Sozluk Sitesi
  C
 

caba s. açıktan, bedava, bedavadan, bedelsiz, cabadan, emeksiz, fahri, garazsız, gönüllü, hasbi, havadan, hazırlop, karşılıksız, külfetsiz, onursal, parasız, serbest, ücretsiz, üste dey. babasının hayrına, hibe olarak, pir aşkına, pir yoluna karş. bedelli, ücretsiz
cabacı asalak, bedavacı, parazit, sığıntı
cabadan i. açıktan, bedava, bedelsiz, caba, hasbi, havadan, hazırlop, karşılıksız olarak, parasız, ücretsiz, üste, üstelik karş. karşılıklı olarak, paralı
cadaloz s. cadı, cafcaf, çaçaron, çeneli, huysuz, kocakarı, nalet, şirret, umacı dey. cadaloz kara kancoloz, Kasımpaşalı eli maşalı karş. melek
cadde i. anayol, bulvar, kara yolu, sokak, yol
cadı i. boşboğaz, büyücü, cadaloz, cin, çaçaron, çalçene, geveze, gulyabani, hortlak, iblis, ifrit, kadın, öcü, umacı, yaşlı, zevzek dey. mezar hırsızı karş. hoşsohbet
cafcaf i. boş lakırdı, gösteriş, ilave, teferruat dey. boş lakırdılar, manasız sözler karş. anlamlı sözler, manalı sözler, öz sözler, sadelik
cafcafcı i. boşboğaz, carcar, çaçaron, çalçene, dırdırcı, geçimsiz, huysuz, şirret, zevzek dey. ağzı kalabalık, eli maşalı karş. ağırbaşlı
cafcaflı s. anıtsal, azametli, cakacı, cakalı, çarpıcı, debdebeli, fiyakalı, frapan, garnitürlü, gösterişli, haşmetli, ihtişamlı, ilaveli, lüks, saltanatlı, süslü, şatafatlı, tantanalı dey. afra tafra, afur tafur, bu ne çalım, caf caf, dostlar alış verişte görsün!, kel başa şimşir tarak, kelle kulak yerinde karş. gösterişsiz, mütevazi, sade, süssüz
cahil s. acemi, ahmak, akılsız, alaylı, anlayışsız, avanak, başlayıcı, bihaber, bilgisiz, bilmez, boş, capcahil, çırak, çolpa, deneyimsiz, ebleh, eğitimsiz, genç, görgüsüz, görmemiş, habersiz, hödük, izansız, kıdemsiz, kof, kuş, kültürsüz, malumatsız okumamış, mankafa, olmamış, sersem, tecrübesiz, tor, torlak, toy, ümmi, vasıfsız, vukufsuz, yayan, yeni dey. boş kafalı, cennete girse fidan kırar, cehenneme girse kazan deler, cim karnında bir nokta, dar kafalı, dünyadan habersiz, elifi görse mertek/direk sanır, eski kafa, gözü kapalı, içi boş işe yaramaz, kara cahil, kereste müdürü, kör cahil, kulaktan dolma, mektep görmemiş, mürekkepli cahil, okuması yok, okuyup yazması olmayan, sepette pamuğu/pamuk yok, serçeden başka kuş Zeyrek'ten başka yokuş bilmez, uyur gezer, yalancı pehlivan, yanından geçmemiş karş. akılsız, beceriksiz, deneyimli, kültürlü
cahillik i. bilgisizlik, bilimsizlik, bilmezlik, cehalet, görgüsüzlük, nadanlık, tecrübesizlik, toyluk karş. alimlik, ariflik, bilgililik, görmüş geçirmişlik, kocalık, olgunluk, okumuşluk
caiz s. anlamlı, elverişli, gerekli, helal, isabetli, lazım, mahal, mutabık, münasebetli, münasip, müsait, olabilir, olur, sırasında, şık, uyar, uygun, uz, vaktinde, yakışır, yarar, yaraşır, yerinde, zamanında dey. biçilmiş kaftan, dişine göre karş. uygunsuz
caka s. afurtafur, böbürlenme, çalım, fiyaka, gösteriş, gurur, jest, kabarma, kasılma, kibir, kurum, nispet, övünme, racon, şişinme, tafra, tavır, yordam dey. afra tafra, afur tafur karş. alçakgönüllülük
cakacı s. cafcaflı, caka ile yapılan, çalımlı, gösterişli, pozlu karş. çalımsız, gösterişsiz, mütevazi, sade
cakalı s. cafcaflı, çalımlı, gururlu, kibirli
cam i. bardak, billur, camekan, kase, kristal, pencere, piyale, sırça, vitrin, züccaciye
cambaz i. akrobat, aldatıcı, atik, atletik, aynacı, batakçı, çevik, dalavereci, dolandırıcı, dolapçı, dubaracı, düzenbaz, düzenci, eğlence, entrikacı, hilebaz, hokkabaz, kafesçi, kalleş, kazıkçı, kıvrak, kurnaz, madrabaz, oyunbaz, oyuncu, sahteci, sahtekar, şarlatan, tuzakçı, yaldızcı madaracı, madikçi, numaracı, tokatçı, tufacı, üçkağıtçı, zarfçı dey. kedi gibi, lastik gibi karş. doğrucu
camekan i. cam, dolap, limonluk, vitrin
camgöz s. açgözlü, doymaz, hırslı, tamahkar
camia i. ahali, amme, cemaat, cemiyet, grup, insanlık, kamu, koloni, millet, sosyete, topluluk, toplum, zümre
can i. benlik, birey, canlılık, derman, dil, dirim, emanet, fert, gönül, güç, hareket, hareketlilik, hayat, hayatiyet, hoş, iç, içten, insan, kalp, kimse, kişi, mecal, nefs, ömür, öz, sevimli, yaşam, yaşama, yaşantı, yürek dey. Allah'ın evi karş. ölüm ? öz
can sıkıntısı i. ağırlık, bezginlik, bıkkınlık, bunalım, bunalma, bezginlik, darlık, efkar, elem, gam, hafakan, hüsran, hüzün, kasavet, kasvet, keder, sıkıntı, usanç, üzüntü, yorgunluk karş. neşe ? bunalma, çaresizlik, endişe, keder, neşesizlik, üzüntü
can sıkıntısı i. bıkkınlık, bunalma, daralma, hafakan dey. hayal kırıklığı, iç darlığı, iç sıkıntısı
can sıkmak f. tacizlik vermek
cana kıyma i. jenosit, suikast
cana yakın s. babacan
cana yakınlık i. tatlılık
canan i. Allah, aziz, Çalap, favori, flört, gönülden sevilen, gözde, habib, Halik, Hak, Hakim, Hallak, Huda, ilah, ilahe, maşuk, maşuka, metres, mevla, muazzez, nişanlı, Oğan, Rab, Rahman, sevgili, sözlü, Tanrı, tanrıça, yar, yaradan, yavuklu dey. aşna fişne, bağlılık duyulan, değer verilen, eski göz ağrısı, göz ağrısı, göz bebeği, gözümün nuru, ilk göz ağrısı karş. can, maşuk
