Sozluk Sitesi
  F
 

faal s. aktif, canlı, coşkun, çalışkan, delişmen, diri, etken, etkili, etkin, hamarat, hareketli, işçimen, işçen, işlek, kıpırdak karş. atıl
faaliyet i. amel, canlılık, çalışma, edim, etkinlik, eylem, girişim, hamaratlık, harekat, hareket, hareketlilik, icra, icraat, ifa, infaz, iş, işçilik, işlem, meşgale, muamele, pratik, uygulama, uğraş, yapma dey. canlı canavar, cıva gibi, cıvıl cıvıl, dur durak bilmez, ele avuca sığmaz, eli dursa ayağı durmaz, faal adam/insan, fıkır fıkır, kımıl kımıl, kıpır kıpır, yerinde duramaz karş. edilgenlik
faaliyetler i. operasyon
fabl i. anlatı, hikaye, masal, menkıbe, mesel, öykü, öykünce, söylence
fabrika i. atölye, darphane, demirhane, dökümhane, imalathane, işletme, işlik, işyeri, kombina, kooperatif, kuruluş, laboratuvar, müessese, ocak, tamirhane, tersane, tesis, tezgah
fabrikatör i. sanayici, türetici, üretici, yapımcı
facia i. afet, badire, bela, fecaat, felaket, girdap, kaza, kıran, mahvolma, musibet, trajedi, uçurum, vahamet, varta, yıkım, yıkıntı dey. büyük felaket, yok olma nedeni karş. dirlik
fahiş s. acayip, aşırı, benzersiz, çok, doğaüstü, fazla, inanılmaz, masraflı, nispetsiz, olağanüstü, oransız, ölçüsüz, ölçüyü aşan, taşkın dey. gereğinden çok, gereksiz oranda, ölçüyü aşan karş. makul
fahişe i. ahlaksız, aşifte, aşüfte, hafifmeşrep, iffetsiz, kokot, mal, sürtük, şıllık, şırfıntı, yelloz, yollu dey. ağır işçi, ayağı bozuk, dört patlarlı dizel motoru, ellenmiş dillenmiş, hafif kadın, kaldırım süpürgesi, kenarın dilberi, orta malı, o yolun yolcusu, oynak kadın, sokak kadını/kızı/süpürgesi, tamir atelyesi, umumi kadın, uygunsuz kadın karş. rahibe
fahişelik i. fuhuş
fahri s. açıktan, bedava, bedelsiz, caba, gönüllü, hasbi, karşılıksız, onursal, pir aşkına, şeref, ücretsiz karş. pahalı
faik s. baskın, başat, egemen, üstün, yüksek karş. zayıf
fail s. etken, faktör, güdü
faiz i. gelir, irat, kazanç, nema, rant, ürem
faizci i. bankacı, banker, haraçcı, sarraf, tefeci ? aracı
fak i. aldatmaca, düzmece, hile, kapan, pusu, tuzak
fakat bğ. ama, amma, ancak, bununla beraber, bununla birlikte, filhakika, gelgelelim, gerçi, halbuki, lakin, mamafih, oysa, yalnız dey. bununla beraber, bununla birlikte, ne çare ki, ne ki, ne var ki, ne var ki/şu kadar ki/nedir, ne yaparsın ki, oysa ki, yalnız
fakih i. arabulucu, aracı, bilirkişi, hakem, hakim, kadı, kültürlü, malumatlı, mütefekkir, yargıcı
fakir s. eksikli, fukara, mahrum, muhtaç, parasız, sersefil, sıkıntıda, yoksul, züğürt dey. adı büyük cebi kovuk, darlık çeken, darlık içinde, eli darda, kaşık sepetinde fareler oynuyor, odsuz ocaksız, orta direk, parasız pulsuz, sıçan düşse başı delinir/yarılır, sıkıntı içinde, sırtı yufka, yokluk çeken, yokluk içinde, zaruret içinde karş. varlıklı
fakirhane i. konut
fakirleşmek f. sıkışmak, yoksullaşmak, züğürtlemek karş. zenginleşmek
fakirlik i. fukaralık, sıkıntı, mahrumiyet, meskenet, meteliksizlik, parasızlık, sefalet, sefillik, sıkıntı, yoksulluk, yoksun, zaruret, züğürtlük
faktör i. amil, dürtü, eleman, etken, etki, etmen, fail, güdü, motif, müessir, neden, saik, sebep karş. edilgen
fakülte i. medrese, mektep, okul, üniversite
falaka i. dayak, köstek, kötek, sopa
falan i. falanca, filan, filanca, şu bu, v.b. dey. falan festekiz, falan feşmekan/filan, filan falan, şu bu, vb., ve benzeri, vs., vesaire ? ayrıntı
falanca i. falan, fert, kimse, kişi, şu bu, v.b.
