Sozluk Sitesi
  DERMATOLOJI SOZLUGU
 
DERMATOLOJİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ
 
 
adeno-
aden(o)-
Bezi ifade eden ön ek.
adenoma sebaseum
adenoma sebaceum
Tüberoz sklerozda yüzde, özellikle nazolabial olukta görülen kabarık kırmızı papüller. Aslında perivasküler fibromlardır; sebase bezler ikincil olarak tutulur.
adipoz
adiposis
Yağ depolanması, obezite.
aft
aphtha (apthous ulcers, canker sore)
Mukozanın sıklıkla çok sayıda görülen ağrılı, tekrarlayan ülserleri. Tekrarlayan aftöz stomatit olarak da tanımlanır. Özellikle ağız mukozasının herhangi bir yerinde hiperemik lezyon olarak başlar; vezikülopapüle ve ardından eritemli hale ile çevrili, yuvarlak ya da oval gri-beyaz zarla örtülü ülserlere dönüşür. Minör, majör ya da herpetiform aftöz ülserler şeklinde görülebilir. Etiyolojisinde birçok faktör rol oynayabilir, bazen sebep bulunamaz.
agminata
agminata
Grup yapan lezyonları ifade eder.
AIDS
acquired ımmun deficiency syndrome
Akkiz immün yetmezlik sendromu.
akanto-
acantho-
Dikensi veya çıkıntılı anlamına gelen eden ön ek.
akantolizis
acantholysis
Epidermal hücreler arası bağların kaybı sonucu dikensi tabakasındaki epidermal keratinositlerin birbirinden ayrılması, vezikül ya da büllerin oluşması. Pemfigus vulgaris ve keratozis folikülaris gibi hastalıklarda görülür.
akantoz
acanthosis
Epidermisin spinozum hücre katının artışı ve kalınlaşması.
akantozis nigrikans
acanthosis nigricans
Yüz, boyun, koltuk altı, kasıklar, dış genital organlar ve diğer fleksural bölgelerde simetrik olarak derinin papiller hipertrofisi, hiperkeratozu ve kahverengi pigmentasyonu sonucu kadifemsi görünüm alması. Ailevi olabilir, bazı endokrin bozukluklarla ve özellikle gastrointestinal karsinoma gibi malignitelerle iştirak edebilir.
akar
acarus, mite
1. Herhangi bir küçük böcek anlamında. 2. Acarina alt sınıfının çok küçük bir üyesi.
akne
acne
Pilosebase birimin kronik inflamatuar hastalığı. Sıklıkla akne vulgarisi ifade eder. Genellikle yüz ve gövdenin üst kısmında perifoliküler yerleşimli papül, püstül ve komedonlarla karakterizedir.
a agminata (a. agminata) önceleri bir tüberkülid olduğu kabul edilen yüzde yerleşen granülamatöz hastalık. Gençlerde sık görülür ve skatrisle iyileşir. Lupus miliaris disseminatus faciei.
a. ekskoriye (a. excorié) genellikle kadınlarda bazı psikolojik nedenlerle ekskoriye papüllerin görüldüğü bir tablo.
a. fulminans (a. fulminans) inflamatuar nodül ve plaklarla karakterize, poliartralji, destrüktif artrit, miyopati, ateş ve lökositozun eşlik ettiği ciddi bir akne formu.
a. keloid (a. keloid) pilosebase yapılar etrafında ikincil piyojenik infeksiyonla ilerleyen ve pilosebase yapılar etrafında keloidal skar bırakan akneiform hastalık. Genellikle boyun arkasında ve ensedeki foliküler orifislerin tıkanması sonucu kronik folikülit olarak başlar. Erkeklerde ve zencilerde daha sık görülür.
a. konglobata (a. conglobata) çok sayıda iri komedonlar, papül, püstül, apse ve kistlerle karakterize, genellikle skar bırakan ciddi bir akne formu.
bebek a.si (infantile a.) anneden bebeğe geçen androjenlere bağlı olarak yenidoğan döneminde görülen akne.
endokrin a.si (a. endocrine) Cushing hastalığı gibi bazı endokrin hastalıklar sonucu gelişen akne.
ilaç a.si (a. medicamentosa) sistemik kortikosteroitler, gonadotropinler, androjenler, brom, iyot ve anti-tüberküloz ilaçlar gibi ilaçların kullanımına ikincil olarak gelişen akne. Komedon görülmeyişi akne vulgarisden önemli bir farkıdır.
jüvenil a. (juvenile a.) yaklaşık beş yaşına kadar devam edebilen akne.
klor a. (chloracne) klorlu hidrokarbonların oluşturduğu akne.
kozmetik a. (a. cosmetica) yapısında lanolin, vazelin ve bitkisel yağlar bulunduran kozmetiklerin kullanımı nedeniyle gelişen akne.
mesleksel a. (occupational a.) yağlı maddeler ve katran ile uğraşan kişilerde ön kol ve uyluklarda görülen akne benzeri lezyonlar.
pomad a.si (pomade a.) bazı komodejenik pomadların kullanımı sonucu gelişen kozmetik aknesine benzer akne.
tropikal a. (a. tropicalis) sıcak ve nemli iklimlerde oluşan ciddi bir akne formu.
akneiform erüpsiyon
acneiform eruption
Akne lezyonlarına benzeyen perifoliküler papül ve püstüllerle seyreden deri döküntüsü.
aknitis
acnitis
Etiyolojisi bilinmeyen yavaş iyileşen bir erüpsiyon olan akne agminata veya lupus miliaris disseminatanın püstüler formu için sık kullanılmayan bir isim.
akro-, akral
acro-, acral
Ekstremite uçlarını ifade eder.
akrodermatitis enteropatika
acrodermatitis enteropathica
Çinko emilimindeki bozukluk nedeniyle uçlarda dermatit, alopesi ve ishal ile seyreden büyüme gerilemesi ve infeksiyonlara eğilime yol açan bir tablo.
akrodermatitis kontinua
acrodermatitis continua
El ve ayak parmaklarının distal falankslarından başlayan steril püstüllerle seyreden bir tablo. Püstüler psöriazisin lokalize formudur.
akrodinya
acrodynia
Pembe hastalık; Civa zehirlenmesi sonucu oluşan el ve ayaklarda şiddetli ağrılı şişme ile seyreden tablo. Eritrodermik polinöropati de denir.
akrogerya
acrogeria
Özellikle ekstremitelerin derisinde belirgin seyreden erken yaşlanma.
akrokeratoelastoidoz
acrokeratoelastoidosis
El ve ayak sırtlarında gözlenen bantlar şeklinde yerleşen saydam, sarı boynuzsu papüller. Plaklar oluşturabilirler. Lezyonlar dermal elastik doku değişikliklerini de içerir.
akrokeratoz
acrokeratosis
El ve ayakların sırtında, diz ve dirseklerde yerleşen boynuzsu hiperkeratotik lezyonları ifade eder. Ekstremiteleri etkileyen hiperkeratozdur.
akrokeratozis paraneoplastika
acrokeratosis paraneoplastica
Bazex sendromu. İç organ maligniteleri ile iştirakli el ve ayaklarda hiperkeratotik, psöriaziform lezyonların görüldüğü bir sendromdur.
akrokeratozis verrüsiformis
acrokeratosis verruciformis
El ve ayakların sırtında, diz ve dirseklerde yerleşen boynuzsu hiperkeratotik lezyonlar. Otozomal baskın geçen bir hastalıktır. Darier-White hastalığı ile ilişkilidir.
akrokordon
acrochordon (skin tag)
Boyunda ve kıvrım yerlerinde görülen, küçük, yumuşak, ince bir sapla deriye tutunan selim lezyonlar.
akropati
acropathy
Ekstremitelerin incinmesi ya da hastalığını ifade eder.
aktinik
actinic
Işık dalgaları ile ilgili anlamına gelir.
aktinik keratoz
actinic keratosis
Ultraviyole etkisine aşırı duyarlılık sonucu gelişen deri lezyonları. Açık tenli kişilerde sık görülür ve prekanseröz lezyonlar olarak kabul edilir. Yaklaşık olarak lezyonların % 20’si yassı hücreli kansere dönüşür. Genellikle güneşe açık vücut lokalizasyonlarında deriden hafif kabarık, kırmızı ya da pembe, yüzeyleri düzensiz, kum taşı gibi ya da pullu lezyonlardır.
aktino-
actino-
Güneş ışığı etkisiyle gelişen anlamında ön ek.
aktinomikoz
actinomycosis
Aktinomiçes suşları ile gelişen kronik, süpüratif bir infeksiyon.
akuajenik
aquagenic
Su ile temas sonucu oluşan anlamında.
akuminat
acuminate
Keskin sınırlı, keskin anlamında. Deri lezyonlarının şeklini anlatmak için kullanılır.
albinizm
albinism
Trozinaz yokluğu ya da eksikliği nedeniyle deri, saç ve gözleri etkileyen doğuştan mevcut hipopigmentasyon. Melanin ve pigment yokluğunu ifade eder.
albino
albino
Deri, saç ve gözlerde ileri derecede pigment yokluğu. Deri süt beyazı, saçlar beyazdır, gözlerde pupillalar koyu kırmızıdır ve pembe veya mavi iris vardır.
allerjen
allergen
İmmün yanıt oluşturan madde.
allerji
allergy
Antijenlere karşı değişmiş immünolojik reaktiviteyi ifade eder. 1. Birincil ya da ikincil olarak duyarlanmış kişilerde gelişen immün cevap 2. Konağa hasar verebilecek seviyede artmış immün cevap.
alkaptonüri
alkaptonuria
Tirozin metabolizmasındaki doğuştan bozukluk sonucunda gelişen fibröz kartilaj dokuda okside homogentisik asit birikimi ve koyu renk idrarla karakterize tablo.
allotrikia
allotrichia
Kılın karakterindeki özgül bir değişikliği ifade eder.
alopesi
alopecia
Vücudun normalde kıllı olan bölgelerindeki kılların kaybı. Sık kullanılan anlamıyla herhangi bir nedenle gelişen saç dökülmesidir.
a. adrojenik (a. androgenetic) saç foliküllerinde androjene bağımlı minyatürleşme sonucu gelişen erkek tipi saç dökülmesi.
a. areata (a. areata) ani ve sınırlı skatrissiz saç dökülmesi.
alopesi müsinoza
alopecia mucinosa
Sebase bez ve kıl folikülü dış kök kılıfında asit mukopolisakkaridlerin birikimi sonucu gelişen alopesik endüre papül ve plaklarla seyreden tablo.
amfi-
amphi-
Her iki yanda anlamında ön ek.
amfoterik
amphoteric
Her iki karakterin özelliklerini paylaşan, eşit olarak dengelenmiş anlamında.
amiantase
amiantasea
Saçlı deride infeksiyon ya da travmaya karşı reaksiyon olarak gelişen saç tellerine sıkıca yapışık, asbest benzeri, yumuşak pullara verilen isim.
anafilaksi
anaphylaxis
Duyarlı mast hücresi ve bazofillerden antikora bağımlı mediatör salınımı sonucu oluşan vazodilatasyon ve damar geçirgenliğinin artması ile seyreden alerjik reaksiyon.
anetoderma
anetoderma
Derinin maküler atrofisi. Gevşek deri anlamına gelir.
anhidrotik ektodermal displazi
anhidrotic ectodermal dysplasia
Deride anormal gelişim defektleri, ter bezlerinin olmayışı, kuru gözler ve diş gelişim defektleri ile karakterize kalıtsal bir durum. Terleme olmayışı özellikle sıcak ortamlarda normal vücut ısısının idamesini zorlaştırır. Kalıtım genellikle X‘e bağlıdır.
anhidroz
anhidrosis
Yeterli uyarana rağmen terlemenin olmayışı ya da deri yüzeyine ulaştırılamama durumu.
anjiyo-
angio-
Kan damarından oluşan anlamına gelir.
anjiyodiskinezi
angiodyskinesia
Kan damarı fonksiyon bozukluğunu ifade eder.
anjiyokeratoma
angiokeratoma
İleri derecede hiperkeratoz, dermal damarlarda genişleme ve akantoz sonucu oluşan kırmızı keratozik vasküler papüller.
anjiyolupoid
angiolupoid
Sarkoidozisde görülen, belirgin vasküler komponenti olan yumuşak, kırmızı, hemisferik nodül. Sıklıkla burun ya da gözün iç açısında yerleşir.
anjiyom
angioma
Doğumda ya da kısa süre sonra ortaya çıkan dermis ya da subdermis damarlarının hiperplazisi sonucu oluşan koyu kırmızı, düz ya da deriden kabarık damarsal tümörler.
anjiyoödem
angioedema
Anjiyonörotik ödem. Deri altı dokuyu etkileyen ürtiker tipidir.
ante-
ante-
Zamanından önce, ön pozisyonda anlamında ön ek.
anti-
anti-
Ters, zıt, çelişen anlamında ön ek.
antifungal
antifungal
Mantarları tahrip eden ya da çoğalmalarını durduran, mantar infeksiyonların tedavisinde etkili ilaçlar. Fungusidlerden farklı olarak etkilerini insan ve hayvan dokuları üzerinde gösterirler.
antifungus
antifungus
Mantarları öldüren ilaçlar. (Bu satır tamamen kaldırılabilir)
antihistaminik
antihistaminic
Deri mikrovasküler endotelinde bulunan histamin reseptörlerini histamin ile yarışarak bağlayan ve histaminin etkilerini önleyen ilaçlar. H1 reseptör ve H2 reseptör blokerleri olmak üzere iki tipi vardır.
antropofilik
anthropophilic
İnsan kaynaklı, konak olarak insanı tercih eden, insanda yaşayıp, üreyen anlamında.
annüler
annular
Halka şeklinde dizilmiş lezyon anlamında.
aplazi
aplasia
Bir organ ya da dokunun gelişmenin olmaması ya da büyümenin duraklaması.
apo-
apo-
Ayrılma, türeme, oluşma anlamına gelen ön ek.
apokrin
apocrine
Hücrelerin tepe parçasının ayrılarak sekresyona karışması sonucu hücresel materyal içeren sekresyonla ilgili anlamında. Meme duktuslarından yağ damlalarının sekresyonu, apokrin ter bezlerinde hücre içeren sekresyonunda olduğu gibi.
apokrin bez
apocrine gland
Geniş, dallanan, özel ter bezleri. Direkt deriye açılmazlar, sekresyon üst parça yoluyla kıl folikülü içine boşalır.
apoptoz
apoptosis
Keratinositlerde gözlenen programlı hücre dejenerasyonu ve ölüm biçimi. Hücreler homojen ve eozinofilik görülür. Metabolik aktivite gerektiren aktif bir olaydır; DNA’nın parçalara ayrılması ile karakterizedir. Apoptozla ölen hücreler genellikle inflamatuar cevap oluşturmazlar.
apse
abscess (boil)
Deri apsesi dermis ya da deri altı dokuda lokalize irinli materyalin birikimi ile oluşan kitle. Genellikle folikülit şeklinde başlar. Derin yerleştiğinde deri yüzeyinde cerahat belirgin olarak farkedilmez. Kırmızı, sıcak ve duyarlıdır. Zamanla yumuşar ve yüzeye açılarak cerahat dışarı boşalır.
araknizm
arachnism
Arachnida türü üyelerinin, özellikle örümceklerin ısırmalarına karşı gelişen reaksiyon
arjiri
argyria
Gümüş ve gümüş tuzları ile kronik maruziyet sonucu gelişen deri ve konjonktivaların kül rengine dönüşümü.
arkiform
archform
At nalı şeklinde anlamında.
Arthus fenomeni
Arthus phenomenon (reaction)
Duyarlı hayvan ya da insana antijen enjeksiyonu yapıldığında, enjeksiyon yapılan yerdeki dokuda immün kompleks oluşumu sonucu gelişen ödem, endürasyon ve hatta nekroz gelişimi.
atipik nevüs
atypical nevi
Normal görünüm dışında, daha büyük, düzensiz sınırlı, uniform olmayan renkler içeren nevüs. Düz ya da deriden kabarık olabilirler. Malignensi riski taşırlar.
atopi
atopy
Sık maruz kalınan çevresel faktörlere karşı aşırı Ig E üretimi ve değişmiş özgün olmayan reaktivite sonucu, deri ve mukoza bulgularına yol açan kalıtımsal yatkınlık.
atriki
atrichia
1. Kılların olmaması. 2. Kıl folikülü ile ilgili olmayan kutanöz bezleri ifade eder.
atrofi
atrophy
Dermatolojide epidermis, dermis ya da deri altı dokuyu ilgilendirebilen doku azalması. Normal deri çizgilerinin kaybı ile karakterizedir. 1. gevşek atrofik deri ince ve kırışıktır; sigara kağıdı gibi buruşturulabilir. Yüzeyi gerildiğinde ayna gibidir; alttaki kan damarları görülebilir. Uzatılarak çekildiğinde yavaş olarak eski haline döner. 2. sert atrofik deri ise gergindir; genellikle alttaki dokulara yapışıktır, güçlükle çekilir, katlanmaz, deri çizgileri ve foliküller kaybolmuştur.
Auspitz bulgusu
Auspitz sign
Psöriatik lezyonların kazınması ile parlak kırmızı zar ve noktavi kanama odaklarının oluşması. Papillamatöz sonucu görülür.
balm
balm
Rahatlatıcı ve iyileştirici gücü olan aromatik madde.
balzam
balsam
Çeşitli tropikal ve subtropikal ağaçlarda bulunan benzoik asit, sinnamik asit veya her ikisini ihtiva eden reçine ya da oleoresindir.
Peru b.(b. of Peru) orijinal olarak El Salvador’da bulunan Myroxylon pereirae’den elde edilen volatile oil ve reçine karışımı.
Tolu b.(b. of Tolu) Myroxylon balsamum’dan elde edilen karışım.
Bartholin bezi
Bartholin’s gland
Büyük vestibüler bez.
Bartholin duktusu
Bartholin’s duct
Sublingual bezin ön parçasından kaynaklanan büyük sublingual duktus.
Bateman purpurası
Bateman’s purpura
Senil purpura.
bazal hücre
basal cell
Epitelyal tabakada nispeten undiferansiye hücreler için kullanılan genel terim. Kök hücreleri gibi davranan daha özelleşmiş hücrelerdir. Epidermisde bazal hücrelerin bölünüp çoğalması spinozum, granüler ve boynuzsu tabaka hücrelerini oluşturur.
bazal hücreli karsinoma
basal cell carcinoma
En sık görülen deri kanseri. Özgün olarak bazal hücrelerden kaynaklanan malign tümör. Genellikle açık tenli kişilerde, güneşe açık deri bölgelerinde yerleşir.