canavar i., s. acımasız, acımaz, afacan, amansız, cin, delibalta, dev, dinsiz, domuz, dragon, düşkünezer, ejder, ejderha, gaddar, gavur, hain, haşarı, haşin, hınzır, hunhar, imansız, insafsız, insaniyetsiz, kalpsiz, kasap, kırıcı, kıyıcı, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, sadist, şefkatsiz, tiran, vahşi hayvan, vicdansız, zalim, zorba dey. ele avuca sığmaz, şeytan çekici, taş yürekli karş. müşfik
canavarlaşmak f. acımasızlaşmak, gaddarlaşmak, hunharlaşmak, korkunçlaşmak, vahşileşmek, zalimleşmek dey. voyvoda kesilmek karş. sevecenleşmek
cancağızım ü. canım, canımın içi, canikom, cicim, ciğerim, civanım, gözümün bebeği, gözümün nuru, hayatım, iki gözüm, koçum, kuzum, nurum, ruhum, sevdiceğim, sevdiğim, sevgilim, sultanım, şekerim, tatlım, tosunum dey. canımın içi, gözümün bebeği, gözümün nuru, iki gözüm
canciğer s. teklifsiz, yakın dey. aralarından su sızmıyor, içli dışlı, senli benli, sıkı fıkı, yüz göz olmuşlar karş. teklifli
candan s. gönülden, hakikatli, hoş, içten, içtenlikle, içtenlikli, kalpten, muhlis, sadık, samimi, samimiyetle, sevimli, şefkatli, yalansız, yürekten dey. açık kalple/kalpli/sözlü/yürekli, can içinde can, cana yakın, gönlü açık, içten gelen/gelme karş. görünüşte
canhıraş s. acı, iç tırmalayan dey. iç tırmalayıcı, tüyler ürpertici karş. hoş, iç okşayıcı, tatlı
canı sıkkın s. bedbin
canım i. anacığım, anam, aslanım, ayol, azizim, balım, cancağızım, canikom, cicim, ciğerim, civanım, efem, hayatım, hu, kadınım, kardeşcağızım, kardeşim, karıcığım, kocacığım, koçum, kuzum, nurum, ruhum, sevdiceğim, sevgilim, sultanım, şekerim, tatlım, tosunum, yahu dey. a canım, abe canikom/kızanım, be yahu, bir tanem, canımın içi, ciğerimin köşesi, gözümün bebeği, gözümün nuru, iki gözüm, nuru aynim, ömrümün varı, ömür sermayesi, anam babam
canımın içi s. cancağızım
canını sıkmak f. tacizlik vermek
cani i. azrail, cellat, kasap, katil, kıyıcı dey. eli kanlı, gözü dönmüş, insan kasabı, kanlı katil
canikom ü. cancağızım, canım, hayatım, sevdiceğim
canip i. istikamet, kanat, yan, yön
cankurtaran i. ambülans, hastane arabası, sıhhiye arabası
canlandırıcı s. coşturucu, diriltici, dinçleştirici, güçlendirici, hareketlendirici karş. yıpratıcı
canlandırma i. animasyon, canlandırım, ihya, kişileştirme
canlandırmak f. cisimlendirmek, davrandırmak, diriltmek, gayrete getirmek, ihya etmek, renklendirmek, şevke getirmek karş. hareketsizleştirmek, öldürmek, uyuşuklaştırmak
canlanma i. coşma, diriliş, dirilme, dinçleşme, güçlenme, hareketlenme karş. ölgünleşme
canlanmak f. açılmak, ayağa kalkmak, ayılmak, belirmek, coşmak, cisimlenmek, davranmak, dinçleşmek, dirilmek, dirilenmek, düzelmek, ferahlamak, geçirmek, gönenmek, güçlenmek, hislenmek, iyileşmek, kuvvetlenmek, onmak, rahatlamak, sağalmak, sağlığa kavuşmak, şenlenmek, toparlanmak, unmak, zindeleşmek dey. ayağa kalkmak, can gelmek, canı (yerine) gelmek, canlı gibi olmak/hissini vermek, derdini deşmek/depreştirmek, enerjik olmak, faaliyete geçmek, gayrete gelmek, gayrete getirmek, göz önüne getirmek, gözlerine fer gelmek, gözü gönlü açılmak, hastalığı atlatmak/geçmek/hafiflemek, hissini vermek, iflah olmak, ihya olmak, işler açılmak, kendine gelmek, kendini toparlamak/toplamak, ruh kazandırmak/vermek, şevke getirmek karş. kötüleşmek, miskinleşmek, ölgünleşmek, sağlığını bulamamak, sıhhati yerine gelmemek, tembelleşmek
canlı s. acar, aktif, atak, ateşli, atılgan, atik, cevval, civelek, civcivli, coşkun, çalışkan, çevik, delişmen, dinamik, dinç, diri, etkin, faal, fingirdek, girişken, hamarat, hareketli, heyecanlı, hoppa, işlek, işveli, kıpırdak, kıvrak, kurtlu, lastik gibi, mahluk, oynak, nazlı, ruhlu, sağlıklı, şakrak, yaratık, zinde dey. cıva gibi, cıvıl cıvıl, çakı gibi, ele avuca sığmaz, fıkır fıkır, hayat dolu, in cin, karınca yuvası gibi, kımıl kımıl, kıpır kıpır, kurtlu peynir, yerinde duramaz karş. cansız, hareketsiz, soluk, tenha, uyuşuk, yorgun ? atılgan, cilveli, coşkun, çalışkan, çevik, delişmen, faal, gayretli, güçlü kuvvetli, sağlam, sağlıklı
canlılık i. afiyet, bakım, bakımlılık, belirme, can, cisimlenme, coşkunluk, davranma, derman, dinçlik, dirilik, dirlik, enerji, esenlik, etkinlik, faaliyet, fer, ferahlık, gayret, gönenç, güç, güçlülük, hayat, hayatiyet, iyişim, keyif, kuvvetlilik, mecal, memnuniyet, ruh, sağlamlık, sağlık, selamet, sıhhat, zindelik dey. dokuz yorgan eskitir/paralar/parçalar karş. cansızlık, miskinlik, ölülük, sağlıksızlık, sakinlik
cansız s. alık, atıl, bezgin, bıkkın, dingin, donuk, durağan, durgun, eylemsiz, gayretsiz, gevşek, hâlsiz, hareketsiz, hımbıl, ihmalci, ilgisiz, kımıltısız, kırışık, kokmuş, külkedisi, lapacı, mat, mıymıntı, mızmız, miskin, mıymıntı, ölgün, ölmüş, ölü, pasif, ruhsuz, sakin, savsak, silik, soluk, sönük, sümsük, sünepe, tembel, tutuk, uçuk, uyuz, uyuntu, üşengeç, yavaş dey. ağır canlı/kanlı, canlı cenaze, gözleri sönmek, içi geçmiş, mısır püskülü gibi karş. atik
cansızlık i. bitaplık, bitkinlik, donmuşluk, halsizlik, mecalsizlik, miskinlik, ölülük, sakinlik, sililik dey. dünya yıkıldı ben altında kaldım karş. canlılık, dirilik, hareketlilik, kuvvetlilik, parlaklık, zindelik
cansiperane z. özveriyle dey. canını dişine takarak, canını feda ederek, canını sakınmadan, canını siper ederek, canını verircesine, var gücüyle karş. gönülsüzce
