, malzeme, masraf, materyal, ödenti, resim, rüsum, vergi
harçlık i. gelir, irat, kazanç, varidat
hare i. ala, alaca, alacalı, çizgi, dalga, damarlı, ebr, filigran, hara, meneviş
harekât i. amel, ameliye, cenk, cihat, çalışma, çarpışma, edi, edim, eylem, faaliyet, fiiliyat, gaza, gerçekleştirme, harp, hareket, icra, icraat, ifa, infaz, işlem, manevra, muamele, pratik, savaş, tatbik, tatbikat, tutum, uygulama, yapım, yapma, yürütme, yürütüm
hareket i. akım, amel, can, çalışma, çıkış, davranış, deprem, eda, eylem, faaliyet, gidiş, harekat, hayat, icra, ifa, infaz, işlem, karşılayış, metot, politika, pratik, tarz, tavır, tutum, uygulama, üslup, vaziyet, yaklaşım, yapma, yer sarsıntısı, yöntem, yürütüm, zelzele dey. hareket etmek, teşebbüs etmek, yola çıkmak
hareket etmek f. çırpınmak, dalgalanmak, girişmek, harekete geçmek, kımıldamak, kıpırdanmak
harekete geçmek f. atılmak, başlamak, davranmak, girişmek, girmek, hareket etmek, kalkışmak, kalkmak, koyulmak, teşebbüs etmek, tutmak, uygulamak, yeltenmek, yola çıkmak
hareketlendirici s. canlandırıcı, diriltici
hareketlenme i. canlanma, dirilme
hareketlenmek f. kızışmak, silkinmek, şenlenmek dey. canlılık gelmek, damarı harekete gelmek, elini çabuk tutmak, karınca yuvası/kum gibi kaynamak, paldır demeden çalıya çıkmak, şaha kalkmak
hareketli s. acar, aktif, atak, ateşli, atılgan, atik, canlı, civcivli, civelek, coşkun, çalışkan, çevik, delişmen, dinamik, diri, etkin, faal, fingirdek, hamarat, işlek, kıpırdak, kıvrak, lastik gibi, oynak, sağlıklı dey. canlı canavar, cıva gibi, cıvıl cıvıl, civa gibi, dur durak bilmez, ele avuca sığmaz, eli dursa ayağı durmaz, fıkır fıkır, karınca gibi, kımıl kımıl, kıpır kıpır, mumu iki ucundan yakar, serçe gibi daldan dala seker, yerinde duramaz karş. atıl
hareketlilik i. can, coşkunluk, faaliyet, hayat
hareketsiz s. cansız, dingin, durağan, durgun, güçsüz, kımıltısız, ölgün, ölü, statik, renksiz, sabit, sakin, sessiz, soluk, sönük, tek, tembel, uyuşuk, yorgun karş. cevval
hareketsizlik i. sakinlik, uyku
harem i. eş, gelin, hanım, helallik, karı, refika, saray, zevce dey. haremlik selamlık olmak, harem kahyası karş. koca
harf i. söz dey. harfi harfine, kelimesi kelimesine, noktası noktasına, tam tamına, tıpı tıpına
harfiyen i. aynen, tastamam, tıpkı
harici s. dış
hariciyeci s. sefir
hariç s. dış, müstesna
hariçte i. açıkta, dış, dışarıda, dışlak, dışsal, dıştan, dıştaki, görünüşte, taşrada, yabancı ülkelerde, yüzeysel, zahiren, zahiri karş. dahilde
harika s. acayip, benzersiz, doğaüstü, eksantrik, eksiksiz, enfes, fekalade, garip, harikulade, hayranlık uyandıran, inanılmaz, insanüstü, kusursuz, mucizevi, mükemmel, nefis, olağanüstü, sihirli, şahane, tam, tansık karş. olağan
harikulade s. aşırı, benzersiz, ender, eşsiz, fantazi, fevkalade, görülmedik, harika, ilginç, inanılmaz, insanüstü, mucizevi, olağandışı, olağanüstü, sihirli, şahane, tılsımlı karş. alelade
haris i. açgözlü, cimri, doymaz, hırslı, istekli, koruyucu, obur, tamahkar karş. kanık
hark i. ark, kanal
harlamak f. boşanmak, parlamak
harlandırmak f. uyandırmak
harlatmak f. ateşlemek, tutuşturmak, yangın çıkarmak
harlı s. alevli, coşkun, delişmen, diri, güçlün, har, kıpırdak
harman i. alaşım, bileşim, birleşim, halita, harmanlama, karışım, koalisyon, potpuri, terkip, sentez
harmani i. manto, pelerin, üstlük
harmanlama i. harman
harmanlamak f. dolaşmak, tur atmak
harmoni i. ahenk, akort, armoni, ayar, bağdaşım, mutabakat, nizam, uyum, uyuşma karş. ahenksizlik
harp i. arbede, ayaklanma, cenk, cihat, çarpışma, çatışma, gaza, harekat, kuşatma, muharebe, saldırı, savaş karş. barış
hars i. algılama, bilgelik, bilgi, bilim, hikmet, ilim, irfan, malumat
hartadak z. ansızın, pattadak, zıngadak
has1 s. arı, arık, halis, hilesiz, katışıksız, katkısız, katıksız, öz, özel, özge, sade, saf, safi, sağ, salt, som, temiz, yalın, yalınç karş. katışık
has2 z. ait, için, mahsus, münhasır, özgü,
hasar i. cereme, çarçur, dokunca, eksik, gedik, hüsran, kayıp, tahribat, telefat, yıkım, yıkımlık, yitim, zarar, zayi, zayiat, ziyan dey. eksik, gedik, zarar ziyan karş. kazanç
hasat etmek f. biçmek
hasbelkader i. bilmeyerek, istemeyerek, kazara, kazayla, rasgele, raslantıyla, tesadüfen, tesadüfi karş. planlı
hasbıhal i. ahbaplık, danışma, dertleşme, diyalog, görüşme, hoşbeş, halleşme, konuşma, laklakiyat, muhabbet, mülakat, sohbet, söyleşi, söyleşme, yarenlik
hasbıhal etmek f. dertleşmek
hasbi i. açıktan, bedava, bedavadan, bedelsiz, caba, cabadan, fahri, gönüllü, havadan, karşılıksız, nedensiz, onursal, parasız, pir aşkına, sebepsiz, serbest, ücretsiz dey. babasının hayrına, bila bedel/ücret, boş yere, durduk yerde, durup dururken
hasebiyle z. çünkü, dolayı, için, sebebiyle, yüzünden
hasenat i. kerem
haset i. çekememe, kaldıramama, kıskançlık, kıskanma
haset etmek f. çatlamak, çekememek, kıskanmak
hasıl olmak f. doğmak, olmak, oluşmak
hasılat i. akıbet, gelir, hasıla, irat, kâr, kazanç, mahsul, meyve, nema, netice, semere, sonuç, ürün, vargı, verim, yemiş karş. harcama
hâsılı i. açıkçası, doğrusu, kısacası, örneğin, özetle, sözün kısası, velhasıl, yani
hasım i. aleyhtar, düşman, karşı, kavgalı, kırgın, muhalif, rakip karş. dost
hasımlık i. düşmanlık, sertlik
hasır i. cicim, yaygı
hasırlı s. küp, testi
hasis s. adi, alçaltıcı, aşağı, bayağı, cimri, elisıkı, hesabi, hesapçı, idareli, kısmık, küçültücü, nekes, paragöz, pinti, tutumlu, varyemez dey. altın leğene kan kusar, canı cebinde, düğüm üstüne düğüm vurur, eliyle koynunun arası kırk yıllık yol, gözünü toprak doyursun, günahını vermez, kirli çıkı, mal canlısı, para canlısı, parasına kıyamaz , turşusunu mu kuracaksın?, zırnık vermez karş. cömert, yüceltici
hasiyet i. istifade, karakteristik, menfaat, yarar
hasiyetli s. işe yarar, iyi, yararlı
haslet i. ahlak, benlik, bünye, cibilliyet, çeşni, fıtrat, huy, ıra, karakter, kişilik, maya, meşrep, mizaç, nefis, nitelik, şahsiyet, tabiat, tıynet, yaradılış dey. Allah vergisi, Tanrı vergisi
hasletli s. karakterli, kişilikli
hasletsiz s. karaktersiz
haspa s. hoş, sevimli, şirin
hasret i. arzu, imrenme, nostalji, özlem, özleyiş
hasretmek f. adamak, feda etmek, özgülemek, tahsis etmek, vakfetmek
hassa i. ayrılık, başkalık, belgi, farklılık, fıtrat, hususiyet, nitelik, özellik, özgülük, vasıf
hassas s. alıngan, asabi, ciddi, darılgan, duyar, duyarlı, duygulu, duygun, geçimsiz, hırçın, hisli, huysuz, içli, ince, kırıcı, lirik, mızıkçı, narin, nazik, özellik, romantik, sert, sinirli, titiz dey. buluttan nem kapar, çıt kırıldım, gönlü yufka, ince ruh, kilit noktası/yeri karş. duygusuz
hassasiyet i. alerji, dikkat, duygusallık, ihtisas
hassaten i. bilhassa, en çok, hele, hele hele, hususuyla, illa, ille, önemli, özellikle
hasta i., s. ağır, ağrıklı, ağrılı, dertli, dikkatli, hastalıklı, illetli, keyifsiz, marazlı, mariz, meraklı, mızmız, müşkülpesent, keyifsiz, rahatsız, sağlığı bozuk, sayrı, sıhhatsiz, sinirli, teneşirlik, titiz, yatalak, yolcu dey. benzinde kan yok, benzi bozuk, hasta çorbası tasta, hasta ruh, sağlığı bozuk, sıhhati bozuk, süngüsü düşük, teneşir horozu/kargası, yarım adam karş. iyi, sağlam, sağlıklı ? doktor? hastalanmak? hastane? inme? ölet? sakat? tedavi etmek? zayıf
hasta arabası i. ambülans
hasta olmak f. hastalanmak,
hastabakıcı i. bakıcı, gözetici
hastalanmak f. fenalaşmak, hasta olmak, keyifsizlenmek, kötülemek, rahatsızlanmak, sağlığı bozulmak dey. ağız dil vermemek, bet beniz sararıp solmak, bir hoşluğu olmak, boğaz olmak, çürük çıkmak, dil ağız vermemek, gidip de geri gelmek, hasta düşmek/olmak, hastalığa tutulmak/yakalanmak, hastalık almak/kapmak, horozlar gagalamak, kafayı (yere) vurmak, keyfi olmamak, komaya girmek, kriz geçirmek, makineyi bozmak, nöbet tutmak, ölüp ölüp dirilmek, pişman olmak, sağlığı bozulmak, sedyelik olmak, sıhhati bozulmak, şifayı bulmak/kapmak, yatağa bağlanmak, yatağa/yataklara düşmek/yatmak, yataklara döşenmek, yataklar çekmek, yatak yorgan yatmak, yere bakmak, yorgan döşek yatmak karş. iyileşmek, kurtulmak ? bayılmak? hasta? hastane? incinmek? mahvolmak? ölet? öleyazmak? tedavi etmek? üşümek
hastalık i. illet, keyifsizlik, kıran, maraz, rahatsızlık, salgın, sayrılık karş. sağlık
hastalıklı s. hasta, marazlı, sağlığı bozuk, sarartma, sıhhatsiz
hastane i. bakımevi, dispanser, doğumevi, karantina, klinik, muayenehane, poliklinik, prevantoryum, revir, sağlık evi, sanatoryum dey. sağlık evi/merkezi/yurdu, sayrılar evi, şifa yurdu ? doktor? hasta? hastalanmak? tedavi etmek? tımarhane
hastane arabası i. ambülans, cankurtaran
hastası i. amatör, meraklı
hâşâ i. asla, hiçbir zaman, olamaz, olmaz dey. büyük sözüme tövbe, haşa huzurdan, hâşa sümme/hiç de değil
haşarı s. afacan, canavar, haylaz, kopuk, köftehor, piç, yaramaz, yumurcak dey. eli dursa ayağı durmaz, en küçüğü kan kırmızı, horoz oğlu, şeytan çekici, şeytanın art ayağı karş. uslu
haşarılık i. yaramazlık
haşhaş i. ağı, afyon, beyaz zehir, eroin, esrar, esrar otu, hap, haşiş, hintkeneviri, kodein, morfin, narkotik madde, toksik madde, uyuşturucu madde
haşin s. acımasız, acımaz, aksi, amansız, asabi, canavar, delibalta, gaddar, gâvur, geçimsiz, hırçın, hınzır, hoyrat, hunhar, insafsız, kalpsiz, kırıcı, kıyıcı, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, sert, sinirli, şefkatsiz, ters,tiran, vicdansız, yavuz dey. gönül kırıcı, katı yürekli karş. yumuşak huylu
haşinleşmek f. kızışmak
haşiş i. esrar, haşhaş
haşlamak f. azarlamak, bağırmak, çıkışmak, darılmak, döşenmek, fokurdatmak, kaynatmak, küçüklemek, paylamak, pişirmek, söylenmek, süslemek, terslemek, veriştirmek dey. ağzının payını vermek, bağırıp çağırmak, bomba gibi patlamak, diskur çekmek, fırça çekmek, haddini bildirmek, hakaret etmek, harcını vermek, muaheze etmek, verip veriştirmek, veryansın etmek karş. iltifat etmek