Beau çizgileri
Beau’s lines
Kızamık, kızıl, pnömoni gibi şiddetli akut hastalıklar ve arsenik, talyum gibi zehirlenmeler sonucunda tırnakta gözlenen yatay çöküntüler.
Becker nevüs
Becker’s naevus
Pigmente epidermal kıllı nevüs. Tek taraflı, büyük ve üzerinde kıllar bulunan lekeler şeklinde görülür. Nevüs spilus tardus.
Behçet sendromu
Behçet syndrome
1937 yılında bir Türk dermatolog olan Hulusi Behçet tarafından tanımlanmış; oral ve genital mukozada ülserler, hipopiyonlu iridosiklit triadı gösteren bir sendrom. Sonraki yıllarda artrit, tromboflebit ve diğer sistem tutulumları ile seyreden çok sistem tutulumlu vaskülit olduğu anlaşılmıştır.
bejel
bejel
Cinsel temasla bulaşmayan ve Orta Doğuda endemik görülen Treponema pallidum hastalığı.
beriberi
beriberi
Tiamin ve diğer B vitaminlerinin yetmezliğine bağlı nutrisyonel yetmezlik tablosu.
Berloque dermatiti
Berloque dermatitis
Pigmente çizgisel foto-kontakt dermatit. Sıklıkla parfümlerde bulunan psöralenlerin (özellikle bergamot yağının) neden olduğu, genellikle boyunda görülen bir tablodur.
Besnier prurigosu
Besnier’s prurigo
Atopik dermatitde fleksural bölgelerde kaşıntı ve likenifikasyon ile karakterize prurigo tablosu.
Bier noktaları
Bier’s spots
Fizyolojik bir fenomen olarak gelişen turnike oklüzyonu veya bazen perniyotik sirkülasyon esnasında oluşan kırmızı veya beyaz noktalar.
Biett yakalığı
Biett’s collar (collarette)
İkincil sifilisde görülen papüllerin etrafındaki kabuk halkasına verilen isim.
Birbeck granülleri
Birbeck granules
Langerhans hücrelerinin spesifik özelliği olan çubuk şekilli trilaminate sitoplazmik organeller.
B-K mol
B-K mole
Displastik nevüs sendromu. Ailevi geçişli, yaşla sayılarında artma gözlenen ve malign melanomaya dönüş riski taşıyan nevüs sendromudur.
Blaschko çizgileri
Blaschko’s lines
Sistematize nevüslerin dağılım paterni ile belirlenen deri çizgi sistemi. Herhangi bir anatomik dağılımla ilgisi yoktur.
blasto-
blasto-
Tomurcuk anlamında, erken gelişme ile ilgili ön ek.
blefarit
blepharitis
Göz kapağı inflamasyonu.
blefaroşalazi
blepharochalasis
Üst göz kapağının sarkması ya da düşmesi.
blenorajika
blenorrhagica
Reiter sendromunda el ve ayak tabanlarında görülen eritemli zeminde sirsine yerleşen hiperkeratozik lezyonlar.
blueberry-muffin bebek
blueberry-muffin baby
Doğuştan kızamıkçık veya diğer doğuştan infeksiyonlarda görülen yenidoğan dermal eritropoiesis odakları. Mor-kırmızı renkteki bu odaklar Amerikan yaban mersinine benzemesi nedeniyle bu isimle anılır.
Bockhart impetigosu
Bockhart’s impetigo
Stafilokoklar tarafından oluşturulan yüzeysel foliküler püstüller.
Boeck sarkoidi
Boeck’s sarcoid
Sarkoidozis.
Boston ekzantemi
Boston exanthem
Echo virüs 16’ya bağlı infeksiyon.
botriyomikoz
botryomycosis
Stafilokok, pseudomonas veya diğer Gram negatif organizmalara bağlı gelişen aktinomikozise benzeyen, kronik granülomatöz nodüller. Aktinofitoz.
Bowen hastalığı
Bowen's disease
Epidermis içinde atipik yassı hücre proliferasyonu sonucu gelişen, potansiyel olarak malign, insitu karsinoma. Yavaş ilerleyen, hafif kabarık, eritemli, pullu plaklarla karakterizedir.
Brocq’un eritemli peribukkal pigmentasyonu
Brocq’s erythrose peribuccale pigmentaire
Genellikle orta yaşlı kadınlarda görülen yanak çevresinde eritemli pigmentasyon tablosu.
bromhidrozis
bromhidrosis
Artmış ve değişmiş terleme sonucu terin kötü kokulu oluşu. Genellikle aksiller apokrin orijinli terlemede gözlenir. Ekrin bromhidrozis de oluşabilir.
Brooke tümörü
Brooke’s tumor
Trikoepitelyoma, epitelyoma adenoid kistikum.
Buerger hastalığı
Buerger’s disease
Alt ve üst ekstremitelerin distalindeki küçük ve orta çaplı arterleri tutan, segmenter, inflamatuar ve tıkayıcı hastalık.
Tromboangiitis obliterans.
bubon
bubo
Özellikle boyun, aksilla veya ingüinal lokalizasyonlarda şişmiş, inflame lenfatik bezler. Genellikle vebada görülen lenf bezleri için kullanılır.
Burrow pastası
Burrow’s paste
Burrow solüsyonu, lanolin ve çinko past karışımı.
Burrow solüsyonu
Burrow’s solution
% 2-5’lik alüminyum asetat solusyonu. Dermatolojide ıslak pansumanlarda kullanılır.
buruli ülseri
buruli ulcer
Mycobacterium ulcerans tarafından oluşturulan soliter, sert, ağrısız nodülle başlayıp ülsere ilerleyen infeksiyon. Searl ülseri.
Buschke-Loewenstein tümörü
Buschke-Loewenstein tumor
Özellikle genital mukozalarda lokalize olan dev siğiller. Histopatolojisinin malign görünümde olması nedeniyle verrüköz karsinom adı da verilir. Dev kondiloma aküminata.
Bül
bullae
Seröz ya da seropürülen sıvı içeren yuvarlak veya düzensiz şekilli kabarcıklar. 0.5-1 cm’den daha büyüktürler. Tek ya da multiloküler olabilirler. Bül sıvısı intraepidermal ya da subepidermal yerleşmiş olabilir.
büllöz pemfigoid
bullous pemphigoid
Klinik olarak gergin, subepidermal büllerle seyreden kronik, otoimmün büllü hastalık. Yaşlılarda görülür ve pemfigusdan daha selim gidişlidir.
Caroli triadı
Caroli’s triad
Hepatit B infeksiyonunda görülen ürtiker, artralji ve başağrısı üçlemesi.
Casal yakalığı (boyunluğu)
Casal’s necklace, collar
Pellegrada yüz, boyun ve üst göğüste simetrik olarak yerleşen eritem ve pigmentasyon bölgesi.
Castellani boyası
Castellani’s paint
Bazik fuksin, karbolik ve borik asit, aseton ve rezorsinolden oluşan boya. Epidermofitonlarda kullanılan bu boya günümüzde az kullanılmakta veya modifiye formları kullanılmaktadır.
Celsus’un inflamasyonun dört temel bulgusu
Celsus’s four cardinal sign of inflammation
Celsus’un tanımladığı inflamasyonun dört temel bulgusu: eritem (rubor, redness), ödem (swelling, tumor), ısı artışı (calor, heat) ve ağrıdır (pain, dolor).
Charcot eklemleri
Charcot’s joints
Geç sifilisde görülen tabes dorsalis tablosunda duyu kaybı sonucu gelişen, kalça, diz ve dirseklerin ağrısız distorsiyonu.
chilblain
chilblain
Başlıca el, ayak parmakları ve kulaklarda görülen, düşük ısıya cevap olarak gelişen vasküler reaksiyon.
Civatte cisimcikleri
Civatte’s bodies
Yüzeysel dermise itilmiş olan eozinofilik, ölü keratinositler. Başlıca liken planusda rastlanır. Kolloit cisimcikler, hiyalin cisimcikler, sitoid cisimcikler.
Civatte poikiloderması
Civatte’s poikiloderma
Genellikle kadınlarda boyun yan yüzleri veya yüzde görülen telanjiyektazi ve atrofi ile birlikte noktalı veya retiküle pigmentasyon.
Clutton eklemleri
Clutton’s joints
Doğuştan sifilisde görülen ağrısız eklem effüzyonu.
Crosti lenfoması
Crosti’s lymphoma
Yaşlı erkeklerin sırtında görülen T-hücre lenfoması tipi.
Crowe bulgusu
Crowe’s sign
Aksiller çillenme, nörofibromatozusun tanı kriterlerinden biri.
çil
freckle
Güneşe açık deri bölgelerinde görülen açık kahverengi maküller. Özellikle açık tenli kişilerde gelişir. Efelid.
d’emblée
d’emblée
Aniden gelişen, prodromu olmayan anlamında.
Dabska tümörü
Dabska’s tumour
Endovasküler papiller anjiyoendotelyoma.
dakro-
dacro-, dacryo-
Lakrimal aparatusla ilgili anlamında.
daktilit
dactylitis
Parmakları etkileyen inflamasyonu ya da infeksiyon.
dandruf
dandruff
Saçlı derinin kuru kepeklenmesi. Pitriasis simpleks kapitis, scurfy scalp.
Darier bulgusu
Darier’s sign
Ürtikerya pigmentozalı hastalarda derinin ovulmasını takiben yerel eritem, ürtiker ve kaşıntının gelişmesi. Tanı için yardımcı bir bulgudur.
Darier-Roussy sarkoidi
Darier-Roussy sarcoid
Epiteloid orijinli, tüberküloit histolojisi gösteren özgün olmayan deri altı lezyonlar için kullanılan yanlış bir terim.
 Morgan lekeleri
 Morgan spots
Erişkin yaşlarda görülen edinsel vasküler proliferasyonlar. Cherry anjiyoma, senil anjiyoma.
Degos akantoma
Degos’s acanthoma
Alt ekstremitelerde genellikle soliter olarak görülen, yavaş gelişim gösteren, keskin kenarlı, kırmızı nodül veya plakla karakterize lezyon. Clear-cell akantoma.
dekalvans
decalvans
Genellikle steril püstüllerle seyredip atrofik skatrisli saç kaybına neden olan folikülit.
demografi
demography
Irk, evlilik, mortalite, doğurganlık, sağlık gibi parametrelerin incelenmesi.
Dennie-Morgan kıvrımları
Dennie-Morgan folds
Atopik dermatitli kişilerde görülen infraorbital katlantılar. Çocuklarda daha belirgin farkedilir. Gözün iç kantusundan başlayarak dışa doğru uzanan tek ya da çift deri katlantısı şeklindedir.
depigmentasyon
depigmentation
Deride melanin pigmentinin azalması veya kaybolması sonucu deri renginin azalması.
Dercum hastalığı
Dercum’s disaese
Simetrik, hassas, çok sayıda sınırlı yağ depolanmalarının gelişmesi. Obez ve menapozal kadınlarda sık görülür. Nörolipomatozus doloroza.
deri testi
skin test
Duyarlı maddenin epikutan ya da intradermal uygulanması ile ani ya da gecikmiş tip aşırı duyarlılığın değerlendirildiği testler.
dermabrazyon
dermabrasion
Derinin üst tabakalarının kontrollü soyulmasını sağlayan abraziv, cerrahi bir işlem. Derideki ince kırışıklıklar, küçük skarlar ve tatuaj gibi lezyonları gidermek için uygulanır.
dermal
dermal
Dermis ile ilgili anlamında.
dermal irritasyon
dermal irritation
Fizik ya da kimyasal ajanlarla tek ya da multipl maruziyetler sonrasında oluşan yerel deri reaksiyonu. Yerel hücre ölümü sonucu eritem ve ödem gelişir.
dermatit
dermatitis
Egzama.Kutanöz inflamasyonla karakterize tablolar için kullanılan genel terim.
alerjik kontakt d.(allergic contact d.) çeşitli maddelere karşı alerjik duyarlılığa bağlı gelişen kontakt dermatit. Bu maddeler gecikmiş tip aşırı duyarlılığın sonucu inflamasyon oluştururlar.
atopik d. (atopic d.) genetik olarak belirlenen kronik inflamatuar alerjik hastalık. Reaginlere artmış duyarlılık sonucu alerjik rinit, astım ve kaşıntı ile karakterize tablodur.
fotoalerjik d. (photoallergic d.) önceden duyarlanmış kişilerde kimyasal bir madde ve güneş ışığı ile maruziyet sonrası gecikmiş tip aşırı duyarlılık nedeniyle oluşan dermatit.
fototoksik d. (phototoxic d.) kimyasal madde teması ile başlatılan immünolojik olmayan mekanizma ile oluşan fotosensitivite tipi.
eksfoliatif d. (exfoliative d.) alttaki bir deri hastalığı veya primer bir hastalığa ikincil veya idiopatik olarak gelişebilen derinin yaygın, eritemli pullu tutulumu.
d. herpetiformis (d. herpetiformis) derinin şiddetli kaşıntılı, yaygın, grup halinde, simetrik yerleşimli vezikül ve papüllü kronik hastalığı. Yaşlı hastalarda malignensi ile iştirakli olabilir. Glutene duyarlı enteropati vardır.
irritan d. (irritant d.) derinin tahriş edicilerle tekrarlayan temasları ardından alerjik olmayan mekanizma ile gelişen reaksiyonu.
kontakt d. (contact d.) deriye temas eden materyal ya da maddelere karşı reaktivite sonucu oluşan akut veya kronik deri reaksiyonu. Alerjik ya da alerjik olmayan mekanizmalarla oluşabilir.
mesleksel d. (occupational d.) iş nedeniyle temas edilen maddelere karşı gelişen tekrarlayan kontakt dermatit.
perioral d. (perioral d.) genellikle genç kadınlarda, ağız çevresinde, etiyolojisi bilinmeyen, papüler erüpsiyon olarak başlayan, ardından eritem ve kabukla devam eden bir tablo.
d. repens (d. repens) üst ekstremitelerde lokalize tek taraflı ve tek plakla seyreden akral püstüllü dermatoz.
seboreik d. (seborrheic d.) saçlı deri, nazolabial sulkuslar gibi seboreik bölgelerde görülen kronik inflamatuar deri hastalığı.
d. sinerensis (d. cinerensis) yüz, gövde ve üst ekstremitelerde simetrik değişik boyut ve şekillerde kül grisi renginde maküllerle karakterize bir deri hastalığı. Ashy dermatoz.
d. toksikodendron (d. toxicodendron) genellikle zehirli sarmaşık, zehirli meşe gibi bitkilerle temas sonrası başlayan alerjik kontakt dermatit.
dermatofibrom
dermatofibroma
Yavaş büyüyen, yaklaşık bir cm boyutlarında selim deri nodülü. Dermisde dağınık hemosiderin pigmenti ve lipit makrofajları ile kollapsa uğramış kapillerlerle çevrili kötü sınırlı hücresel fibröz doku ile karakterizedir.
dermatofibrosarkom
dermatofibrosarcoma
Genellikle deride endüre nodül olarak başlayan ve yavaş büyüme ile genişleyen fibrosarkom. Yerel olarak yayılma eğiliminde oldukça saldırgan bir tümördür.
dermatofit
dermatophyte
Deri üzerinde parasitik olan mantarlar. Epidermofiton, Mikrosporum ve Trikofiton türlerini içerirler.
Dermatofitid
dermatophytid
Dermatofit infeksiyonlu kişilerde mantarın kendisi ya da metabolik artıklarına karşı gelişen duyarlılık. Dermatofit infeksiyonu dışında bir lokalizasyonda egzamatize ya da ürtikeryal lezyonlar şeklinde görülebilir. İd reaksiyonu.
dermatofitoz
dermatophytosis
Dermatofitler  tarafından oluşturulan derinin korneum tabakasının, saç ve tırnakların yüzeysel infeksiyonu. Epidermofitoz.
dermatoglifik
dermatoglyphics
El ve ayak parmakları, avuç içi ve ayak tabanı derisindeki karakteristik epidermal çizgiler.
dermatoid
dermatoid
Deriye benzeyen, deri gibi anlamında.
dermatoşalazi
dermatochalasis
Gevşek deri. Kutis laksa,
dermatom
dermatome
Tek bir arka spinal sinirin (duyu sinir) duyulandırdığı deri alanı.
dermatomikoz
dermatomycoses
Çeşitli mantarlar tarafından oluşturulan deri ve eklerinin yüzeysel infeksiyonu.
dermatomiyozit
dermatomyositis
Kaslarda inflamasyon ve deri bulguları ile karakterize otoimmün bağ dokusu hastalığı.
dermatopatik
dermatopathic
Dermatopati. Deri hastalıkları veya tedavileri ile ilgili anlamındadır.
dermatoz
dermatose
Deri hastalıklarının jenerik ismi.
-dermi-
-dermia-
Derinin patolojik durumları için kullanılan ek.
dermik
dermic
Deri veya dermis ile ilgili anlamında.
dermis
derm (derma)
Deride epidermisin altında yer alan, epidermisi destekleyen bağ dokusu katı. Mezodermden gelişir. Başlıca kollagen ve elastinden lifler, epidermal ekler, sinirler, damarlar ve çeşitli hücreler içerir.
dermografi
dermographia
Deride basınç ya da friksiyon gibi travmaların ardından gelişen geçici, kabarık ürtikeryal lezyon.
dermoit kist
dermoid cyst
Disembriyoplazik inklüzyonlara bağlı olarak gelişen deri, saç ve diş gibi üç primer embriyonik germ tabakasından bir ya da daha fazlasını içeren kist.
dermopati
dermopathy
Herhangi bir deri hastalığı. Dermatopatik.
dezmoplastik
desmoplastic
Trikoepitelyoma çevresindeki kalın, sklerotik, kollagen stroma için kullanılan terim. Son yıllarda nevoid ve malign lezyonlar için kullanılmaktadır.
dev kıllı nevüs
giant hairy nevus
Doğuştan, üzeri sıklıkla kıllı olan büyük nevüs. % 5-10 oranında malign melanomaya dönüş riski taşır.