carcar s. boşboğaz, cafcafcı, cırcır, cırcırböceği, çok konuşan, dedikoducu, dırdırcı, farfara, geveze, gürültücü, lafçı, lakırdıcı, şarlatan, yaygaracı dey. ağzı gevşek/kalabalık/kara, ağzında bakla ıslanmaz, beş para ver söylet on para ver sustur, bir söyle iki işit, çenesi düşük/kuvvetli, gevşek ağızlı karş. az konuşan, ketum, sakin, sessiz
cari s. akar, battal, geçer, gider, revan, yürür, yürüyen karş. duran, hareketsiz, iptal edilmiş, kaldırılmış, yürürlükten çıkmış
cariye i. azatsız, bende, esir, forsa, halayık, köle, kölemen, kul, metres, odalık, rehine, serf, sevgili, tutsak
carlamak f. bağırmak, nara atmak, yırtınmak
cartadak z. şıp diye, zıngadak
cascavlak s. boş, cavlak, çıplak, çırılçıplak, örtüsüz, saçsız, tüysüz
casus s. ajan, curnalci, dedikoducu, fitleyici, fitneci, gammaz, hafiye, iftiracı, ihbarcı, ispiyon, jurnalcı, karacı, kovcu, muhbir, müzevir, söz taşıyıcı dey. ihbar etmek, jurnal etmek, müzevirlik etmek, rapor etmek, şikayet etmek karş. sır vermez
casuslamak f. curnal etmek, çekiştirmek, fitnelemek, gammazlamak, ispiyonlamak, itiraf etmek, jurnal etmek, müzevirlik etmek, rapor etmek, yakalatmak, yakınmak, yetiştirmek karş. susmak
cavlak s. boş, cascavlak, çıplak, nü, örtüsüz, sivil, soyunuk, tüysüz, üryan, yalın karş. dolu, giyinik, örtülü, tüylü
caydırıcı s. ürkütücü dey. göz korkutucu, kararından döndürücü, vaz geçirici karş. özendirici
caydırma i. blöf, gözdağı
caydırmak f. döndürmek dey. pişman ettirmek, sözünü geri aldırmak, vazgeçirmek
cayırtı i. cayırdama, cızırtı, cızırdama, cumburtu, çatırdama, çatırtı, çıtırtı, gümbürtü, gürültü, şangırtı, uğultu, zıngırtı
cayma i. bırakma, çekilme, dönüş, inkar, ricat
caymak f. bırakmak, boşlamak, bozmak, çekilmek, döneklik etmek, dönmek, feragat etmek, feshetmek, geçmek, inkar etmek, istifa etmek, kaçmak, mızıklanmak, mızıkçılık etmek, oyunbozanlık etmek, ricat etmek, sözünde durmamak, tersinmek, vazgeçmek dey. adımını geri almak, ağız değiştirmek, andını bozmak, bir dalda durmamak, çark etmek, daldan dala konmak, döneklik etmek, dümen kırmak, el çekmek, elini eteğini çekmek/yıkamak, feragat etmek, fikir değiştirmek, geri dönmek, gömlek değiştirmek, inkar etmek, iptal etmek, izine dönmek, kararını değiştirmek, lafı çevirmek, niyeti bozmak, ordubozanlık etmek, oyun bozmak, oyunbozanlık etmek, pas geçmek, pazarlığı/pazarlık bozmak, peşini bırakmak, posta kesmek, sağdan geri etmek, sözü çevirmek, sözünde durmamak, sözünden dönmek, sözünü geri almak/tutmamak, su koyuvermek, tornistan etmek, tövbe etmek, tükürdüğünü yalamak, yan sallamak/çizmek karş. direnmek ? ayrılmak, bıkmak, değiştirmek, dönmek, küçümsemek, yadsımak
cazibe i. albeni, alım, alımlılık, çekicilik, gelgeç, güzellik, hava, incelik, kibarlık, nefaset, sevimlilik, şirinlik, zarafet, zariflik karş. hantallık
cazibeli s. albenili, alımlı, büyüleyici, cazip, çekici, dilber, gökçe, gözalıcı, güzel, havalı, hoş, latif, renkli, sevimli dey. göz alıcı, göz kamaştırıcı, mıknatıs gibi, ökse gibi karş. alımsız çirkin, itici, sevimsiz ? albeni, büyülemek, cazibe, güzel, parlak, sevimli, sihir
cazip s. albenili, alımlı, cazibeli, çekici, çekimli, dikkat çekici, elverişli, gözalıcı, güzel, ilginç, renkli dey. ilgi çekici, şeytan tüyü bulunmak/olmak
cebbar s. acımasız, amansız, insafsız, kalpsiz, kasap, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, şefkatsiz, vicdansız, zorba dey. yürekli
cebelleşme i. kavga, mücadele
cebelleşmek f. atışmak, becelleşmek, boğazlaşmak, boğuşmak, cenkleşmek, çarpışmak, çatışmak, çekişmek, dalaşmak, dırlaşmak, didişmek, dövüşmek, hesaplaşmak, hırıldaşmak, hırlaşmak, iştigal etmek, itişmek, kapışmak, kavga etmek, meşgul olmak, mücadele etmek, pençeleşmek, savaşmak, süngüleşmek, takışmak, uğraşmak, vuruşmak, yumruklaşmak dey. birbirine düşmek/girmek, hırgür etmek, itişip kakışmak, kavga etmek, kontra girmek, savaş etmek karş. sevişmek
cebir i. baskı, boyunduruk, erk, güç, ısrar, istibdat, işkence, mecbur etme, sıkıştırma, sıkıyönetim, tazyik, üsteleme, zor, zorlama, zorlayış dey. baskı yapma, mecbur etme, seçenek bırakmama, seçenek tanımama karş. isteme, iyilik, iyilik kullanma
cebren z. baskıyla, emrivakiyle, güçlükle, mecburen, meşakkatle, oldubittiyle, olupbittiyle, sıkıntıyla, zahmetle, zorbalıkla, zorla, zorlukla dey. zorlama ile, zorluk kullanarak karş. güzellikle, ihtiyari, iyilikle
cebretmek f. dürtmek, tazyik yapmak, zorlamak
cebri z. elzem, gerekli, kaçınılmaz, lüzumlu, mecburi, naçar, şart, zaruri, zorunlu
cefa i. acı, azap, çile, eza, ezinç, eziyet, gadir, haksızlık, hicran, hoşnutsuzluk, işkence, kahır, kasavet, kıygı, kıyım, kötülük, külfet, mesele, meşakkat, mezalim, ölüm, sıkıntı, üzgü, üzüntü, zahmet, zalimlik, zor, zulüm dey. kahır çekmek/yüzünden lütuf görmek/lutfa uğramak karş. rikkat
cefakar s. acı çeken, acılı, acıklı, ağlamaklı, bezgin, bıkkın, çilekeş, çileli, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, gaileli, gamlı, gülmemiş, hicranlı, hüzünlü, ıstıraplı, içli, kahırlı, kaygılı, kederli, keyifsiz, neşesiz, problemli, sıkıntılı, sıkkın, tasalı, üzgün, üzücü, üzüntü, üzüntülü, yaslı dey. cefa görmüş, eza çekmiş/edici, eziyet verici, üzüntü görmüş, üzüntü verici karş. eğlendirici, güzel günler yaşamış, neşeli, sefa görmüş, sefa verici, sevindirici