haşmet i. azamet, büyüklük, görkem, ihtişam, şan, şaşaa, şevket, tantana dey. boy bos yerinde, boylu poslu, caf caflı, gemi aslanı, iri yarı, kelle kulak yerinde, kelli felli, konak gibi servi (selvi) boylu
haşmetli s. anıtsal, azametli, cafcaflı, çarpıcı, debdebeli, frapan, görkemli, gösterişli, heybetli, ihtişamlı, lüks, muhteşem, olağanüstü, parlak, pırıl pırıl, saltanatlı, süslü, şaşaalı, şahane, şatafatlı, şevketli, tantanalı, tumturaklı karş. alçakgönüllü
hat i. çizgi, filigran, güzergah, iz, kanal, karık, meneviş, rota, yazı, yol
hata i. aksaklık, aldanma, arıza, ayıp, bozukluk, çaparız, çürüklük, defo, eksik, eksiklik, falso, fesat, günah, halel, illet, kir, kötülük, kusur, leke, noksan, noksanlık, özür, pot, sakatlık, suç, yanılgı, yanlış, yanlışlık, yüzkarası dey. açmaza gelmek, bindiği dalı kesmek, çürük tahtaya basmak, dolaba girmek, dolma yutmak, faka basmak, hataya düşmek, kazık yemek, küllüm yutmak, kül yemek, mandepsiye basmak/düşmek, mantara basmak, tav olmak, tongaya basmak/düşmek, tora düşmek, yanılgıya düşmek, yanlışlık yapmak, yanlış yapmak, yaş tahtaya basmak, zokayı yutmak
hata etmek f. aldanmak, atlamak, avlanmak, hata yapmak, kapılmak, karıştırmak, şaşırmak, yanılmak, yanlış yapmak karş. aldanmamak, hatasız olmak
hatalı s. falsolu, kusurlu, suçlu
hatasız s. doğru, kusursuz, masum, suçsuz, tamam
hatır i. akıl. bellek, düşünme, gönül, hafıza, istek, kalp, zihin dey. dikkate alınmayan, hatırı sayılmayan, hatırına bir şey gelmesin, itibar edilmeyen, itibarı olmayan, saygı görmeyen
hatır etmek f. saymak, yardım etmek
hatıra i. andaç, anı, hediye, peşkeş, yadigar
hatıralık i. andaç, armağan, hediye, peşkeş, yadigar
hatırlamak f. anımsamak, anmak, ansımak, değinmek, unutmamak, yadetmek dey. adını anmak, derdi depreşmek, derdi tazelenmek, dilinden düşmemek, eski defterleri yoklamak/karıştırmak, gönüle uğramak, gözünün önüne getirmek, hatırına gelmek, hatırında olmak karş. unutmak
hatırlamak f. anımsamak, anmak, çıkarmak
hatırlamamak f. unutmak dey. adını (bile) anmamak, dilinin ucuna gelmek/ucunda olmak
hatırlatmak f. andırmak, anımsatmak, benzemek, çağrıştırmak, çalmak, çekmek, dokundurmak, ihtar etmek, ikaz etmek, sinyal vermek, unutturmamak, uyandırmak, uyarmak dey. aklına getirmek, alarm vermek, çağrışım yapmak, derdini deşmek, dikkatini çekmek, gözünü açmak, ihtar etmek, ikaz etmek, tembih etmek karş. unutturmak
hatırlı s. ağırbaşlı, aziz, etkili, itibarlı, izzetli, muazzez, muhterem, muteber, onurlu, saygıdeğer, saygın, sayın, seciyeli, şerefli karş. seciyesiz
hatırsız s. değersiz, etkisiz, önemsenmeyen, önemsiz, sayılmayan, umursanmayan
hatırşinas s. bağlı, değerbilir, erdemli, hakikatli, haluk, hürmetli, ince, kadirbilir, kadirşinas, kibar, medeni, nazik, nezih, nimetşinas, sadakatli, sadık, saygılı, vefakar, vefalı karş. değerbilmez
hatim i. akıbet, bitim, bitirme, bitiş, final, hasıla, kapanış, netice, nihayet, son, sona erdirme, son söz, sonuç karş. başlangıç
hatip i. dilli, hoşsohbet, konferansçı, konuşkan, konuşmacı, natıkalı, spiker, vaiz dey. ağzı laf yapar, herkesi ağzına baktırır, laf ebesi, söz adamı/ehli, sözü sohbeti çekilir, tatlı dilli
hatmetmek f. bitirmek, nihayetlendirmek, sonuçlandırmak, tamamlamak, tekmillemek karş. bitirememek
hatta i. ayrıca, bile, dahası var, hem de, katip, üstelik, yazman
hatun i. ana, bayan, cinsi latif, dişi, eş, gelin, hanım, helallik, kadın, karı, kız, refika, zevce
hava1 i. abes, albeni, alım, anlamsız, biçim, boş, cazibe, çekicilik, eda, havai, nafile, saçma, sonuçsuz, suret, şekil, tarz, tavır, terane, tutum, verimsiz, usul, üslup, yaklaşım, yararsız, yol, yöntem
hava2 i. alem, atmosfer, çevre, durum, eğlence, esin, esinti, ezgi, feza, gök, gökyüzü, iklim, keyif, koşul, melodi, meteoroloji, muhit, müzik, nağme, ortalık, ortam, parça, rüzgar, sema, sonsuzluk, vasat, uzay, yel dey. göğe uçmak, havada uçmak, havaya kalkmak/yükselmek, yerden kalkmak
havaalanı i. durak, havalimanı, istasyon, terminal
havacıva s. anlamsız, değersiz, fos, güzaf, hakir, hiçten, hor, ipsiz sapsız, ıskarta, kıymetsiz, kof, kötü, külüstür, manasız, mantıksız, saçma, seviyesiz, zırva
havadan s. açıktan, bedava, bedavadan, bedelsiz, caba, cabadan, emeksiz, hasbi, hazırlop, karşılıksız, külfetsiz, parasız, ücretsiz, yorulmadan, zahmetsiz karş. pahalı, zahmetli
havadar s. bol havalı, esintili, güzel havalı, iyi havalı, temiz havalı, yeleken karş. havasız
havai s. abes, açık, adamsendeci, anlamsız, boş, değersiz, değişken, delişmen, duygusuz, fırdöndü, fos, gamsız, gelgeç, geniş, gönülsüz, hafif, hakir, hava, havalı, hercai, hevessiz, hissiz, hoppa, ikircikli, ilgisiz, kararsız, kaypak, kıymetsiz, kof, lakayt, nemelazımcı, oynak, önemsiz, rabıtasız, savruk, savsak, sebatsız, seviyesiz, sorumsuz, sürtük, tasasız, tereddütlü, uçarı, vurdumduymaz, yeltek dey. abuk sabuk, eli işte, gözü oynaşta, incir çekirdeğini doldurmaz, maymun iştahlı, yel beyinli karş. sebatlı
havailik i. hoppalık, sorumsuzluk, uçarılık karş. oturaklılık
havaiyat i. fos, hakir, kıymetsiz
havalanmak f. azmak, şımarmak, uçmak karş. yere inmek
havale1 i. çevre
havale2 i. posta dey. başına sarmak, bir başkasına bırakmak, ciro etmek, ihale etmek, ihraç etmek, sevk etmek
havale etmek f. aktarmak, bırakmak, devretmek, eriştirmek, göçermek, göndermek, ısmarlamak, iletmek, nakletmek, postalamak, salmak, ulaştırmak, yetiştirmek, yollamak
havalı s. albenili, alımlı, cazibeli, çekici, dalgacı, gökçe, gösterişli, güzel, havai, hoppa, hoş, latif, sorumsuz, sürtük, şıllık, yosma dey. ciddiyetten yoksun, ekin iti, göz alıcı, racon atmak/kesmek karş. alımsız, ciddi
havali i. bölge, cephe, civar, çevre, dolay, havza, hinterland, kesim, köşe, mahalle, mıntıka, muhit, nahiye, semt, yer, yöre
havalimanı i. durak, havaalanı, istasyon, konak, terminal
havari i. çırak, çömez, diyakoz, mürit, öğrenci, yardımcı
havasız s. antipatik, buzdağı, itici, izbe, renksiz, sevimsiz, soğuk, tatsız, yılan gibi
havlamak f. bağırmak, ulumak, ürümek
havlu i. bornoz, futa, peçete, peşkir, peştemal, silecek
havlu atmak f. abandone olmak
havsala i. akıl, algı, anlayış, anlık, bellek, beyin, bilinç, idrak, irfan, izan, kafa, şuur, kavrayış, mantık, muhakeme, müdrike,us, varış, zeka, zihin dey. havsalası/havsala almamak, havsalasına sığdıramamak
havuz i. ark, baraj, çöküntü, çukur, göl, gölet, hendek, kaplıca, kuyu, sarnıç, şadırvan, yüzme havuzu
havza i. bölge, çevre, dolay, havali, mıntıka, muhit, semt, tekne, yöre
hayâ i. ahlak, ar, arlanma, ayıp, çekingenlik, çekinme, mahcubiyet, sıkılma, utanç, utanma, yüz, yüzsuyu dey. alın damarı, el kiri, hicap perdesi, mahcup olma, yüz karası
hayal i. düş, fantazi, gölge, görüntü, hayalet, hulya, illüzyon, imge, kabus, karabasan, karaltı, pusarık, rüya, serap, yalgın, yanılsama dey. davul tozu minare gölgesi, hayal dünyasının yaratıkları, hayal mahsulü, hayal meyal, hayalde bıraktığı izler, hüsnü kuruntu, yel ese eyyam ola
hayal etmek f. düşünmek dey. düş kurmak, farz etmek, gözünde canlandırmak, hayal etmek, mütalaa etmek, tahayyül etmek, tasavvur etmek
hayalci i. düşçü, hayalperest
hayalet i. cin, gölge, görüntü, fantom, hayal, heyula, hortlak, ifrit, imaj, imge, kabus, karaltı, karartı, öcü, peri, serap, siluet, tayf
hayali s. düşsel, gerçek olmayan, fantastik, fantazi, faraziye, imgesel,karagözcu, meddah dey. düş ürünü, esiri hayal, hayal ürünü, hayali fener, zümrüdü anka gibi karş. gerçek
hayasız s. ahlaksız, alçak, arlanmaz, arsız, bayağı, cibilliyetsiz, densiz, haysiyetsiz, iffetsiz, kepaze, küstah, namussuz, perdesiz, pespaye, pişkin, rezil, seciyesiz, sefih, sıkılmaz, sıyrık, soysuz, terbiyesiz, tıynetsiz, utanmaz, yezit, yırtık, yüzsüz
hayasızlık i. fuhuş, kahpelik
hayat i. bahçe, balkon, can, canlılık, dirim, hareket, hareketlilik, hayatiyet, hol, koridor, ömür, şecere, varlık, yaşam, yaşama, yaşantı karş. ölüm
hayatım ü. cancağızım, canım, canikom, cicim, ciğerim, civanım, koçum, kuzum, nurum, ruhum, sevdiceğim, sevdiğim, sevgilim, sultanım, şekerim, tatlım, tosunum
hayati s. acil, ciddi, dirimsel, ehemmiyetli, kritik, mühim, nazik, önemli, vahim karş. önemsiz
hayatiyet i. can, canlılık, derman, enerji, erk, güç, hâl, hayat, iktidar, kudret, takat, yeti karş. cansızlık
haydi haydi z. azami, pek pek
haydut i. düzenci, entrikacı, eşkiya, gangster, haraçcı, harami, hilebaz, hırsız, kaçakçı, kapkaçcı, madrabaz, soyguncu, şaki, uğru
hayhay ü. evet, oldu, olur, pekâlâ, peki
hayhuy i. bağırışma, curcuna, çığrışma, dağdağa, gürültü, hengame, karmaşa, patırtı, sonuçsuz çalışma, şamata, velvele karş. dirlik
hayıf i. acı, dert, esef, eziklik, ezinç, hayıflanma, hicran, hoşnutsuzluk, hüsran, hüzün, kahır, karamsarlık, kaygı, keder, matem, pişmanlık, üzüntü, yazıklanma, yeis, yerinme karş. kıvanç
hayıflanan s. nadim, pişman
hayıflanma i. acı, azap, çile, dert, esef, ezinç, gaile, gam, hayıf, hicran, hüsran, ıstırap, nedamet, sızı, teessüf, üzüntü, yeis
hayıflanmak f. acınmak, dövünmek, esef etmek, istiğfar etmek, kahrolmak, nadim olmak, pişman olmak, teessüf etmek, üzülmek, vahvahlanmak, yanmak, yazıklanmak, yerinmek
hayır1 ü. a a!, a ah, asla, cık!, değil!, ı ıh!, imkanı yok, katiyen, mümkün değil, olamaz, olanaksız, olmaz!, yok!, yoo! karş. elbet, evet ? asla? avcunu yala!? imkansız
hayır2 i. çıkar, fayda, hayrat, istifade, iyilik, kâr, kazanç, kerem, lütuf, menfaat, meymenet, sevap, şefaat, yarar, yardım karş. zarar
hayırhah s. insan, iyilikçi, lütufkar
hayırlı s. faydalı, hakikatli, işe yarar, iyi, kadirbilir, kutlu, meymenetli, mübarek, sadakatli, tekin, uğurlu, vefalı, yarar, yararlı karş. hayırsız
hayırperver s. fedakar, hamiyetli, hayırsever, iyilikçi, lütufkar
hayırsever s. alicenap, civanmert, cömert, değerbilir, fedakar, hamiyetli, hayırperver, insan, insaniyetli, iyi kalpli, iyilikçi, iyiliksever, kadirşinas, lütufkar, oğuz, özveren, vicdanlı, yardımsever karş. kötü