Devergie hastalığı
Devergie’s disease
Pitriasis rubra pilarisin diğer adı.
dhobi
dhobi
Kasıklarda yerleşen mantar hastalığı (Tinea kruris) için kullanılan bir terim. (hiç duymadım ve görmedim?)
diyaskopi
diascopy
Cam bir baskı uygulanarak kanın damarlardan boşalmasına dayanan bir deri muayene metodu. Lupus vulgarisde oluşan elma jölesi görünümü tanı için patognomoniktir.
dis-
dys-
Zorluk anormal, bozulmuş anlamında ön ek.
dishidroz
dyshidrosis
1. Terlemede zorluk 2. Ter retansiyonuna bağlı avuç içi ve parmaklarda akut veziküler erüpsiyon.
diskeratotik
dyskeratotic
Epidermal hücrelerin anormal ya da prematüre keratinizasyon göstermesi. Bu hücreler koyu eozinofilik sitoplazmalı küçük koyu boyanan çekirdekli hücrelerdir.
diskromi
dyschromia
Deride görülen anormal renk değişikliği. Deri renginde koyulaşma, rengin azalması ya da tamemen kaybolması şeklinde görülebilir.
displastik nevüs sendromu
dysplastic nevus syndrome
Klinik olarak atipik görünüşlü ve malign melanoma gelişme riski taşıyan nevüslerin görüldüğü ailevi bir hastalık.
displastik nevüs
dysplastic nevi
Çapları 5 mm den daha büyük, düzensiz sınırlı, uniform olmayan değişik renk içeren atipik nevüs. Genellikle düz yüzeylidir, kısmen deri yüzeyinden kabarıklık gösterebilir.
dissebase
dissebasea
Yağ bezlerinin fonksiyon bozukluğunun akne ve sebore tablosu dışındaki şekilleri için kullanılan terim.
distrofi
dystrophy
Büyümede anormal form, yanlış gelişme anlamında.
diutinum
diutinum
Uzamış, uzun süreli anlamında.
Dohi akropigmentasyonu
Dohi’s acropigmentation
Ekstremitelerin simetrik renk değişikliği.
Duhring-Brocq hastalığı
Duhring-Brocq disease
Dermatitis herpetiformis sinonimi.
Dupuytren kontraktürü
Dupuytren’s contracture
Parmaklarda fleksural deformiteye yol açan palmar fasiyada fibröz kalınlaşma.
döğme
tattoo
Pigment maddesinin deri içine enjekte edilmesi sonucu oluşturulan kalıcı şekiller, mürekkep veya boya ile yapılan deri boyamaları.
efelid
ephelid
Genellikle yüze yerleşen, küçük, kahverengi maküller. Güneşin etkisiyle artış ve koyulaşma gösterirler.
egzema
eczema
Çeşitli ekzojen ve endojen ajanlara karşı inflamatuar reaksiyon olarak gelişen kaşıntılı dermatit. Akut safhada eritem, ödem ve veziküller, kronik safhada ise likenifikasyon, deri kalınlaşması ve pigmentasyon değişiklikleri ile karakterizedir.
dishidrotik e. (dyshidrotic e.) avuç içi ve ayak parmaklarında, özellikle parmak yan yüzlerinde gelişen, tekrarlayan, kaşıntılı veziküler egzamatöz erüpsiyon.
numuler e. (nummular e.) genellikle alt ekstremitelerde inflame deride para şekilli lezyonlarla karakterize bir egzama formu.
egzematöz
eczematous
Egzama karakteri gösteren lezyon.
ek-, eks
ec-, ex
Sız, eksiz, olmaksızın anlamında ön ek.
ekimoz
ecchymosis
Deri ve mukozalarda geniş alanları kaplayan, 2 mm çapından daha büyük, kırmızı ya da mor maküler, purpurik lezyonlar.
eks-
ex-
Dan, uzak, dışı anlamında ön ek.
eksfoliyasyon
exfoliation
Derinin tabakalar ya da pullar tarzında ayrılması.
ekskoriyasyon
excoriation
Mekanik nedenlerle oluşan, nokta ya da doğrusal şekilli deri soyulmaları. Genellikle yalnızca epidermisi ilgilendirirler, bazen papiller dermisi de etkiliyebilirler.
ektazi
ectasia
Damarın veya duktusun dilatasyonu. Dermatolojik olarak genellikle kan ya da lenfatik damar genişlemesi olarak tanımlanır.
ektima
ecthyma
Genellikle bacaklarda görülen, üzeri krutlu, derin ülseratif piyojenik infeksiyon. Streptokoklarla ya da stafilokoklarla gelişebilir.
ekto-
ecto-
Dışa doğru anlamında ön ek.
ektopik
ectopic
Beklenen lokalizasyon ya da düzenlenmenin dışında, farklı yere yerleşmiş anlamında.
ekzantem
exanthema
Deride görülen infeksiyöz orijinli eritemli döküntüler.
ekzantem subitum
exanthema subitum
Bebek ve çocukları etkileyen kısa süreli, akut viral hastalık. Etken Herpes virüs tip 6 olduğundan 6. hastalık olarak da bilinir.
ekzo-
exo-
Dış, dışa doğru anlamında ön ek.
ekzostoz
exostosis
İnflamasyon ya da travmaya bağlı olarak gelişen kemiklerin çıkıntı yaparak selim büyümesi.
elastoreksiz
Elastorrhexis ? (Doğru yazılışını bulamadım)
Elastik fibrillerin bozulması. Lifler azalmış, kötü dizilmiş ve parçalanmıştır.
enantem
enanthem
Mukozalarda görülen ve infeksiyöz orijinli eritemli döküntüler.
epi-
epi-
Üzerinde, yakın, bitişik anlamında ön ek.
epidermik (epidermal)
epidermic (epidermal)
Deri ile ilişkili anlamında. Bir ilacın deri yolu ile verilmesi için de kullanılır.
epidermis
epidermis
Derinin çok katlı skuamöz epitel tabakası. Sürekli bölünen bazal tabaka hücreleri tarafından oluşturulan, spinozum, granülozum ve korneum hücrelerini içerir ve yüzeyden dökülerek dirençli bir yüzey örtüsü oluşturur.
epidermodisplazya verrüsiformis
epidermodysplasia verruciformis
Değişmiş hücresel aracılıklı immünite sonucu gelişen otozomal çekinik geçişli bir tablo. Human papilloma virüsleri ile oluşur, deri neoplazmlara dönüş riski taşıyan verrüköz papüllerle karakterizedir.
epidermoid
epidermoid
Epidermis gibi, epidermisi ilgilendiren anlamında.
epidermolizis bülloza
epidermolysis bullosa
Kalıtımsal geçişli bir grup büllü hastalık. Genelllikle doğumdan itibaren, özellikle el ve ayaklarda travma sonrası büllerin oluşumu, ikincil bakteriyel infeksiyonlar, bazı formlarında uçlarda destrüksiyonlar, özofagus strüktürleri, malnütrisyon gibi ciddi komplikasyonlarla karakterize tablodur.Epidermolizis bülloza simpleks, epidermolizis bülloza distrofika ve jonksiyonelepidermolizis bülloza olmak üzere başlıca üç grup hastalık tablosu olarak görülebilir.
epidermolizis bülloza, akkiz
epidermolysis bullosa acquisita
Ailevi geçiş göstermeyen, erişkin yaşlarda başlayan epidermolizis bülloza formu.
epidermotropizm
epidermotropism
Epidermise doğru hareket anlamına gelir.
epiloia
epiloia
Tüberoz sklerozun temel bulgularından olan epilepsi, düşük zeka ve adenoma sebaseumu ifade eden kelime.
epitel
epithelium
Deri ve mukozayı örten hücre tabakaları.
epulis
epulis
İnflamasyon, tümör ya da herhangi bir nedenle gingivanın lokalize şişmesi.
eritem
erythema
Kapiller konjesyon sonucunda deri yüzeyinde görülen kırmızı maküller. Diaskopi ile kaybolurlar.
eritema ab igne
erythema ab igne
Uzun süre yanık oluşturmayacak ısıya maruz kalınmasının ardından deride gelişen kalıcı, ağsı eritem veya kahverengi-kırmızı pigmentasyon.
eritema annülare
erythema annulare
Deride halka şeklinde keskin sınırlı eritemli lezyon.
eritema giratum
erythema gyratum
Ortadan iyileşip, hızla aktif kenardan ilerleyerek, halka ya da şekil çizen eritemli deri lezyonları.
eritema induratum
erythema induratum
Histopatolojik olarak granülom yapısı, vaskülit ve nekrozla karakterize bir pannikülit. Genellikle postmenapozal ve dolaşım bozukluğu olan kadınların alt bacak arka yüzlerinde tekrarlayan, eritrosiyonotik nodül ve plaklardır, ülserasyon ve skar gelişebilir.
eritema infeksiyozum
erythema infectiosum
Human parvovirüslere bağlı akut viral infeksiyon. Çocuklarda ateş, tokatlanmış görüntü veren tipik fasiyal eritemli döküntü ile karakterizedir.
eritema kronikum migrans
erythema chronicum migrans
Lyme hastalığının başlangıç lezyonu. Kene ısırmasının ardından birkaç saat ya da birkaç gün sonra deride lokalize çevreye doğru yayılarak halka yapan eritemli lezyon şeklinde gelişir.
eritema marjinatum
erythema marginatum
Romatizmal ateşde nadiren görülen tipik ilerleyici ve geçici soluk merkezli, pembe lezyon.
eritema multiforme
erythema multiforme
Herpes simpleks, mikoplazma infeksiyonu ve ilaçlar gibi bazı etiyolojik faktörlerle oluşan bir aşırı duyarlılık tablosu. El, ayaklar ve yüzde target lezyonlar, ürtikeryal plaklar ve büllerle karakterizedir.
eritema nodozum
erythema nodosum
Tibia ön yüzlerinde hassas, kırmızı nodüllerle karakterize pannükülit ve vaskülit. Başlıca kadınlarda görülür. Streptokoksik infeksiyonlar gibi bazı infeksiyonlara, penisilin ve oral kontaseptifler gibi bazı ilaçlara ve malignansiler, gebelik gibi durumlara reaksiyon olarak gelişir.
eritematik
erythematic
Eritem ile ilgili, belirgin deri kırmızılığı olan anlamında.
eritematöz
erythematous
Eriteme yol açan ya da eritemli anlamında.
eritrazma
erythrasma
Vücudun kıvrım bölgelerinde, derinin kronik, Corynebacterium minutissimum tarafından oluşturulan yüzeysel bakteriyel infeksiyonu. Keskin sınırlı, eritemli, kuru, hafif pullu, yavaş yayılan yamalarla karakterizedir.
eritro-
erythro-
Kırmızı anlamında ön ek.
eritromelalji
erythromelalgia
Ekstremitelerin eksersiz ve sıcakla tetiklenen ağrılı eritemi. Eritermalji, Eritralji.
eritroplazi
erythroplasia
Mukozaların ağrısız, lokalize plakları. Sigara içme, tütün çiğneme, travma gibi sebeplerle gelişebilir ve in situ karsinom olarak kabul edilir.
erizipel
erysipelas
Grup A hemolitik streptokoklar tarafından oluşturulan derinin akut, yüzeysel infeksiyonu. Lezyon sıcak, parlak kırmızı, ödemli, endüre ve ağrılı keskin sınırlı plak tarzındadır. Eskiden St. Anthony's fireolarak bilinirdi.
erizipeloid
erysipeloid
İnfekte balık ve deniz ürünleri ile temas eden kişilerin ellerinde Erisipelotriks insidioza tarafından oluşturulan infeksiyon. Yerel ödem ve eritemle seyreden hafif formu, ateş ve endokardit gibi sistemik bulgularla seyreden difüz formu görülebilir.
erozyon
erosion
Epidermisin bazal zar üzerindeki kaybı. Skatris bırakmadan iyileşirler. Vezikül, bül ya da püstüllerin açılmasını izleyerek oluşabilirler.
espundia
espundia
Mukokütanöz leishmaniazis formu. Nazal ve oral mukozayı etkiler.
estiomen
esthioméne
Lenfogranüloma venerumda görülen vulva ve klitorisin verrüköz, papillomatöz, fistüllü ve skarlı destrüktif lezyonları için kullanılan isimlendirme.
estival
aestival
Yaz ile ilgili, yaza ait anlamında kullanılır.
fajedenik
phagedenic
Hızlı yayılan veya derinleşen ülserler için nadiren kullanılan bir terim.
faktisyal
factitial
Artifisyel, yapay olarak oluşturulan anlamında. Artefakt.
fasit
fasciitis
Deri altı fasiyasının inflamasyonu.
eozinofilik f. (eosinophilic f.) deri ve fasyanın eozinofilik infitrasyon ve kalınlaşmasına yol açan tablo. Deri yüzeyinde ilerleyici kızarıklık, ısı artışı ve sertleşme ile karakterizedir.
nekrotizan f. (necrotizing f.) şiddetli selülit gibi başlayan ve hızla yayılarak yüzeysel ve derin  fasiyayı etkileyen, fulminan seyreden, grup A streptokok infeksiyonudur. Deri altı damarlarda tromboz oluşumu kangrenle sonuçlanır.
favus
favus
Saçlı derinin Trichophyton shoenleinii tarafından oluşturulan mantar infeksiyonu. Karakteristik fincan şekilli krutlar, nemli zemin ve kırmızı yüzey gösterir, skatrisyel alopesiye neden olur.
felon
felon
Parmak yastıkçıkları ve tırnak kıvrımlarının akut irinli infeksiyonu için az kullanılan bir terimdir. Whitlow.
Fernandez reaksiyonu
Fernandez reaction
Leprada dharmendra antijenine karşı oluşan gecikmiş tip aşırı duyarlılık reaksiyonu. 24-48 saat sonra okunur.
fibroma
fibroma
Fibroblastların selim tümörü. Genellikle ekstremiteler veya gövdede sert kıvamlı, ağrısız, pembe veya sarımsı renkte değişik boyutlarda deriden kabarık küçük tümörler şeklinde görülürler.
fibrozis
fibrosis
Fibroblast artışı ile birlikte kollagen liflerin normal düzenlerinin bozulması.
filiform
filiform
İplik benzeri, ipliksi anlamında.
filiform papilla
filiform papillae
Dil yüzeyinde epitelyal hücre sıralarının koni şekilli diziliminden kaynaklanan ipliksi görüntüsü.
fissür (yarık, derin çatlak)
fissure (craquelé)
Derinin bütünlüğünü bozan, epidermiste ve nadiren dermiste bulunan derin yerleşmiş doğrusal çatlaklar. Küçük, ince veya santimetrelerce uzunlukta keskin sınırlı yarıklara kadar değişen büyüklükte görülebilirler. Kuru, nemli, kırmızı, düz, düzensiz veya dallanmış görüntüde olabilirler.
fistül
fistula
İç organlarla vücudun yüzeyi arasında anormal pasaj oluşturan kanal. Genellikle bu pasajlardan vücut sekresyonları sızar.
flebektazi
phlebectasia
Venlerin anormal dilatasyonu ile oluşan retiküler, vasküler lezyonlar.
Flegel hastalığı
Flegel’s disease
Ayaklarda ve alt ekstremitelerde sarımsı-kahverengi kaba yüzeyli küçük keratotik lezyonlarla karakterize bir deri hastalığı. Hiperkeratozis lentikülaris perstans.
flegmazi
phlegmasia
Şiddetli inflamasyon için kullanılan terim.
flegmon
phlegmon
Mikroaerofilik streptokoklarla oluşan, deri ve deri altı dokularının difüz yayılan inflamatuar reaksiyonu. Süpüratif veya gangrenöz lezyon derin deri altı dokulara ve kaslara yayılabilir.Flegmon selülit.
flikten
phlycten
1. Yanık bülü için kullanılan terim. 2. Özellikle göz kapağı konjonktivasında oluşan küçük vezikül veya bül şeklindeki ısrarlı lezyon.
fogo selvagem
fogo selvagem
Brezilya’da görülen endemik bir pemfigus foliaseus tipi. Endemik büllü hastalık.
follikül
follicle
Epidermal hücrelerin dermis veya deri altı dokuya doğru uzanmasıyla gelişen, kılın içinde büyüdüğü kanal. Sebase bezler folikül içine açılır.
folliküler
follicular
Folikülü etkileyen, folikül içeren anlamında.
Fordyce granülleri
Fordyce spots
Dudak vermillonu, dudak iç yüzü ve oral mukozada yerleşen ektopik sebase bezler.
-form
-form
Şekil ya da biçim ifade eden son ek.
Forscheimer bulgusu
Forscheimer’s sign
Rubellanın erken prodromal döneminde damakta görülen makülopapüler döküntü.
Fort Bragg fever
Fort Bragg fever
Leptospiral infeksiyona bağlı gelişen iyi sınırlı pretibial eritematöz döküntü görülen febril sistemik hastalık. Pretibial ateş.
foto-
photo-
Işığın rolünü ifade eden ön ek.
Fournier bulgusu
Fournier’s sign
Sifilis ve yawsda görülen tibianın kavis yapması.
Fournier dişleri
Fournier’s teeth
Doğuştan sifilisde görülen diş malformasyonu.
Fournier gangreni
Fournier’s gangrene
Özellikle erkek genital organlarda görülen, fulminan seyreden, bazen alttaki kaslara kadar ilerleyen kangren. Streptokoklar, stafilokoklar, koliform basiller ve hatta anaerop bakteriler etken olabilir.
Fowler solüsyonu
Fowler’s solution
Arsenik likör, potasyum arsenik solüsyonu.
Fox-Fordyce hastalığı
Fox-Fordyce disease
Aksilla, meme başı ve genital bölgedeki apokrin bezlerin tıkanması sonucu gelişen, şidetli kaşıntılı, kronik papüler erüpsiyondur. Liken aksillaris, apokrin miliaria.
Frank bulgusu
Frank’s sign
Akkiz olarak gelişen oblik kulak lobu oluklanması. Tam geliştiğinde diyabet ve koroner hastalık riski göstergesi olarak kullanılan bir bulgudur.
Frei hastalığı
Frei’s disease
Lenfogranüloma venerum.
Frei testi
Frei’s test
Lenfogranüloma venerum tanısında sınırlı değer taşıyan intradermal test.
furonkül
furuncle
Kıl folikülünden köken alan alan, stafilokoksik, lokalize piyojenik infeksiyon.
Futcher çizgileri
Futcher’s lines (Voigt line)
Alt bacakların posteromedial yüzü ya da üst kolların anterolateral bölgesinin pigmentasyonunun keskin sınırlı çizgilerini ifade eder.
gangoza
gangosa
Yaws ve Amerikan leishmaniazisinde görülen yüzün ortasında mutile edici destrüksiyon ve deforme edici rinofarenjit.