cefakeş s. tasalı, üzgün
cefalı s. ezgin, sıkıntılı
cehalet i. ahmaklık, alıklık, anlayışsızlık, aptallık, bilgisizlik, bilinçsizlik, bilmezlik, boşluk, bönlük, budalalık, cahillik, dangalaklık, densizlik, düşüncesizlik, eblehlik, eğitimsizlik, gaflet, görgüsüzlük, hamlık, hödüklük, kafasızlık, malumatsızlık, okumamışlık, sersemlik, şuursuzluk, tecrübesizlik, tedbirsizlik, toyluk dey. et kafalılık, kalın kafalılık, kaz beyinlilik, kuş beyinlilik karş. ariflik, allamelik, bilgelik, bilgililik, danişmentlik, malumatlılık, vakıflık
cehennem i. bela, trajedi dey. eşek cenneti
cehennem bekçisi i. zebani
cehennem gibi s. cehennemi
cehennemi s. cehennemi andıran, cehennem gibi, sıkıntılı dey. cehennemi andıran, cehennem gibi karş. cennet gibi, ferah
cehennemi s. tehlikeli
cehennemi andıran s. cehennemi
cehennemlik s. günahı çok, günahkar, kötülük eden karş. cennete layık, iyiliği çok, iyilik eden, makbul kul
cehennemlik s. soba, suçlu, tandır dey. günahı çok, kötülük eden, makbul olmayan kul
ceht etmek f. uğraşmak
ceht i. zahmet
ceket i. kap, kazak
celal i. hışım, sinir dey. asabı bozulmak, deli olmak, terslik etmek
celallenme i. hiddet, sinir
celallenmek f. alevlenmek, asabileşmek, ateşlenmek, babalanmak, cinlenmek, deli olmak, delilenmek, delirmek, hırçınlaşmak, hırslanmak, hiddetlenmek, ifrit kesilmek, kızmak, köpürmek, kudurmak, öfkelenmek, parlamak, patlamak, sinirlenmek, terslenmek karş. yatışmak
celalli s. abus, asabi, gazaplı, hırslı, hırçın, hiddetli, huysuz, kızgın, öfkeli, somurtmuş, suratlı dey. asabı bozuk, asık suratlı, ateş kesilmiş, barut gibi, çatık çehreli, ekşi yüzlü, suratı asık karş. güleç
celbetmek f. çağırtmak, çekmek dey. alâka çekmek, gözü çekmek, ilgi toplamak, üzerinde toplamak karş. göndertmek, göstermemek, silik olmak, sönük geçmek, yollatmak
cellat i. cani, kasap, katil, öldürücü
celp i. çağrı
celpname i. çağrı
celse i. birleşim, brifing, buluşma, duruşma, içtima, konferans, konsültasyon, kurul, miting, oturum, panel, sempozyum, toplanma, toplantı
cemaat i. ahali, amme, avam, budun, camia, cemiyet, cumhur, ehil, el, halk, insaniyet, insanlık, kamu, kavim, mahşer, millet, nâs, sosyete, topluluk, toplum, ümmet
cemetmek f. derlemek
cemile s. hayır, hayrat, ihsan, iyilik, kerem, lütuf, yardım
cemiyet i. ahali, amme, avam, budun, camia, cemaat, cumhur, dernek, düğün, ehil, el, halk, insaniyet, insanlık, kamu, kavim, klüp, kurum, kurum, loca, lonca, mahşer, millet, ocak, sosyete, topluluk, toplum, ümmet, yurt, yuva
cenabet s. cünüp, çirkin, galiz, iğrenç, itici, iğrendirici, kirli, kötü, pis, tiksinç, tiksindirici dey. fenalık veren, mide bulandırıcı karş. abdesli, iç açıcı, temiz
cenah i. istikamet, kanat, taraf, yan, yön
cenap i. istikamet, kanat, yön
cenaze i. kadavra, naaş, ölü
cenaze marşı i. ağıt
cendere i. baskı, dikta, düzenek, geçit, pres, zulüm
cendereye sokmak f. basmak
cendereye sokulmak f. basılmak
cenennemlik s. ocak
cengaver i. akıncı, asker, bahadır, batur, çenkçi, çeri, er, erat, kahraman, Mehmetçik, muharip, mücadeleci, mücahit, nefer, savaşçı, savaşkan, silahşör, subay, zabit karş. barışçı ? harpçi, kahraman, yiğit
cengel i. koru, orman
cenk i. arbede, atışma, ayaklanma, çarpışma, çekişme, gaza, gerilla savaşı, harekat, harp, kavga, kuşatma, muharebe, saldırı, savaş, sefer karş. barış, sulh
cenkçi i. muharip, savaşçı, savaşkan
cenkleşme i. kavga, mücadele
cenkleşmek f. atışmak, becelleşmek, boğazlaşmak, boğuşmak, cebelleşmek, çarpışmak, çatışmak, çekişmek, dalaşmak, dırlaşmak, didişmek, dövüşmek, hesaplaşmak, hırıldaşmak, hırlaşmak, itişmek, kapışmak, kavga etmek, mecelleşmek, mücadele etmek, savaşmak, takışmak, uğraşmak, vuruşmak, yumruklaşmak dey. birbirine düşmek/girmek, hırgür etmek, itişip kakışmak, kavga etmek, savaş etmek
cennet i. uçmak dey. göğe açılmak, yedi kat arşa kanatlanmak ? cehennem, duzah
cennetlik s. cennetmekan, fedakar, günahsız, hamiyetli, hoşgörülü, hüsniniyetli, iyi kalpli, iyiliği çok, iyilik eden, iyilikçi, iyiliksever, makbul kul, lütufkar, uçmaklık dey. günahsız, iyiliği çok, iyilik eden, makbul kul karş. cehennemlik, günahkar, kötülük eden, zulmeden
centilmen s. beyefendi, çelebi, edepli, edip, efendi, erkek, görgülü, haluk, ince, kibar, medeni, nazik, saygılı, sosyal, terbiyeli, uygar dey. edep erkan bilir, yol yordam bilir karş. görgüsüz, kaba, terbiyesiz
cephane i. ağırlık, gereç, levazım, malzeme
cephe i. ayrım, belge, bölme, bölük, bölüm, bölüntü, civar, çevre, doğrultu, dolay, etraf, fasıl, fıkra, fırka, fason, havali, istikamet, kanat, kesim, kesit, kısım, kıta, köşe, madde, mıntıka, muhit, parça, semt, sektör, sınıf, takım, taraf, yan, yön, yöre dey. er meydanı
cereme i. dokunca, hasar, hüsran, kayıp, kefaret, tahribat, yıkım, yitim, zarar, zayi, zayiat, ziyan dey. zara ziyan, zarar görme karş. yarar
ceren i. ceylan, gazal, geyik
cereyan i. akı, akım, akıntı, akış, dalga, debi, eğilim, ekol, esinti, okul, rüzgar, seyelan, tarz, üslup, yaklaşım karş. durağanlık