hayırsız s. avara, beyhude, faydasız, fuzuli, geçersiz, hakikatsiz, hükümsüz, işe yaramaz, kadirbilmez, kârsız, kutsuz, lüzumsuz, meymenetsiz, musibet, nafile, nankör, netameli, sadakatsiz, şanssız, şeametli, şom, talihsiz, tehlikeli, tekinsiz, telkinsiz, vefasız, uğursuz, yaramaz, yararsız dey. acı patlıcan, babasına rahmet okumaz, deli duman, düz taban, ipsiz, ipten kazıktan kurtulmuş, kardaş/kardeş değil kara taş, kuru kütük, tavşan boku gibi/ne kokar ne bulaşır karş. hayırlı, vefalı, uğurlu
hayırsızlık i. nankörlük
haykırış i. bağırış, çığırtı, çığlık, feryat, figan, haykırma, inilti, nara, vaveyla, yaygara
haykırma i. bağırma, çağrışma, çığırtı, haykırış, haykırtı, inilti, nida, vaveyla, yırtınma dey. acı çığlık/feryat, avaz avaz bağırma, avazı çıktığı kadar bağırma, bağırıp çağırma
haykırmak f. bağırmak, yırtınmak dey. bangır bangır bağırmak, danalar gibi böğürmek, direk direk bağırmak, feryadı cihanı tutmak, sesi ayyuka/göğün en yüksek yerine çıkmak
haykırtı i. haykırma, vaveyla
haylaz s. afacan, avare, aylak, gelgeç, haşarı, hayta, hergele, ipsiz, kopuk, köftehor, külhanbeyi, piç, serseri, tembel, yaramaz, yumurcak, zıpır dey. boş gezen, ipsiz sapsız, ipten (kazıktan) kurtulmuş, minareye dışından çıkar, şeytanın art/kıç/bacağı/ayağı
haylazlaşmak f. çapkınlaşmak, pineklemek
haylazlık i. çapkınlık, serserilik
hayli s. birçok, bitek, bol, çok, dolgun, dolu, enikonu, epey, epeyce, esaslı, fazla, fazlasıyla, gani, gayet, gayetle, gür, hesapsız, külliyetli, nice, oldukça, pek çok, sayısız, sürü sürü, sürüyle, tonla, yığınla, zengin
haylice z. birçok, enikonu, epey, gayet
haymana i. çayır, otlak, yaylak
hayran i. aşık, bayılan, beğenen, bitik, büyülenmiş, düşkün, gönüllü, hayranlık duyan, mecnun, meftun, müptela, seven, sevdalı, tutkun, vurgun, yangın, yanık
hayran etmek f. aşık etmek, bayıltmak, büyülemek, cezbetmek, çarpmak, çekmek, deli etmek, eritmek, etkilemek, memnun etmek, mest etmek, mesut etmek, mutlu etmek, sarmak, sarhoş etmek, tatmin etmek, tesir etmek, zevklendirmek ? aşık olmak? avutmak? beğenmek
hayran olmak f. baygınlaşmak, bayılmak, beğenmek, büyülenmek, deli olmak, hazzetmek, itibar etmek, mest olmak, meyletmek, önemsemek, rağbet etmek, saygı duymak, sevmek, takdir etmek, tutmak, tutulmak, vurgun olmak, vurulmak dey. aklını başından almak, canına değmek, deli olmak, gönlünü avlamak, gönlünü çalmak, göz doldurmak, göz doyurmak, göz kamaştırmak, gözüne girmek, haz vermek, hoşafına gitmek, hoşuna gitmek, iç açmak, itibar etmek, iyi etki/tesir uyandırmak, kendinden geçirmek, kendine bağlamak, kendini beğendirmek/sevdirmek, makbule geçmek, mest olmak, pişmaniyeye çevirmek, rağbet etmek, saygı duymak, sükse yapmak, takdir etmek, takdir uyandırmak, vurgun olmak zevkine gitmek, zevkini okşamak, zevk vermek karş. nefret etmek
hayranlık i. aşk, düşkünlük, meftunluk, meyil, sevgi, sevi, teveccüh, vurgunluk
hayrat i. bağış, hayır, ihsan, inayet, iyilik, kerem, lütuf, sevap, yardım karş. kötülük
hayret! ü. aboo!, abov!, abuu!, acayip!, ilahi!, hoppala!, maşallah!, olamaz!, şaşılacak şey!, tuhaf şey dey. al bundan da beş paralık!, Allah Allah!, Allahın hikmeti!, aşk olsun!, bir yaşıma daha girdim!, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!, çok şey!, düğün değil bayram değil, gözü/gözleri büyümek, hangi dağda kurt öldü!, ne diyorsun?, neler işitiyorum!, olur şey değil!, öp babanın elini!, tuhaf şey!, üstüme iyilik sağlık!, vay anasını!, vay babo, vay/babasının canına, ve minelgaraip!, vış anam, yok canım! ? şaşırmak
hayret etmek f. afallamak, alıklaşmak, anlayamamak, apışmak, aptallaşmak, bakakalmak, donakalmak, karıştırmak, sersemlemek, şaşakalmak, şaşalamak, şaşırmak, şaşkınlaşmak, şaşmak, tutulmak, yadırgamak dey. ağzı açık kalmak, aklı başından gitmek, basireti bağlanmak, kafası çalışmaz duruma gelmek/karışmak, sürmenaj olmak, şaşırıp kalmak, tuhaf olmak, zihni bulanmak/karışmak
hayrola! i. merhaba!, ne istediniz!, ne oldu!, ne oluyor!, ne var! dey. bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü, dudağını bükmek, gözleri/gözü fal taşı gibi olmak, hayret düşmek, hayretten çıldırmak
haysiyet i. ar, ciddiyet, değer, ertem, gurur, izzetininefis, onur, öz saygısı, saygınlık, şeref, vakar, yüzsuyu karş. haysiyetsizlik
haysiyetiyle z. binaen, binaenaleyh, dolayı, dolayısıyla, için, nedeniyle, ötürü, sebebiyle, yüzünden, zira
haysiyetli s. ağır, ağırbaşlı, ciddi, onurlu, resmi, saygıdeğer, sayın, şerefli, şifalı, vakarlı, vakur
haysiyetsiz s. adi, alçak, aşağılık, bayağı, cibilliyetsiz, faziletsiz, hayasız, iffetsiz, kahpelik, namussuz, onursuz, pespaye, rezil, seciyesiz, sefih, soysuz, şerefsiz, tıynetsiz, yezit karş. haysiyetli
haysiyetsizlik i. onursuzluk, şerefsizlik
hayta i. haylaz, ipsiz, it, kopuk, serseri
haytalık i. serserilik
hayvan i. at, böcek, yaratık
haz i. beğeni, beğenme, çeşni, coşku, esrime, hazzetme, hoşlanma, hoşnutluk, keyif, kıvanç, lezzet, memnuniyet, memnunluk, mutluluk, neşe, saadet, sevinç, şenlik, şevk, tat, zevk dey. haz almak/duymak, itibar etmek, rağbet etmek karş. hoşnutsuzluk
hazan i. bağbozumu, güz, sonbahar, yaprak dökümü
hazar i. hızar, testere
hazım i. hazmetme, hazmolunma, özümleme, sindirim, sindirme
hazımlı s. insaflı, iyilikçi, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, oğuz, öfkesiz, sabırlı, sakin, serinkanlı, soğukkanlı, toleranslı, vicdanlı
hazımlı olmak f. insafa gelmek, merhamet etmek
hazımlılık i. hoşgörü, sabır, tolerans
hazır i. amade, seferber, tedarikli, tedbirli, tetik, tetikte, uyanık dey. çantada/torbada keklik, demir üzerinde, el altında, eli kulağında, emre amade, eteği belinde, oku kirişte, paçalar sıvanmış, sahne hazırlanmış, tetikte bekleyen ? ihtiyatlı
hazırlama i. düzenleme, istihzar
hazırlamak f. ayarlamak, düzenlemek
hazırlanma i. antrenman, istihzar, strateji
hazırlanmak f. tedbir almak, tertiplemek, toparlanmak dey. dereyi görmeden paçaları sıvamak, hazırlık görmek, pılıyı pırtıyı toplamak, tedarikli bulunmak, tezgah kurmak
hazırlayan i. tertipleyici
hazırlık i. alıştırma, antrenman, çalışma, deneme, deney, egzersiz, eğitim, idman, ihtiyat, istihzar, manevra, önlem, prova, seferberlik, staj, strateji, talim, tatbikat, tecrübe, tedbir, temrin, yetişme, yetiştirilme
hazırlıklı s. antrenmanlı, haberli, hesaplı, idmanlı, ihtiyatlı, sakıngan, tedarikli, tedbirli, temkinli, tetik, tetikte
hazırlıksız s. tedbirsiz
hazırlop i. açıktan, bedava, bedavadan, bedelsiz, caba, cabadan, çabasız, emeksiz, havadan, hazırdan, karşılıksız, külfetsiz, parasız, ücretsiz
hazin s. acı, acıklı, dokunaklı, dramatik, elim, feci, hüzünlü, trajik, üzücü, üzüntülü, yanık karş. neşeli
hazine i. ambar, antika, çok değerli şey, geçer akçe, kıymetli mallar, maden, paha biçilmez şeyler, mücevherler
hazlanmak f. bayılmak, beğenmek, eğinmek, hoşlanmak, ısınmak, tat almak, zevk almak
hazmedememek f. kaldıramamak, sabrı taşmak
hazmetme i. feyiz alma, hazım, öğrenme
hazmetmek f. affetmek, benimsemek, geniş olmak, hoş görmek, kaldırmak, müsamaha etmek, öğrenmek, pişirmek, sevmek, taviz vermek dey. gururuna/nefsine yedirememek, içi almamak, kendine/nefsine/onuruna yedirememek, midesi bulanmak/kaldırmamak/kalkmak, mideye oturmak
hazne i. depo, kiler, rezervuar, tank
hazzetme i. coşku, haz, kıvanç, lezzet
hazzetmek f. bayılmak, beğenmek, eğinmek, hayran olmak, haz almak, haz duymak, hoşlanmak, hoşlaşmak, ısınmak, itibar etmek, keyiflenmek, lezzet almak, meftun olmak, meyletmek, rağbet etmek, sevmek, takdir etmek, tat almak, tutmak, zevk almak, zevklenmek
heba olmak f. piç olmak, ziyan olmak
hedef i. amaç, arzu, dava, dilek, emel, erek, garaz, gaye, gönül, güdek, ideal, istek, kasıt, maksat, mefkûre, meram, murat, niyet, uğur, ülkü dey. hedefe varmak/erişmek, hedefin kalbine düşmek, kapağı atmak, muradına ermek
hedeflemek f. kastetmek
heder olmak f. piç olmak, ziyan olmak
hediye i. andaç, anmalık, armağan, başlık, başmaklık, bergüzar, dürü, hatıra, hatıralık, ihsan, mükafat, ödül, peşkeş, sungu, takdime, takı, yadigar
hediye etmek f. vermek
hediyesi i. bedel, fiyat, karşılık, kıymet, maliyet, rayiç
hekim i. bakteriyolog, baytar, dişçi, doktor, kökçü, operatör, otacı, otçu, pratisyen, tabip
helâ i. apteshane, ayakyolu, banyo, hacet yeri, kabine, kademhane, kenef, lazımlık, memişhane, oturak, tuvalet, WC, yüznumara
helâl i. âlâ, caiz, esaslı, evla, iyi, makbul, yasaklanmamış, zararsız dey. anlayış göstermek, geniş olmak, görmezlikten gelmek, göz yummak, hoş görmek, ılımlı davranmak, idare etmek, insaflı davranmak, kusura bakmamak, mazur görmek, mesele çıkarmamak, örtbas etmek, ses çıkarmamak, sünger çekmek karş. haram
helâl etmek f. affetmek, bağışlamak, hoş görmek karş. kin gütmek
helâlli s. eş, gelin, hanım, helallik
helâllik s. aile, eş, evdeş, gelin, hanım, harem, hatun, helalli, nikahlı, refika, zevce
helalzade ahlaklı, doğrucu, dürüst, erdemli, güvenilir, haluk, iffetli, medeni, nezih
hele i. bilhassa, en çok, hassaten, hele hele, hiç olmazsa, hususuyla, illa, ille, özellikle karş. bilakis
hele hele z. hassaten, hele
helecan i. galeyan, hararet, isteri, kıpırtı, sarhoşluk
helecanlanmak f. telaş etmek
helecanlı s. farfara, taşkın, telaşlı
helezon i. çember, daire, elips, halka, helikoit, helis, kıvrım, sarmal, silindir, yılankavi, yuvarlak
helezoni s. oval, yumurtamsı
helis i. çember, helezon, silindir, yuvarlak
helmeli i. ilik gibi, konsantre, koyu, pıhtılaşmış, yoğun
hem i. bilhassa, hatta, özellikle, zaten, zati
hemcins i. akraba, soydaş
hemdem arkadaş
hemdert i. arkadaş, gönüldeş, kafadar, mahrem, sırdaş
hemen z. acele, acilen, alelacele, anında, ani, aniden, ansızın, apansız, ayaküstü, birden, birdenbire, çabuk, çabucacık, çarçabuk, dakikasında, derhal, gecikmeden, günümüzde, hemencek, hemencecik, ivedilikle, lahzada, oyalanmadan, serian, şıp diye, şimdi, şipşak, tez dey. alı al moru mor, apar topar, bir an evvel/önce, bir anda, bir ayak evvel/önce, bir çırpıda/iki demeden/koşu/solukta, bugünden tezi yok, cayır cayır, çok geçmeden, der demez, dünden bugüne, göz açıp kapamadan/açıp/yumup açıncaya/kapanıncaya kadar, gözünün çapağını silmeden, gümrükten mal kaçırır gibi, ha deyince, iki göz arasında, ister istemez, ive ive, kaşla göz arasında, mürekkebi kurumadan, o saat, palas pandıras, paldır küldür, sıcağı sıcağına, şimdiden tezi yok, tez elden, yarından/yemeden içmeden, yeri soğumadan karş. usulcacık, yavaş ? acele? ansızın? evecen? hızlı