Gibert hastalığı
Gibert’s disease
Etiyolojisi kesin olarak bilinmeyen, eritemli pullu, kendi kendini sınırlayan deri hastalığı. Pitriasiz rosea.
glabroz
glabrous
Pürüzsüz anlamındadır. Sıklıkla kılsız derinin düz yüzeyini ifade etmek için, kıl folikülü olmayan deri anlamında kullanılır.
glomus
glomus
Zengin innerve arteriol içeren top şekilli nörovasküler cisimler.
glomus tümörü
glomus tumour
Özellikle ekstremitelerde yerleşen enkapsüle ve şiddetli ağrılı, glomuslardan kaynaklanan tümör. Globanjiyoma.
glossodini
glossodynia
Dilde ağrı, ağrılı dil anlamında.
gnatofima
gnathophyma
Çenede, özellikle çene ucunda inflame rozaseiform nodül.
Goeckerman tedavisi
Goeckerman regimen
Psöriasisde kullanılan katran ve UVB kombine uygulamasından oluşan tedavi biçimi.
gom
gom
Patojen mikroorganizmaların dokulardaki etkisi sonucu oluşan reaksiyona bağlı nodülden daha büyük lezyonlar. Tipik olarak tersiyer sifilis ve tüberkülozda görülür.
Gottron bulgusu
Gottron’s sign
Dermatomiyozitisde metakarpal ve proksimal interfalingeal eklemler üzerlerinde görülen eritematöz papüller.
granülom
granuloma
Çeşitli stimuluslara cevap olarak gelişen, belli ölçüde doku yıkımı ve tamiri ile karakterize, makrofaj birikimi ile oluşan kronik nodüler inflamatuar lezyon.
granüloma annülare
granuloma annulare
Etiyolojisi bilinmeyen, deride lokalize halka şekilli veya yaygın yerleşimli papül ve nodüllerle karakterize selim granülomatöz hastalık.
granüloza
granulosa
Epidermisin granüler tabakası.
hamartom
hamartoma
Normal olarak bulunan dokuların yer olarak uygun olmayan lokalizasyonlarda birikimi ile oluşan selim tümör ya da tümoral lezyon.
Hansen hastalığı
Hansen’s disease
Lepra.
Heaf testi
Heaf test
Tüberkülozda kullanılan intradermal multipl-punkture testi.
Heberden purpurası
Heberden’s purpura
Henoch-Shönlein purpurası.
Hebra prurigosu
Hebra’s prurigo
İyi beslenemeyen kişilerde gelişen prurigoya verilen isim. Muhtemelen atopiklerde görülen papüler ürtikerdir.
Heck hastalığı
Heck’s disease
Ağız içinde çok sayıda, yumuşak, mukoza renginde selim nodüler lezyonlar. Fokal epitelyal hiperplazi.
hemanjiyom
hemangioma
Arteriyel ve venöz sistemler arasındaki anormal birleşme oluşturan arteriovenöz anastomozlardan meydana gelen kapiller oluşumlar. Çoğu doğuştandır ve fetal hayatta anjiyoplastik dokudan oluşur.
kapiller h. (capillary h.) genellikle baş ve boyunda lokalize olan keskin sınırlı, donuk kırmızı, kubbe şekilli hemanjiomlar. Hızla büyürler ve genellikle skar bırakmadan gerileyip involüsyona uğrarlar. Genellikle doğumda mevcutturlar ya da ilk birkaç ay içinde belirgindirler.
kavernöz h. (cavernous h.) büyük dilate kan damarlarından oluşan, sıklıkla çok miktarda kan içeren vasküler tümörler. Deri, deri altı doku, bazen karaciğer, dalak, pankreas gibi visseral organlar ve beyinde görülebilirler. Tipik yüzeysel lezyon parlak-koyu kırmızıya hatta maviye kadar değişen renklerdedir.
hematom
hematoma
Masif tümör benzeri deri içi ya da deri altı kanamaları. Kan damarı duvarlarındaki zedelenme sonucu doku, organ ve boşluklara lokalize kan birikmesidir.
hemosideroz
hemosiderosis
Vücut dokularında, özellikle karaciğer ve retiküloendotelyal sistemde veya venöz yetmezlik durumlarında alt bacak derisinde doku hasarı yapmaksızın demir depolanması.
herpes
herpes
1.Orijinal olarak yayılan ve yavaşça şekil değiştiren erüpsiyonu anlatmak için kullanılan terim. Doğrusal bir dizilimde gruplar halinde veziküler erüpsiyon özelliği gösteren herpes simpleks, herpes zoster ve herpes gestationesde kullanılır. 2. Herpes virüsü tarafından oluşturulan, küçük intraepidremal veziküllerle karakterize inflamatuar deri hastalığı. Tek başına kullanıldığında herpes simpleks ya da herpes zosteri anlatır.
genital h. (h. genitalis) Cinsel temasla bulaşan herpes simpleks tip 2 nin oluşturduğu infeksiyon.
h. gestatiyonis (h. gestationis) Gebelerde veya postpartum olarak gelişen, sonraki gebeliklerde tekrarlayan, kaşıntılı, polimorf deri döküntüleri gösteren otoimmün hastalık.
h. labialis (h. labialis) Herpes simpleks tip 1 tarafından oluşturulan dudak ve ağız çevresi infeksiyonudur. Stres, güneş ışığı, ateş ve diğer hastalıklar nedeniyle başlayabilir.
h. simpleks (h. simplex) Herpes simpleks virüsü insanlarda gingivostomatit, farenjit, oral ve dudak mukozası lezyonları, proktit ve genital lezyonlardan sorumlu.
h. zoster (h. zoster) Su çiçeği etkeni olan herpes zoster virüsünün reaktivasyonu sonucu gelişen vücudun bir yarısında, bir dermatoma sınırlı, ağrılı veziküllerle karakterize infeksiyöz tablo. Shingles.
herpetiform
herpetiform
Herpes benzeri lezyon anlamına gelir.
hetero-
hetero-
Diğer, ikisinden biri, farklı anlamında kullanılan ön ek.
heterokromi
heterochromia
Normal olarak tek renk beklenen durumlarda iki ya da daha fazla renk görülmesi, farklı renkler içeren anlamında.
hidradenitis süpürativa
hidradenitis suppurativa
Başlıca koltuk altı ve kasıklardaki apokrin ter bezlerinin inflamasyonu sonucu gelişen, multipl apselerle seyreden kronik tablo. Kemoterapi alan hastalarda nadir bir varyant olan nötrofilik ekrin hidradenitis görülebilir. Hidradenitis, hidrozadenit.
hidro-
hidro-
1. Ter anlamında,ter ile ilgili ön ek. 2. Su anlamında ön ek.
hidroa
hydroa
Sulanan veziküllerle karakterize durum, hidroa estivale ve hidroa vacciniforme için kullanılır.
hidroa vaksiniforme
hydroa vacciniforme
Çocukluk çağında güneşe açık bölgelerde yaz aylarında tekrarlayan veziküler ve büllöz erüpsiyon.
hidrokistoma
hidrocystoma
Apokrin sekretuar bezlerin kistik proliferasyonu sonucu gelişen ter bez adenomasının kistik formu. Sıklıkla göz çevresinde dış kantüsde yerleşir.
hiemalis
hiemalis
Kış ile ilgili hastalıkları ifade eder.
hifa
hypha
Kompleks bir ağ oluşturan mantar yapının bir üniti.
higroma
hygroma
Kistik lenfanjiyoma ve diğer sıvı dolu tümör tipleri için kullanılır.
hiper-
hyper-
Aşırı, fazla, normalden daha fazla anlamında ön ek.
hipergranüloz
hypergranulosis
Epidermal granüler tabaka hücrelerinin sayıca artması.
hiperkeratoz
hyperkeratosis
Epidermal keratinize tabakanın kalınlığının artması. Ortokeratoz tipinde epidermal hücreler çekirdeklerini kaybetmiştir, Parakeratoz tipinde keratinize hücreler çekirdeklerini kaybetmemişlerdir.
hiperpigmentasyon
hyperpigmentation
Deride melanin pigmentasyonunun artması sonucu ortaya çıkan renk koyulaşması.
hiperplazi
hyperplasia
Epidermal hücre artışı sonucu epidermisin kalınlaşması.
hipo-
hypo-
Az, altında, normalden az anlamında ön ek.
hipogranüloz
hypogranulosis
Epidermal granüler tabaka hücrelerinin sayıca azalması.
hipopigmentasyon
hypopigmentation
Melanin pigmentinin azalması ya da kaybolması sonucu deride gözlenen renk azalması.
Hippocrat tırnağı
Hippocratic nail
Genişlemiş, konveksliği artmış, tırnak yatağı dokusunda hiperplazi gelişen tırnaklar. Çomak parmak, akropati.
hirsutizm
hirsutism
Kadınlarda erkek tipi kıllanmayı ifade eder.
histiyositoz
histiocytosis
Histiyosit proliferasyonu sonucu gelişen herhangi bir tabloyu ifade eder.
histo-, histiyo-, histi-
histo-, histio-, histi-
Doku, özellikle histiyosit ihtiva eden doku anlamında kullanılan ön ek.
histriks
hystrix
Genellikle kalıtsal, deride çizgisel yerleşen kahverengi verrüköz nevüs formu ya da iktiyozisi ifade eder.
holokrin
holocrine
Sebase bezlerde olduğu gibi asinilerin granüler hücrelerinin tam dejenere olduğu sekresyon anlamına gelir. Komple ayrılma ifade eder.
Homan bulgusu
Homan’s sign
Ayağın zorlu dorsifleksiyonu esnasında baldırda hissedilen ağrı. Tromboflebiti düşündürür.
Hunter glossiti
Hunter’s glossitis
Makrositik anemi ile ilişkili dilin yüzeysel atrofisi.
Hutchinson anjiyoma
Hutchinson’s angioma (Angioma serpiginozum)
Toplu iğne başı büyüklüğünde serpijinöz dizilim gösteren çok sayıda anjiyomlar.
Hutchinson dişleri
Hutchinson’s teeth
Doğuştan sifilisde görülen derin konsentrik çentikler gösteren kemer, kanca veya tornavida şekilli dişler.
Hutchinson triadı
Hutchinson’s triad
Doğuştan sifilisde görülen keratitis, sinir sağırlığı ve diş deformitelerinden oluşan üçlü bulgu.
Hutchinson’un melanotik çilleri
Hutchinson’s melanotic freckle
Sıklıkla yüz gibi güneşe açık bölgelere sınırlı, açık ve koyu kahverengi, siyah renk tonları gösteren noktalı pigmentasyonlu, maküler kutanöz malign melanom tipi. Yavaş büyür ve nadir metastaz gösterir. Lentigo maligna.
Hutchinson-Boeck hastalığı
Hutchinson-Boeck disease
Sarkoidozis.
idiyopatik
idiopathic
Sebebi bilinmeyen, bilinen bir nedeni olmayan, internal veya eksternal bir faktör nedeni ile gelişmeyen hastalık anlamında kullanılır.
iktiyol
ichthyol
Fosilize artıklarda zengin olarak depolanan bituminousun distilasyonundan elde edilen dogal katran benzeri bileşik. Antiinflamatuar ve vazokontrüktif etkileri vardır.
iktiyoz
ichthyosis
Deride kuruluk hissi ve inflamasyonsuz, ince pullarla karakterize bir grup keratinizasyon bozukluğu hastalığı. İktiyoz tablolarının çoğu genetik geçişlidir. Bazen geç yaşlarda akkiz olarak görülebilir, bu durumda genellikle malignensi gibi çeşitli sistemik hastalıklarla eşlik eder.
imbrikatus
imbricatus
Tabakalanmış, kiremit gibi üst üste binmiş lezyonları ifade eder.
immersiyon ayağı
immersion foot
Uzun süre (48 saatten fazla) ılık su içinde kalan ayaklarda gelişen derinin masere görünümü ve dermatit. Genellikle askerlerde ve savaş esnasında siperlerde gelişen bir tablodur.
impetigo
impetigo
Grup A streptokok veya stafilokokkus aureus tarafından oluşturulan derinin bulaşıcı yüzeysel infeksiyonu. Genellikle çocuklarda burun ve ağız çevresinde yerleşir. Karakteristik olarak eritemli zeminde kolay yırtılan vezikül ve püstüller görülür.
infarktüs
infarct
Vaskülit ya da bakteriyel emboli gibi nedenlerle kan damarlarının tıkanmasına bağlı olarak deride nekroz alanlarının oluşması. Yerel oksijen yetmezliği sonucu gelişen doku ölümüdür.
infra-
infra-
Altında, aşağı anlamında ön ek.
inkarnatus
incarnatus
Yeniden oluşum anlamında. Kıl dönmesi ya da tırnak batması gibi durumlarda doku içine ilerleme anlamına gelir.
inkontinensiya
incontinentia
Aşırı, ılımlı olmayan, sınırlanamayan anlamında.
i. pigmenti (i.pigmenti) Gövdede dağınık, düzensiz pigmenasyonlarla karakterize, kadınlarda görülen doğuştan bir pigmentasyon hastalığı.
inter-
inter-
Arasında, paylaşmış anlamında ön ek.
intertriginöz
intertriginous
Derinin birbirine sürtündüğü bölgeler ve bu bölgelerle ilgili durumları ifade eder.
intertrigo
intertrigo
Aksilla, inguinal, intergluteal ve boyun kıvrımları, meme altları ve parmak araları gibi derinin birbirine temas eden bölgelerinde görülen sürtünme, nemlilik ve ter retansiyonu sonucu gelişen inflamatuar bir tablo.
intradermal
intradermal
Deride, deriye uygulanan, deri yolu ile verilen ilaç anlamında kullanılır.
intradermal test
intradermal tests
Duyarlandırıcının enjekte edilmesi ile yapılan deri testi.
intralezyonel
intralesional
Lezyon içine direkt ilaç veya madde enjeksiyonu.
iskemi
ischemia
Bir organ bölümüne kan akımında yetersizlik, arteriyel yetmezlik.
-it
-itis
İnflamasyon anlatan son ek.
izo-
iso-
Aynı, eşit anlamında ön ek.
izomorfik
isomorphic
Aynı forma sahip anlamında.
izomorfik reaksiyon
isomorphic reaction
Kobner fenomeni.
Jacobi poikiloderması
Jacobi’s poikiloderma
Noktalı hiper ve hipopigmentasyon, atrofi ve telanjiyektazi bulunduran deri lezyonu. Poikiloderma atrofikans vaskülare.
Jacquet eritemi
Jacquet’s erythema
Diaper bölgenin dermatiti, kenarları krater görünümünde olan yuvarlak yüzeysel ülserlerle seyreden diaper dermatit tipi. Jacquet dermatiti.
Janeway lezyonları
Janeway’s lesions
Bakteriyel endokarditte görülen, tenar ve hipotenar çıkıntılarda yerleşen küçük eritemli maküler veya minimal nodüler hemorajik lezyonlar.
Jarisch-Herxheimer reaksiyonu
Jarisch-Herxheimer reaction
İnfektif orijinli hastalıkların kuvvetli antimikrobial tedavisi sonrasında 1-2 saat içinde ateş yükselmesi, miyalji, taşikardi, hipotansiyon ve lezyonların fokal alevlenmeler gösterdiği reaksiyon.
Jessner-Kanof lezyonu
Jessner-Kanof lesion
Derinin selim lenfositik infiltrasyonu. Genellikle güneşe açık lokalizasyonlarda yerleşen keskin sınırlı, inflamatuar kırmızı renkli plaklar şeklinde görülür.
kafeola lekeleri
cafe au lait spots
Deride açık ya da koyu kahverengi, çeşitli büyüklüklerde olabilen hiperpigmente lekeler. Nörofibramatozis tip1 tanısında 1.5 cm’den büyük en az beş leke bulunması anlamlı olarak değerlendirilir.
kairo kanseri
kairo cancer
Sıcak bir cisimle ısınma sonucu temas bölgesinde oluşan sıcakla ilişkili deri karsinomu.
kala-azar
kala-azar
Leishmaniazisin sistemik formu.
kalıtsal anjiyonörotik ödem
hereditary angioneurotic edema
Kalıtsal anjiyoödem, Quicke hastalığı. Genetik geçişli anjiyoödemdir. Protein C1 esteraz inhibitör yetmezliği nedeniyle kompleman sisteminin aktivasyonu sonucu tekrarlayan anjiyoödemlerle karakterizedir.
kallus
callosity
Fizik, basınç, sürtünme gibi travmalar sonucunda epidermisin korneum tabakasında lokalize kalınlaşma, hiperkeratoz gelişimi. Nasır.
kalsifilaksi
calciphlaxis
Hipersensitif kişilerde patolojik değişiklikler sonucu sistemik veya lokalize kalsiyum birikiminin başlatılması. Özellikle böbrek yetmezliğinin terminal safhasında deride ekimoz ve ülserasyonlara ilerleyen kalsiyum birikimleri olarak görülür.
kandidiyaz
candidiasis
Genellikle Candida albicans tarafından oluşturulan, vücudun mukozal ya da nemli deri bölgelerinde lokalize olan yüzeysel infeksiyon. Bebeklerde, diyabetlilerde, bağışıklık sisteminin baskılandığı hastalarda oral, özofageal, respiratuar ve genital mukozalar tutulur. Nadiren sistemik infeksiyonlar ve endokardite rastlanabilir.
kang kanseri
kang cancer
Isıtıcılı yataklarda yatanlarda rastlanan, büyük trokanter kası üzerinde gelişen epitelyoma ab igne için kullanılan adlandırma. Çin’de görüldüğü bildirilmiştir.
gangren
gangrene
Dokuların fizyopatolojik bir nedenle yıkımı ya da kan akımının kesilmesine bağlı olarak oluşan doku kaybı.
kangri kanseri
kangri cancer
Isıtılmış mangal kömürü ile dolu çanak kapların temas ettiği deride gelişen epitelyoma ab igne için kullanılan adlandırma. Keşmir’de görüldüğü bildirilmiştir.
Kaposi sarkomu
Kaposi’s sarcoma
Yumuşak, mor renkli nodüllerle karakterize vasküler bir tümör. Multiple idiyopatik hemorajik sarkomadır. Sıklıkla AIDS ile iştirakli olarak görülür.
Kaposi’nin variselliform erüpsiyonu
Kaposi’s varicelliform eruption
Viral orijinli generalize vezikülopüstüler erüpsiyon. Özellikle atopik kişilerde Herpes simpleks, vaksinya ve muhtemelen coksaki A16 virüslerinin dissemine infeksiyonu şeklinde görülür. Egzama herpetikum (herpes virüse bağlı), egzama vaksinatum (vaccina virüsüne bağlı).
kaput meduza
caput medusae
Portal tıkanıklıkta, karın duvarında görülen kıvrılmış, paket yapmış, genişlemiş venler. Medusa başındaki yılan figürüne benzediğinden bu isim verilmiştir.
karbonkül
carbuncle
Deri ve deri altı dokuda yerleşen birbiri ile bağlantılı birden fazla fronkül gruplarından oluşan stafilokoksik nekrotizan infeksiyon.
karotenemi
carotenaemia
Karoten ihtiva eden havuç gibi gıdaların diyetle fazla alınması veya beta-karoten kullanılmasını takiben deride sarımsı renk değişiminin gözlenmesi. En sık avuç içi ayak tabanlarında belirgindir.
karyoreksis
karyorrhexis
Hücre çekirdeklerinin parçalanması. Nekrozun göstergesidir.