falcılık i. bakıcılık, etkileme, hipnoz, kahinlik, kehanet, keramet, müneccimlik, tabir etme, telkin, yorma, yorumlama, yumlama, yum tutma dey. fala bakmak
falso i. aksaklık, arıza, ayıp, bela, bozukluk, çürüklük, damga, dezavantaj, defo, eksik, eksiklik, engel, handikap, hata, illet, kötülük, kusur, leke, mahzur, mani, noksan, noksanlık, özür, sakatlık, şaibe
falsolu s. ahenksiz, altüst, düzensiz, eksikli, hatalı, insicamsız, karışık, kusurlu, mahzurlu, sakıncalı, sırasız, sistemsiz, yanlış karş. kusursuz
familya i. aile, bölüm, eş, fasile, ırk, kan, nesil, sınıf, soy, sülale, zümre
fanatik s. aşırı, ırkçı dey. kaba sofuluk, sabit fikirlilik
fanatiklik i. aşırılık, bağnazlık, coşkululuk, dengesizlik, hoşgörüsüzlük, insafsızlık, kapılma, mantıksızlık, saplantı, tutku, tutuculuk, yobazlık karş. ılımlılık
fani i. bitimli, devamsız, geçici, mevsimlik, ölümlü, ömürsüz, sonlu, süreksiz, zail dey. üç beş günlük dünya karş. ebedi
fantastik s. düşsel, gerçekdışı, gerçek olmayan, gerçeküstü, hayali, inanılmaz, olağanüstü dey. düş ürünü karş. olağan
fantezi i. çalım, değişiklik, donkişotluk, düş, farklılık, gösteriş, gösterişli, harikulade, hayal, hayali, jest, kınalı, lüks, olağandışı, süslü, şık, tafra, tarz, tavır, tutum, yordam dey. düş gücü karş. sıradan
fantom i. düş, hayalet
fanus i. fener, kandil, lamba, lüks, mapa
far i. aydınlık, fener, flaş, ışık, ışıldak, ışıltı, ışıma, kandil, lamba, mum, nur, parıltı, projektör, , ziya karş. karanlık
faraza i. diyelim ki, ola ki, sayalım ki, sözgelimi, sözgelişi, tutalım ki, varsayalım ki dey. diyelim ki, ola ki, sayalım ki, sözgelimi, varsayalım ki
farazi i. çürük, hayali, nazari, soyut
faraziye i. dogma, hipotez, iddia, inanç, kuram, nazariyat, nazariye, öğreti, tasarım, tasavvur, teori, varsayım, varsayış karş. uygulama
farfara i. boşboğaz, carcar, cerbezeli, dırdırcı, çaçaron, geveze, gürültücü, helecanlı, heyecanlı, konuşkan, lafazan, panikçi, patırtıcı, şamatacı, telaşçı, yaygaracı karş. soğukkanlı
farımak f. saçaklanmak, usanmak
fariza i. farz, görev, kaçınılmazlık, mecburiyet, mükellefiyet, ödev, sorumluluk, zorunluluk dey. boyun borcu, Tanrı buyruğu karş. ihtiyari
fark i. ayırma, ayrıç, ayrıklık, ayrım, ayrımlama, başkalık, bölme, farklılık, kalite, nüans, özgelik, uymazlık karş. bir tutma ? ayrı, nitelik
fark ettirmek f. anıştırmak, çıtlaşmak, sezdirmek
farkedilmek f. anlaşılmak, görünmek
farketme i. duyumsama
farketmek f. anlamak, ayılmak, ayırt etmek, görmek, gözü açılmak, hissetmek, uyanmak dey. ayağı suya ermek, boyunun ölçüsünü almak, dünyanın kaç bucak olduğunu anlamak, dünyayı anlamak, farkına varmak, gözden kaçmamak, gözleri açılmak, gözü açılmak, gözünden kaçmamak, Hanya'yı Konya'yı anlamak, ibret almak, kafasında şimşek çakmak, kazın ayağını anlamak, manzarayı çakmak, uykudan uyanmak, yalanını tutmak/yakalamak, zamanla anlamak
farketmiş s. müdrik
farkettirmeden z. çaktırmadan
farkettirmek f. çaktırmak
farkına vardırtmak çaktırmak
farkında z. haberli, müdrik
farkında olarak z. bilinçli
farklı f. ayrı, ayrık, bambaşka, başka, değişik, egzotik, eksantrik, fevkalade, ilginç, ilişkisiz, müstesna, rabıtasız, tuhaf, uymaz dey. bir alem
farklılaşım i. değişim
farklılaşma i. değişim, varyasyon
farklılaşmak f. ayrılaşmak
farklılaştırma i. tebdil
farklılık i. ayrılık, fantazi, fark, hassa, nüans
farksız s. aynı, eş, keza, misil, özdeş, şunun gibi, tıpkı
farksızlık i. akranlık, aynılık, benzerlik, beraberlik, denge, denkleşme, denklik, eşdeğerlik, eşitlenme, eşitlik karş. farklılık
farz i. çaresizlik, emrivaki, fariza, kaçınılmazlık, mecburiyet, mükellefiyet, oldubitti, olupbitti, sorumluluk, vazgeçilmezlik, yüküm, yükümlülük, zaruret, zorunluk, zorunluluk karş. keyfi
farzetmek f. düşünmek, sanmak, varsaymak
farzolunmak f. sanmak
fasa fiso boş, hor
fasarya i. anlamsız, gösteriş
fasıl i. ayrım, bölge, bölme, bölük, bölüm, bölüntü, cephe, civar, çevre, dedikodu, dolay, fıkra, fırka, fason, kesim, kesit, kısım, madde, oyun, parça, rivayet,sektör, sınıf, takım, tiyatro dey. dikiş payı
fasıla i. antrakt, ara, aralık, dinlenme, duraklama, durma, istirahat, kesilme, kesinti, kıta, mola, sekte, soluklanma, teneffüs
fasıla vermek f. ara vermek, mola vermek