hemen hemen z. âdeta, bayağı, civarında, dolaylarında, enikonu, handiyse, neredeyse, tahminen, takriben, takbiri, yaklaşık dey. akşama sabaha, aşağı yukarı, az daha, eli kulağında, kıl payı, ramak kaldı, toparlak hesap, yaklaşık olarak, yuvarlak hesap
hemencecik z. acil, alelacele, aniden, birden, birdenbire, çabuk, derhal, gecikmeden, hemen, ivedilikle, lahzada, şimdi, şıp diye, şipşak, tez
hemhal i. arkadaş, aynı, eş, keza, misil
hempa i. arkadaş, kafadar, mahrem
hemşeri i. ahbap, arkadaş, dost, komşu, memleketli
hemşire i. bakıcı, gözetici, kardeş
hendek i. ark, boğum, çökük, çöküntü, çukur, düşüklük, girinti, göl, havuz, kanal, kuyu, siper, şarampol, tümsek, uçurum, yar
hengâme i. bağırışma, curcuna, çağırışma, dağdağa, gürültü, hayhuy, karambol, kargaşa, karmaşa, karışıklık, kavga, kıyamet, patırtı, şamata, takatuka, velvele karş. dirlik
henüz z. az önce, daha, halen, şimdilik, şimdiye değin, şimdiye dek, şimdiye kadar, şu ana değin, şu ana dek, şu ana kadar
hep i. aynen, bilcümle, bilumum, bütün, cümleten, daim, daima, daimi, ebediyen, eksiksiz, hepsi, hepten, her, her zaman, heyetiyle, ilelebet, komple, tam, tamamen, tamamı, temelli, tüm, tümden, tümü, tümüyle, yaşadıkça dey. baştan aşağı(ya)/başa, bildik/bildim bileli, derdi günü, o gün bu gün/vakit bu vakit, o gün bugündür, oldum bittim/olası, ömrü oldukça, ömür boyu/boyunca, sonsuza dek, yatıp kalkıp, yaz kış
hep birden z. bilcümle
hep birlikte z. beraber, bilcümle, ittifakla, müttefiken
hepsi i. tamamı, tamamıyla, tümü, tümüyle dey. A'dan Z'ye kadar, elde avuçta, eliften yeye kadar, iğneden ipliğe kadar, ne var ne yoksa, ne varsa, olan biten, olmuşu da bu olacağı da bu, olup olacağı, pılı pırtısı, sandık sepet, şu bu, tamamı tamamına, tamı tamına, varı yoğu, yüzde yüzü
hepten i. aynen, cümleten, bütün bütün, bütünüyle, hep, tam, tamamen, tamamıyla, tıpatıp, toptan, topyekün, tüm, tümden, tümü, tümüyle
her i. aynen, bilcümle, bütün, cümleten, hep, tam, tüm dey. ayırt etmeden, ayrım yapmadan, gelişigüzel, herhangi bir
her zamanki z. anane, basit, basmakalıp, bayağı, beylik, gelişigüzel, harcıalem, mutat, rutin
hercai s. çapkın, değişken, dönek, fırdöndü, gelgeç, havai, hoppa, hovarda, ikircikli, kadıncıl, kararsız, kaypak, oynak, sebatsız, şehvetperest, uçarı, zampara, zendost karş. sebatkar
hercümerç i. alavere, anarşi, ayaklanma, çatışma, dağınık, dalaş, darmadağın, isyan, kaos, karambol, kargaşa, karışık, karışıklık, keşmekeş
hergele i. beygir, grup, haylaz, it, kopuk, serseri
herhalde i. anlaşılan, belki, büyük olasılıkla, ihtimalen, muhtemelen, mümkündür, olabilir, ola ki, olası, sanırım, sanırsam, yanılmıyorsam, zannedersem karş. olanaksız
herhangi i. ayırt etmeden, ayrım yapmadan, gelişigüzel, lalettayin, önüne gelen, rasgele karş. özel
herhangi bir s. basit, basmakalıp, bayağı, beylik, gelişigüzel, harcıalem, rasgele, renksiz, rutin
herkes i. adam, alem, el, halk, kainat, sosyete, tam dey. cümle âlem, dünya alem/el alem, el gün, önüne gelen, öteki beriki, yediden/yedisinden yetmişine dek/kadar
herze s. abes, anlamsız, güzaf, ipsiz sapsız, manasız, mantıksız, zırva
hesabi s. cimri, elisıkı, hasis, idareli, kibritçi, nekes, paragöz, pinti, tutumlu, varyemez karş. savurgan
hesap i. alacak verecek, aritmetik, borç, düşünce, düşünüş, fatura, hendese, ide, matematik, mütalaa, oranlama, ölçüp biçme, tahmin, takıntı dey. borcuna karga, alacağına şahin, parmak hesabı
hesaplı s. bütçeye uygun, dengeli, ehven, ekonomik, harcıalem, ılımlı, iktisadi, indirimli, iskontolu, kelepir, ölçülü, ölçülü davranan, tenzilatlı, ucuz karş. ölçüsüz, pahalı
hesap etmek f. düşünmek, nispetlemek
hesapçı i. cimri, hasis, nekes, varyemez
hesaplama i. değerlendirme, ölçüm
hesaplamak f. düşünmek, kantarlamak, muhakeme etmek, mütalaa etmek, nispetlemek, oranlamak, ölçmek, planlamak, tartmak, tasarlamak, teraziye vurmak dey. endazeye girmek/vurmak, düşünüp taşınmak, hesap etmek, ileriyi/ilerisini görmek, kantara çekmek, kantara vurmak, ölçüp biçmek, önceden kestirmek, önünü ardını düşünmek, tahmin etmek, usa vurmak
hesaplaşma i. düello, kavga, mücadele
hesaplaşmak f. cebelleşmek, cenkleşmek, çarpışmak, dalaşmak, dövüşmek, itişmek, kapışmak, kavga etmek, mücadele etmek, ödeşmek dey. hesabını dürmek, ilişiğini kesmek, kozunu paylaşmak, ortadan kaldırmak
hesapsız s. bol, bonkör, çok, dolu, eliaçık, hayli, hovarda, ibadullah, ikramcı, müsrif, nice, ölçüsüz, savruk, savurgan, sayısız, sınırsız, sonsuz, sürüyle, tonla, tutumsuz, yığınla, zengin, ziyade, ziyadesiyle, ziyankar dey. avuç avuç/dolusu, bir dolu/hayli/sürü, bin bir, bol bol/bulamat/bolamat, şaşkın bakkal, üçe beşe bakmamak karş. az buçuk, hesaplı
hesaplı s. ehven, ekonomik, elverişli, hazırlıklı, ihtiyatlı, indirimli, iskonto, kelepir, ölçülü, planlı, rasyonel, sakıngan, tasarruflu, tedbirli, temkinli, tutumlu, ucuz, ussal
hesaplılık i. artırma, tutum
hesapsız s. akılsız, alabildiğine, başıboş, belirsiz, bilinmeyen, bitek, bol, çok, dengesiz, dolgun, fazlasıyla, gani, gür, hayli, kontrolsüz, plansız, programsız, sayısız, sınırsız, sürü sürü, tedbirsiz, tonla, tutumsuz, yığınla, zengin
hesapsızlık i. müsriflik
heves i. alâka, arzu, dilek, düşkünlük, eğilim, gaye, gayret, gıpta, gönül, heveslenme, içtepi, ilgi, imrenme, istek, istem, iştah, kapris, merak, meyil, murat, rağbet, şevk, yatkınlık, yetenek, karş. isteksizlik
heveskar s. amatör, düşkün, gönül vermiş, eğilimli, meraklı, özengen, tiryaki, tutkun
hevesle z. bilerek, isteyerek, memnuniyetle
heveslendirmek f. cesaretlendirmek, coşturmak, dürtüklemek, kışkırtmak, kızıştırmak, moral vermek, şevk vermek, şevke getirmek, teşvik etmek, yüreklendirmek
heveslenme i. heves, merak
heveslenmek f. gıpta etmek, istemek, susamak, şevke gelmek dey. aklına esmek, can atmak, çaya varmadan çemrenmek, çayı görmeden paçaları sıvamak, derdine düşmek, hallenip küllenmek, heves etmek, hevesi kursağında kalmak/sevinci içinde kalmak, hevesini almak/alamamak kendi kendine gelin güvey olmak, çalmadan oynamak, kıç atmak
hevesli s. amatör, arzulu, düşkün, gönüllü, ilgili, istekli, meraklı, razı, şevk duyan, talip karş. hevessiz
hevessiz s. adamsendeci, bezgin, bıkkın, boğazsız, doygun, gamsız, geniş, gönülsüz, havai, ilgisiz, isteksiz, iştahsız, nazenin, nazlı, tutuk, nemelazımcı, savruk, sorumsuz, uyuşuk, üşengeç, üşengen, üşenik, vurdumduymaz dey. ağır canlı/kanlı/elli, def-i bela kabilinden, deve kuşu gibi (yüke gelince kuş, uçmaya gelince deve), dünden ölmüş, gönlü paslanmış, söz/lakırdı ağızdan dirhemle çıkmak, şevki kırılmak karş. hevesli
hevessizce z. çaresiz, emrivakiyle, gönülsüzce, isteksizce, istemeyerek, iştahsızca, mecburen, nazlanarak, zoraki
heybe i. çanta, dağarcık, file, hurç, kese, torba
heybet i. azamet, biçim, büyüklük, çalım, endam, form, görkem, görünüş, gösteriş, ihtişam, kalıp, kılık, kisve, kıyafet, manzara, suret, şekil, ululuk, yücelik, zevahir dey. çok iri, heyula gibi, iri kıyım/yarı/yapı, iri yarı
heybetli s. abidevi, anıtsal, azametli, büyük, cesametli, cüsseli, çaplı, çarpıcı, debdebeli, frapan, görkemli, gösterişli, gövdeli, haşmetli, ihtişamlı, iri, iriyarı, koca, kocaman, lüks, muazzam, muhteşem, saltanatlı, süslü, şahane, şanlı, şaşaalı, şatafatlı, şevketli, tantanalı karş. basit
heybetlilik i. büyüklük
heyecan i. coşku, coşkunluk, çarpıntı, esrime, fanatizm, galeyan, hararet, isteri, sarhoşluk, sevinç, taşkınlık, vecde gelme dey. aşka gelme, dokuz doğurma, dünya yerinden oynama, herkesi ayağa kaldırma, heyheyler geçirme, kabına sığmama, kendinden geçme, panik düğmesine basma, sinirleri kuvvetli, yüreği hoplama, yürek çarpıntısı
heyecanlandırmak f. alevlendirmek, aşılamak, ateşlendirmek, ayartmak, azmettirmek, coşturmak, dürtmek, gayretlendirmek, işlemek, isteklendirmek, kamçılamak, kışkırtmak, kızıştırmak, körüklemek, oynatmak, özendirmek, yiğitlendirmek, yüreklendirmek dey. aklına koymak, aklını çelmek, dolduruşa getirmek, gayrete getirmek, heyecana getirmek, tahrik etmek, telaşa vermek, teşvik etmek karş. yatıştırmak
heyecanlanmak f. coşmak, hislenmek, kızışmak, sabırsızlanmak, sabredememek, şahlanmak dey. basacağı yeri görmez olmak, can ağzında beklemek/başa çıkmak, canı ağzına/dudağına gelmek/içine sığmamak, çehresi bozulmak, dili tutulmak, dizlerinin bağı çözülmek, dünya yerinden oynamak, el ayak buz kesilmek/ayak gevşemek/ayak titremek, eli ayağı kesilivermek/kesilmek/ayağı titremek, emirin iti gibi tir tir titremek, eteği ayağına dolaşmak, etekleri tutuşmak, gözleri faltaşı gibi açılmak, gözleri parlamak, içi hop etmek/içine sığmamak/kabarmak/ kalkmak, kabına sığmamak, kalbi çarpmaya başlamak, midesi bulanmak, ruhunda şimşek çakmak, yemyeşil kesilmek, yerinde duramamak, yüreği çarpmak/gümbür gümbür atmak, yüreği hop etmek/hoplamak/ çarpmak/kabarmak/küt küt atmak/ yerinden oynamak, zıp zıp sıçramak
heyecanlı s. ateşli, asabi, canlı, coşkun, farfara, hararetli, ilgi çekici, ilginç, renkli, ruhlu, taşkın, telaşlı karş. soğukkanlı
heyecansız s. ağırbaşlı, dengeli, ılımlı, itidalli, ölçülü, sabırlı, sakin, serinkanlı, soğukkanlı, telaşsız karş. coşkulu
heyelan i. göçü, kayra
heyet i. delegasyon, divan, encümen, grup, jüri, kabine, kamara, komisyon, komite, konsey, kurul, kurum, meclis, şûra, trup
heyetiyle i. aynen, bütünüyle, cümleten, hep, tamamen, toptan, topyekûn, tümden, tümü, tümüyle
heyhat! ü. eyvah!, maalesef dey. elden ne gelir ki!, ne çare ki!, ne yazık ki!, neylersin ki!, nidelim ki!, vah vah!, yazık!