Kawasaki hastalığı
Kawasaki disease
Mukokutanöz lenf nodu sendromu.
keilit
cheilitis (cheilosis)
Dudakların ödemli, çatlak ve vezikülasyonla karakterize inflamasyonu. Genellikle güneş etkisi, vitamin veya mineral yetmezliğine bağlı olarak gelişir.
keloid
keloid
Yara iyileşmesinin aşırı fibröz doku gelişimi ile sonlanmasına bağlı sert, hipertrofik skarlar.
kepekli döküntü
branny desquamation
Deride küçük, kepeğimsi pullar.
keratin
keratin
Saç, tırnak ve derinin başlıca proteini.
keratinize epitel
keratinizing epithelium
Keratinden zengin tabaka içeren epitel.
keratinosit
keratinocyte
Epidermisin keratinize tabakasının hücreleri. Karakteristik intermediate filament proteini olan sitokeratin içerirler, desmozomlarla birbirlerine bağlanırlar.
kerato-
kerato-
Boynuzsu tabaka anlamında ön ek.
keratoakantom
keratoacanthoma
Klinik ve histopatolojik olarak yassı hücreli karsinomaya benzeyen selim, nonneoplastik, genellikle kendini sınırlayan deri tümörü. Soliter, multipl ya da erüptif formlarda görülebilir.
keratoderma, palmoplantar
keratoderma, palmoplantar
Avuç içi ve ayak tabanında aşırı keratin oluşumu sonucu korneum tabakası kalınlaşması ile karakterize kalıtsal bir grup hastalık.
keratolitik
keratolytic agents
Keratini eriten, kornifiye epitelde veya derinin boynuzsu tabakasında deskuamasyon ve yumuşamaya yol açan maddeler.
keratoz
keratosis
Korneum tabakasının hiperplazisi. Deriye sıkıca yapışık boynuzsu büyümeler.
keratozis follikülaris
keratosis follicularis
Darier hastalığı.Yavaş ilerleyen otozomal baskın geçişli keratinizasyon bozukluğu tablosu. Lezyonlar deri renginde ya da pembemsi papül ve plaklarla başlar, zamanla daha koyu renkli, yağlı krutlarla kaplı, yer yer vejetasyon gösteren kötü kokulu lezyonlara dönüşür.
kerion
kerion
Özellikle zoofilik dermatofit türleri ile oluşan saçlı derinin mantar infeksiyona bağlı inflamatuar granülomatöz lezyon.
kıllı lökoplazi
hairy leukoplakia
Dilde, yüzeyinde keratinize papillaların çıkıntılı oluşundan dolayı kıllı görünüme sahip beyaz plak tarzında lezyon. Başlıca AIDS’li hastalarda rastlanır. Etken Epstein Barr virüsüdür.
kızamık
rubeola (measles)
Paramiksovirüs ailesinden kızamık virüs tarafından oluşturulan akut döküntülü hastalık. Hafif ateş, kuru öksürük, yanak mukozalarında beyaz lekeler (Koplik lekeleri) ve yüzden başlayarak yayılan eritemli deri döküntüsü ile karakterizedir.
kızamıkçık
rubella (German measles, rubeola)
Toga virüs ailesinden rubella virüs tarafından oluşturulan akut ve genellikle selim çocukluk çağı infeksiyonu. Üst solunum yolu infeksiyonu bulguları ve ateşle başlar, postauriküler ve servikal lenfadenopati gelişir ve başdan başlayarak jeneralizayon gösteren pembe deri döküntüleri ile karakterizedir.
kist
cyst
İçinde sıvı ya da yarı katı materyal bulunduran kese şeklinde bir oluşum. Deri yüzeyinden oval veya hemisferik papül ya da nodül gibi hissedilebilir, ancak lastik kıvamındadır.
klavus
clavus (corn)
Özellikle el ve ayaklardaki kemik çıkıntıları üzerinde sürtünme veya travmaya bağlı gelişen hiperkeratoz türü. Nasır.
kleft
cleft
Epidermis içinde dermoepidermal bölgede görülen ve içinde sıvı bulunmayan boşluklar.
kloazma
chloasma
Genellikle yüzde görülen yamalı pigmentasyon. Kadınlarda ve gebelik sırasında daha sık rastlanır.
Koebner fenomeni
Koebner phenomenon (reaction)
İzomorfik reaksiyon. Psöriasis gibi bazı deri hastalıklarında sağlam derinin travmatize edilmesi ile 10-12 gün sonra hastağın tipik lezyonlarının oluşturulmasıdır.
Koenen tümörleri
Koenen’s tumors
Tüberoz sklerozda görülen periungual fibromlar.
Kogoj’un süngerimsi püstülü
Kogoj’s spongioform pustule
Aktif veya püstüler psöriazisde görülen polimorf nükleer lökositler ihtiva eden epidermal püstüller.
koilonişi
koilonychia
Kaşık tırnak. Kenarları kalkık ve ince tırnak distrofisi. Bazen demir eksikliği anemisi ile beraberdir.
kollajen
collagen
Bağ dokusunun ana proteini. Büyük, gergin, esnek fibrillerden oluşur.
komedon
comedon
Sebase foliküldeki yağlı tıkaçlar. Akne vulgarisin tipik bulgusudur. Kapalı (beyaz) ve açık(siyah) komedonlar gözlenebilir.
kondiloma
condyloma
Epidermal spinozum hücre tabakasındaki hipertrofiye bağlı olarak gelişen siğil benzeri lezyon. Genellikle viral veya sifilitik orijinli genital ve perianal lezyonlar için kullanılır.
kondiloma aküminata
condyloma acuminata
Verrüka anogenitalis.Human papilloma virüsleri tarafından oluşturulan özellikle dış genital organlar ve perianal bölgede lokalize dev siğiller, vegetatif kitleler oluşturarak orifisleri örtebilirler. Genellikle cinsel temasla bulaşırlar.
konglobat
conglobata
Grup yapan kitleler, lezyonların gruplaşmasını ifade eder.
konjenital
congenital
Doğuştan. Doğumda mevcut olan anlamında.
konjenital pigmente nevüs
congenital giant pigmented nevus
Doğumda mevcut olan büyük, pigmente ve sıklıkla kıllı olan nevüs.
Koplik lekeleri
Koplik’s spots
Kızamıkda prodromal dönemde yanak mukozasında görülen, eritemli zeminde grimsi merkezli düzensiz kırmızı noktalar. Patognomoniktirler.
kozalji
causalgia
Bir periferal sinirde inkomplet lezyonu izleyen şiddetli, yanıcı ağrı, bununla birlikte sıklıkla düz, parlak deri, belirgin terleme ve aşırı duyarlık tablosu.
kraurozis
kraurosis
Mukozaların kuruluğunu ifade eden eski terim. Özellikle vajina ve vulvanın kuruluğu ve vulvanın primer atrofisini ifade eder.
kriyo-
cryo-
Soğuk anlamında ön ek.
krisiyazis
chrysiasis
Dokuda altın partiküllerinin depolanması. Genellikle uzun süre parenteral altın tedavisi alan kişilerde görülür.
krut
crust
Epitelyal veya bakteriyel artıklarla karışmış, serum, kan veya cerahatın kuruması ile oluşan kabuklar.
Kryle hastalığı
Kryle’s disease
Hiperkeratozis folikülaris ve perifolikülaris. Nedeni bilinmeyen, başlıca omuzlarda ve kollarda dermisi penetre eden keratotik tıkaçlarla karakterize hiperkeratotik lezyonlardan oluşan tablodur.
ksantelazma
xanthelasma
Göz kapaklarında lipit birikimine bağlı olarak gelişen simetrik sarı plaklar.
ksanto-, ksant-
xanth-, xantho
Altın, sarı anlamında ön ek.
ksantom
xanthoma
Dokuda köpük hücreleri şeklinde lipit içeren hücrelerden oluşan infiltratın deri, tendonlar ve mukozalarda yerleşmesi ile oluşan selim lezyonlar. Genellikle lipit metabolizma bozukluğu ile karakterizedir.
ksero-
xero-
Kuru anlamı veren ön ek.
kseroderma
xeroderma
Kuru deri, iktiyozis.
kserozis
xerosis
Deri kuruluğu anlamında.
Queyrat eritroplazisi
Queyrat’s erythroplasia
Genital mukozanın intraepidermal karsinoması. Sünnetsiz erkeklerde glans penis ve prepusyumda, kadınlarda vulvada yerleşen keskin kenarlı, kırmızı, parlak kadifemsi yüzeyli plaklarla karakterizedir.
Quincke ödemi
Quincke oedema
Anjiyoödem. Deri altı dokunun ödemi sonucu gelişen derin yerleşimli ürtiker formudur.
kundak bezi dermatiti
diaper rash
Sıklıkla 3-12 haftalık bebeklerin kundak bezi bölgesinde oluşan sınırlı tahriş ve eritem. Tahriş genellikle idrar, feçes nedeniyle oluşan kronik nemliliğe ikincildir.
Kutane?
Kutanöz?
Kutis?
 
 
kutis laksa
cutis laxa
Deride gevşeklik, kıvrım bölgelerinde sarkma oluşumunu ifade eder.
Kveim testi
Kveim test
Sarkoizda sarkoid dokudan hazırlanan antijenin intradermal enjeksiyonu ile yapılan tanı koydurucu bir test. Uygulamadan 6 hafta sonra oluşan papülün histopatolojik incelemesi ile tanı doğrulanır.
lamel
lamella
1. İnce tabaka 2. Yaprak tarzında pul oluşumunu tanımlamak için kullanılır.
Langerhans hücresi
Langerhans’ cell
Dentritik, antijen sunan doku makrofajları. Başlıca epidermisde dikensi tabaka bulunurlar. Dopa negatif, karakteristik raket şekilli granüller (Birbeck granüleri) ihtiva eden hücrelerdir.
Langerhans tabakası
Langerhans’ layer
Epidermisin granüler tabakası.
Langhans dev hücresi
Langhans’ giant cell
Epiteloid makrofajların birleşmesi ile oluşan multinükleer dev hücreler. Tipik olarak tüberküloz granülomlarda bulunur. Yabancı cisim dev hücrelerine benzerler, fakat çekirdekler periferde yerleşmiştir.
lanolin
lanolin
Koyun yağından elde edilen, yağ asitleri, kolesterol esterlerinin karışımından oluşan bir maddedir. Su tutucu özelliğinden ve deriden kolayca emildiği için dermatolojide krem ve pomad formunda formülüze edilerek kullanılır.
lanügo
lanugo
Yenidoğanlarda bütün vucudu kaplayan ve doğumdan hemen sonra dökülen ince, yumuşak, tüyümsü kıllardır.
Lassar patı
Lassar’s paste
Salisilik asitli çinko oksit pastı.
Leishmanin testi
Leishmanin test
Kutanöz leishmaniazis tanısında kullanılan intradermal test.
lentigo
lentigo
Deride yaşla ve güneşe maruz kalınması ile paralel olarak artan düz, pigmente lekeler. Dermo-epidermal bileşkedeki melanositlerin sayısında artma sonucu gelişirler. Alın, el sırtları gibi güneşe açık lokalizasyonlarda yerleşirler ve genellikle selimdirler.
lentiküler
lenticularis
Çift dışbükey gösteren, mercimek şekilli yerleşen lezyonu ifade eder.
lepra
lepra (leprosy)
Hansen hastalığı, cüzzam. Başlıca deri ve perifik sinirleri, tedavi edimediğinde diğer organları tutan, kronik, mikobakteriyel hastalıkdır.
lepromin deri testi
lepromin skin test
İnfekte doku ekstresinden oluşan lepra antijeninin deri altına enjekte edilmesi ile uygulanan deri testi. Lepra tiplendirilmesinde yararlanılır. Mitsuda reaksiyonu.
Leser-Trelat bulgusu
Leser-Trelat sign
İnternal malignensi ile ilişkili olarak hızla gelişen pruritik seboreik keratozlar.
lezyon
lesion
Dokunun herhangi bir patolojik ya da travmatik değişikliğini ifade eder.
liken
lichen
1.Mantar ve çimen arasında ilişki ile simbiyotik yaşayan bir grup canlı, genellikle mavi-yeşil alg. 2.Eskiden çeşitli papüler erüpsiyonlar için kullanılan, şimdi az sayıda hastalıkta kullanımı sınırlanmış terimdir, insan ve hayvanların derisinde liken benzeri erüpsiyonu ifade eder.
l. nitidus (l. nitidus) parlak, düz yüzeyli, genellikle deri renginde mikropapüllerle karakterize kronik inflamatuar deri hastalığı. Lezyonlar genellikle erken devrede karın, penis ve bacakların iç yüzünde lokalizedirler. Generalizasyon görülebilir.
l. planus (l. planus) derinin viyolase, poligonal, kaşıntılı papüllerle karakterize primer bir hastalığıdır. En sık bilekler, alt bacak, genital bölge ve ağız mukozasında yerleşir. Liken planus lezyonları tiazid diüretikler, fenotiazinler, antimalaryal ilaçlar gibi bazı ilaçların kullanımı sonucu da gelişebilir.
liken sklerozis atrofikans
lichen sclerosus et atrophicus
Beyaz, düz yüzeyli, iyi sınırlı, endüre plaklarla karakterize, kronik, atrofik deri hastalığı. Sıklıkla kadınlarda kraurosis vulva ve erkeklerde balanitis kserotika obliterans nedeniyle gelişir.
likenifikasyon
lichenification
Derinin uzun süreli kaşınma ve ovulması sonrasında kalınlaşması, deri çizgilerinin belirginleşmesi ve viyolase renk alması.
lipometre
lipometre
Sebum üretiminin değerlendirilmesinde kullanılan fotometrik bir alet.
Lipschütz ülseri
Lipschütz ulcer (ulcus vulva acutum)
Tek veya yaygın dağınık, kendiliğinden iyileşen vulvar ülserler.
Lisch nodülleri
Lisch noduls
Nörofibramatozusda görülen pigmente iris hamartomaları.
livedo
livedo
Venöz konjesyon veya arteriyel hastalıklara bağlı retiküle yamalı ya da noktalı siyanotik deri diskolorasyonu.
lokalizasyon
localization
Yerleşim yeri anlamında.
lokalize
localised
Orijinal yerinde bulunan, yayılım göstermeyen anlamında.
louse
louse
Baş ve vücut biti. Anoplura veya Mallophaga ailesine ait böceklerin ektoparazitidir. Saçlarda veya deride görülebilirler. Genellikle insandan insana direkt temasla bulaşır. Kaşıntı en önemli semptomdur.
lökoderma
leucoderma
Çeşitli sebeplerle deride gelişen renk kaybı.
lökoplaki
leucoplakia
Bilinen bir hastalık ile ilişkisi olmayan, mukozaların beyaz, kalıcı, premalign plakları. Ovmakla silinmezler. Kronik mekanik travma, sigara içimi gibi faktörler en sık rastlanan etiyolojik faktörlerdir.
lökoplazi
leucoplasia
Lökoplaki ile eş anlamda, fakat mukozada devam eden beyaz plak gelişimini ifade eder.
Lucio fenomeni
Lucio’s phenomenon
Difüz lepromatöz lepranın gidişinde belirgin reaksiyonel bir tablo.
lues
lues
Sifilis.
lunula
lunula
Yarım ay şeklinde anlamında. Tırnağın lunulası matriksin distal kısmının yarım ay şeklindeki görüntüsüdür.
lupus
lupus
Erode ve yenik şeklindeki lezyonlar için kullanılan isimlendirme.
l. eritematozus (l. erythematosus) özellikle burun ve yanaklar üzerinde kelebek tarzında yerleşen eritemli, pullu lezyonlarla karakterize otoimmün deri hastalığı. Sistemik lupus eritematozusun bulgusu olabilir. Sistemik tutulumda böbrek tutulumu, artrit, perikardit ve diğer sistemik vaskülitler görülebilir.
diskoid l. eritematozus, (discoid l. erythematosus) kutanöz lupus eritematozusun kronik formu. Değişik derecelerde ödem, eritem, kabuk, foliküler tıkaçlar ve atrofi ile karakterize plaklarla seyreder.
-lizis
-lysis
Gevşemek, çözülmek anlamında, ayrılma veya rüptür ifade eden son ek.
madarozis
madarosis
Lepra gibi bazı hastalıklarda görülen kaş ve kirpik kaybı.
Madelung boynu
Madelung’s neck
Genellikle erkeklerde görülen boyun ve omuzları etkileyen difüz lipomatozis.
Madura ayağı
Madura foot
Ayağın tümoral granülamatöz mantar infeksiyonu. Miçetoma.
Majocchi granüloması
Majocchi’s granuloma
Trikofitonlar tarafından oluşturulan, kaşıntısız, ağrısız nodüllerle karakterize trikofitik granüloma. Genellikle bacak kıllarının traş edilmesini takiben gelişir.
Majocchi purpurası
Majocchi’s purpura (purpura annularis telangiectoides)
Bacaklarda simetrik yerleşen, anüler, telanjiyektazik purpurik lezyonlarla karakterize bir kapillaritis tablosu.
makro-
macro-
Büyük, uzun anlamında ön ek.
makrokeili
macrocheilia
Dudakların anormal büyük oluşu.
makül
macule
Deri yüzeyinde değişiklik yapmayan, oval, yuvarlak veya düzensiz sınırlı, farklı büyüklüklerde renk değişikliği.
makülopapüler
maculopapular
Hem papül hem de makül özelliği gösteren deri lezyonu. Deriden hafif kabarık lezyonları ifade eder.
mal-
mal-
Kötü anlamında ön ek.
malakoplaki
malacoplakia
1. Başlıca üriner ve gastrointestinal mukozayı, nadiren deriyi etkileyen bir immün yetmezlik hastalığı. 2. Lezyonun yumuşamasından sonra verilen isim.
-malazi, -malako
-malacia, -malako
Dokunun yumuşaması anlamında son ek.
malin melanoma
malignant melanoma
Deri ve gözlerde melanositlerden kaynaklanan en malign deri tümörü. Sıklıkla 6 mm den büyük, değişik renkler içeren düzensiz kenarlı, asimetrik lezyonlar şeklinde başlar. Melanoma.