fasılalı s. arada, aralı, aralıklı, bazen, kesintili, süreli dey. ara sıra, bazı bazı, kesik kesik, yer yer karş. aralıksız
fasılasız s. aralıksız, arasız, ara vermeden, ardışık, boyuna, daim, daima, devamlı, durmadan, durmaksızın, kesiksiz, kesintisiz, sürekli, sürgit, üst üste dey. ara vermeden, üst üste karş. kesintili
fasılayla z. arasıra
fasih s. açık, aşikar, aydınlık, belli, duru, net, ortada, vazıh dey. açık seçik, ayan beyan karş. müphem
fasikül i. forma, kitap, parça
fasit i. arabozucu, bozguncu, fesatçı, kısır, kötü, kundakçı, yıkıcı, zararlı karş. müphem
fasit daire i. kısırdöngü, problem
fason i. cephe, fasıl, kesim, kısım, kıta, model, örnek, stil
faşist i. bağnaz, gerici, ırkçı, muhafazakar, mutaassıp, sağcı, softa, sofu, şeriatçı, takunyalı, tarikatçi, tutucu, yobaz dey. eski kafalı, geri kafalı, kaba sofu, kara kuvvet, örümcek kafalıkarş. yenilikçi
faşizm i. irtica
fatih i. fetheden, galip, muzaffer dey. ele geçiren, utku kazanan, zafer kazanan
fatiha i. başlangıç
fatura i. fiş, hesap, makbuz, senet
favori i. başlıca, canan, ciğerpare, çok sevilen, dildar, gözbebeği, gözde, ileri gelen, önde gelen, önemli, önemsenen, saç, seçkin, sevgili, yâr dey. çok sevilen, ileri gelen, önde gelen karş. gözden düşmüş
fayda i. avanta, avantaj, çıkar, geçerlilik, hayır, istifade, kâr, kazanç, menafi, menfaat, nimet, yarar karş. zarar
faydalanmak f. değerlendirmek, istifade etmek, istismar etmek, işletmek, kıymetlendirmek, kullanmak, sağmak, sömürmek, yararlanmak dey. çıkar sağlamak, çeşnisine bakmak, fırsatı ganimet bilmek/saymak, fırsatı kaçırmamak, istifade etmek, kâr sağlamak, kazanç sağlamak, kendine yontmak, kesesine kalmak, lüpe konmak, menfaat/yarar sağlamak, yemeyenin malını yemek
faydalı s. besleyici, etkili, gıdalı, hayırlı, işe yarar, müfit, nafi, onat, yararlı dey. bal alacak çiçek karş. zararlı
faydasız s. battal, beyhude, boş, fuzuli, geçersiz, gereksiz, hayırsız, hükümsüz, işe yaramaz, kârsız, kullanışsız, lüzumsuz, nafile, yaramaz, yararsız dey. bal yapmaz arı (gibi), bezden bebek, boş şey, çürük tahta, gölgesiz kavak ağacı, iş yok, kaç para eder, kulpu kulağı yok, yararlı olamaz karş. yararlı
fayton i. araba, payton
faz i. dönem, müddet, periyod, süre
fazıl s. adaletli, adil, ahlaklı, doğrucu, dürüst, erdemli, harbi, iffetli, iyi, kibar, medeni, nezih, onat, seciyeli, utlu, yüksek dey. adam evladı, eline eteğine doğru, evliya gibi, ırz ehli, uçkuruna sağlam
fazilet i. ahlak, erdem, maharet, meziyet, namus, saygınlık, töre, üstünlük dey. beğenilecek yön, imrenilecek yan, iyi nitelik
faziletli s. adaletli, ahlaklı, aziz, beğenilen, değerli, değimli, doğrucu, dürüst, erdemli, güvenilir, haluk, harbi, hünerli, iffetli, iyi, izzetli, kaliteli, kıymetli, kibar, maharetli, medeni, meziyetli, namuslu, nezih, onat, seciyeli, üstün nitelikli, yüksek dey. kadı kızından ak, kerem sahibi, üstün niteliklikarş. değersiz
faziletsiz s. ahlaksız, alçak, bayağı, cibilliyetsiz, haysiyetsiz, hor, iffetsiz, kepaze, namussuz, rezil, seciyesiz, soysuz, tıynetsiz
fazla s. aşırı, aşkın, aşmış, bol, çok, dolu, fahiş, geçmiş, hayli, ibadullah, ilerde, ileri, kalan, öte, ötede, sayısız, sürüyle, tonla, üstün, yüksek, zait dey. adım başı/başı başında, başından aşkın, bin bir, bir araba/alay, dağ taş, dünya kadar, etekler dolusu, gani gani, tümen tümen
fazla fazla z. pek pek
fazlaca z. bolca
fazladan z. üstelik, zait
fazlalaşma i. birikim, çoğalmak
fazlalaşmak f. artmak, bollanmak, üremek, yoğunlaşmak
fazlalaştırmak f. arttırmak, bollatmak
fazlası i. artan, artık, bakiye, ekseriyet, kalan, kalıntı, üstü dey. arda kalan, üste kalan karş. eksik
fazlasıyla i. alabildiğine, artık, bereketli, bol, çok, dolgun, dolu, gani, gırla, gür, hayli, hesapsız, ibadullah, kabarık, külliyetli, pek, sınırsız, sürü sürü, sürüyle, verimli, yığınla, zengin, ziyadesiyle dey. bol bol, dolu dolu, dünya kadar, gani gani karş. kıt
fazlalaşma i. artım, artış, artma, bollanma, çoğalma, üreme
fazlalaşan i. artağan, artan, artımlı, bereketli, çoğalan, üretken, verimli
fecaat i. afet, badire, facia, kıran, trajedi
feci s. acıklı, belalı, elim, felaket, hazin, koygun, kötü, kritik, riskli, tehlikeli, trajik, üzücü