ceride i. gazete
cerrah i. operatör
cesamet i. boy, boyut, buut, büyüklük, çap, derinlik, en, genişlik, hacim, irilik, ölçü, uzanım, uzunluk dey. boy bos, eni boyu, göz alıcılık/kamaştırma
cesametli s. cüsseli, çaplı, gövdeli, heybetli, heyula gibi, hürmetli, ızbandut gibi, iri, koca, kocaman, muazzam, vücutlu, yapılı, zebella dey. heyula gibi, ızbandut gibi, irikıyım, iriyarı, kaba saba karş. ufak tefek
cesaret i. ataklık, atılganlık, azimkarlık, babayiğitlik, bahadırlık, cesurluk, cüret, cüretlilik, cüretkarlık, çekinmezlik, dayanıklılık, efelik, fedailik, gözüpeklik, güven, kahramanlık, korkusuzluk, maneviyat, mertlik, metanet, moral, pervasılık, şecaat, yılmazlık, yiğitlik, yürek, yüreklilik dey. göz pekliği, gözünü budaktan sakınmama, gözünü daldan esirgememe, pek gözlülük karş. cesaretsizlik, çekingenlik, korkaklık, korku, ödleklik, yüreksizlik ? kahramanlık
cesarete gelmek f. dikilmek
cesaretle z. yiğitçe
cesaretlendirmek f. azmettirmek, coşturmak, dürtmek, dürtüklemek, gayretlendirmek, heveslendirmek, isteklendirmek, kamçılamak, kışkırtmak, kızıştırmak, moral vermek, özendirmek, yiğitlendirmek, yüreklendirmek dey. ayağa kaldırmak, cesaret vermek, gayrete getirmek, tahrik etmek, teşvik etmek, yürek vermek karş. sindirmek
cesaretlenmek f. ağalanmak, başkaldırmak, cüretlenmek, dikelmek, dikilmek, efelenmek, horozlanmak, kabadayılık taslamak, kabarmak, koçlanmak, sertlenmek, terslenmek, yiğitlenmek, yüreklenmek dey. baş kaldırmak, korkuyu atmak, pervasız olmak, yiğit olmak karş. çekingen olmak, korkak olmak, ödlek olmak, yaltaklanmak
cesaretli s. atak, bahadır, cesur, cüretli, korkusuz, pervasız, şeci, yılmaz, yürekli yiğit dey. babayiğit, demir yürekli, gözü pek karş. cesaretsiz, çekingen, çekinen, korkak, ödlek, yüreksiz
cesaretsiz s. çekingen, dayanıksız, kansız, kılıbık, korkak, metanetsiz, ödlek, tabansız, ürkek, yılgın, yüreksiz dey. gölgesinden korkar, süngüsü düşük karş. atılgan
cesaretsizlik i. korkaklık, ödleklik
ceset i. iskelet, kadavra, naaş, ölü
cesim i. çaplı, iri, koca, muazzam
cesur s. acar, atılgan, cesaretli, cüretkar, cüretli, dayanıklı, deliduman, dilaver, dimdik, fermanlı, gözüpek, ihtiyatsız, kazak, korkusuz, metanetli, metin, pervasız, sakıntısız, şeci, tedbirsiz, yılmaz, yürekli dey. canı cebinde, gözü pek/kara, gözünü budaktan sakınmaz, gözünü daldan esirgemez, mangal kadar yüreği var, pek gözlü, tepe göz, yüreği pek karş. cesaretsiz, ihtiyatlı, ödlek, korkak, tabansız ? akılsız, cesaret, deli, girgin, kahraman, korkak, yiğit
cesurlaşmak f. koçlanmak
cesurluk i. ataklık, cesaret, cüret, çekinmelik, dayanıklılık, efelik, fedailik, gözüpeklik, kahramanlık, mertlik, metanet, moral, şecaat, yürek, yüreklilik
cet i. akraba, ata, atalar, babalar, büyükbaba, dede, nesep, usul
cetvel i. çubuk, gönye, indeks, kanal, liste, tablo
cevahir i. mücevher
cevap i. intikam, karşılık, misilleme, mukabele, öç, revanş, rövanş, tekzip, tepki, yalanlama, yanıt, yankı dey. dişe diş, göze göz, hazır cevap, sudan cevap karş. soru, sual ? tepki
cevaplandırılmak f. cevaplamak
cevaplandırmak f. cevaplamak
cevaplamak f. cevaplandırmak, cevaplandırılmak, yanıtlamak, yanıtlanmak dey. altında kalmamak, başına çal demek, karşılık vermek, lakırdı altında kalmamak/yetiştirmek, ses çıkmamak, söz altında kalmamak, taşı gediğine koymak, tekzip etmek, tepki göstermek karş. cevaplamamak, sormak
cevaplı s. iadeli, karşılıklı, yanıtlı karş. iadesiz, karşılıksız, yanıtsız
cevaz icazet, imtiyaz, izin, lisans, mezuniyet, müsaade
cevher i. anlık, araz, beceri, beceriklilik, deha, dirayet, ehliyet, hüner, ihtisas, istidat, kabiliyet, kifayet, liyakat, maharet, marifet, meleke, mücevher, mütehassıslık, öz, sanat, töz, ustalık, uzluk, uzmanlık, yatkınlık, yetenek, yeterlik, yeti, yetiklik, yordam karş. araz
cevherli s. acar, başarılı, becerikli, dahi, değerli, güçlü, hünerli, istidatlı, işgüzar, kabiliyetli, maharetli, marifetli, muvaffak, öz maddesi olan, özlü, pırlanta gibi, yetenekli karş. cevhersiz, mayasız
cevval s. canlı, coşkun, çalışkan, delişmen, işlek
ceylan i. ahu, ahtilop, ceren, gazal, geyik, karaca, maral
ceza i. azap, bela, çarmıh, diyet, eziyet, kefaret, trajedi karş. mükafat
cezaevi i. hapis, hapishane, ıslahevi, ıslahhane, kale, mahpushane, tecrit kampı, temerküz kampı, tevkifhane, tomruk, toplama kampı, tutukevi, zindan
cezalandırmak f. tepelemek dey. acısını çıkarmak, aforoz etmek, burnundan getirmek, ceza kesmek/yazmak, cezaya çarptırmak, çırasını yakmak, derisini yüzmek, ettiği yanına kâr kalmamak, gücünü göstermek, haddini bildirmek, hakkından gelmek, hesabını görmek, kulağını çekmek, ortadan kaldırmak, ölçüsünü bildirmek, terbiyesini vermek, yanına bırakmamak/komamak/koymamak, yola getirmek, yuvasını yapmak, zapturapt altına almak karş. mükafatlandırmak, ödüllendirmek ? uslandırmak
cezbe i. coşku, isteri, sarhoşluk, yangın
cezbelendirmek f. isteklendirmek, kamçılamak
cezbelenmek f. coşmak, kesilmek
cezbetmek f. almak, bağlamak, büyülemek, çekilmek, çekmek, etkilemek, hayran etmek, ilgi uyandırmak, takdir uyandırmak dey. hayran etmek, ilgi uyandırmak
cezmetmek f. azmetmek