Malpighji tabakası
Malpighian layer
Epidermisin bazal ve spinal tabakalarını ifade eder.
Marjolin ülseri
Marjolin’s ulcer
İrritasyona uğrayan skar dokusu üzerinde gelişen yassı hücreli karsinoma.
Martorell ülseri
Martorell’s ulcer
Bacaklarda görülen hipertansif ülser.
maserasyon
maceration
Dokunun yumuşaması, özellikle su ve sabunla derinin korneum tabakasının ödemi ve yumuşaması anlamına gelir.
mast hücresi (mastosit)
mast cell (mastocyte)
Kemik iliğinde, dermisde ve diğer dokularda bulunan yaygın dağılımlı mezenkimal hücreler, sitoplazmalarında çok sayıda metakromatik boyanan granül ihtiva ederler.
Mee çizgileri
Mee’s lines
Akut arsenik zehirlenmesinde ve bazı sistemik hastalıklarda tırnakta görülen horizontal beyaz çizgiler.
Meibomian bezler
Meibomian glands
Göz kapaklarında yerleşen modifiye sebase bezler.
Meirowsky fenomeni
Meirowsky’s phenomenon
Özellikle ultraviyoleA etkisi ile oluşan geçici ani pigmentasyon koyulaşması.
melanin
melanin
İnsan ve diğer omurgalılarda derinin, saçın ve gözün rengini veren, büyük moleküler ağırlıklı protein yapısındaki sarı, kırmızı ve koyu-siyah pigment.
melano-
melano-
Siyah, koyu anlamında ön ek.
melanosit
melanosit
Embriyolojik olarak nöral krestten kaynaklanan epidermisin bazal tabakasında bulunan, deriye rengini veren melanin pigmentini sentezleyen dentritli hücreler.
melanoz
melanosis
Melanin pigmentasyonunun dağılımında bozuklukla karakterize hastalıklar.
melazma
melasma
Özellikle kadınların yüzlerinde görülen renk koyulaşması. Kloasma.
Meleney ülseri
Meleney’s ulcer
Bakteriyel sinerjistik kangren. Mikroaerofilik, nonhemolitik streptokoklarlar, stafilokoklar veya enterobakter tarafından oluşturulan, genellikle peritoneal apse, akciğer apsesi veya amfizemi izleyen gangrenöz ülserdir.
metofima
metophima
Rozaseada alında görülen nodüler lezyon.
Meyerson fenomeni
Meyerson’s phenomenon
Pigmente nevüsün çevresinde görülen özgül olmayan papüloskuamöz, bazen egzamatöz veya pigmente nevüsden farklı lezyon gelişimi ile karakterize reaksiyon.
Michaelis-Gutmann cisimleri
Michaelis-Gutmann bodies
Malakoplakide patognomik kabul edilen, histiyositlerde kalsiyum ve demir içeren yuvarlak bazofilik inklüzyonlar.
miçetoma
mycetoma (Madura foot, maduromycosis)
Çeşitli mantar tiplerine bağlı, genellikle ayaklarda görülen derin dokuların inflamatuar ve tümoral lezyonlarla karakterize subakut veya kronik mantar infeksiyonuna verilen isim,
miko-
myco-
Mantar, fungal anlamında ön ek.
mikozis fungoides
mycosis fungoides
Plak ve tümörlerle karakterize derinin T hücreli lenfoması.
mikro-
micro-
Küçük anlamında ön ek.
Mikulicz ülseri
Mikulicz’s ulcers
Minör aftöz ülser.
Milian eritemi
Milian’s erythema
Arsfenamin tedavisinin 10. gününde görülen morbiliform eriteme verilen isim.
Milian’ın beyaz atrofisi
Milian’s white atrophy
Alt ekstremitelerde ve ayaklarda görülen, venöz yetmezlik ile ilgili, noktalı telanjiyektazi tablosu.
milyum
milium (millium grutum)
Derinin çok yüzeysel, inci tanesi gibi görünen, keratin ile dolu beyaz kistleri. Başlıca göz kapakları, yanaklar, alın ve genital organlarda yerleşir.
mirmesia
myrmecia
Human papüloma virüsleri ile oluşan planter siğiller. Düz yüzeyli, derin hassas papül veya plaklar şeklinde görülür.
Mitsuda antijeni, reaksiyonu
Mitsuda’s antigen, reaction
Leprada immünitenin saptanması   amacıyla, mikobakterium lepra basilinin ısı ile muamelesi sonucu hazırlanan çözelti ile yapılan intradermal test.
miyaz
myiasis
Değişik sinek cinslerinin yumurtalarını deriye bırakması ile oluşan enfestasyon. Papül ve dışa açılan püstüllerle veya lavra migrans denilen lezyonlarla karakterize olabilir.
Moeller glossiti
Moeller’s glossitis
Kronik yüzeysel glosit, eksfoliatif glosit.
Mohs mikrografik cerrahi tekniği
Mohs’ micrographic surgical technique
Mohs mikrocerrahisi. İnfiltratif deri tümörlerinin kenarlarının kontrollü eksizyonu için kullanılan bir metot. Önceden in-vitro olarak fikse edilen yatay kesitlerin mikroskopik incelemesi ile yapılır.
mol
mole
Deride iyi sınırlı pigmente lezyon veya nevüs. Sıklıkla nevüs hücre birikimine bağımlı olmadan, kabarık pigmente lezyonlar için kullanılır.
Moll bezleri
Moll’s gland
Göz kapağı serbest kenarında yerleşen modifiye ter bezleri.
molluskum
molluscum
Yumuşak deri altı nodül anlamında.
m. kontagiozum (m. contagiosum) Pox virüs tarafından oluşturulan, kubbe şekilli, kalın keratin materyal ile dolu çok sayıda papülden oluşan deri hastalığı.
Mongol lekesi
Mongolian spot
Selim, mavimsi veya ekimoz benzeri doğum lekesi. Sıklıkla sırt ve kalçalarda görülür ve aylar hatta yıllarca sebat edebilir.
monilya
monilia (candida)
Maya benzeri mantar.
moniliform
moniliform
Boncuk dizelerine benzeyen anlamında. Silindirik fakat düzenli aralıklarla boğumlu dizilimi anlatır.
Monsel solüsyonu
Monsel’s solution
Demir solüsyonu, bazik ferrik sulfat için kullanılır.
Montgomery tüberkülleri
Montgomery’s tubercles
Gebelik esnasında büyüyen göğüslerde areola çevresindeki apokrin bezler.
Mantoux testi
Mantoux test
Tüberkülozda kullanılan deri içi tüberkülin (PPD) testi. Uygulamadan 48 saat sonra gelişen endürasyonun çapı ölçülerek değerlendirilir.
Moon molar dişleri
Moon’s molars (mulberry molar)
Doğuştan sifilisde görülen kubbe şekilli, girintili çıkıntılı, düzensiz yüzeyli kontrakte malforme molar dişler.
morbiliform
morbilliform
Kızamık döküntüsüne benzeyen makülopapüler eritemli deri lezyonlarını ifade eder.
morfea
morphea
Sklerodermanın deride sınırlı formu. Lokalize, endüre, hafif çökük, çevresi hafif mavimsi halo ile çevrili beyaz veya sarımsı plaklar şeklinde görülür.
Morgan kıvrımları
Morgan’s fold
Atopik bünyeli çocuklarda belirleyici özellik taşıyan, infra orbital tek ya da çift katlantı. Dennie- Morgan kıvrımları.
Morison patı
Morison’s paste
Bizmut-iodoform patı.
morsikatiyo bukkarum
morsicatio buccarum
Bukkal mukozanın ısırılması ve çiğnenmesi alışkanlığı sonucu oluşan basit mukoza nasırı.
mozayik
mosaic
Mozaik görünümünde, yakın yerleşimli, küçük lezyonların oluşturduğu şekli ifade eder.
Muehrke tırnağı
Muehrke’s nail
Bütün tırnak plağını boydan boya geçen beyaz bantlar. Şiddetli hipoalbümineminin karakteristik, patognomik bulgusudur.
mulberry molar diş
mulberry molar
Doğuştan sifilisde görülen, genellikle ilk molar dişlerde kubbe şekilli, girintili çıkıntılı, düzensiz yüzeyli dişler. Dut ağacının meyvelerine benzemesinden dolayı bu isim verilmiştir.
nekrobiyoz
necrobiosis
Lezyonel dokuların ortasında histopatolojik olarak gözlenen hücre ölümü. Kollagen lifler şiş, bazofilik ve bükülmüş görünümdedir.
n. lipoidika (n. lipoidica) pretibial bölgede eritematöz papül ve nodüllerin gelişmesi ile karakterize dejeneratif hastalık. Hastaların bir kısmında diabetes mellitus mevcuttur.
nekroliz
necrolysis
Dokuların ölüm, erime, gevşeme sonucu ayrılmasını ifade eder.
nekrotik
necrotic
Nekrozdan etkilenen anlamında.
nekrotizan fasiit
necrotizing fascitis
Grup A streptokoklar tarafından oluşturulan ciddi yumuşak doku infeksiyonu. Bazen anaerobik mikroorganizmalarda etken olabilir. Aşırı deri, deri altı doku ve kas destrüksiyonuna ilerler.
nekroz
necrosis
Hücre ölümü ifade eden morfolojik değişiklikdir.
neo-
neo-
Yeni anlamında ön ek.
neoplazm
neoplasm
Yeni oluşum, tümör, prolifere hücrelerden oluşmuş iyi ya da kötü lezyonu ifade eder.
Neuman’ın bipolar aftı
Neuman’s bipolar aphthosis
Rekürren orogenital aftlar için kullanılan isim. Muhtemelen Behçet hastalığının bulgusunu ifade eder.
nevüs
nevus, nevi
1.Deri ve mukozalarda sınırlı, normal yapıların herhangi birinin aşırılığı veya yetmezliği ile oluşan gelişimsel lezyonu tanımlamak için kullanılan terim. 2.Melanosit birikimi sonucu gelişen deri lezyonu. 3. Mol. Derinin tümör benzeri hamartoması.
nigrikans
nigricans
Siyahımsı, koyulaşmış renk ifade eder.
Nikolsky bulgusu
Nikolsky sign
Epidermal hücrelerin ayrılması sonucu lezyonel veya perilezyonel derinin parmak basıncı ile kaydırılması. Pemfigus, toksik epidermal nekroliz ve stafilokoksik haşlanmış deri sendromunda pozitif bulunur.
nit
nit
Bit yumurtası.
nitidus
nitidus
Parlayan, parlak anlamında.
Nodül, nodozite
nodule,  nodosity
Deri ve deri altında lokalize, keskin sınırlı, yuvarlak veya oval lezyonlar.
nodüler
nodular
Nodülle karakterize, kabarık lezyonları ifade eder.
noma
noma (cancrum oris)
Gangrenöz stomatit. Genellikle ağız etrafında görülen ve yayılma eğilimi gösteren, perforasyonla sonlanan kangren. Spiroketler ve Gram negatif bakterileri içeren miks infeksiyöz ajanlar sorumludur.
nonmelanoma deri kanseri
nonmelanoma skin cancer
Melanositleri etkilemeyen bazal hücreli ve yassı hücreli deri kanserleri için kullanılır.
Norveç uyuzu
Norwegian scabies
Yaşlılarda, immün yetmezlikli kişilerde ve zeka geriliği olan kişilerde görülen aşırı krutlu uyuz formu.
nörofibroma
neurofibroma
Schwann hücreleri ve nörolemmal kılıftaki fibroblastlardan oluşan yumuşak veya sert, düz yüzeyli, polipoid tümörler. Miyelinli sinir liflerinin olduğu her yerde görülebilirler.
nörofibromatoz
neurofibromatosis
En sık görülen genetik hastalıklardan. NF1 ve NF2 olmak üzere iki farklı klinik tablo olarak görülür. NF1 klasik tiptir, cafe-au-lait lekeleri, aksiller çillenme, deri ve visseral nörofibromlar, gliomalar, skolyoz, irisde Lisch nodülleri ile karakterizedir. NF2 akustik veya sentral nörofibramatozisdir. Merkezi sinir sistemi nörofibromları ile karakterizedir. Genetik geçiş otozomal baskındır.
nümüler
nummular
Para şeklinde lezyonu ifade eder.
nümüler egzema
nummular eczema
Para şeklinde inflame lezyonlarla karakterize, sebebi bilinmeyen bir egzama.
O’Brien granüloması
O’Brien’ granuloma
Aktinik granüloma ile eş anlamlı. Aktinik elastozlu bölgelerde gelişen dev hücre yanıtı ile oluşan dermal infiltrasyonla karakterize anüler inflamatuar reaksiyon.
obliterans
obliterans
Harap edici, ilerleyici, yıkıcı lezyon anlamında.
obturans
obturans
Bir ağızı tıkayan herhangi bir yapı anlamında. Tıkayıcı lezyonu ifade eder.
ofiyazis
ophiasis
1. Saçlı derinin çevresinden başlayan ve ilerlemeye eğilimli alopesi areata formu. 2. Kıvrımlı, kavisli anlamına gelir.
Ofuji hastalığı
Ofuji disease
1. Eozinofilik püstüler follikülit, 2. Papüloeritroderma.
okre
ochre
1. Bir kil ve demir oksit pigmenti. 2. Sarı-kırmızı renk ifade eder.
okronozis
ochronosis
Okside homogentisik asitten ortaya çıkan bir pigmentin kartilaj ve bağ dokusuna birikimi sonucu oluşan grimsi veya mavimsi renk değişikliği.
oküler albinizm
ocular albinism
Gözleri etkileyen pigment yokluğudur, deride pigment miktarı normal ya da hafif azalmıştır.
okülokutanöz albinizim
oculocutaneous albinism
En az dört tanımlanmış tipte görülebilen, otozomal baskın, heterojen bir grup hastalık. Deri, saç ve gözlerde değişik derecelerde hipopigmentasyon vardır.
oligo-
oligo-
Az, küçük, eser anlamında ön ek.
onişi
onychia
Tırnak matriksinin inflamasyonu.
onikodistrofi
onychodystrophy
Tırnağın malformasyonunu ifade eder.
onikogrifoz
onychogryphosis
Tırnağın kalınlaşması ve aşırı eğim göstererek koç boynuzuna benzemesi durumu. Ayak başparmaklarında daha sık görülür ve tırnağın kesilmesi imkansız hale gelebilir.
onikoliz
onycholysis
Serbest kenardan başlayarak tırnağın kaybı, tırnağın yatağından ayrılması.
onikomikoz
onychomycosis
Tırnakların mantar infeksiyonu. Tırnaklar genellikle ayrılır, kırılır, kalınlaşır ve renk değişimine uğrar.
onikoosteodisplazi
onychoosteodysplasia
Tırnak patella sendromu. Tırnaklarda anormal oluşum, patellanın hipoplazisi veya yokluğu ile karakterize kalıtsal bir tablodur. Otozomal baskın geçer.
onikoşizi
onychoschizia
Tırnak plağının lameller halinde ayrılması. Su ile sık temas sonucu kuruma başlıca neden olabilir.
onikotillomani
onychotillomania
Tırnakların koparılması veya tırnak yeme alışkanlığı. Obsesyonel, psikopatik bir davranıştır. Özellikle matriks travmaya maruz kaldığında tırnak deformiteleri gelişebilir.
oniko-
onycho-
Tırnakla yapılan, tırnakla ilgili anlamında ön ek.
oral kıllı lökoplazi
oral hairy leukoplakia
Dilin yanlarında ve yanak mukozalarında beyaz, üzeri papillaların hipertrofisinden dolayı kıllı gibi görünen plaklar. Etken Epistein-Barr virüsüdür ve immünsüprese kişilerde görülür.
orf
orf
Koyun ve keçilerden bulaşan, parapox virüs infeksiyonu. Eritemli papüllerle başlayıp, hedef şeklindeki nodüllere ve krutlu lezyonlara dönerek 6-8 haftada iyileşir. Ektima infeksiyozum, ektima kontagiyozum.
orto-
ortho-
Düz, doğru, gerçek anlamında ön ek.
-oz
-osis
1 Durum ya da süreç, 2 Hastalık veya anormal durum, ürün ya da artış anlamında ön ek.
Osler nodülleri
Osler’s nodes
Subakut bakteriyel endokarditte avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmak yastıkçıklarında görülen eritemli hassas nodüller.
osmidroz
osmidrosis
Bromidroz. Aşırı ve kötü kokulu terleme.
ostrase
ostracea
İstiridye kabuğuna benzeyen, kat kat tabakalanmış lezyon için kullanılır.
Ota nevüs
Ota’s nevus
Okülodermal melanositozis. Trigeminal sinirin 1. ve 2.dalının trasesinde yerleşen serpintili dağılım gösteren melanositik doğuştan nevüsdür.
otofima
otophyma
Kulakda görülen büyük rozeseus nodüle verilen isim.
ödem
edema
Hücreler arası doku aralarında, hücrelerde veya seröz boşluklarda aşırı sıvı birikimi. Ödem vasküler geçirgenlikte artma veya lenfatik obstrüksiyon gibi nedenlerle lokalize, ya da kalp ve böbrek yetmezliği sonucunda sistemik olabilir. Ödem sıvısının birikiminin lokalizasyonuna göre isimlendirme yapılır. Ör. periton boşluğuna sıvı birikimi asit, plevral boşluğa sıvı birikimi hidrotoraks, perikardial aralığa sıvı birikimi hidroperikardium adını alır. Masif generalize ödem Anazarka olarak adlandırılır.
ödematöz
edematous
Ödemle ilgili, ödemli anlamında.