feda etmek f. adamak, hasretmek, üstlenmek, yüklenmek dey. ant içmek, canı kurban olmak, gözden çıkarmak, kurban olmak, kendini vermek/feda etmek, tümünü yararlanılmak üzere vermek karş. kaçınmak
fedai s. alp, babayiğit, bahadır, belalı, gazi, kabadayı, kahraman, koç, koçyiğit, kurban, külhanbeyi, mert, serdengeçti, tulumbacı, yiğit, yılmaz
fedailik i. ataklık, atılganlık, babayiğitlik, cesaret, cesurluk, cüret, cüretkarlık, çekinmezlik, dayanıklılık, efelik, kahramanlık, korkusuzluk, maneviyat, mertlik, metanet, moral, pervasızlık, yararlık, yılmazlık, yiğitlik, yürek, yüreklilik dey. pek gözlülük karş. yüreksizlik
fedakar s. alicenap, cennetlik, cennetmekan, civanmert, cömert, değerbilir, esirgemez, fukaraperver, hamiyetli, hamiyetperver, hayırperver, hayırsever, hoşgörülü, hüsnüniyetli, insan, insaniyetli, iyi, iyi kalpli, iyilikçi, iyiliksever, kadirşinas, lütufkar, mürüvvetli, oğuz, özgeci, özveren, özverili, vicdanlı, yardımsever dey. iyi kalpli, iyi niyetli, iyi yürekli karş. bencil, çıkarcı
fedakarlık i. esirgemezlik, feragat, özveri dey. kurban olayım, ne pahasına olursa olsun karş. bencillik
federasyon i. birlik, organizasyon, örgüt, teşekkül, teşkilat
felah i. açılma, ferahlama, iyileşme, kurtuluş, onma, rahatlama
felaket i. afet, badire, bela, deprem, facia, feci, kaza, kıran, trajedi, uçurum, varta, yıkım dey. ateşten gömlek, bağ bozumu, başa gelmeyince bilinmez, dağlara taşlara, kara gün, pandora kutusu, püsküllü bela, yağmur değil tufan, yürekler acısı
felaketzede i. perişan, zavallı
felç i. damla, inme, kötürüm, kötürümlük, sekte, vurgun
felek i. alınyazısı, baht, devran, dünya, fırsat, gök, gökyüzü, karayazı, kader, kaza ve kader, kısmet, mukadderat, nasip, olacak, sema, sonsuzluk, şans, takdir, takdiri ilahi, taksirat, talih, tecelli, uğur, yazgı, yazı karş. alınyazısı, Allah yazısı, takdiri ilahi
felekzede i. düşkün, mazlum
fellah i. Arap, çiftçi, siyahi, zenci
felsefe i. anlayış, bakış açısı, doktrin, görüş, mektep, mezhep, okul, öğreti, sistem, yorum
fen i. bilgelik, bilgi, bilim, hikmet, ilim, malumat, teknik, teknoloji, uygulayım
fena s. berbat, bet, beter, bozuk, durmuş, ıskarta, kem, kötü, kötücül, muzır, nahoş, olumsuz, yaramaz, yıkıcı, zararlı dey. acı patlıcan, dosta düşman bakışlı, elinde kezzap suyu, kaka bebek, kalbi bozuk karş. iyi
fena etmek/yapmak f. mahvetmek
fena olmak f. üzülmek, vefat, yavuz, zararlı
fenalaşmak f. ağırlaşmak, hastalanmak, keyifsizlenmek, kötülemek, kriz geçirmek, rahatsızlanmak, sağlığı bozulmak, yıpranmak dey. canı gelip gitmek, hastalık kapmak, hasta olmak, sağlığı bozulmak, sarpa sarmak karş. iyileşmek
fenalık i. kötülük, şer
fener i. aydınlık, fanus, far, flaş, ışık, ışıldak, ışıltı, ışıma, ışın, kandil, lamba, maytap, mum, nur, parıltı, projektör, şua, ziya karş. karanlık
fenomen i. hadise, olay, olgu
fent i. al, dalavere, kapan
feodalite i. derebeyli, diktatörlük, istibdat
fer i. aydınlık, canlılık, ışık, parlaklı
ferace i. manto, üstlük
feragat i. fedakarlık, özveri dey. ihsan etmek, takdim etmek, tevdi etmek
feragat etmek f. bırakmak, caymak
ferah s. dertsiz, geniş, gönenmiş, güleç, huzurlu, kaygısız, kedersiz, keyifli, kıvançlı, memnun, mutlu, neşeli, rahat, refah içinde, sakin, sevinçli, şen, tasasız dey. bolluk içinde, konforu yerinde, rahatı yerinde, varlık içinde, zenginlik içindeabayı
ferahlama i. boşalma, felah, iflah
ferahlamak f. açılmak, ayılmak, aymak, canlanmak, dinçleşmek, düzelmek, güçlenmek, hafiflemek, iyileşmek, kurtulmak, kuvvetlenmek, onmak, rahatlamak, sağalmak, sağlığa kavuşmak, savuşmak, savuşturmak, serbestlemek, sevinmek, şad olmak, teselli olmak, toparlanmak, unutturmak dey. atmak, ayağa kalkmak, başı yerine gelmek, belini doğrultmak, bezi tarağına koymak, düze çıkmak, felah bulmak, geniş bir nefes/soluk almak, gözü gönlü açılmak, gönlüne su serpmek/sular serpilmek, gönül açmak, gözü açılmak, hastalığı atlatmak, hastalığı geçmek/geçirmek/ hafiflemek, içi açılmak, iflah bulmak, keçeyi sudan çıkarmak, kendine gelmek, kendini toparlamak, köşeyi dönmek, rahata kavuşmak, sağlığına kavuşmak, sıhhate kavuşmak, şifa bulmak, tedavi olmak, yüreğe su serpilmek, yüreği serinlemek/ferahlamak/soğumak/yağ bağlamak, yüreğine su serpilmek karş. fenalaşmak