cezzar s. acımasız, amansız, insafsız, kalpsiz, kasap, merhametsiz, mürüvvetsiz, nemrut, zorba
cıbıl s. çıplak, nü, sivil, soyunuk, üryan, yalın, yalınçak
cıbıldak s. nü, soyunuk, yalınçak
cılız s. çelimsiz, fersiz, güçsüz, iskelet gibi, kadavra gibi, kuru, nahif, narin, sıska, solgun, soluk, sönük, süzgün, ufacık, zayıf, zebun dey. püf desen uçacak, sap gibi karş. güçlü
cılızlaşmak f. incelmek, kurumak, süzülmek, zayıflamak
cılızlık s. arıklık, sıskalık, zayıflık, zafiyet dey. güçten düşme karş. gürbüzlük
cılk s. bozuk, cıvık, çürük, irinleşmiş, kokmuş, kurtlu, vıcık vıcık olmuş
cırcır i. cırlama, cırıldama, cırıltı, cırlak, dır dır, dırıltı, geveze, kaynana zırıltısı; boşboğaz, carcar, cerbezeli, lafazan
cırcırböceği i. ağustosböceği, boşboğaz, carcar, cerbezeli, dırdırcı
cırıldamak f. zırıldamak
cırlak s. cırcır, yırtık
cırlamak f. bağırmak, homurdanmak, huysuzlanmak, zırıldamak
cıvık i. arsız, askıntı, cılk, çamurlu, gevşek, gayri ciddi, laubali, paçavra, seyyal, sırnaşık, sıvı, sıvık, sulu, şebek, şımarık, yalak, yapışkan, yılışık, yılışkan, yumuşak dey. cambul cumbul, gayri ciddi, sulu zırtlak karş. ağırbaşlı ? arsız, dalkavuk, sırnaşık, şakacı
cıvık cıvık s., z. çamurlu
cıvıklaşmak f. çürümek, kurtlanmak
cıvıl cıvıl s., z. delişmen, kıpırdak
cıvıldamak f. ötmek, şakımak, yırlamak
cıvıldaşmak f. şakımak
cıvımak f. çürümek, erimek, gevşemek, mayışmak, pörsümek, sinirlendirmek, sönmek, sünmek, yumuşamak
cıvıtmak f. azmak, coşmak, sinirlendirmek, şımarmak dey. cıvık olmak, cıvıklık etmek, çığrından çıkmak, işi terbiyesizliğe dökmek, suyu fazla olmak, oyuna çevirmek
cıyaklamak f. viyaklamak
cıyırtı i. gürültü, zıngırtı
cızıktırmak f. yazmak
cızırtı i. cayırtı, gürültü, uğultu, zıngırtı
cibilliyet i. ahlak, benlik, haslet, hilkat, huy hulk, huy hus, huyu suyu, karakter, kişilik, maya, meşrep, mizaç, nefis, seciye, şahsiyet, tabiat, tıynet, yapı, yaradılış dey. huy hulk, huy hus, huyu suyu
cibilliyetli s. dürüst, karakterli, kibar, kişilikli, medeni, nezih
cibilliyetsiz s. adi, ahlaksız, aşağılık, bayağı, faziletsiz, hayasız, haysiyetsiz, iffetsiz, karaktersiz, kepaze, kişiliksiz, onursuz, pespaye, rezil, seciyesiz, sefih, soysuz, şerefsiz, tabiatsız, tapon, tıynetsiz dey. huyu bozuk, sütü bozuk karş. cibilliyetli, haysiyetli, namuslu, soylu
cici s. alımlı, güzel, hoş, iyi, sempatik, sevimli, şeker, şirin, tatlı dey. cana yakın karş. kaka, sevimsiz
cicim1 i. battaniye, çarşaf, halı, hasır, keçe, kilim, namazlık, örtü, yaygı, yolluk
cicim2 ü. cancağızım, canım, hayatım, kuzum,
cidar i. kenar, kıyı, köşe
cidden z. esastan, gerçek, gerçekten, hakçası, hakikaten, sahiden, şakasız olarak, yalansız karş. gayrı ciddi olarak, şakacıktan, şakadan, uyduruktan, yalancıktan
ciddi s. acil, ağır, ağırbaşlı, akut, arasız, aşırı, belalı, dengeli, dirimsel, doğru, efendi, ehemmiyetli, emin, gerçek, güvenilir, hâd, hassas, hayati, haysiyetli, inanılır, istekli, izzetinefisli, kritik, korkulu, kötü, mühim, nazik, onurlu, oturaklı, ölçülü, önemli, rabıtalı, resmi, riskli, sağlam, sahi, şakasız, şerefli, tehlikeli, teklifli, temkinli, titiz, umutsuz, vahim, vakarlı, vakur dey. ağır başlı, sert asker bakışı, soğuk kanlı, şaka götürmez, şakası yok karş. çürük, güvenilmez, hafif, önemsiz, suni, yalan ? dikkatli, titiz
ciddileşmek f. büyümek, önem kazanmak dey. yangın bacayı sarmak karş. önemini kaybetmek
ciddilik i. ağırbaşlılık, oturaklılık dey. gerçek olarak, şakasız olarak
ciddiyet f. ağırbaşlılık, benlik, dikkat, doğruluk, gurur, haysiyet, izzeti nefis, onur, oturaklılık, öz saygısı, saygınlık, şeref, temkinlilik, vakar, yüz suyu dey. ağır başlı olmak, kendini bilirlik, yüz aklığı karş. laubalilik, yüzsüzlük
ciğerim ü. cancağızım, canım, hayatım, sevdiceğim
ciğerpare i. favori, gözde, metres, sevgili
cihan i. alem, dünya, evren, yeryüzü
cihat f. arbede, ayaklanma, çarpışma, çatışma, gaza, harekat, harp, kuşatma, muharebe, saldırı, savaş, sefer karş. sulh
cihaz i. alet, araç, aygıt, dizge, donatım, düzenek, edevat, gereç, makine, mekanizma, sistem, takım, teçhizat
cihet i. doğrultu, istikamet, kanat, kerteriz, rota, taraf, yan, yön
cila i. gösteriş, ışıltı, lake, parlatıcı, parlaklık, parıltı, parlatıcı, sır, vernik, yaldız, yapmacık
cila vurmak f. cilalamak
cilalama i. perdah
cilalamak f. cila vurmak, süslemek, süslenmek, parlatmak karş. donuk
cilalı s. ışıklı, parıl parıl, parlak, yaldırak
cilasun s. alp, gazi, koçyiğit
cilt i. ambalaj, bölüm, kitap, ten
cilve i. eda, fıkırdama, görünme, işve, kırıtma, naz, şuhluk dey. kırılıp dökülme, kuyruk sallama ? cilveli, çalım
cilve yapmak f. kırıtmak
cilvelenmek f. kıvırmak
cilveleşmek f. flört etmek, konuşmak, kur yapmak, oynaşmak, paslaşmak, sevişmek
cilveli i. civelek, çıtkırıldım, davetkar, edalı, fettan, fıkır fıkır, fıkırdak, fındıkçı, fingirdek, hafif, hoppa, işvebaz, işveli, kırıtkan, koket, nazenin, oynak, şivekar, şiveli, şuh, yosma dey. açık kadın/kız, cilve kutusu, süzme aşure karş. ağırbaşlı, cansız ? aşifte, canlı, cilve, çapkın, kadın, naz, nazlı
cimnastik i. akrobasi, antrenman, atletizm, beden eğitimi, belleme, idman, jimnastik, spor ? eğitim, talim