Paget hastalığı
Paget’s disease
Meme duktusundan kaynaklanan, meme aerolası çevresinde yerleşen in situ karsinoma. Karakteristik büyük, açık renk sitoplazmalı ve yuvarlak çekirdekli Paget hücreleri içeren, keskin ve düzensiz sınrlı hafif infiltre plaklarla karakterizedir.
pagetoid retiküloz
pagetoid reticulosis
Worringer-Kolopp hastalığı, Epidermotrofik lenfoblastoma. Mikozis fungoidesin akral yerleşimli varyantı olarak kabul edilen, derinin T hücreli lenfomasıdır.
paki-, pasi-
pach-, pachy-
Kalın anlamında ön ek.
pakidermoperiostoz
pachydermoperiostosis
Deride kalınlaşma ve buna eşlik eden hipertrofik osteoartropati. Kalıtımsal veya edinsel olarak gelişebilir.
pakiyonişi
pachyonychia
Anormal kalın tırnaklar anlamına gelir.
pamukçuk
thrush
Oral, faringeal ve vajinal mukozanın Candida albikans ile oluşan infeksiyonu.
papillom
papilloma
Deriden yüzeye doğru çıkıntı yapan lezyon, meme başına benzer selim epitelyal neoplazm.
papirasöz
papyraceous
Kağıt gibi görünen, kağıt gibi ince skar anlamında.
papül
papule
Deriden kabarık, yaklaşık 1mm -1cm arasında değişen boyutlarda, katı ve içlerinde sıvı bulunmayan lezyonlar. Papüller dermis veya epidermisin hücresel hiperplazisi, dermal hücre infiltrasyonu ya da metabolik birikim sonucu gelişebilirler.
para-
para-
Temel olarak, yanısıra, normalden sapan, benzer anlamlarına gelen ön ek.
parakeratoz
parakeratosis
Epidermisin korneum tabakası hücrelerinin çekirdeklerini kaybetmemesi durumu.
paraneoplastik sendrom
paraneoplastic syndrome
Malign hastalıklarda görülen klinik bulgu ve semptomların bütününe verilen isim. Bu bulgular tümörün direkt etkisiyle, metastaz veya invazyonla ya da tedavi ile ilgili değildir.
parvimakülata
parvimaculata
Küçük noktalarla benekli görünümü ifade eder.
Pasini ve Pierini atrofoderması
atrophoderma of Pasini and Pierini
Dermisde elastik doku harabiyetine bağlı olarak gelişen tek ya da çok sayıda yuvarlak atrofik ve çökük yamalarla karakterize tablodur.
Pasini ve Pierini, idiyopatik atrofoderması
Pasini and Pierini, idiopatic atrophoderma
Keskin sınırlı, belirgin dermal atrofi sonucu görülen deri lezyonları, muhtemelen atrofik morfea varyantı.
paterji
pathergy
Paterji testi Behçet hastalarının ön kolunda iğne ile dermisi zedeleyecek bir travmanın ardında 24-48 saat sonra gelişen papülopüstül gelişimi.
-pati
pathy
Hastalık veya hastalığın tedavisini ifade eden son ek.
Pautrier apsesi
Pautrier’ abscess
Mikozis fungoidesde epidermisde tek veya gruplar halinde biriken lenfositlerin oluşturduğu fokal mikroapselerdir.
peau d’orange
peau d’orange
Deride çukurcuklar ve endürasyon oluşumu ile karakterize portakal kabuğu görünümü.
pediküloz
pediculosis
Bitlenme. İnsan ve hayvanlarda Anoplura grubundan kan emici zorunlu parazitlerin oluşturduğu enfestasyonlar. İnsanlarda baş, vücut ve kasık bitlenmesi olarak gelişebilir. Kaşıntılı ve bulaşıcı tablolardır.
pelad
pelade
Alopesi areata. Sınırlı bir bölgede, aniden gelişen saç kaybıdır. Muhtemelen predispoze zeminde stres etkisiyle başlar. Az sayıda yamalar şeklinde olabileceği gibi difüz, ve bütün vücut kıllarının etkilendiği durumlarda görülebilir.
pellegra
pellegra
Dieter niasin ve triptofan yetmezliğine bağlı olarak gelişen hastalık.
pemfigus
pemphigus
Klinik olarak; deri ve mukozalarda, gevşek kolay yırtılan intraepidermal büller. Histopatolojik olarak; akantoliz ile karakterize kronik, tekrarlayan, kötü prognozlu otoimmün büllü hastalıktır.
peri-
peri-
Çevresinde, yaklaşık, hemen hemen anlamında ön ek.
perkütan
percutaneous
Deri boyunca, bir materyalin deri içine enjeksiyonunu veya iğne ile dokudan biyopsi alınımını anlatmak için kullanılır.
perleş
perléche
Angular keilitis.Dudak bileşkelerinde enine fissürler ve maserasyonla karakterize bir dermatoz. Demir, riboflavin eksiklikleri, kötü takma dişler gibi predispozisyonlarda başlar, üzerine streptokok, stafilokok veya kandida infeksiyonları eklenebilir.
perniyo
pernio (chilblain)
Sıfır derece ile oda sıcaklığı arasındaki ısılarda ve nemli ortamlarda oluşan ve tekrarlayan inflamatuar deri reaksiyonu. Parmaklar, kulaklar, burun ve bacaklarda görülür.
perstans
perstans
Israrlı, kalıcı anlamını ifade eder.
peteşi
petechia
Küçük toplu iğne büyüklüğündeki (1-2mm çapta) purpurik lezyonlara denir. Genellikle trombositlerin azaldığı durumlarda ortaya çıkarlar.
piebaldizm
piebaldism
Deri ve saçlarda normal pigmentin yamalı olarak olmayışı sonucu iki ya da daha fazla farklı renk görülen doğuştan pigmenter hastalık.
piedra
piedra
Kıl şaftında yüzeysel nodüllerin görülmesi ile karakterize bir mantar infeksiyonu. Siyah piedra başlıca saçlı deride görülür ve Piedra hortae ile oluşturulur. Beyaz piedra ise sakal, bıyık bölgesi ve genital bölgede görülür ve Trichosporon beigelii ile oluşturulur.
Piezogenik papül
Piezogenic papule
Topuk yan yüzlerinde ağır taşıma sonucu yağ dokusu herniasyonuna bağlı oluşan pedal papüldür.
piknoz
pyknosis
Hücre ölümünden sonra hücrenin ve çekirdeklerinin büzülmesi ve hiperkromatizm göstermesi durumunu ifade eder.
pil-, pilo-
pil-, pilo-
Kıl ile ilgili ön ek.
pili inkarnati
pili incarnati
Psödofolikülit. Yanlış yönde büyüyen kıl anlamında terimdir.
ping pong lekesi
ping pong patch
Masa tenisi topu ile tekrarlayan incinmeler sonucu deride görülen anüler purpura.
Pinkus tümörü
Pinkus tumour
Premalign fibroepitelyal tümör.
pinta
pinta (Carate pinta)
Treponema carateum ile oluşan nonveneryal, endemik infeksiyon.
pitiriyazis
pityriasis
İnce, kepek tarzına kabukların oluşumu ile karakterize bir grup deri hastalığını tanımlamak için kullanılır.
p. likenoides (p. lichenoides) Akut ve kronik formlarda görülen parapsöriazis subgrupları. Akut form ani başlangıçlı, generalize, kırmızı-kahverengi, makülopapüler döküntülerle karakterizedir. Lezyonlar veziküler, hemorajik, krutlu ve nekrotik olabilir. Kronik form nekrotik değişikliklerle karakterize daha hafif bulgular gösterir.
p. rosea (p. rosea) Etiyolojisi bilinmeyen hafif seyirli ekzantematöz inflamasyondur. Uzun eksenleri deri çizgilerine paralel olan makülopapüler lezyonlarla karakterizedir.
p. rubra pilaris (p. rubra pilaris) Deride küçük foliküler papüller, kırmızı-kahverengi pullu plaklar ve palmoplanter hiperkeratozla karakterize kronik hastalıktır.
piyoderma
pyoderma
Herhangi bir irinli deri infeksiyonu için kullanılan tanım, fakat sıklıkla piyoderma fasiyale, gangrenozum, vegetan gibi durumlar için özgün olarak kullanılabilir.
piyoderma gangrenozum
pyoderma gangrenosum
Sebebi bilinmeyen, deride ağrılı, kenarları kabarık ve mor-kırmızı ülserlerle seyreden hastalık. Sıklıkla ülseratif kolit, Crohn hastalığı, romatoid artrit, lösemi ve kriyoglobulinemi gibi hastalıklara eşlik eder.
piyojenik
pyogenic
1İrin oluşturan. 2. İrinli, cerahatlı.
plak
plaque
Deride 2 cm veya daha büyük boyutlardaki kabarık lezyonlardır. Papül ve nodüllerin genişlemesi ya da birbirleriyle birleşmeleri ile gelişirler.
planter
plantar
Ayak tabanı ile ilgili anlamında.
plasebo
placebo
Testlerde kontrol amacıyla kullanılan inaktif maddelere denir. Hastaların tedaviye verdikleri psikolojik yanıtın değerlendirilmesi için kullanılır.
-plazi
plasia
Oluşum, gelişim anlatan son ek.
pleomorfizm
pleomorphism
Farklı safhalarda ve faklı formlarda anlamını ifade eder.
plika
plica
Kıvrım veya katlantı anlamındadır.
plika polonika
plica polonica
Matlaşmış, krutlu ve bitlenmiş saçlar için kullanılan terim.
pok
pock
Orijinal olarak püstül anlamında. Pock-mark, pock-hole; pox virüs tarafından oluşturulan küçük veya büyük skar ya da çukur anlamındadır.
poikiloderma
poikiloderma
Deride atrofi, benekli hiperpigmentasyon, depigmentasyon alanları ve telanjiyektazi ile karakterize tablo.
poli-
poly-
Çok anlamında ön ek.
poliyozis
poliosis
Piebaldizm, Waardenburg hastalığı ve diğer bazı hastalıklarda görülen saçların bölgesel renksizliği, beyazlaşması.
pomad
pomade
Merhem. Koyu kıvamlı, yağ içeriği fazla, deriye sürümü zor preparatlar. Sadece yağ ya da yağ içinde su emülsyonu olarak hazırlanabilir. 
pomfoliks
pompholyx
Sebebi kesin olarak bilinmeyen, bazı alerjenlere cevap olarak geliştiği düşünülen (İd reaksiyonu gibi), avuç içi ayak tabanlarında, tekrarlayan, derin yerleşimli veziküler ve büllöz erüpsiyon için kullanılan genel terim. Dizidroz, veziküler palmoplanter egzama.
por
pore
Küçük ağız veya orifis. Deride ekrin ter bezi ve sebase bezlerin dışa açılan ağızları için kullanılır.
porfiri
porphyria
Porfirin-Heme metabolizmasındaki bazı enzimatik bozukluklar sonucu ara ürünlerin kan ve dokularda birikimi ile ve deride bu ürünlerin birikimine bağlı fotokimyasal hücre yıkımı ile karakterize metabolik bir grup hastalık.
poro-
poro-
Por anlamında, genellikle ekrin ter duktuslarının açılım bölgesi anlamında ön ek.
porokeratoz
porokeratosis
Nadir görülen kenarları kalkık ve keratotik ortası hafif atrofik plaklarla karakterize kronik, ilerleyici otozomal baskın bir deri hastalığı. Sıklıkla erkeklerde görülür ve çocukluk çağında başlar.
Porto şarabı lekesi
port-wine stain
Doğumdan itibaren yüzde veya gövdede genellikle tek taraflı yerleşen kapiller anjiyomatöz nevüs. Nevus flammeus.
Praustnitz-Küstner testi
Praustnitz-Küstner test
Duyarlı kişinin serumunun duyarlı olmayan kişiye intradermal olarak enjekte edilmesi ile sensitizasyonun pasif transferi. PK testi.
prickle hücre?
prickle cell
Çıkıntılı hücreler arası köprüleri bulunan epidermal hücre tabakası. Spinozum hücreleri.
pro-
pro-
Önce,önde gelen anlamında ön ek.
progerya
progeria
Gelişme geriliği, cücelik deride kırışma, saç kaybı gibi erken yaşlanma belirtileri, kuş yüzü görünümü ile karakterize bir prematüre yaşlanma sendromu.
pros-
pros-
Yanında, yanısıra, ilaveten anlamında ön ek.
prurigo
prurigo
Derinin şiddetli kaşıntılı, papüllü erüpsiyonu için kullanılan isimlendirme.
pruritik
pruritic
Kaşıntı ile karakterize anlamında.
pruritus
pruritus
Kaşınma hissi.
psödo-
pseudo-
Yalancı, taklit eden, bir şeyin yerine geçen anlamında kullanılan ön ek.
psödopelad
pseudopelade
Sebebi bilinmeyen, folikül harabiyeti sonucu gelişen saçlı deride skatrisli alopesik alanlarla karakterize tablo.
pterijyum
pterygium
1.Tırnakta kutikulanın tırnak plağı üzerine üçgen şeklinde ilerlemesi. 2. Gözde kornea üzerinde dallanan vasküler lezyonların ilerlemesi. 3. Turner sendromunda görüldüğü gibi deri perdelenmesinin mastoidden akromial proçese uzaması.
ptikotropizm
ptychotropism
Vücut kıvrımlarına affiniteyi ifade eder. Orijinal olarak CHILD sendromunda iktiyosiform nevüslerin özelliği olarak kullanılır, fakat diğer noninflamatuar durumlara için de kullanılmaktadır.
purpura
purpura
Eritrositlerin veya eritrosit ürünlerinin damar dışına  çıkmaları ile oluşan lezyonlar. Klinik olarak deri ve mukozalarda yaklaşık 1 cm ebatlarında küçük kanama odakları şeklindedir. Kan hastalıkları, vasküler anomaliler veya travma sonucu gelişebilir. Vaskülit sonucu gelişen purpuralar papül şeklindedir.
püstül
pustule
Veziküle benzeyen fakat cerahat içeren epidermal kabartılar. Genellikle inflamatuar bir halka ile çevrilidirler. Uniloküler veya multiloküler olabilirler.
püstüler
pustular
Püstül görünümünde lezyonlarla karakterize tablo, püstül ihtiva eden anlamında.
ragad
rhagad
Fissür, çatlak. Gevrek derinin gerilmesi sonucu oluşan yüzeysel çatlak veya yırtıklardır. Özellikle çok hareketli olan eller ve ağız köşeleri gibi deri kıvrımlarında görülürler.
ranula
ranula
Ağız içinde sublingual muköz kist.
rasemoza
racemose
Grup yapan, bir arada lezyonları ifade eder. Bir saptaki üzüm salkımlarına benzer görüntü oluşturan lezyonlar için kullanılır.
Raynaud hastalığı, fenomeni
Raynaud’s disease, phenomenon
Parmak, kulak ve burun gibi uçlarda vazospazm sonrası gelişen paroksismal solukluk, siyanoz ve eritemle karakterize üçlü renk değişimi, bu ataklar esnasında hissizlik ve soğukluk da oluşur. Başka bir hastalık ile ilişkili olmayan formu Raynaud hastalığı, özellikle kollagen doku hastalıkları olmak üzere çok sayıda hastalıkla iştirakli görünen formu Raynaud fenomeni olarak adlandırılır.
retiform
retiform
Ağ şeklinde olan lezyonu ifade eder.
retiküler
reticular
Dantel gibi, ağ gibi anlamına gelir.
Riehl melanozu
Riehl’s melanosis
Yüz ve boyunda muhtemelen bergamot yağı içeren parfüm ve kozmetik uygulamalara bağlı olarak gelişen belirgin pigmentasyon.
ringworm
ringworm
Yüzük şeklindeki herhangi bir lezyon için kullanılan eski bir tanım. Tipik olarak kabuklu, kırmızı halka şeklindeki lezyonlarla karakterize yüzeysel mantar infeksiyonu için kullanılır.
rinofima
rhinophyma
Şiddetli rozasede, özellikle erkeklerde burundaki sebase bezlerin ve bağ dokunun genişlemesi ile oluşan nodüler burun görünümüne verilen isim.
rinoskleroma
rhinoscleroma
Burun ve nazal fossalarda başlayan, dudaklar, damak ve boğaza doğru ilerleyen dokularda aşırı serleşme ile karakterize sinsi ilerleyici infeksiyon.
rinosporidiyoz
rhinosporidiosis
Granülomatöz nazal mikozis tablosu.
Ritter hastalığı
Ritter’s disease
Stafilokoksik haşlanmış deri sendromu. Stafilokoksik ekzotoksin etkisiyle gelişen, yaygın epidermolizis ve deskuamasyonla karakterize tablo. Genellikle çocuklarda görülür.
Romana bulgusu
Romana sign
Amerikan tyrpanosomiasisde görülen tek taraflı göz kapağı ödemi ve lakrimal bez inflamasyonu.
rotunda
rotunda
Yuvarlak lezyon ifade eder.
rozase
rosacea
Yanaklar, burun, çene, alın ve göz kapaklarında akne benzeri lezyonlar, eritem ve telanjiyektazilerle karakterize kronik inflamatuar deri hastalığıdır.
rozeola
roseola
1.Pembemsi-kırmızı deri döküntüsü. Roseola infantum, sifilitik roseola gibi. 2.Yüksek ateş, lenfadenopati, deri döküntüsü ile karakterize viral çocukluk çağı infeksiyonu.
rupia
rupia
İnflame zeminde veziküllerin gelişip, kuruması ile oluşan siyahımsı kalın krutlarla karakterize deri erüpsiyonu.
rupioid
rupioid
Rupiaya benzer, kalın, krutlu yaraları ifade eder.
Salem sarkoidozu
Salem sarcoidosis
Berilyuma bağlı sarkoidal reaksiyon, flüoresan lamba sanayinde çalışanlarda görülür.
SALT
Skin Associated Lymphoid Tissue
Deri lenfoid sistemi.
sarkoid
sarcoid
Sarkoidozda deride gözlenen nodüler lezyonlar.
sarkoidoz
sarcoidosis
Sebebi bilinmeyen, nonkazeöz granülomlarla karakterize, başlıca lenf bezleri, kemik, deri ve diğer organları tutan kronik inflamatuar multisistem hastalığı.
sarkom
sarcoma
Kemik, kartilaj, yağ ve kas gibi mezenkimal orijinli malign kanserler.