ferahlatmak f. avundurmak, avutmak, eğlendirmek, ihya etmek dey. içini açmak, sadra şifa olmak/vermek, yüreğine su dökmek
ferahlık i. barış, canlılık, dirlik, düzen, erinç, esenlik, gönenç, huzur, keyif, konfor, memnuniyet, rahat, rahatlık, refah, sağlık, sevinç, sükûn, tasasızlık, yeğnilik dey. ağız tadı, baş dinçliği, dirlik düzenlik, iç açıklığı/iç rahatlığı, ruhu şad olmak karş. huzursuzluk
feraset i. akıl, algı, anlak, anlayış, bilinç, idrak, irfan, izan, kafa, kavrayış, muhakeme, müdrike, us, varış, zeka, zeyreklik, zihin
ferasetli s. akıllı, arif, kafalı, mantıklı, sağduyulu, varışlı, zeki, zeyrek karş. kafasız
ferda i. gelecek, ileri, istikbal
ferman i. buyrultu, buyruk, dikta, direktif, emir, emirname, irade, komut, kumanda, talimat, yönerge dey. ölüm fermanı
fersiz s. cılız, dingin, donuk, durağan, durgun, kımıltısız, ölgün, ölü, solgun, soluk, sönük
fert i. birey, bir, birisi, can, falanca, insan, kimse, kişi, şahıs, şahsiyet, zat, zatı muhterem, zevat
fertik i. kaçma, sıvışma, uzaklaşma
feryat i. avaz, bağırış, bağırtı, bağırma, çığırtı, çığlık, figan, haykırış, inilti, nara, nida, vaveyla, yaygara dey. acı çığlık/feryat, fırtınalar koparmak, yandım Allah/anam çağırmak/bağırmak, yaygarayı basmak/koparmak
feryat etmek f. bağırmak, nara atmak
fesat i. aksaklık, anarşist, arabozan, arabozucu, bozguncu, bozukluk, bölücü, entrikacı, fitçi, fitneci, hata, ihtilalci, komplocu, kışkırtıcı, kundakçı, kusur, nifakçı, noksanlık, sabotajcı, tahrikçi dey. fesat kumkuması, fitne kumkuması, kötü kalpli, kötü niyet, niyeti bozuk, uğursuz ayak
fesatçı i. anarşist, arabozucu, bozguncu, bölücü, çeteci, fasit, ihtilalci, isyancı, kışkırtıcı, komplocu, münafık, nifakçı, ordubozan
feshetmek f. bırakmak, boşlamak, bozmak, caymak, çekilmek, döneklik etmek, dönmek, harcamak, kaldırmak, mızıklanmak, sözünde durmamak, tasfiye etmek, tersinmek, vazgeçmek dey. adımını geri almak, ağız değiştirmek, bir dalda durmamak, daldan dala konmak, döneklik etmek, el çekmek, feragat etmek, gömlek değiştirmek, inkar etmek, lafı çevirmek, lafı değiştirmek, ordubozanlık etmek, pas geçmek, sözünde durmamak, sözünden dönmek, sözünü çevirmek/değiştirmek/geri almak/tutmamak, tükürdüğünü yalamak,yan çizmek, yan sallamak karş. direnmek, sözünde durmak
fesrengi i., s. kırmızı, kızıl
festival i. bayram, eğlence, gösteri, karnaval, konser, şenlik, şölen
fetanet i. izan, muhakeme
fethetmek f. açmak, almak, istila etmek, işgal etmek, teslim almak, yenmek, zaptetmek
fetih i. saldırı, taarruz, zapt
fetiş i. haç, put, tapıncak, totem, uğur
fettan s. cilveli, civelek, fıkır fıkır, fıkırdak, fingirdek, hafif, hoppa, işveli, nazlı, oynak, şuh, yosma dey. fıkır fıkır
fettanlık i. işve, kırıtma
fetva i. buyruk, izin, kanaat, müsaade, yargı
feveran i. asabiyet, düşkünlük, galeyan, gazap, hınç, hırs, hışım, hiddet, ihtiras, kızgınlık, kızma, köpürme, kudurma, öfkelenme, parlama, saplantı, sinir, sinirlenme, tutku dey. fikri sabit, sabit fikir
fevk i. şahika, uç, üst, yukarı, zirve
fevkalade s. acayip, âlâ, alışılmadık, anormal, aşırı, ayrı, ayrıksı, beklenmedik, benzersiz, doğaüstü, değişik, eksantrik, ekstra, ender, enfes, eşsiz, farklı, garip, görülmedik, harika, harikulade, ilginç, insanüstü, inanılmaz, kuraldışı, mucizevi, olağandışı, olağanüstü, olmadık, özgün, pırlanta gibi, sihirli, süper, şaşılacak, şaşılası, tabiatüstü, taşkın, tuhaf, yabansı, yadırganacak dey. akıl almaz, ekstra ekstra karş. alelade, olağan
fevkaladelik i. sapaklık
fevkalbeşer s. acayip, mucizevi, olağanüstü
fevkinde s. üstün, yukarı
fevri s. ansızın, beklenmedik, birdenbire, doğaçlama, duygusal, düşünmeden, planlamadan, sürpriz, şaşırtıcı, umulmadık dey. sağı solu belli olmamak
fevt i. kıtlık, yokluk
fevt olmak f. yitmek
feyiz i. bereket, bilgelik, bilim, ilim, malumat, ongunluk, randıman, saadet, verimlilik, zenginlik dey. beceri kazanma, bilgi edinme, öğrenim görmek, tahsil görme, vakıf olma
feyiz alma i. aydınlanma, belleme, bilgilenme, hazmetme, kapma, öğrenim karş. cahil kalma
feyizlenmek f. öğrenmek
feyizli s. bereketli, bitek, cömert, doğurgan, karlı, kazançlı, mahsuldar, ongun, randımanlı, rantabl, semereli, üretken, verimli karş. verimsiz
feylesof i., s. bilgili, kalender
feyyaz s. bitek, cömert, doğurgan, kârlı, randımanlı, verimli