cimri s. açgözlü, doymaz, elisıkı, haris, hasis, hesabi, hesapçı, idareli, nekes, paragöz, pinti, tutumlu, varyemez dey. ateşe vursan duman vermez, demir hindi, eli yumuk katı canlı, elini veren kolunu alamaz, eli sıkı, eliyle koynunun arası kırk yıllık yol, günahını koklatmaz!, günahını vermez, kirli çıkı/çıkın, kütüğüne balta değmemiş olmak, mal canlısı, malını it yer bağrını bit yer, para canlısı, para gözlü, pinti Hamit, taştan yağ çıkar, ondan çıkmaz, var yemez, yaralı parmağa işemez karş. aka, cömert, eliaçık, iyilikçi, kanık ? açgözlü, bencil, cömert, lüpçü, obur, tutumlu
cimrilik i. eli sıkılık, pintilik
cin i., s. açıkgöz, bitirim, bizden, cadı, camcı, canavar, cingöz, çakal, dev, ecinli, ejder, ejderha, gulyabani, hayalet, heyyulâ, hortlak, iblis, ifrit, kaşar, kurnaz, melek, öcü, peri, ruh, şeytan, tilki, umacı, uyanık dey. anasının gözü, cin fikirli/gibi, çarşamba karışı, çokbilmiş, dev anası, hamam anası, hinoğlu hin, iyi saatte olsunlar, kötü ruh karş. ahmak ? alçak, büyü, gaddar, ölü, tekinsiz
cinas i. anıştırma, dokundurma, iğneleme, ima, kinaye, mecaz, taş, telmih
cinayet i. idam, imha, itlâf, jenosit, katil, katliam, kıya, kıyım, linç, recm, soykırımı, suikast dey. adam öldürme, cana kıyma, kan üstüne kan eyleme, ortadan kaldırma, telef etme, yok etme ? öldürme
cingöz i. açıkgöz, afacan, cin, çakal, kaşar, kurnaz, şeytan, tilki, uyanık dey.cin fikirli/gibi, çok bilmiş, hin oğlu, hinoğlu hin karş. ahmak, aptal, durgun
cinlenmek f. alevlenmek, asabileşmek, ateşlenmek, babalanmak, celallenmek, deli olmak, delilenmek, delirmek, hırçınlaşmak, hırslanmak, hiddetlenmek, ifrit kesilmek, kızmak, köpürmek, kudurmak, öfkelenmek, parlamak, patlamak, sinirlenmek, terslenmek dey. asabı bozulmak, deli olmak, sinir olmak karş. yatışmak
cinli s. delişmen, zıpır, zirzop
cinnet i. aklını kaçırma, aklını yitirme, çıldırma, çılgınlık, delilik, delirme, kaçıklık, kaçırma, sapıtma dey. aklını kaçırma, aklını yitirme karş. akıllılık, normallik
cins i. acayip, aile, asil, bölüm, çeşit, görülmedik, ırk, kategori, kök, nevi, nitelik, özgül, safkan, şecereli, seçkin, sınıf, soy, soylu, sülale, tip, tuhaf, tür, yabansı, zümre dey. aslı nesli, çoluk çocuk, ev bark, hasebı nesebi, hısım akraba, soy sop
cinsel i. cinsi, seksüel, tenasüli
cinsellik i. seks
cinsi s. cinsel, sapık
cinsi latif i. hatun
cinsiyet i. eşey, seks
cinslik i. eşey, seks
cirit i. çubuk, sırık
cisim i. gövde, obje, şey, yapı
cisimlendirmek f. belirtmek, canlandırmak, somutlaştırmak, şekillendirmek dey. temsil etmek ? somut
cisimlenme i. canlılık
cisimlenmek f. belirmek, canlanmak
cismani s. somut
civanım ü. cancağızım, canım, hayatım, sevdiceğim
civanmert s. cömert, fedakar, hamiyetli, hayırsever, hüsnüniyetli, iyi kalpli, iyilikçi, lütufkar
civar i. bölge, bölme, bölük, bölüm, bölüntü, cephe, çevre, dolay, etraf, fasıl, havali, kesim, kesit, kısım, kıta, mahalle, mıntıka, muhit, sektör, semt, sınıf, takım, ufuk, yakın, yöre dey. akşama sabaha, aşağı yukarı, az daha, eli kulağında, kıl payı, ramak kaldı, toparlak hesap, yuvarlak/ hesap
civarında i. adeta, bayağı, dolaylarında, enikonu, hemen hemen, kabataslak, neredeyse, tahminen, tahmini, takriben, takribi, sularında, toparlak hesap, yaklaşık
civcivli s. canlı, coşkun, delişmen, diri, hareketli, işlek
civelek s. canlı, cilveli, delikanlı, edalı, fettan, fingirdek, hareketli, hoppa, işveli, kırıtkan, nazlı, neşeli, sevimli, sokulgan, şuh, yeniyetme dey. fıkır fıkır karş. çekingen, hantal, somurtuk
ciyaklamak f. bağırmak, yırtınmak
cokey i. atlı, binici, süvari
coplama i. dayak, kötek
coplamak f. dövmek
coşku i. bayram, cezbe, coşkunluk, çarpıntı, duygusallık, galeyan, hararet, haz, hazzetme, heyecan, hoşlanma, hoşnutluk, isteri, keyif, kıvanç, memnuniyet, memnunluk, mutluluk, neşe, saadet, sarhoşluk, sevinç, şenlik, şevk, şiir, taşkınlık, yangın karş. dinginlik, durgunluk ? bunalım, coşmak, öfke, sevinç
coşkulu s. coşkun, lirik
coşkululuk i. fanatiklik, şenlik
coşkun s. atak, ateşli, atılgan, azgın, canlı, cevval, civcivli, çalışkan, çevik, coşkulu, coşturucu, delişmen, enerjik, etkili, etkin, faal, halecanlı, hararetli, hareketli, harlı, heyecanlı, hummalı, işlek, ivecen, olağanüstü, oynak, ruhlu, sağlıklı, taşkın dey. cıva gibi, cıvıl cıvıl, ele avuca sığmaz, fıkır fıkır, kendinden geçmiş, kıpır kıpır, yerinde duramaz karş. ateşsiz, cansız, durgun, hareketsiz, sakin, uyuşuk ? canlı, evecen
coşkunluk i. ateş, canlılık, coşku, coşma, duygusallık, galeyan, hararet, hareketlilik, heyecan, isteri, kabarma, kızışma, neşelenme, sarhoşluk, taşkınlık, yangın dey. galeyana gelme, kanı kaynama karş. durgunluk, hareketsizlik, sakinlik ? atılgan, heyecan, heyecanlı
coşma i. canlanma, coşkunluk, dirilme