heyula i. düş, hayalet, hortlak, ifrit, karabasan
heyula gibi s. alamet, azman, büyük, cesametli, cüsseli, devasa, hürmetli, iri, irikıyım, iriyarı, koca, kocaman, kallavi, lenduha, muazzam, sarman, vücutlu, zebella
hezarfen i. bilgili, mütefekkir
hezeyan i. abes, anlamsız, güzaf, ipsiz sapsız, manasız, mantıksız, sabuklama, saçma, saçmalama, safsata, sayıklama, zırva
hezimet i. bozgun, bozgunluk, çözülme, dağılma, ezilme, fiyasko, mağlubiyet, mahvolma, panik, perişanlık, yenilgi, yılgı, yılgınlık karş. zafer
hıçkırarak z. hıçkırıklarla, hüngür hüngür, hüngürdeyerek, katılarak, uluyarak dey. bağıra bağıra/çağıra, hıçkıra hıçkıra, hüngür hüngür, içini çeke çeke, için için, katıla katıla, uluya uluya, yana yakıla
hıçkırıklarla z. bağırarak, hıçkırarak
hıçkırmak f. ağlamak, hapşırmak, hüngürdemek
hıfzetme i. hafıza, öğrenme
hıfzetmek f. bellemek, esirgemek, ezberlemek, gözetmek, kollamak, korumak, öğrenmek, pişirmek, saklamak, tutmak
hımbıl s. ağırcanlı, ağırkanlı, ahmak, akılsız, alık, aptal, atıl, beyinsiz, bezgin, bıkkın, bön, budala, cansız, ebleh, eylemsiz, gafil, gayretsiz, gevşek, ihmalci, ilgisiz, kokmuş, külkedisi, lapacı, mankafa, mendebur, mıymıntı, mızmız, miskin, pasif, pısırık, ruhsuz, salak, savsak, silik, sümsük, sünepe, tembel, tutuk, uyuntu, uyuşuk, uyuz, üşengeç, yavaş karş. atik
hıncahınç i. dolu, dopdolu, kalabalık, lebalep, mahşeri, sıvama, şenlikli, tepeleme, yığışık
hınç i. asabiyet, düşkünlük, düşmanlık, feveran, galeyan, garaz, garez, gazap, hırs, hışım, hiddet, husumet, içerleme, kızgınlık, kızma, kin, köpürme, kudurma, nefsaniyet, nefret, öfke, öç, sinir, tiksinti, vazgeçti karş. gönül borcu, sevgi ? anlaşmazlık? öç almak? öfke
hınzır s. acımasız, alçak, amansız, canavar, delibalta, dinsiz, domuz, düşkünezer, gaddar, gâvur, hain, haşin, hunhar, imansız, insafsız, kalpsiz, insaniyetsiz, kırıcı, kıyıcı, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, sadist, tiran, vicdansız, yezit, yılan, zalim, zorla karş. müşfik
hırçın s. aksi, alıngan, asabi, asi, damarlı, darılgan, geçimsiz, görgüsüz, hassas, haşin, hırıltıcı, hiddetli, hoşgörüsüz, hoyrat, hunhar, huysuz, inatçı, incitici, isyancı, isyankar, itaatsiz, itirazcı, kavgacı, kırıcı, kızgın, kızmış, mızıkçı, münakaşacı, nobran, öfkeli, serkeş, sert, sinirli, somurtkan, suratlı, şirret, tabiatsız, ters, titiz, uyuşmaz, yırtıcı, zilli dey. diş başlı, taban tabana zıt, ters pers, ters tarafından kalkmış karş. halim
hırçınlaşmak f. azmak, celallenmek, cinlenmek, coşmak, deli olmak, dırdırlanmak, hiddetlenmek, homurdanmak, huysuzlanmak, kızışmak, köpürmek, kudurmak, sinirlenmek, söylenmek, şiddetlenmek, tersinmek, terslenmek, vırıldamak, zırıldamak
hırçınlık i. aksilik, sertlik, şirretlik, terslik
hırgür i. arbede, anlaşmazlık, atışma, aykırılık, boğuşma, çatışma, çekişme, dalaş, dırdır, didişme, gırtlaklaşma, hırıltı, hırlaşma, itişmek, kapışma, kavga, maraza, mücadele, münakaşa, tartışma, tepişme, vuruşma, yumruklaşma, zırıltı, zıtlaşma, zıtlık karş. dirlik
hırgür etmek f. dövüşmek
hırıldaşmak f. cebelleşmek, cenkleşmek, dalaşmak, dövüşmek
hırıltı i. boğuşma, çekişme, gırtlaklaşma, hırgür, kavga, muharebe, zırıltı
hırıltıcı s. geçimsiz, hırçın, hoşgörüsüz, huysuz, kavgacı, kırıcı, mızıkçı, münakaşacı, oyunbozan, sert, şirret, zilli
hırka i. arkalık, cepken, kazak, süveter ? ceket? elbise? üstlük
hırlamak f. homurdanmak, söylenmek, zırıldamak
hırlanmak f. dırdırlanmak, huysuzlanmak, söylenmek, vırıldamak
hırlaşma i. boğuşma, çekişme, dalaş, gırtlaklaşma, hırgür, kavga, maraza, muharebe, mücadele, tepişme
hırlaşmak f. atışmak, cebelleşmek, cenkleşmek, çarpışmak, dalaşmak, didişmek, dövüşmek, itişmek, kapışmak, kavga etmek, mücadele etmek, takışmak, tepişmek, zıtlaşmak
hırpalama i. tahribat, tahrip
hırpalamak f. azarlamak, bozmak, darıltmak, dövmek, etkilemek, gücendirmek, incitmek, kahretmek, kamçılamak, kemirmek, kırmak, küstürmek, mahvetmek, müteessir etmek, örselemek, paralamak, pataklamak, paylamak, sakatlamak, saldırmak, sarsmak, sataşmak, sermek, sıkmak, sopa atmak, sopalamak, tartaklamak, tekmelemek, tepelemek, tokatlamak, ufalamak, uğraşmak, üzmek, yıpranmak, yıpratmak, yormak, yumruklamak dey. ayağının altına almak, belini kırmak, burnunu kırmak, canına okumak, canını çıkarmak, cıcığını çıkarmak, cılkı çıkmak, dayak atmak, eşek sudan gelinceye kadar dövmek, eziyet vermek, fena etmek, haşatını çıkarmak, hor kullanmak, hoşaf etmek, iflahını kesmek, itip kakmak, kalbini kırmak, kan kusturmak, mostrasını bozmak, öperken ısırmak, paçavrasını çıkarmak, paçavraya çevirmek/döndürmek, paramparça etmek, postunu soymak, pöstekisini çıkarmak, sopa atmak, toz silkmek, yerden yere çalmak/vurmak, yumruk atmak karş. rahatlamak, sevmek
hırpalanmak f. bozulmak, çatlamak, eskimek, karıncalanmak, kesilmek, kırılmak, kötüleşmek, kül olmak, lime lime olmak, örselenmek, saçaklanmak, solmak, tahrip olmak, tiftiklenmek, yorulmak, zedelenmek dey. canı çıkmak, cıcığı çıkmak, dayak yemek, dövülmüş ete dönmek, hoşaf gibi olmak, ıslak kargaya dönmek, kamçı yemek, paçavrası çıkmak, perişan olmak
hırpani s. çapaçul, dağınık, derbeder, kılıksız, kılıksız kıyafetsiz, pejmürde, perişan, sünepe, zibidi karş. kelli felli
hırs i. asabiyet, düşkünlük, feveran, galeyan, garaz, gazap, hınç, hışım, hiddet, iptila, kızgınlık, kızma, köpürme, kudurma, nefret, nefsaniyet, öfkelenme, parlama, saplantı, sinir, sinirlenme, tamah, tutku dey. aç kurt gibi saldırmak, gözü bir şey görmemek, gözünü hırs bürümek, hırsından boğulmak, hop kalkıp hop oturmak, sinirden kendini yemek, yerinden duramamak
hırsız i. arakçı, batakçı, çapulcu, dalavereci, dolandırıcı, düzenbaz, düzenci, eşkiya, gangster, haraççı, harami, haydut, hilekar, kaçakçı, kafesçi, korsan, madrabaz, oyunbaz, rüşvetçi, sahtekar, soyguncu, şaki, şantajcı, tefeci, tertipçi, tuzakçı, uğru, yankesici karş. doğrucu
hırsızlama i. gaspetme, gizlice
hırsızlamak f. aşırmak, dolandırmak, hırsızlık etmek, soymak, vurgun vurmak dey. açık kaldırmak, alıp kaçmak, aşıremento etmek, cebine indirmek, cebellezi etmek, çalıp çırpmak, çamura yatmak, dünyayı soymak, eli uzun olmak, gece işçiliği yapmak, gelberi etmek, gözünden sürmeyi çalmak/çekmek, hakkını yemek, hak yemek, haraca bağlamak, haraç almak, haram yemek, hasır etmek, iç etmek, iyi etmek, kaçakçılık yapmak, kafese koymak, kalk gidelim yapmak, kilometre açmak, korsanlık yapmak, makas yapmak, para kesesini çarpmak, para sızdırmak, soygunculuk yapmak, talan etmek, üçkağıt açmak, voli vurmak, vurgunculuk yapmak, vurgun yapmak, yağma etmek, yolunu bulmak, zimmetine geçirmek, zula etmek
hırsızlık i. aldatmaca, çalma, çapul, dolandırıcılık, düzen, düzenbazlık, eşkiyalık, hile, gangsterlik, kaçakçılık, kapkaççı, korsanlık, manevra, sahtecilik, suiistimal, soygun, soygunculuk, talan, vurgun, vurgunculuk, yağmacılık, yankesicilik, yolsuzluk karş. dürüstlük
hırsızlık etmek f. çalmak, çarpmak, çırpmak, dolandırmak, gaspetmek, hırsızlamak, soymak, vurmak, yağmalamak, yemek karş. hak gözetmek
hırslanmak f. asabileşmek, celallenmek, cinlenmek, deli olmak, hiddetlenmek, ifrit kesilmek, kızmak, köpürmek, kudurmak, öfkelenmek, parlamak, sinirlenmek
hırslı s. açgözlü, asabi, azgın, babalı, camgöz, celalli, dolgun, doymaz, gazaplı, haris, hiddetli, ihtiraslı, kızgın, kızmış, öfkeli, sinirli, suratlı, tamahkar dey. akça buldu çıkın ister, bir buldu iki ister, doymak bilmez, gökteki yıldıza akçe diye kement atar, gözlerini toprak doyursun, gözü aç/doymaz, gözünü toprak doyursun, karnı tok gözü aç, mal gözlü, para için canını verir, sıçan/fare deliğe sığmamış bir de kuyruğuna kabak bağlamış, tok evin aç kedisi, toprak doyursun gözünü karş. kanaatkar, sakin
hırt s. beyinsiz, gafil
hırtlamba s. kıyafetsiz, perişan
hısım i. aile, aile akraba, efradı, aile üyeleri, akraba, ana baba, boy, döl, ecdat, evlat, hanedan, kan, kuşak, nesep, nesil, oba, ocak, soy, sülale, yakın, zürriyet dey. çoluk çocuk, ev bark, kan bağı, soy sop, yedi geçmiş karş. yabancı
hısım akraba i. aile, nesep
hışım i. asabiyet, celal, düşkünlük, feveran, galeyan, garaz, gazap, hınç, hırs, hiddet, kızgınlık, kızma, köpürme, kudurma, nefret, nefsaniyet, öfke, öfkelenme, parlama, patlama, sertlenme, sertleşme, sertlik, sinir, sinirlenme, şiddet, terslenme, terslik karş. yumuşaklık
hışır i. çiğ, ham
hışırdama i. hışıldama, hışıldayış, hışırtı
hışırtı i. hışırdama, patırtı
hıyanet i. aldatma, atlatma, günah, ihanet, kandırma, sadakatsizlik, satma, tavlama, vefasızlık, yanıltma, yutturma, zina
hızar i. bıçkı, hazar, kaptırma, testere
hızla z. acele, çabuk, şimdi, tez
hızlandırmak f. çabuklaştırmak
hızlanmak f. kızışmak, şiddetlenmek dey. adımlarını açmak/sıklaştırmak, dolu dizgin gitmek, elini çabuk tutmak/oynatmak, gaza basmak, hız kazanmak, hızını alamamak, kanat vermek, kolan vurmak, pergelleri açmak, tabana kuvvet vermek, tabanları kaldırmak, tabanları yağlamak, tırısa kalkmak, tozu dumana katmak, yağ gibi kaymak
hızlı s. acele, çabuk, çapan, çapkın, doludizgin, dörtnala, eşkinli, ivecenlik, ivedi, ivedilik, jet gibi, koşarak, kıvrak, lastik gibi, rüzgar gibi, seri, süratli, şimşek gibi, tez, yıldırım gibi, yollu, yürük dey. baş döndüren/döndürücü, bir çırpıda, deli gibi koşmak, der demez, dev adımları ile, dolu dizgin, dört nal, eli/eline çabuk, eline tetik, fırtına gibi, jet gibi, ok yaydan çıkar gibi, kelle götürür gibi, koşa koşa, koşar adımlarla, makineli tüfek gibi, paçacı damından köpek uçar gibi, pupa yelken, rüzgar gibi, şimşek gibi, tam yol, tazı gibi, tez elden, vızır vızır, yellim yelalim, yel yeperek yelken kürek, yıldırım gibi karş. usulcacık, yavaş ? acele? ansızın? çevik? evecen? hemen
hibe i. armağan, bağış, bağışlama, bedelsiz, fitre, katkı, sadaka, teberru, yardım, zekat
hibe etmek f. bahşetmek, vermek
hibe olarak z. açıktan, bedava
hicap i. ar, arlanma, ayıp, çekingenlik, çekinme, mahcubiyet, sıkılganlık, sıkılma, utangaçlık, utanç, utanma, yüz karş. arsızlık
hicap etmek f. utanmak
hiciv i. alay, hicvetme, hicviye, istihza, muziplik, taşlama, yergi, yerme karş. övgü
hicran s. acı, azap, cefa, çile, dağdağa, dert, eseflenme, eza, eziklik, ezinç, gaile, gam, hayıf, hayıflanma, hoşnutsuzluk, hüsran, hüzün, ıstırap, içlenme, içlilik, kahır, keder, koyuntu, mahzunluk, matem, pişmanlık, sızı, teessür, üzgü, üzüntü, yeis
hicranlı s. acılı, cefakar, çileli, firaklı, kederli, keyifsiz, mahzun, matemli, mustarip, mutsuz, neşesiz, sıkıntılı, tasalı, üzgün
hicret i. gezi, göç
hicvetme i. hiciv
hicvetmek f. alay etmek, batırmak, beğenmemek, çirkinsemek, ıslıklamak, kınamak, kritik etmek, suçlamak, yermek, yuhalamak, zemmetmek
hicviye i. alay, hiciv, istihza, yergi
hiç s. asla, dünyada, katiyen, zinhar dey. beyhude yere, boş yere, hiç yoktan, incir çekirdeğini doldurmaz, ismi var cismi yok, yok yere
hiç kuşkusuz z. alimallah, kesinlikle, mutlaka
hiç olmazsa z. ama, asgari, hele
hiçbir vakit/zaman z. asla, hâşâ
hiçlik i. adem, boşluk, çökme, eksiklik, gıyap, kıtlık, vakum, yokluk karş. varlık
hiçten i. bedava, değersiz, değimsiz, ehemmiyetsiz, hakir, havacıva, hor, ıskarta, kıymetsiz, kof, önemsiz karş. değerli, yerinde