feza i. gök, gökyüzü, hava, sonsuzluk, uzay
fıçı i. bidon, küp, testi, varil
fıkır fıkır z. cilveli, delişmen, edalı, fettan, fıkırtılı, fingirdek, işveli, koket, oynak
fıkırdak s. cilveli, edalı, fettan, fingirdek, hafif, hoppa, işveli, koket, nazlı, oynak dey. açık kadın, cilve kutusu
fıkırdama i. cilve, fokurdama, işve, kırıtma
fıkırdamak f. fokurdamak, fokurtu, gülmek, kıkırdamak, kırıtmak, salınmak dey. cilve yapmak, fıkır fıkır kaynamak, oynakça davranmak
fıkra i. anlatı, anekdot, bölüm, cephe, cümle, espri, fasıl, hikaye, hücre, kesim, kıssa, kıta, kıta, komik öykü, madde, makale, masal, menkıbe, nükte, öykü, paragraf, söylence, yazı
fıkracı i. yazar
fındık i. kuruyemiş
fındıkçı s. cilveli, hoppa, işveli, nazlı, şuh
fırça i. kalem dey. azarlama, çıkışma, paylama
fırça atma i. azarlama, paylama
fırçalama f. ovma, parlatma, süpürme, temizleme
fırçalamak f. paklamak, süpürmek, temizlemek
fırdolayı s. çepçevre
fırdöndü s. değişken, dönek, gelgeç, havai, hercai, hoppa, ikircikli, kararsız, sebatsız
fırıldakcı s. düzenci, şarlatan
fırıldamak f. dönmek
fırın i. etüv, ısınak, krematuvar, külhan, küre, ocak, saç, soba, tandır
fırka i. bölüm, cephe, dernek, fasıl, grup, hizip, kesim, kısım, klik, küme, ocak, parti, siyasal, parti, tümen
fırlamak f. atılmak, atlamak, başlamak, çıkmak, fışkırmak, hoplamak, koşmak, sekmek, sıçramak, uçmak, uğramak, yükselmek dey. baş göstermek, çıkıntı yapmak, dışarı uğramak, meydana çıkmak, ortaya çıkmak, yerinden oynamak
fırlatmak f. atmak, saçmak, savurmak, serpmek, yağdırmak dey. açığa çıkarmak, aforoz etmek, dışarıya vermek, elden çıkarmak, esip savurmak/yağmak, feda etmek, ihraç etmek, pamuk gibi atmak, silip atmak, sürgün etmek
fırsat i. alınyazısı, aralık, felek, geçit, ıraklık, imkan, kader, karayazı, kader, kaza ve kader, kesinti, kısmet, koridor, mesafe, mukadderat, nasip, olacak, olanak, önoluş, önoluşum, piyango, sıra, sûr, şans, talih, takdir, takdiri ilahi, taksirat, tecelli, uğur, uzaklık, vakit, yazgı, yazı karş. sıkışıklık
fırsatçı i. bedavacı, bencil, benlikçi, çıkarcı, egoist, hodbin, hodkam, kendici, maddeci, maddi, menfaatçi, mideci, tekelci karş. diğerkam
fırtına i. afet, badire, bora, boran, borağan (burağan), çevri, dalga, esinti, hortum, kasırga, sağnak, siklon, talaz, tayfun, tipi, tornado, tufan, yağış, yağmur dey. gök gürlemesi/gürültüsü, kırlangıç dönümü ? rüzgar, yağmur
fırtınalı s. boğuşmalı, çalkantılı, çekişmeli, gürültülü, karışık, rüzgarlı, sert dey. çok rüzgarlı, sert havalı, sert tartışmalı karş. sakin
fısıldamak f. demek, fıslamak, mırıldanmak dey. karnından konuşmak/söylemek, kulağına söylemek, usulca söylemek
fısıldaşmak f. laflamak, muhabbet etmek, sohbet etmek
fısıltı i. dedikodu, fısıldama, fısıltı, fısırtı, fıslama, fiskos, rivayet, söylenti
fıslama i. fısıltı, fiskos
fıslamak f. curnal etmek, demek, fısıldamak
fıstık i. kuruyemiş
fışkı i. dışkı, gübre, pislik, tezek
fışkırmak f. başlamak, çıkmak, doğmak, fırlamak, kaynamak, uğramak dey. baş göstermek, meydana çıkmak, ortaya çıkmak, yerinden oynamak
fışkırtmak f. püskürtmek, sıkmak
fıtrat i. haslet, hassa, hilkat, huy, karakter, kişilik, maya, meşrep, mizaç, nefis, tıynet, tabiat, yapı, yaradılış
fıtraten z. yaradılıştan
fıtri i. doğuştan, hilkaten, yaradılıştan karş. sonradan edinme
fıttırmak f. azmak, bozmak, çıldırmak, delirmek, oynatmak, sapıtmak, tozutmak dey. aklını bozmak/kaçırmak/oynatmak/yitirmek, cin tutmak, deli olmak, divane olmak, keçileri kaçırmak karş. uslanmak
fidan i. bitki, dikme, fide
fidanlık bahçe, fundalık, koru, orman
fide i. fidan
fidelik i. bahçe, bostan
fidye i. bedel, kurtarmalık, paha, para
figan i. avaz, bağrış, bağırtı, bağırma, çığlık, feryat, haykırış, inilti, nara, yaygara
figüran i. oyuncu
fihrist i. dizi, indeks, sıra
fiil i. amel, eylem, icra, ifa, infaz, işlem, pratik, uygulama
fiili i. edimsel, eylemli, eylemsel
fiiliyat i. amel, çalışma, eylem, harekat, icra, ifa, infaz, işlem, pratik, uygulama, yapma
fikir i. akıl, düşün, düşünce, düşünüş, esin, görüş, ide, kanı, kavram, kuruntu, mütalaa, oy, rey, tefekkür, telakki
fikretmek f. düşünmek, planlamak
fikrisabit asabiyet, düşkünlük, sabit fikir, saplantı
filan i. falan, v.b.
filanca i. falan, v.b.