Searl ülseri
Searle’s ulcer
Buruli ülser. Mikoobakteriyum ülseransın oluşturduğu ülserin bir varyantı.
sebase
sebaceous
Sebum ile ilgili veya bez sekresyonu ile ilgili anlamında.
sebo-, sebi-
sebo-, sebi-
Sebum ifade eden ön ek.
sebore
seborrhea
Deride sebase bez aktivitesinin artışı, sebase materyalin yağlı, parlak görünüşü.
seboreik dermatit
seborrheic dermatitis
Sebase bez aktivitesinin artması sonucunda deride görülen kronik inflamatuar deri döküntüsü.
seboreik keratoz
seborrheic keratosis
Deri hücrelerinin aşırı çoğalması sonucu gelişen selim deri lezyonları. Genellikle 30 yaş üzerindeki erişkinlerde görülür. En sık göğüs ve sırt ortasında lokalize çok sayıda, oval, kahverengi-siyah plaklarla karakterizedir.
sebum
sebum
Sebase bezlerde salınan yağ ve hücresel debris ihtiva eden madde.
sedef hastalığı
psoriasis
Keskin sınırlı, eritemli kabuklu papül ve plaklarla karakterize inflamatuar, kronik deri hastalığı.
selim migratuar glossit
benign migratory glossitis
Dilin etiyolojisi bilinmeyen inflamatuar hastalığı. Dilin sırtında filiform papillaların multipl halka şekiller çizen deskuamasyonu ile karakterizedir. Genellikle pembemsi-kırmızı merkez ve ince sarımsı kenar görülür. Lezyonlar her birkaç günde bir yer değiştirir.
sellülit
cellulitis
Deri ve deri altı dokularının akut, yaygın, ödematöz inflamasyonu. Genellikle A grubu streptokoklar ve Stafilokokkus aureus etkendir. Etkilenen deride iltihabın dört kardinal bulgusu olan ödem, eritem, ısı artışı ve ağrı mevcuttur.
serebriform
cribriform
Küçük açıklıklarla dışa açılan, kalbur görünümündeki lezyon için kullanılır.
serpijinozum
serpiginosum
Yavaş olarak şekil değiştiren, özellikle arkiform yayılımlı lezyonu ifade eder.
serula
cerulae (maculae)
Kasık bitlenmesinde pubis, karın bölgesi ve femoral bölgede görülen koyu mavi maküller.
seruloderma
ceruloderma
Sıklıkla hafif gri, mavi veya çelik benzeri renk gösteren dermal melanozis.
serumen
cerumen
Dış kulak yolundaki değiştirilmiş ter bezlerinden salgılanan mumsu sekresyon.
shagreen yamaları
shagreen patches
Tüberoz sklerozda görülen, deriden hafif kabarık, deri renginde, düzensiz kenarlı, yüzeyi grintili çıkıntılı plaklar tarzında karakteristik kollagen nevüsler.
Shultz-Charlton testi, reaksiyonu
Shultz-Charlton test, reaction
Kızılda spesifik özgül streptokokkal antitoksinin intradermal uygulanması sonucu gelişen eritemde solma reaksiyonu.
Shwartzman fenomeni
Shwartzman phenomenon
Bir toksinin intravenöz enjeksiyonundan 18-36 saat sonra aynı toksinin intradermal enjeksiyonunu takiben enjeksiyon yerinde hemorajik, nekrotik lezyonun gelişmesi.
sifiliz
syphilis
Treponama pallidum ile oluşturulan, başlıca cinsel yolla bulaşan kronik bir hastalık. Akkiz ve doğuştan formları vardır.
siğil
verruca (wart)
Human papilloma virüsleri tarafından oluşturulan, selim deri ve mukoza papillomları.
sikozis
sycosis
Özellikle sakal bölgesindeki kıl foliküllerinin derin inflamasyonu ile oluşan tabloyu ifade eder.
silendroma
cylindroma
Epitelyal hücreler tarafından çevrelenen stromanın silindir benzeri vakuollerini içeren tümör. Genellikle saçlı deride türban şeklinde lokalize olur.
sillon
sillon
Tünel. Scabisde dişi sarkoptun korneum tabakasında ilerlerken oluşturduğu tüneldir.Kırık çizgi ya da “S” şeklinde görülür.
sinofris
synophrys
Kaşların orta hatta aşırı çoğalması ve birleşmesi.
siringokistadenoma
syringocystadenoma
Ter bezlerinin duktal parçasının tümörü.
siringoma
syringoma
Hidradenoma. Ekrin ter duktusunun selim tümörü. Kadınlarda daha sık rastlanır ve erişkin yaşlarda görülmeye başlar.
sirkumskriptum
circumscriptum
İyi sınırlı, kapalı dizilimli lezyonları tarif eder.
skabies
scabies
Gale, uyuz. Sarcoptes scabies tarafından oluşturulan, direkt temasla bulaşan, şiddetli gece kaşıntısı, papüler ve egzamatöz erüpsiyon korneum, tabakasında tünel oluşumu ve ikincil bakteriyel infeksiyon gelişimi ile karakterize bir enfastasyon tablosudur.
skatris
scar
Dermis ya da daha derin doku kayıplarını kapatmak üzere oluşan yeni bağ dokuları. Düz, kaba, sert ya da atrofik görünümde olabilirler. Skar.
skin tag
skin tags
Epidermal ve dermal dokunun pedinküllü, düz yüzeyli veya düzensiz, deri rengindeki selim küçük aşırı büyümeleri.Genellikle göz kapakları, boyun ve aksillada görülür.
sklerema (neonatarum)
sclerema
(neonatarum)
Bebeklerde nadir olarak görülen deri ve deri altı dokuda hızla yayılan tahta sertliğinde endürasyonun gelişmesi.
sklero
sclero
Sert anlamına gelir.
skleroderma
scleroderma
Derinin lokalize veya jeneralize kalınlaşıp sertleşmesi.
skleroödem
scleroedema
Genellikle bir infeksiyonu izleyerek oluşan yüz, boyun ve üst gövdenin difüz sert endürasyonu.
skleroz
sclerosis
Fibrozisin ilerleyişi esnasında fibroblastların azalması ve düzeni bozulmuş kollagen liflerin artması. Dermal veya deri altı ödem, hücre infiltrasyonu veya kollagen proliferasyonu sonucu gelişen sınırlı ya da difüz endürasyondur.
skrofuloderma
scrofuloderma
Tüberküloz lenfadenit, kemik veya eklem tüberkülozundan deriye yayılan, elementer lezyonu gom olup ülserasyon gelişimi ile sonlanan deri tüberkülozu.
skuam
squame
Korneum tabakasında yassı pullar veya lameller halinde dökülmesi ile oluşan kuru ya da yağlı keratin kitleler.
skuamöz
squamous
Pullu veya plaka halinde anlamını ifade eder.
skuamöz hücre
squamous cell
Derinin epidermis tabakasında birkaç sıra oluşturan poligonal, yassı hücreler.
skuamöz hücreli karsinom
squamous cell carcinoma
Epidermisin yassı hücrelerinden kaynaklanan malign, metastaz yapan kanser. Deri, dudaklar ve mukozalarda yerleşebilir.
skutula
scutula
Skutulum. Favusda görülen düz veya kase şekilli deprese lezyonlara verilen isimdir.
Sneddon-Wilkinson hastalığı
Sneddon-Wilkinson disease
Subkorneal püstüler dermatoz
solar
solar
Güneşle ilgili anlamını ifade eder.
solar keratoz
solar keratosis
Açık tenli kişilerde ileri yaşlarda ultraviyole etkisiyle gelişen prekanseröz deri lezyonları. Vücudun dışa açık bölgelerinde  deriden hafif kabarık, kırmızı veya pembe renkli üzerleri pürtüklü ve pullu lezyonlardır. Yaklaşık % 20 oranında yassı hücreli karsinomaya dönüş gösterir.
SPF
Sun Protection Factor
Güneşten koruyucu faktör.
Spiegler tümör
Spiegler’s tumour
Ekrin dermal silindiroma.
Spitz nevüs
Spitz nevus
Selim jüvenil melanoma. Histopatolojik özellikleri malign melanoma ile benzeyen, genellikle çocuklarda, alt ekstremiteler ve yüzde yerleşen pembe veya kahverengi olabilen nevüslerdir.
spongiyoz
spongiosis
Epidermal spinal tabaka hücreleri arasında ödem sonucu genişlemeyi ifade eder. Sıvı birikimi fazla olduğunda vezikül gelişimi gözlenir.
sporotrikoz
sporotrichosis
İnsan ve hayvanlarda Sporothrix schenckii tarafından oluşturulan derin yerleşimli nodüllerle karakterize mantar infeksiyonu.
SSSS
Staphlococcal Scalded Skin Syndrome
Genellikle çocuklarda görülen stafilokokların neden olduğu ateş ve deri soyulması ile seyreden ağır bir tablo.
St. Helena sellüliti
St. Helena cellulitis
Herhangi bir organizma izole edilemeyen epidemik selülit.
steatokistoma
steatocystoma
Sebase kist.
Stevens-Johnson sendromu
Stevens-Johnson syndrome
Eritema multiformenin mukoza tutulumu ile seyreden major formu.
striya
striae
Deride gümüş-beyaz renkli uzun, gergin izler. Gebelik, uzun süre kortikosteroit kullanımı, hızlı kilo alma gibi durumlarda deri altı bağ dokusundaki yırtılmalar sonucu gelişir. Verjetür.
strofulus
strophulus
Papüler ürtiker için veya miliaria için eskiden kullanılan terim.
suçiçeği
varicella (chickenpox)
Varisella zoster virüsü ile oluşan, akut seyirli, bulaşıcı, deri ve mukozalarda veziküllerle seyreden, çocukluk çağı infeksiyonu.
suffodiens
suffodiens
Perifolikülitis kapitisde tünel şeklindeki lezyonlar için kullanılan terim.
Sutton nevüs
Sutton’s nevus
Halo nevüs, lökoderma akkiz sentrifigum. Çevresinde daire şeklinde depigmente leke bulunan pigmente nevüstür.
Sutton ülseri
Sutton’s ulcer
Periadenitis mukoza, nekrotika rekürrens. Dudak, yanak mukozası veya dilde görülen, zımbayla delinmiş gibi keskin kenarlı ve derin majör aftöz ülser.
şankr
chancre
Genellikle Treponema pallidum tarafından oluşturulan sifilitik ülsere verilen isim, primer sifilis lezyonu. Nadiren sporotrikoz, tularemi ve primer deri tüberkülozunun ülserleri için de kullanılır.
sert ş. (hard c.) sifilisin primer infeksiyon bölgesinde bulaşmadan yaklaşık 10-30 gün sonra görülen papül veya sert ülsere lezyon.
yumuşak ş.(soft c) şankroid için kullanılan isim.
şankroid
chancroid
Haemophilus ducreyi tarafından oluşturulan cinsel temasla bulaşan bir hastalık. Penis ve vulvada çok sayıda, ağrılı ve yumuşak tabanlı ülserlerle ve ağrılı inguinal lenfadenopatilerle karakterizedir.
şankrum oris, nazi
cancrum oris, nasi
Noma, gangrenöz sitomatit. Ağız ve burunda nekrotik, gangrenöz lezyonlara ilerleyen şiddetli ülseratif sitomatitdir.
tabes
tabes
Nörosifilis formu. Lokomotor ataksia, orginal olarak zayıflama hissi olarak kullanılır.
t. dorsalis (t. dorsalis) spinal kordun arka kolonlarının destrüksiyonu sonucu gelişen pozisyon hissinin kaybı ile karakterize durumdur. Ataksi, duruş bozukluğu, ağrı ve parastezi ile karakterizedir. Başlıca sifilis geç devrinde rastlanır.
telanjiyektazi
telangiectasia
Dermal kapillerlerin kalıcı genişlemesi sonucunda deri yüzeyinde nonpulsatif, ince, parlak, kırmızı çizgiler veya ağsı görüntüler. Üzerlerine basıldığında bazen kaybolur, bazen kaybolmayabilirler.
ter
sweat
Isı etkisiyle ter bezlerinde oluşup, ter bezi duktusları ile deriye boşalan ve deriye nem sağlayan sıvı.
ter bezi adenomu
sweat gland adenoma
Ter bezlerinin epitel hücrelerinden kaynaklanan selim tümörü.
terebrans
terebrans
Delici, sıkıcı anlamında.
tilozis
tylosis
Difüz keratoderma oluşumu. Genellikle difüz palmoplanter keratoderma ifade eder.
tinea
tinea
Deri, saç ve tırnakların dermatofitler ile oluşan infeksiyonlarına verilen isim.
toksik epidermal nekroliz (TEN)
toxic epidermal necrolysis
Genellikle erişkinlerde görülen, ani başlangıçlı, hızla yayılan, haşlanmış görünümde eritemi takiben gevşek ve hızla soyulan büllerin gelişimi ile karakterize eksfoliyatif bir deri reaksiyonu. Başlıca ilaçlara bağlı gelişen toksik bir tablodur, infeksiyonlara ve neoplastik hastalıklara ikincil olarak da gelişebilir. Mortalite oranı yüksektir.
trakonişi
trachonychia
Tırnakların aşırı halkalanma veya birleşen çukurcuklar göstermesi ve zımpara taşı hissi vermesi.
transdermal
transdermal
Dermis veya deri yolu ile ilaç, merhem ya da yama formunda uygulama.
trik-, triko-
trich-, tricho-
Saç anlamına gelen ön ek.
trikiyazis
trichiasis
Kirpiklerin konjonktiva ve kornea ile temas edecek şekilde içe doğru, anormal büyümesi.
trikoptilozis
trichoptilosis
Distal kıl şaftının tüylü görünümünde uzunlamasına ayrılmalar göstermesi.
trikoşizis
trichoschisis
Kıl şaftının düz ve transver kırılması.
trikotillomani
trichotillomania
Kompülsif bir davranışla saçların çekilmesi ya da bükülmesi.
tripe palms
tripe palms
Avuç içlerinin retikulum veya işkembe görünümünde çizgili kaba yapıda oluşudur, işkembe avuçlar anlamına gelir.
trisemptom
trisymptom
Lökositoklastik vaskülitte purpura, polimorf eritem ve dermal nodüllerden oluşan üç semptomlu tablo.
trof-, trofo-, trofik-
troph-, tropho-, trophic-
Beslenme ile ilgili ön ek.
-tropik
-tropic
Afinite gösteren, yönelen anlamına gelen son ek.
tumid
tumid
Şiş, inflame anlamındadır.
tüberkül
tubercule
Nodülün sinonimi olarak kullanılan bir terim. Küçük nodülleri tarif eder. Son yıllarda kullanımı azalmıştır.
tümör
tumor
Değişik boyut ve şekilde olabilen, yumuşak veya sert, serbestçe hareket ettirilebilen ya da alttaki dokulara yapışık olabilen kitleler. Derin yerleşimli veya yüzeysel olabilirler, bazen saplı olabilirler. İnflamatuar, noninflamatuar olabilirler. Selim ya da malign karakter taşıyabilirler.
tünel
burrow
Derideki pasaj ya da kanal. Özellikle scabies akarına bağlı gelişen lezyonlara denir. Tünel, cuniculus.
Tyson bezleri
Tyson’s glands
Prepusyumdaki sebase bezler, preputial bezler.
uleritema ofrogenez
ulerythema ophryogenes
Kaşları etkileyen keratozis pilaris atrofikans formu. Otozomal baskın geçen bu hastalıkta kaşlardaki kıl foliküllerinde atrofik skar oluşur.
Unna nevüs
Unna’s nevus
1. Eritema nucha, salmon patch sinonimi. 2. Papiller dermiste melanositlerin toplanması ile gelişen papillamatöz pigmente nevüs.
ülser
ulcer
Deride dermise hatta daha derin dokulara uzanan doku kaybı. Yavaş seyirle skatris bırakarak iyileşirler.
Ulcus, sore.
anestetik ü (anesthetic u) Nörotropik ülser.
aftöz ü. (aphthous u) Mukoza ülseri.
bazin ü. (bazin u) Baldırlarda görülen ülsere nodüler tüberkülid.
buruli ü. (buruli u) Mycobacterium ulcerans ile oluşturulan ülser.
çiklero ü. (chiclero u) Leishmania mexicana tarafından oluşturulan ülser.
dekübitüs ü. (decubitus u) Basınç ülseri, yatak yarası.
eozinofilik ü. (eosinophilic u) Dilin selim ülser formu.
factitial ü. (factitial u) Dermatitis artefakta anlamında.
fagedenik ü. (phagedenic u) Hızla yayılan destrüktif ülser.
herpetiform ü. (herpetiform u) Ağrılı rekkürrent mukoza ülseri.
jacop ü. ( jacop  u) Göz kapaklarının ülsere bazal hücreli karsinomu.
krome ü. (chrome u) Heksavalent kromium etkisiyle oluşan korrozif ülser.
lahor ü. (lahor u) Kutanöz leishmaniasis ülseri.
lipschütz ü. (lipschütz u) Ulkus vulva akutum.
malabar ü. (malabar u) Tropikal ülser.
marjolin ü. (marjolin u) Skar epitelyoması.
martorell ü. (martorel u) Bacakların hipertansif ülserleri.
meleney ü. (meleney u) İlerleyici infeksiyöz kangren.
mikulicz ü. (mikulicz u) Minör aftöz ülser.
nöropatik ü. (neuropathic u) Duyusal sinir kaybı bölgesinde görülen perfore ülser.
mal perforan ü. (mal perforan) Ayakların tropik ülseridir, malperfore ülser ile eş anlamlı
rodent ü. (rodent u) Bazal hücreli karsinoma.
serpijinöz ü. (serpiginous u) İkincil sifilisde mukozal erozyonlar.
sutton ü. (sutton u) Periadenitis mukoza nekrotika rekkürrens.
terebans ü.(terebans u) Rodent ülserin yaygın ve derin yayılan destrüktif formu.
tropikal ü. (trophical u) Sıcak nemli iklimlerde görülen kronik infektif bacak ülseri.
variköz ü. (varicose u) Bacağın venöz yetmezliğe bağlı gelişen ülseri.
yumuşak ü. (soft u) Şankroid anlamında
ürtiker
urticaria
Dermal damarlardan plazmanın damar dışına sızması sonucu gelişen ödeme bağlı yuvarlak, hafifçe yüzeyden kabarık, sert, üzeri düz lezyon. Lezyon sabit değildir, çevreye doğru ilerler ve saatler içinde kaybolur.
vagabond hastalığı
vagabond’s disease
Pediculosis corporis ile enfestasyon anlamına gelir.
variabilis
variabilis
Değişken, değişebilir anlamına gelir.
variyola
variola (smallpox)
Pox virüs tarafından oluşturulan akut, ateşli, döküntülü bir hastalık. Günümüzde görülmemektedir.
vejetan
vegetans
Çıkıntılı, büyük, yayılan lezyonu ifade eder.
vejetasyon
vegetation
Karnabahar veya horoz ibiği görünümünde, kuru ya da sızıntılı olabilen deri prolifersayonları. Histopatolojik olarak papillamatöz ve akantoz vardır.
vellus
vellus
Doğumdan hemen önce veya hemen sonra saçlı deri dışında bütün vücudu saran lanugonun yerini alan kısa kuş tüyü kıllar.
venenata
venenata
Zehirli, zehirlenmiş anlamına gelir.
veneral
veneral
Cinsel ilişki ile ilgili olan anlamında.
veneryal hastalık
venereal disease
Cinsel temas ile bulaşan hastalıklar. Örnek; sifilis, gonore, AIDS, lenfogranüloma venerum, genital herpes, genital siğiller.
vermik&u