hiddet i. alevlenme, asabileşme, asabilik, asabiyet, celallenme, deli olma, delilenme, düşkünlük, feveran, galeyan, garaz, gazap, hınç, hırs, hışım, kızgınlık, kızma, köpürme, kudurma, nefret, nefsaniyet, öfke, öfkelenme, paralanma, patlama, sinir, sinirlenme, şiddet, terslenme dey. hiddetten çatlama/köpürme, kendini kaybetme, kin duyma karş. hoşgörü
hiddetlendirmek f. çatmak, kaşınmak, kızdırmak, öfkelendirmek, sataşmak, sinirlendirmek dey. çileden çıkartmak, tepesinin tasını attırmak karş. yatıştırmak
hiddetlenmek f. alevlenmek, asabileşmek, ateşlenmek, babalanmak, celallenmek, cinlenmek, deli olmak, delilenmek, delirmek, hırçınlaşmak, hırslanmak, ifrit kesilmek, kızmak, köpürmek, kudurmak, öfkelenmek, parlamak, patlamak, sinirlenmek, tersinmek, terslenmek dey. asabı bozulmak, babası tutmak, barut kesilmek, beyni atmak, burnuna kan kokmak, burnundan solumak, dama çıkmak, deli olmak, gök gibi gürleyip şimşek gibi çakmak, gözü dönmek, heyecan geçirmek, heyheyleri gelmek/geçirmek/tutmak, in(-ler) başa çıkmak/toplanmak, kalkıp oturmak, kan başa/başına/beynine çıkmak/fırlamak/sıçramak, kızarıp morarmak, öfke topuğa/topuğuna çıkmak, sinir olmak, siniri oynamak/sinir olmak, sinirleri boşanmak karş. yatışmak
hiddetli s. asabi, celalli, gazaplı, hırslı, hırçın, huysuz, kızgın, nemrut,öfkeli, somurtmuş, sinirli, suratlı dey. asabı bozuk, asık suratlı, ateş kesilmiş, barut gibi, burnundan düşen bin parça, çatık çehreli, ekşi yüzlü, gözünü duman bürümüş, suratı asık karş. güleç
hikaye i. anlatı, destan, efsane, epope, fabl, fıkra, kıssa, lejant, masal, menkıbe, nakil, öykü, roman, söylence ? yazar? yazı
hikaye edilmek f. nakledilmek
hikaye etmek f. açıklamak, açmak, anlamlandırmak, anlatmak, demek, ifade etmek, izah etmek, nakletmek, yorumlamak karş. anlatmamak
hikayeci i. muharrir, yazar
hikayeleme i. öyküleme
hikmet i. akliyat, bahane, bilgelik, bilgi, bilim, biliş, ekin, fen, gerekçe, görgü, hars, ilim, irfan, kulp, kültür, malumat, mazeret, neden, özür, sebep, vecize, veri, vesile, vukuf, yakin
hilaf i. aksi, aykırı, çelişik, karşıt, kontra, muhalif, palavra, ters, uyuşmaz, yalan, zıt, zıtlık karş. uygun
hilafına i. karşıt
hilal i. ay, ayça, kamer, mah, yeni ay karş. dolunay
hile i. al, aldatmaca, boya, dalavere, dolan, dolap, düzen, düzenbazlık, entrika, fak, gözbağı, hırsızlık, kaçakçılık, kapan, kurnazlık, manevra, oyun, rüşvet, sahtekarlık, soygunculuk, suiistimal, şeytanet, şike, tertip, vurgun, yolsuzluk karş. doğruluk
hile yapmak aldatmak dey. açmaz oynamak/yapmak, ağına düşürmek, al etmek, belden aşağı vurmak, ceketin kolunda koz saklamak, çaparize getirmek, dalavere yapmak, dolap düzmek/etmek, dümen çevirmek/koşmak/yapmak, el altından iş görmek, fırıldak çevirmek/döndürmek, filim çevirmek, göz boyamak, gözleri velfecir okumak, hilekarlık etmek, ikna etmek, kaleyi içten fethetmek, kapana düşürmek, kargayı bülbül diye satmak, kartları dizmek, katakulli çevirmek/yapmak, kitabına uydurmak, kumpas yapmak, kuzu postuna bürünmek, kül yutturmak, numara yapmak/çekmek, oyun oynamak, oyuna getirmek, oyunun kurallarını çiğnemek, pabucunu ters giydirmek, suya götürüp susuz getirmek, tezgah gerisinde alış veriş yapmak, tuzağa düşürmek, ucunda bir şey olmak, üç kağıt yapmak, zar tutmak
hilebaz i. aldatıcı, allak, batakçı, cambaz, dalavereci, dolandırıcı, düzenbaz, düzenci, düzmeci, entrikacı, eşkiya, gangster, haydut, hırsız, hileci, hilekar, hokkabaz, kaçakçı, kalleş, kapkaçcı, kayışçı, kazıkçı, korsan, madrabaz, oyunbaz, papelci, sahteci, sahtekar, soyguncu, şaki, şarlatan, tertipçi, tuzakçı, yağmacı, yaldızcı, yankesici
hilekarlık i. ihanet, manevra, yolsuzluk
hileli s. danışıklı
hilesiz s. arı, arık, dürüst, halis, harbi, has, katışıksız, katıksız, öz, özlü, sade, saf, temiz, som, yalın, yalınç karş. hileli
hilkat i. benlik, cibilliyet, fıtrat, huy, huy hulk, ıra, karakter, kişilik, maya, meşrep, mizaç, nefis, seciye, şahsiyet, tabiat, tıynet, yaradılış
hilkaten z. doğuştan, fıtri, yaradılıştan
hilkatlı s. karakterli, kişilikli
hilkatsiz s. karaktersiz, kişiliksiz
himaye i. arkalama, bakım, bakma, barındırma, bekleme, destek, destekleme, esirgeme, gözetme, ilgilenme, ilgileniş, koruma, müdafaa, sakınma, saklama, savunma, saye, yardım dey. arka çıkmak, göz kulak olmak, hamilik etmek, himayesine almak, kanadı altına almak, kol kanat germek, koltuğuna sığınmak, koltuk değneğiyle yürümek, kucak açmak, üstüne kanat germek, yardımcı olmak, yardım etmek karş. sataşma
himaye eden s., i. hami, kayırıcı, müdafi
himaye edilmek f. arkalanmak
himaye etme i. destek
himaye etmek f. arkalamak, bakmak, barındırmak, beklemek, desteklemek, esirgemek, kollamak, korumak, sakınmak, savunmak karş. sataşmak
himmet i. amel, çaba, çalışma, destekleme, didinme, emek, gayret, güç, hizmet, ilgi, ilgilenme, iş, işçilik, iyilik, kalkındırma, kollama, koruma, lütuf, mesai, mücadele, sakınma, savunma, uğraş, yardım, zahmet dey. arka çıkmak, destek olmak, hamilik etmek, himaye etmek, ilgi göstermek, iyilik etmek, takviye etmek, yararlı olmak, yardım etmek
himmet etmek f. arkalamak, bakmak, desteklemek, esirgemek, geçindirmek, gözetmek, ilgilenmek, kalkındırmak, kollamak, korumak, kurtarmak, tutmak, yardım etmek karş. baltalamak
hinoğluhin s. kurnaz
hintdomuzu i. denek, kobay
hinterlant i. bölge, dolay, havali, yöre
hipi i. avare, berduş, maceracı, serüvenci
hipnotizma i. afsun, bağ, büyü, efsun, gözbağı, ipnotizma, ispiritizma, kurşun dökme, manyetizma
hipnoz i. falcılık, manyetizma
hipodrom i. alan, saha
hipotez i. faraziye, iddia, kuram, nazariyat, nazariye, tasarım, teori, varsayım, varsayış karş. gerçek
his i. duygu, duyu, kalp, sezgi, seziş, sezme
hisar i. burç, duvar, kale, korunak, sığınak, siper, sur, tahkimat,
hislendirici s. tesirli
hislendirmek f. acılandırmak, acındırmak, derdini depreştirmek, derdini deşmek, duygulandırmak, etkilemek, gamlandırmak, hüzünlendirmek, hüzün vermek, içlendirmek, kederlendimek, müteessir etmek, sarsmak, üzmek, yazıklandırmak karş. neşelendirmek
hislenmek f. acılanmak, acımak, alevlenmek, ateşlenmek, canlanmak, coşmak, duygulanmak, esef etmek, etkilenmek, hararetlenmek, heyecanlanmak, hüzünlenmek, içlenmek, ilgilenmek, kızışmak, müteessir olmak, şahlanmak, taşmak, yanmak, yazıklanmak dey. galeyana gelmek, heyecana gelmek karş. neşelenmek, umursamamak
hisli s. duyar, duyarlı, duygulu, duygusal, hassas, içli, ilgili, ince, lirik, riknazik, sezgili, katli, romantik karş. duygusuz
hislilik i. ihtisas
hisse i. bölük, gelir, hak, irat, kâr, kazanç, nasip, pay, üleş
hisse sahibi i. ortak
hissedar i. aksiyoner, ortak, ortakçı, paydaş, şerik, yarıcı
hissedarlık i. paydaşlık
hissederek z. içten
hissedilen s. mahsus
hisseli s. birleşik, karışık, karma, karmaşık, katışık, kollektif, müşterek, ortak, paydaşlı, paylı
hissetme i. duyu, duyumsama, sezgi, seziş
hissetmek f. algılamak, almak, anlamak, duymak, duyumsamak, farketmek, sezinlemek, sezinmek, sezmek, taşımak, tatmak dey. anlar gibi olmak, farkında olmak, farkına varmak, içine/kalbine doğmak, kalbini okumak karş. hissetmemek
hissettirme i. dokundurma
hissettirmek f. anıştırmak, belli etmek, çıtlatmak, duyurmak, sezdirmek dey. fark ettirmek, ima etmek, işaret etmek, yediği naneyi kokutmak karş. sezdirmemek
hissi s. romantik
hissiselim i. aklıselim, sağgörü
hissiyat i. duygu
hissiz s. adamsendeci, aldırışsız, aldırmaz, bencil, dalgacı, duygusuz, gamsız, geniş, havai, ilgisiz, kaba, kaşarlanmış, kaygısız, kayıtsız, lakayt, mesuliyetsiz, nemelazımcı, rahat, soğukkanlı, sorumsuz, tasasız, umursamaz, vefasız, vurdumduymaz karş. duygulu
hissizleşmek f. nasırlaşmak
hissizlik i. duygusuzluk dey. hislerini belli etmemek, kılı kıpırdamamak, nasır bağlamak, renk vermemek, taş kesilmek
hitabe i. konferans, konuşma, nutuk, söylev, vaız
hitam i. akıbet, bitim, bitiş, kapanış, netice, nihayet, son, sona erme, sonuç karş. başlangıç
hitap etmek f. konuşmak
hivciv ustası i. yergici
hiyerarşi i. aşama sırası, dizi, dizin, diziliş, kademe, saf, seri, sıra, zincir
hizada s. ahenkli, akortlu, ayarlı, bakışık, dengeli, düzenli, intizamlı, nizamlı, sıralı, simetrik, uyarlı, uyumlu, yolunda karş. düzensiz
hizaya sokmak f. dizmek
hizip i. birlik, bölük, bölüm, fırka, grup, güruh, hücre, kısım, kol, komita, küme, parti, sınıf, takım, topluluk, yığın, zümre
hizmet i. bakım, fonksiyon, görev, himmet, iyilik, iş, işlev, katkı, makam, memuriyet, meslek, meşgale, merci, mesuliyet, mevki, misyon, ödev, rol, servis, sorumluluk, uğraş, vazife, yardım dey. arka çıkmak, görev almak, iyilik etmek, iyilikte bulunmak, iş görmek, işlerini yapmak, memuriyette bulunmak, servis yapmak, serviste bulunmak, yararlı olmak, yardım etmek, yardımcı olmak, yardımda bulunmak, vazife almak, vazifeli olmak karş. zarar
hizmet etmek f. arkalamak, bakmak, çalışmak, desteklemek, kalkındırmak, kollamak, korumak, yardım etmek karş. zarar vermek
hizmetçi i. bacı, besleme, büyütme, çamaşırcı, çuhadar, emektar, evlatlık, gündelikçi, hadımağası, halayık, hizmetkar, kadın, kalfa, seyis, temizlikçi, uşak, yamak, yanaşma, yetiştirme dey. at uşağı, fam dö şambır, harem ağası/kahyası, oda hizmetçisi karş. efendi ? emekçi? garson? köle? yardımcı
hizmetkar i. emekçi, hizmetçi, uşak
hizmetli i. emekçi, görevli, hademe, işçi, kapıcı, memur, müstahdem, odacı, personel, ücretli
hizmetliler i. kadro, mürettebat, müstahdem
hobi i. düşkü, düşkünlük, eğlence, merak, özengenlik, uğraş
hoca i. antrenör, asistan, dadı, doçent, eğitici, eğitimci, eğitmen, kılavuz, konferansçı, misyoner, muallim, mürebbiye, okutman, öğretmen, pedagog, rehber, profesör, terbiyeci; hafız, imam, müezzin, müftü, şeyh, şeyhülislam, vaızcı, vaiz karş. öğrenci; dinsiz ? dindar? emekçi
hocalık etmek f. öğretmek
hodbin s. bedavacı, bencil, benlikçi, çıkarcı, egoist, fırsatçı, maddi, menfaatçi, mideci, oportünist, tekelci karş. diğerkam
hodbinlik i. egoizm
hodkam i. fırsatçı
hodpesent s. iddialı, övüngen
hokkabaz i. aynacı, batakçı, cambaz, dalavereci, dolandırıcı, düzenbaz, düzenci, entrikacı, gözbağacı, hilebaz, illüzyonist, kafesçi, kalleş, kayışçı, madrabaz, oyunbaz, sahtekar, sihirbaz, şarlatan, tertipçi, tuzakçı, yaldızcı karş. dürüst ? emekçi
hol i. antre, aralık, fuaye, geçit, giriş, koridor, lobi, sofa
holding i. idare, işletme, işyeri, kartel, konsorsiyum, kooperatif, kumpanya, kuruluş, müessese, ortaklık, organizasyon, örgüt, şirket, tesis, teşekkül, tröst, vakıf
homojen s. aynı, bağdaşık
homurdanmak f. cırlamak, dırdırlanmak, dırlanmak, hırçınlaşmak, hırlamak, huysuzlanmak, mızmızlanmak, söylenmek, tersinmek, terslenmek, vırıldanmak, yakınmak, zırıldamak, zırlamak dey. dırdır etmek, dırıltı etmek, şikayet etmek karş. hoşnutluk belirtmek
hoplamak f. aşmak, atılmak, atlamak, fırlamak, irkilmek, kalkmak, sekmek, sıçramak, tepinmek
hoppa s. canlı, cilveli, civelek, çapkın, değişken, dönek, edalı, fettan, fıkırdak, fındıkçı, fırdöndü, fingirdek, gelgeç, havai, delişmen, hafif, havalı, hercai, ikircikli, işveli, kararsız, kaypak, kırıtkan, koket, mütereddit, nazlı, oynak, sebatsız, şiveli, şuh, yosma karş. ağırbaşlı, sebatlı
hoppala! ü. hayret!