file i. ağ, çağ, çanta, dağarcık, heybe, hurç, torba
filhakika i. ama, ancak, doğrusu, esasen, fakat, filvaki, gerçekte, gerçekten, gerçi, halbuki, lakin, mamafih, nitekim, vakıa, yalnız dey. her ne kadar
filizlenme i. dallanma
filizlenmek f. budaklanmak, büyümek, serpilmek, yeşermek, yeşillenmek
film i. sinema
filo i. alay, grup, kafile, katar, kervan, konvoy, kortej, kuyruk
filozof i. bilgili, düşünür, kalender, mütefekkir
filtre i. elek, kalbur, kevgir, süzgeç
filvaki i. doğrusu, esasen, filhakika, gerçi, haddizatında, ise de, mamafih, vakaa, zaten, zati dey. aslına bakarsan, doğrusunu istersen, haddizatında, her ne kadar .... ise de
final i. bitim, bitiş, bitme, finiş, hatim, hudut, nihayet, son, son bulma, sona erme, sonuç, sonuçlanma, tamamlanma, tekmillenme, tükenme dey. son bulma, sona erme karş. depar
fingirdek s. canlı, civelek, cilveli, edalı, fettan, fıkır fıkır, fıkırdak, hafif, hareketli, hoppa, işveli, kırıtkan, nazlı, neşeli, oynak, sokulgan, şuh
fingirdemek f. kırıtmak, kıvırmak, salınmak
firaklı s. acıklı, acılı, ağlamaklı, çileli, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, gaileli, gamlı, göynük, hicranlı, hüzünlü, içlenmiş, kahırlı, kasavetli, kaygılı, kederli, keyifsiz, koygun, matemli, mustarip, problemli, sıkıntılı, sorunlu, tasalı, üzücü, üzgün, yaslı karş. neşeli
firar i. aşma, kaçma, kurtulma, savulma, savuşma, sıvışma, sıyrılma, tozarma dey. yakayı sıyırma karş. yakalanma
firar etmek f. kaçmak
firari s., i. kaçak
firavun i. başkan, hükümdar, kral
fire i. açık, ağırlık yitimi, bozulma, dökülme, eksik, eksiklik, kayıp, zarar ziyan
firkat i. ayrılık, ayrılış, gariplik, hüzün, üzgü
firma i. işletme, iş yeri, kuruluş, müessese, şirket, tecimevi, ticarethane
fisebillah z. pir aşkına
fiske i. tepme, vuruş
fiskelemek f. vurmak
fiskos i. dedikodu, fısıldaşma, fısıltı, fıslama, iftira, konuşma, lakırdı, rivayet, söylenti, söyleşme
fistan i. elbise, entari, entarilik, giysi, ruba, urba
fisto i. dantel, işleme, nakış, su, süs, süsleme
fiş i. alındı, belge, fatura, kart, makbuz, senet, vesika
fişek i. barut, bomba, füze, gülle, kurşun, mermi, patlayıcı, roket, saçma, sıkı, şarapnel, torpil ? maytap, tüfek
fişlemek f. yazmak
fitillemek f. ateşlemek, kışkırtmak, tahrik etmek, tutuşturmak, yakmak, yangın çıkarmak
fitleme i. bildirme, ihbar
fitlemek f. curnal etmek, gammazlamak, ihbar etmek, ispiyonlamak, jurnal etmek, rapor etmek, sır vermek dey. fişek atmak, tavşana kaç tazıya tut demek, yangına körükle gitmek
fitleyici s. casus, curnalci, fitneci, gammaz, ispiyon, jurnalcı, muhbir, müzevir
fitne i. ayaklanma, gaf, kabahat, pot dey. kara çalı
fitneci s. ajan, arabozan, bozguncu, bozguncu, casus, curnalci, çaşıt, dedikoducu, fesat, fitleyici, gammaz, haberci, hafiye, iftiracı, ihbarcı, jurnalcı, karacı, kovcu, muhbir, münafık, müzevir, söz taşıyıcı dey. söz taşıyıcı karş. sır vermez
fitnecilik i. bozgunculuk
fitneleme i. bildirme, ihbar
fitnelemek f. casuslamak, curnal etmek, gammazlamak, ihbar etmek, ispiyonlamak, jurnal etmek, müzevirlik etmek, rapor etmek, sır vermek, yetiştirmek
fitre i. bağış, hibe, iane, sadaka, teberru, yardım
fiyaka i. afi, afur tafur, caka, çalım, gösteriş, kibir, kurum, racon, tafra dey. afur tafur karş. sadelik
fiyaka yapmak f. şişinmek
fiyakacı s. gururlu, kibirli
fiyakalı s. cafcaflı, çalımlı, gururlu, güzel
fiyasko i. başarısızlık, bozgun, hezimet, rezalet, yenilgi dey. yüze göze bulaştırma
fiyat i. ayvaz, bedel, değer, eder, hediyesi, karşılık, kıymet, maliyet, narh, paha, rayiç, tarife, tutar, ücret
fiyat artışı i. bindirim
fiyat indirimi i. tenzilat
fiyat listesi i. tarife
fiyatı artmak i. zam gelmek
fiyatını yükseltme i. bindirim
fiyatlı s. masraflı, pahalı, tuzlu
fiyatta çekişme i. pazarlık
fiyonk i. boyunbağı, fular, kravat, papyon
fiyort i. koy, körfez
fizibilite i. olabilirlik, uygulanabilirlik, yapılabirlik
fizik i. gövde, yapı
fizyolojik i. somut
fizyonomi i. çehre, sıfat, sima, surat, tip, yapı, yüz
flaş i. aydınlık, far, fener, ışık, lamba
flama i. alem, bandıra, bayrak, fors, sancak
flört i. aşık, aşıktaş, canan, gözde, maşuk, metres, oynaş, sevgili
flört etmek f. arkadaşlık etmek, aşıktaşlık etmek, cilveleşmek, çıkmak, gezmek, kırışmak, kırıştırmak, konuşmak, kur yapmak, oynaşmak, sevişmek dey. arkadaşlık etmek, aşna fişne olmak, düşüp kalkmak, gönül eğlendirmek, işi pişirmek, mercimeği fırına vermek ? aşık, aşık olmak, beğenmek, çiftleşmek, düzmek, okşamak
flüt i. flavta, kaval
fobi i. çekingenlik, çekinme, dehşet, irkilme, kaçınma, korku, panik, perişanlık, perva, sakınganlık, sakınma, telaş, ürkme, ürkü, ürküntü, ürperiş, ürperme, ürperti, yılgı, yılgınlık, yılma karş. pervasızlık
fodul s. akılsız, böbürlenen, kibirli, övüngen, ukala
fokurdama f. fıkırdama, fıkırdamak, fıkırtı, fokurtu, kaynama, kaynamak
fokurdatmak f. haşlamak
fokurtu i. fıkırdamak, fokurdama
folk i. halk, sosyete
fon i. arka fon, birikim, dekor, görüntü, kaynak, ödenek, parasal olanaklar, zemin
fonksiyon i. görev, hizmet, iş, işlev, koltuk, makam, maslahat, memuriyet, meslek, mesuliyet, meşgale, mevki, ödev, rol, sorumluluk, uğraş, vazife
form i. biçim, boy bos, dış yüz, durum, duruş, endam, eşkal, giyim kuşam, giyiniş, giyinti kuşantı, görünüm, görünüş, gösteriş, heybet, imge, kalıp kıyafet, kılık, kılık kıyafet, kisve, manzara, model, motif, suret, şekil, şekil şemail, tip, üst baş karş. içyüz
forma i. atom, ayrıntı, biçim, bölük, bölüm, cüz, dilim, elbise, fasikül, giyim, kalem, kesinti, kesir, kesme, kılık, kırık, kırıntı, kırpıntı, kıyıntı, kıymık, kopuntu, külçe, küme, lokma, model, molekül, parça, resmi giysi, sayfa, tabaka, topak, üniforma, yaprak, yığın, yonga, zerre, zorunlu giysi karş. bütün
formalist i. formaliteci, şekilci
formalite i. âdet, biçim, formül, işlem, mevzuat, muamele, teşrifat, uygulama
formaliteci s. biçimci, formalist, şekilci
formül i. adet, çare, çıkar yol, çözüm yolu, formalite, işlem, muamele, örnek, reçete, yol, yöntem
fors i. bayrak, derman, etkililik, erk, flama, güç, hâl, iktidar, itibar, izzet, kudret, kuvvet, mecal, nüfuz, otorite, saygınlık, sulta, şiddet, takat, velayet, yeğinlik
forsa i. cariye, esir, köle, kul, tutsak
forslu s. acar, atak, atılgan, baskın, dişli, enerjik, erkli, güçlü, iktidarlı, kadir, keskin, kudretli, kuvvetli, muktedir, nüfuzlu, otoriter, selahiyetli, zorlu
fos s. adi, alelade, aşağı, bayağı, değersiz, hakir, havacıva, havai, havaiyat, hor, ıskarta, kıymetsiz, kof, kötü, küçük, naçiz, önemsiz, paçavra, pestenkerani, seviyesiz, tapon, turfa dey. ahım şahım birşey değil, beş para etmez, denizden bir avuç su, incir çekirdeğini doldurmaz/doldurmayan, kuru dâva, solda sıfır karş. değerli
fosil i. kadavra, naaş, ölü
fosurdamak f. fosurdatmak, pöfürdetmek, tellendirmek
fosurdatmak f. fokurdatmak, fosurdatmak, tüttürmek, yakmak
fotin i. ayakkabı, bot, çizme, paşmak, potin
fotomodel i. manken
fötr i. aba, başlık, çuha, keçe
frak i. elbise, resmi elbise
fraksiyon i. grup, kesim, klik
francala i. ekmek
frapan s. anıtsal, azametli, cafcaflı, çarpıcı, çekici, debdebeli, dilber, görkemli, gösterişli, gözalıcı, haşmetli, heybetli, ihtişamlı, latif, lüks, muhteşem, mükellef, olağanüstü, parlak, renkli, saltanatlı, süslü, şaşaalı, şahane, şaşırtıcı, şatafatlı, şevketli, tantanalı, tumturaklı dey. bir içim su, göz kamaştırıcı, güzeller güzeli, hayret uyandırıcı, hayretler uyandırıcı karş. sade
fren i. dizgin
frenk gömleği i. gömlek, mintan
frenleme i. engelleme
frenlemek f. aksatmak, alıkoymak, azaltmak, baltalamak, çelmelemek, direnmek, dizginlemek, döndürmek, durdurmak, engellemek, güçleştirmek, karşılamak, kesmek, ket vurmak, kösteklemek, menetmek, muhalefet etmek, önlemek, suikast yapmak, zaptetmek, zorlaştırmak dey. acı fren yapmak, ayak bağı olmak, engel çıkartmak, gem vurmak, güçlük çıkartmak, işini bozmak, işini güçleştirmek, karşı çıkmak, mani olmak, önünü almak/kesmek, sekteye uğratmak, set çekmek, yokuşa koşmak, zora koşmak, zor duruma getirmek, zorluk çıkartmak karş. desteklemek
frenlenmek f. kösteklenmek
frer i. rahip
frijider i. soğutucu
fuar i. çarşı, sergi, panayır, pazar, şölen
fuaye i. hol, koridor, sofa
fuhuş i. aşiftelik, fahişelik, hayasızlık, iffetsizlik, rezillik, sefahat
fukara i. aç, çıplak, düşkün, fakir, meteliksiz, muhtaç, parasız, sefil, sersefil, sıkıntıda, yoksul, yoksun, züğürt dey. dar gelirli, eli darda, eli sıkışık, ihtiyaç içinde, mahrumiyet içinde, sefalet içinde, sıçan düşse başı yarılır, sıkıntı içinde, yokluk içinde, zaruret içinde karş. zengin
fukaralık i. fakirlik, sefalet, sefillik, sıkıntı, yoksulluk, yoksun, zaruret
fukaraperver s. fedakar, insan, iyilikçi, lütufkar
fular i. atkı, boyunbağı, fiyonk, kaşkol, kravat
funda i. orman
fundalık i. ağaçlık, balkan, baltalık, çalılık, fidanlık, koru, koruluk, maki, orman, ormanlık, selva
furgon i. tren
Furkan i. Kur'an
fuzuli i. beyhude, boş, boşuna, faydasız, geçersiz, gereksiz, hayırsız, hükümsüz, kazançsız, kullanışsız, lüzumsuz, nafile, vahi, yaramaz, yararsız, zait karş. yarar
fuzuli s. beyhude, faydasız, geçersiz, hükümsüz, işe yaramaz, kârsız, lüzumsuz, yaramaz, yararsız, zait
füme i. dumanrengi, koyu gri, koyu kurşuni, kömürrengi
füsun s. afsun, efsun, bağı, büyü, gözbağı, sihir, tılsım
fütur i. bezginlik, bıkkınlık, bitkinlik, kasvet, umursamazlık, usanç
fütur etmemek f. aldırmamak, aşağısamak, azımsamak, bakmamak, dinlememek, hafifsemek, horlamak, küçümsemek, önemsememek, umursamamak, savsamak, saymamak karş. önemsemek
fütursuz s. aldırmaz, çekinmez, dikkatsiz, itinasız, korkusuz, önemsemez, pervasız, sudan, umursamaz
fütursuzca z. özensiz, rasgele, üstünkörü, şişirmece
füze i. bomba, dane, fişek, gülle, kumbar, kurşun, mermi, obüs, patlayıcı, roket, saçma, sıkı, şarapnel, torpil






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 4 ziyaretçi (60 klik) kişi burdaydı!