hoppalık i. havailik, işve, kırıtma
hor s. âdi, alçak, aşağı, aşağılık, bayağı, boş, değersiz, değimsiz, faziletsiz, fasa fiso, fos, hakir, havacıva, hiçten, ıskarta, ıvır zıvır, kıymetsiz, kof, kötü, külüstür, moloz, naçiz, normal, paçavra, rezil, seviyesiz, sıradan, tapon, tıynetsiz, ucuz, turfa karş. üstün
hor görme i. saymazlık, tahkir
hor görmek f. aşağılamak, azımsamak, hafifsemek, horlamak, küçümsemek, önemsememek, umursamamak, saymamak karş. önemsemek
horlama i. hakaret, saymazlık
horlamak f. aldırmamak, aşağılamak, azarlamak, azımsamak, bakmamak, dışlamak, fütur etmemek, hafifsemek, hor görmek, istifini bozmamak, itibar etmemek, küçümsemek, mühimsememek, rağbet etmemek, saymamak, tınmamak, umursamamak, uyumak
horlanmak f. aşağılanmak
horon i. dans, raks
horozlanmak f. ağalanmak, başkaldırmak, cesaretlenmek, cüretlenmek, dikilmek, efelenmek, iftihar etmek, kabarmak, koçlanmak, sertelmek, sertlenmek, yiğitlenmek, yüreklenmek dey. afi kesmek, baş kaldırmak, caka satmak, cesarete gelmek, höt demek, ibiğini kaldırmak, ibik kaldırmak, kabadayılık taslamak, kafa tutmak, karşı çıkmak, karşı durmak, karşı gelmek, meydan okumak, posta koymak karş. yaltaklanmak, yalvarmak ? gururlanmak? korkutmak? saldırmak? sataşmak
hortlak i. cadı, cin, gulyabani, hayalet, heyula, iblis, ifrit, öcü, umacı
hortum i. boru, fırtına, talaz, tayfun
horultu i. gürültü, patırtı
hostes i. garson
hoş s. albenili, alımlı, arzulanan, beğenilen, büyüleyici, can, candan, cazibeli, cici, çarpıcı, çekici, çıtıpıtı, gelgelli, gökçe, güzel, haspa, havalı, latif, nefis, parlak, sempatik, sevimli, şeker, şirin, tatlı, tonton, yahşi, yakışıklı, yahşi, yosma, zarif dey. baş döndürücü, bıldırcın gibi, cana yakın, candan tatlı, fıstık gibi, göz alıcı, kanı sıcak, oh keka, ömür adam, peri gibi, sazı sözü yerinde, şeker gibi, zevk veren karş. itici, zevksiz
hoş görme i. bağışlama
hoş görmek f. affetmek, bağışlamak, geniş olmak, hazmetmek, helal etmek, idare etmek, insaflı olmak, örtbas etmek, şımartmak, taviz vermek, uzatmamak, üstelememek dey. anlayış göstermek, büyüklük göstermek, cevaz vermek, geniş olmak, görmezlikten gelmek, göz yummak, hazımlılık göstermek, helal etmek, hoş görmek, hoşgörülü davranmak, idare etmek, insaflı davranmak/olmak, kusura bakmamak, mağfiret etmek, mazur görmek, mesele çıkarmamak, müsamaha etmek, ödün vermek, örtbas etmek, ses çıkarmamak/etmemek, suçundan geçmek, suyunu (suyunca) gitmek, sünger geçmek, taviz vermek, tolerans göstermek, yüz vermek karş. insafsızlık etmek, kızmak, öç almak ? acımak? yardım etmek
hoş görüsüz s. toleranssız
hoş karşılanan s. makbul
hoş olmayan s. beğenilmeyen
hoş olmayan s. nahoş
hoşa giden s. keyifli
hoşa gitmeyen s. beğenilmeyen, nahoş
hoşbeş i. dertleşme, görüşme, halleşme, hasbıhal, konuşma, muhabbet, sohbet, söyleşi, yarenlik karş. suskunluk
hoşbeş etmek f. dertleşmek
hoşgörmek f. insafa gelmek, merhamet etmek
hoşgörü i. dürüstlük, genişlik, hazımlılık, ılımlılık, insaf, insaflılık, insaniyet, insanlık, müsamaha, ölçülülük, tolerans dey. açık kalpli, baba adam, babayani adam, bir kulağı sağır, geniş gönüllü, gönül eri, iyi niyetli
hoşgörücü i. hoşgörülü, insaflı, insan, iyilikçi, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar
hoşgörülü s. ağızsız, anlayışlı, babacan, cennetlik, cömert, dengeli, derviş, diğerkam, fedakar, hamiyetli, hoşgörücü, hüsniniyetli, ılımlı, insaflı, insan, insaniyetli, iyilikçi, lütufkar, merhametli, mürüvvetli, müsamahakar, orta, öfkesiz, ölçülü, sakin, tartılı, toleranslı, uysal, uyuşkan, vicdanlı, yumuşak karş. hoşgörüsüz
hoşgörüsüz s. aksi, alıngan, asabi, damarlı, darılgan, dırdırcı, didişken, geçimsiz, hırçın, hırıltıcı, huysuz, insafsız, isyankar, öfkeci, sert, sinirli, ters, titiz, uyuşmaz karş. hazımlı
hoşgörüsüzlük i. fanatiklik
hoşlanılmayan beğenilmeyen, zevksiz
hoşlanma i. coşku, haz, kıvanç, şenlik, teveccüh, zaaf
hoşlanmak f. bayılmak, beğenmek, hazlanmak, hazzetmek, hoşlaşmak, meyletmek, sevmek, tutmak, yeğlemek, zevklenmek dey. bakmağa doyamamak, başı hoş olmak, başını döndürmek, bıyık burmak, bitim olmak, canı sevmek, canına değmek, dibi düşmek, gönlü ısınmak/kaymak, gözden düşmek, gözü tutmak, hayran olmak, haz duymak, hoşafına gitmek, hoşuna gitmek, içi ısınmak, kanı ısınmak/kaynamak, kapısı açık olmak, rağbet etmek, ruhuna hitap etmek, takdir etmek, yakınlık duymak, yeğ bulmak, zevkine gitmek, zevkini okşamak karş. tiksinmek
hoşlanmamak f. iğrenmek, tiksinmek dey. afur tafura gelmemek, arası iyi olmamak, başı hoş olmamak, eğri eğri bakmak, eğri/gözle bakmak, gıcık almak/kapmak/olmak, zıddı olmak
hoşlaşmak f. bayılmak, beğenmek, eğinmek, hazzetmek, hoşlanmak, ısınmak, lezzet almak, tat almak
hoşluk i. sevimlilik, tatlılık
hoşnut s. gönenmiş, kaygısız, keyifli, kıvançlı, memnun, mutlu, neşeli, neşeli, sevinçli, şad, şen
hoşnutluk i. beğenme, coşku, haz, keyif, kıvanç, memnuniyet, mut, mutluluk, neşe, ongunluk, saadet, sevinç, şenlik, şevk karş. hoşnutsuzluk
hoşnutsuzluk i. acı, azap, cefa, çile, dert, elem, esef, eziklik, ezinç, gaile, gam, hayıf, hicran, hüsran, hüzün, ıstırap, içlenme, içlilik, kahır, karamsarlık, kasavet, keder, mahzunluk, mutsuzluk, pişmanlık, sıkıntı, sızıltı, sızlanma, şikayet, üzüntü, yakınma karş. hoşnutluk
hoşsohbet s. esprili, hatip, konuşkan, nüktedan, nükteli dey. ağzına baktırır, ağzından bal akar, dudağından bal akar, sohbetine doyum olmaz, söz ehli karş. sıkıcı
hovarda s. bonkör, cömert, donjuan, hercai, ikramcı, iyilikçi, kadıncıl, kazanova, keskin, kösnücül, savurgan, şıpsevdi, tutumsuz, uçarı, yedirici. zampara dey. eli açık, gönlü bol, gönül avcısı/hırsızı, gözü dışarıda, ırz düşmanı, kadın avcısı, şehvet düşkünü karş. ağırbaşlı, hasis
hovardalık i. uçarılık
hoyrat s. antipatik, barbar, buzdağı, çiğ, densiz, düşüncesiz, görgüsüz, hantal, haşin, hırçın, hödük, hürmetsiz, incitici, itici, kaba, kırıcı, küstah, nezaketsiz, nobran, patavatsız, renksiz, saygısız, sert, soğuk, terbiyesiz, yabani, yontulmamış, zarafetsiz karş. zarif
hoyratlık i. ayılık, sertlik
hödük s. ahmak, akılsız, alık, aptal, beyinsiz, bilgisiz, boş, bön, budala, cahil, dangalak, densiz, düşüncesiz, ebleh, gafil, görgüsüz, ham, hamhalat, hantal, hoyrat, incitici, kaba, kırıcı, küstah, mankafa, nezaketsiz, patavatsız, salak, sersem, yontulmamış, zarafetsiz karş. zarif
hödüklük i. cehalet, duygusuzluk
höpürdetmek f. içmek
hörgüç i. kambur, şiş
höt demek f. dikilmek
höyük i. gömütlük, kabir, lahit, makber, mezar, tepe, tümsek, türbe, yayvan tepe
hu! ü. canım, merhaba!
hububat i. aş, tahıl
Huda i. Allah, Hak, Hâkim, Mevla, Oğan, Rab, Tanrı, Yaradan
hudut i. bitim, bitiş, final, had, kayıt, kısıt, limit, netice, sınır, son, sonuç, uç, vargı karş. başlangıç
hudutlamak f. çerçevelemek
hudutlu s. bitimli, kayıtlı, kısıtlı, limitli, sayılı, sınırlı, sınırlanmış, sonlu karş. hudutsuz
hudutsuz s. alabildiğine, bitimsiz, çok, durur, kalıcı, köklü, kronik, limitsiz, müzmin, nihayetsiz, sınırsız, sonsuz, süregelen, süreğen, tükenmez, zeval
hukuki s. adil, doğru, haklı, kanuni, legal, meşru, nizami, nizamlı, tüzel, yasal, yasaya uygun karş. yasadışı
hulasa i. fezleke, kısaltma, not, töz
hulk i. karakter, kişilik, mizaç, nefis, tabiat, tıynet, yaradılış
hulya i. düş, hayal, huylanma, kabus, kaygı, kurgu, kuruntu, kuşku, rüya, sanı, sanma, sanrı, şüphe, vehim, vesvese, zan, zannetme
hummalanmak f. ateşlenmek
hummalı s. coşkun
hunhar s. acımasız, acımaz, amansız, canavar, delibalta, derebeyi, düşkünezer, gaddar, gâvur, hain, haşin, hınzır, hırçın, imansız, insafsız, insaniyetsiz, kafir, kalpsiz, kasap, kırıcı, kıyıcı, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, sadist, şefkatsiz, tiran, vicdansız, zalim, zorba karş. iyiliksever, sevecen
hunharlaşmak f. canavarlaşmak
hurafe i. asılsız
hurç i. file, heybe, kese, torba
hurda i. eski, harap, köhne, kullanılmış, lime lime, viran
hurdahaş s. eskimiş, harap, köhne, kullanılmış, lime lime, paramparça, partal, viran
hurdahaş olmak f. yıpranmak
huri i. peri
huri gibi s. afet, ahu, dilber, edalı, enfes, gökçe, güzel, latif, nefis, yahşi, zarif dey. afet gibi, afeti can, ağzı burnu yerinde, ahu bakışlı/gibi/gözlü, akça pakça, akı ak karası kara, Allah övmüş de yaratmış, anlı sanlı, artist gibi, ay parçası, ayın on dördü gibi, badem gözlü, ballı börek, bebek gibi, beşik ardında görmeli, bıldırcın gibi, bir içim su, cami yıkılmış ama mihrabı yerinde, canıma layık, canlı bebek, cennet misali, ceylan bakışlı, cici bici, çelik gibi, çiçek gibi, dalyan gibi, dünya güzeli, eli yüzü düzgün/düz, endam aynası, cici bebek, fıstık gibi, filiz gibi, gül bahçesi/gibi/yüzlü, gün yüzlü, güzellik âşığı/kraliçesi, hokka gibi ağızlı, huri gibi, iki dirhem bir çekirdek, ilah gibi, ilik gibi, kaşlı gözlü, kız gibi, kiraz dudaklı, kraliçe gibi, melek gibi, nur topu gibi, oya gibi, Allah övmüş de yaratmış/özenmiş de yaratmış, peri gibi, resim gibi, sırma saçlı, sülün gibi, tasvir gibi, taşbebek gibi, yüzüne bakılacak gibi/bakılır/bakmaya kıyılmaz karş. çirkin
husumet i. düşmanlık, garaz, gazap, hınç, içerleme, kin, misilleme, nefret, nefsanet, öç alma, sertlik, tiksinme, tiksinti karş. dostluk, sempati
husus i. bahis, bap, konu, mevzu, nokta, sav, sorun, tema
hususi i. ayrı, ayrıcalıklı, benzersiz, değişik, istisnai, kişisel, kişiye özgü, mahrem, münhasır, özel, şahsi, zata mahsus, zati karş. genel
hususiyet i. ayırmaç, ayrılık, başkalık, belgi, benzersizlik, hassa, im, işaret, karakteristik, nitelik, orijinalite, özellik, spesifikasyon, spesyalite
hususunda i. ait, alakalı, bağlantılı, dair, değgin, hakkında, ilgili, ilişik, ilişkili, ilişkin, mensup, münasebetli, üstüne, üzerine
hususuyla z. hassaten, hele
hutbe i. konuşma
huy i. âdet, ahlak, alışkanlık, alışkı, benlik, bünye, fıtrat, haslet, hilkat, huy, huy hulk, huy hus, itiyat, karakter, kişilik, maya, meşrep, mizaç, nefis, seciye, şahsiyet, tabiat, tıynet, tiryakilik, yapı, yaradılış
huylandırmak f. pirelendirmek
huylanma i. evham, güvensizlik, hulya, iğrenme, irkilme, işkil, işkillenme, kuru, kuruntu, kuşku, pirelenme, sanı, sanma, sanrı, şüphe, tedirginlik, tiksinme, tiksinti, vehim, vesvese, zan, zannetme
huylanmak f. duraklamak, irkilmek, işkillenmek, kızmak, kurtlanmak, kuruntu etmek, kuşkulanmak, meraklanmak, öfkelenmek, şüphelenmek, ürpermek, vehmetmek
huylu i. geçimsiz, kuruntucu, kuşkucu, pireli, şüpheli, vesveseli
huysuz s. aksi, alıngan, asabi, cadaloz, cafcafcı, celalli, damarlı, darılgan, dırdırcı, didişken, dirliksiz, dövüşken, geçimsiz, hassas, hırçın, hırıltıcı, hiddetli, hoşgörüsüz, inatçı, isyankar, itaatsiz, itirazcı, kavgacı, küseğen, mızıkçı, münakaşacı, öfkeci, sert, sevimsiz, sinirli, suratlı, şirret, tabiatsız, ters, titiz, uyuşmaz dey. burnundan kıl aldırmaz, cehenneme atsalar odun yaş diye bağırır, damarı bozuk, dik kafalı, düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez, erdiğine erer, ermediğine taş atar, rahat/rahatlık (kıçına) batar karş. iyi huylu
huysuzlanmak f. cırlamak, dırdırlanmak, hırçınlanmak, hırlanmak, homurdanmak, mızıklanmak, mızmızlanmak, söylenmek, tersinmek, terslenmek, titizlenmek, vırıldamak, vızlanmak, yakınmak, zırıldamak, zırlamak dey. damar deprenmek/tepreşmek, damarı tutmak/kabarmak, dır dır etmek, kahrı çekilmemek, it damarı tutmak, ters tarafından/tersinden kalkmak, tutarağı/tutargası tutmak, yataktan ters kalkmak
huysuzluk i. aksilik, şirretlik, terslik dey. cinleri kalkmak, gitti Gülsüm geldi Gülsüm, Azrail ettiğini bulsun
huyu suyu i. cibilliyet
huzme i. çıkın, demet, deste, ışın demeti, salkım, tomar
huzur i. asayiş, barış, dirlik, dinginlik, düzen, erinç, esenlik, ferahlık, gönenç, keyif, konfor, memnuniyet, rahat, rahatlık, refah, sağlık, sefa, selamet, sevinç, sükûn, tasasızlık dey. ağız tadı, baş dinçliği, dirlik düzenlik, gönül rahatlığı, gül bahçesi, güllük güneşlik, gün görmek, iç açıklığı/rahatlığı karş. huzursuzluk
huzurla z. sağlıcakla
huzurlu s. ferah, gönenmiş, kaygısız, kedersiz, keyifli, kıvançlı, memnun, mutlu, neşeli, olaysız, refah içinde, sevinçli, şen, tasasız
huzursuz s. bezgin, bezmiş, dirliksiz, endişeli, kaygılı, keyifsiz, kurtlu, kuşkucu, kuşkulu, kuruntulu, meraklı, neşesiz, rahatsız, şüpheci, tasalı, tedirgin dey. canı sıkkın, diken üstünde, rahatı bozuk/kaçmış
huzursuz etmek f. tedirgin etmek
huzursuzluk i. aksilik, dirliksizlik, düzensizlik, endişelilik, erinçsizlik, gerilim, kaygı, kaygılılık, rahatsızlık, tasa, tasalanma, tatsızlık, tedirginlik dey. diken üstünde durmak/olmak/oturmak, dirlik yüzü görmemek, gönlünü kemirmek, gökler başına dar gelmek, huzursuz kalmak, huzuru kaçmak, iç ağrısı, it dirliği karş. dirlik
huzurunu kaçırmak f. tedirgin etmek
hüccet i. ipucu, ispat, tezahür
hücra s. bomboş, boş, dımdızlak, ıssız, insansız, kimsesiz, kuytu, sahipsiz, şenliksiz, tamtakır, tenha, terkedilmiş, ücra karş. kalabalık
hücre i. bölme, bölük, bölüm, bölüntü, dolap, fıkra, grup, göz, göze, hane, hizip, küme, loca, oda, parti, sınıf, tabaka, takım, zümre
hücum i. akın, atak, atılım, atılış, baskın, çatma, çıkarma, hamle, saldırı, sataşma, sinirlendirme, taarruz, tecavüz karş. geri çekilme
hükmeden z. baskın, başat, hâkim
hükmetme i. tahakküm
hükmetmek f. hüküm sürmek, idare etmek, karar vermek, kararlaştırmak, komuta etmek, reislik etmek, yönetmek
hüküm i. ahkam, buyruk, egemenlik, ehemmiyet, etki, geçerlilik, görüş, hakimiyet, hükümranlık, hız, kanaat, kanı, karar, vargı, yargı dey. divan durmak, egemenliği altında bulundurmak, hükme varmak, hüküm sürmek/vermek, idare etmek, karara bağlamak, karar almak/kılmak/vermek, komuta etmek, kumanda etmek, vaziyete hâkim olmak, yargıda bulunmak, yargıya varmak
hüküm sürmek f. hükmetmek, yönetmek dey. buyruğu altına almak, egemen olmak, hükümran olmak, idare etmek, komuta etmek, kumanda etmek karş. hükmedilmek
hükümdar i. başbuğ, başkan, çar, çariçe, ece, efendi, emir, firavun, hakan, han, hünkar, ilhan, imparator, imparatoriçe, kağan, kral, kraliçe, melik, melike, mikado, padişah, prens, raca, sultan, şah, şehinşah, şeyh
hükümdarlık i. saltanat, sultanlık, taht
hükümet i. devlet
hükümet merkezi i. payitaht
hükümlü s. gözaltında, hapis, kalebent, mahkûm, mahpus, suçlu, tutuklu, tutulu, yargılı dey. abluka altında, çember içinde, pranga mahkûmu karş. özgür
hükümran i. baskın, başat, egemen, hâkim
hükümranlık i. hüküm
hükümsüz s. battal, beyhude, boşuna, değersiz, değimsiz, faydasız, fuzuli, geçersiz, gereksiz, hayırsız, işe yaramaz, kârsız, kullanışsız, lüzumsuz, nafile, yaramaz, yararsız
hülasa i. özet
hümanist s. insancıl
hüner i. beceri, beceriklilik, cevher, deha, dirayet, ihtisas, istidat, kabiliyet, maharet, marifet, meleke, performans, sanat, ustalık, uzluk, yatkınlık, yetenek, yeterlik, yeti, yetkinlik, yordam, zanaat karş. beceriksizlik
hünerle z. ustaca
hünerlendirmek f. becertmek
hünerli s. acar, anık, başarılı, becerikli, cevherli, çevrimli, dahi, değimli, işgüzar, kabiliyetli, liyakatli, maharetli, mahir, marifetli, uzman, uzel, yatkın, yetenekli, yeterli, yetkin karş. beceriksiz
hüngür hüngür z. artist, dirayetli, faziletli, güçlü, hıçkırarak, idareli, istidatlı, katılarak, marifetli, meziyetli, muvaffak, sanatkar, uluyarak, yordamlı, zanaatçı ? ağlamak
hünerlilik i. beceriklilik
hünersiz s. beceriksiz, colpa, dirayetsiz, güçsüz, idaresiz, istidatsız, kabiliyetsiz, sakar
hüngürdemek f. ağlamak, ağlaşmak, hıçkırmak, ulumak dey. hıçkıra hıçkıra ağlamak, hüngür hüngür ağlamak, içini çeke çeke ağlamak, katıla katıla ağlamak, uluya uluya ağlamak
hüngürdeyerek z. bağırarak, hıçkırarak
hünkar i. başbuğ, başkan, han, hakan, hükümdar, kağan, kral, melik, padişah, sultan
hür s. azade, azat edilmiş, bağımsız, bağsız, bağlantısız, başıboş, erkin, kayıtsız, kısıtlamasız, muaf, özerk, özgür, özgür, serbest, tutuksuz karş. tutsak
hürlük i. bağımsızlık, hürriyet, muhtariyet
hürmet i. itibar, izzet, prestij, saygı, saygın, sayma, ululama, yüceltme dey. başımla beraber, küçük gölcüğün büyük kurbağası, say beni sayayım seni, yüzüsuyu hürmetine karş. saygısızlık
hürmet etmek f. saymak
hürmetli s. büyük, cesametli, cüsseli, değerbilir, gövdeli, hatırşinas, heyula gibi, ince, iri, iriyarı, kibar, koca, kocaman, muazzam, nazik, saygılı
hürmetsiz s. çiğ, densiz, düşüncesiz, edepsiz, görgüsüz, hoyrat, kaba, küstah, münasebetsiz, nezaketsiz, nobran, patavatsız, saygısız, terbiyesiz, umursamaz, vurdumduymaz, zarafetsiz dey. dili uzamak, dili uzun/zifir, elifi yüzünde ekmeği dizinde, kaba saba, karış karış dili var, münasebetsiz adam, pabuç kadar dil, sözünü bilmez karş. saygılı
hürmetsizlik i. paylama, saygısızlık
hürriyet i. bağımsızlık, başıboşluk, erkinlik, hürlük, istiklal, muhtariyet, özerklik, özgürlük, serbesti, serbestlik karş. esaret
hürriyet vermek f. bırakmak
hüsnüniyetli s. cennetlik, civanmert, değerbilir, diğerkam, fedakar, hamiyetli, hamiyetperver, hoşgörülü, insaflı, insan, insaniyetli, iyi, iyilikçi, iyiliksever, kadirbilir, kadirşinas, lütufkar, oğuz, özgeci, özveren, özverili, vicdanlı, yardımsever karş. kötü niyetli
hüsran i. acı, azap, can sıkıntısı, cereme, çarçur, çile, dağdağa, dert, dokunca, esef, eziklik, ezinç, gaile, gam, gariplik, garipseme, hasar, hayıf, hayıflanma, hicran, hoşnutsuzluk, hüzün, ıstırap, içlenme, içlilik, kahır, karamsarlık, kaygı, kayıp, keder, kötümserlik, matem, pişmanlık, sızı, tasa, teessür, umutsuzluk, ümitsizlik, üzgü, üzüntü, yas, yazıklanma, yeis, yıkım, yitim, zarar, ziyan dey. düş kırıklığı, hayal kırıklığı, iç sıkıntısı, yürek yarası, zarar ziyan karş. kazanç, mutluluk
hüsrana uğramak f. matem tutmak
hüviyet i. kimlik, künye, pasaport, paso, şebeke
hüzün i. acı, bıkkınlık, burukluk, can sıkıntısı, dert, dertlenme, elem, eziklik, ezinç, firkat, gaile, gam, gariplik, hayıf, hicran, hoşnutsuzluk, hüsran, içlenme, içlilik, kahır, karamsarlık, kasvet, keder, koyuntu, teessür, umutsuzluk, üzüntü, yazıklanma, yeis dey. efkar basmak, içi burkulmak/sızlamak, kalbi burulmak/kanamak/kararmak karş. neşe
hüzün vermek f. hislendirmek
hüzünlendirmek f. etkilemek, hislendirmek, müteessir etmek, üzmek
hüzünlenme i. duygululuk
hüzünlenmek f. acılanmak, acımak, duygulanmak, endişelenmek, gamlanmak, hislenmek, içlenmek, kahırlanmak, kahrolmak, kasavetlenmek, kederlenmek, matem tutmak, müteessir olmak, üzülmek
hüzünlü s. acıklı, acılı, cefakar, çileli, dokunaklı, elim, firaklı, kaygılı, kederli, keyifsiz, koygun, mahzun, matemli, mustarip, mutsuz, sıkıntılı, tasalı, trajik, üzgün, üzücü dey. esef edilir, göz yaşı getirici, hüzün verici, iç paralayıcı/sızlatıcı, içe işleyici, içler/yürekler acısı, müteessir edici, ömür törpüsü, yürekler acısı, yürek paralayıcı






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 15 ziyaretçi (51 klik) kişi burdaydı!