coşmak f. alevlenmek, ateşlenmek, ateşlenmek, azıtmak, azmak, canlanmak, cezbelenmek, cıvıtmak, duygulanmak, elektriklenmek, esrimek, gayretlenmek, halecanlanmak, hararetlenmek, heyecanlanmak, hırçınlaşmak, hislenmek, kesilmek, kızışmak, kudurmak, şahlanmak, şevke gelmek, şımarmak, şiddetlenmek, taşmak, yaramazlaşmak dey. aslan kesilmek, aşırı gitmek, aşka gelmek, babaları/babası tutmak, baharı/afyonu başına vurmak, basacağı yeri görmez olmak, başında kavak yelleri esmek, canı kaynamak, cezbeye gelmek, coşkulu olmak, coşkun olmak, cuşa gelmek/cuş etmek, damarlarında kan tutuşmak, delişmen olmak, dokuz doğurmak, dünya yerinden oynamak, fayrap etmek, galeyan etmek, galeyana gelmek, gayrete gelmek, gözü kararmak, gözü hiçbir şeyi görmemek, harekete geçmek, hareketli olmak, haşarı olmak, herkesi ayağa kaldırmak, heyecana gelmek/düşmek/kapılmak, heyheyler geçirmek, heyheyleri tutmak, içi içine sığmamak, kabına sığmamak, kanı kaynamak, kendini tutamamak, kendinden geçmek, kıpırdak olmak, kıpır kıpır olmak, panik düğmesine basmak, etmek, yüreği hoplamak, yüreği çarpmak karş. dinmek, durgunlaşmak, sakinleşmek ? azmak, coşku, kızmak, sarhoş olmak, sevinmek, şımarmak, telaşlanmak
coşturmak f. azmettirmek, bilemek, cesaretlendirmek, dürtmek, dürtüklemek, dürtüşlemek, gayretlendirmek, hararetlendirmek, heveslendirmek, heyecanlandırmak, ihya etmek, isteklendirmek, kamçılamak, kışkırtmak, kızıştırmak, moral vermek, özendirmek, sevindirmek, şevk vermek, şevke getirmek, tahrik etmek, tutuşturmak, yiğitlendirmek, yüreklendirmek dey. aşka getirmek, ayağa kaldırmak, galeyana getirmek, gayrete getirmek, harekete geçirmek, heyecana getirmek, içini kanatlandırmak, tahrik etmek, teşvik etmek, yürekleri doldurup taşırmak karş. durgunlaştırmak, moralini bozmak, sakinleştirmek, sindirmek, sukunet vermek
coşturucu s. canlandırıcı, coşkun, diriltici
cömert s. alicenap, artağan, bereketli, bitek, bonkör, civanmert, doğurgan, eliaçık, fedakar, feyizli, feyyaz, hayırsever, hoşgörülü, hovarda, ikramcı, iyiliksever, kârlı, kazançlı, kerim, koçak, konuksever, lutufkar, mahsuldar, merhametli, mirasyedi, misafirperver, mübarek, müsrif, ongun, randımanlı, rantabl, savurgan, semereli, semih, tutumsuz, üretken, vergili, verimli, yardımsever, yedirici dey. açın kabadayısı, açık elli, bol elli, çul tutmaz, dipsiz testi, ekmeğine koç, eli açık/bol/geniş, feragat sahibi, fukara babası, gani gönüllü, gönlü bol/gani/gözü gani/tok, har vurup harman savuran, kalbi zengin, kapısı açık, sofrası açık karş. cimri, lüpçü, pinti, verimsiz ? iyilik, iyilikçi, merhametli
cömertlik i. ağalık, bonkörlük, efendilik, kerem, sakınmazlık, seleklik, semahet, verimlilik dey. gönül bolluğu karş. cimrilik, nekaslik, pintilik
cudam s. idaresiz, istidatsız, kabiliyetsiz, marifetsiz
cumba i. balkon, çamlık, çıkma, pencere, sahanlık, tahtaboş, taraça, taras, veranda
cumhur i. ahali, amme, cemaat, cemiyet, halk, insanlık, kamu, millet, sosyete, toplum
cumhurbaşkanı i. başkan
curcuna i. bağrışma, çığrışma, dağdağa, gürültü, hayhuy, hengame, karışıklık, kıyamet, patırtı, şamata, uğultu, velvele, vırıltı dey. kızılca kıyamet, patırtı gürültü karş. dirlik düzen, sessizlik
curnal i. bildirme, ihbar, jurnal
curnal etmek f. casuslamak, çaşıtlamak, fıslamak, fitlemek, fitnelemek, gammazlamak, ihbar etmek, jurnal etmek, konuşmak, müzevirlemek, müzevirlik etmek, rapor etmek, söylemek, şikayet etmek, yakalatmak, yetiştirmek dey. adını vermek, fit koymak/vermek, lakırdı taşımak, ihbar etmek, jurnal etmek, müzevirlik etmek, rapor etmek, sır vermek, şikayet etmek karş. gizlemek, saklamak ? bildirmek, iftira etmek, kışkırtmak, yermek
curnalci i. ajan, casus, dedikoducu, fitleyici, fitneci, gammaz, hafiye, iftiracı, ihbarcı, jurnalci, karacı, kovcu, muhbir, müzevir, söz taşıyıcı dey. ağzında bakla ıslanmaz, iki eli on parmağı karada, on parmağında on kara, söz taşıyıcı karş. sır vermez
cüce i. bacaksız, bodur, boysuz, bücür, endamsız, güdük, kısa, kısa boylu dey. altı karış, bacak kadar, bastı bacak, bir karış beberuhi, boy fukarası, çayır cücesi, fındık kurdu, parmak kadar, şamama gibi, ufak tefek, yer cücesi, yerden bitme, yere yakın karş. endamlı, iriyarı, kavak boylu
cümbüş i. ahenk, alem, eğlence, eğlenti, karnaval, safa, şenlik, şölen, sefa, zevk dey. zevkü sefa
cümbüş yapmak eğlenmek, keyfetmek
cümle i. bent, cümlecik, deyim, deyiş, dizge, fıkra, ibare, ifade, laf, madde, metin, örgüt, özdeyiş, sistem, söz, tabir, terim, tümce, vecize dey. baştan aşağı(ya), baştan başa
cümlecik i. cümle, ibare, söz
cümleten i. aynen, bilumum, birlikte, bütün, eksiksiz, hep, hepsi, hepten, her, heyetiyle, kamilen, komple, külliyen, külliyeten, müştereken, tam, tamamen, tamamı, tüm, tümden, tümü, tümüyle
cüret s. ataklık, atılganlık, babayiğitlik, bahadırlık, baturluk, cesaret, cesurluk, cüretkarlık, çekinmelik, çekinmezlik, dayanıklılık, efelik, fedailik, gözüpeklik, kahramanlık, korkusuzluk, maneviyat, mertlik, metanet, moral, pervasızlık, yararlık, yılmazlık, yiğitlik, yürek, yüreklilik dey. korku damarı, pek gözlülük karş. çekingenlik, yüreksizlik
cüretkar s. atılgan, cesur, ihtiyatsız, korkusuz, pervasız, yılmaz, yürekli
cüretkarlık i. cesaret, cüret, çekinmelik, dayanıklılık, efelik, fedailik, gözüpeklik, metanet, moral, temkinsizlik, yılmazlık, yürek, yüreklilik
cüretlenmek f. ağalanmak, başkaldırmak, cesaretlenmek, dikelmek, dikilmek, efelenmek, horozlanmak, kabarmak, koçlanmak, sertlenmek, terslenmek, yiğitlenmek, yüreklenmek dey. baş kaldırmak, yüz bulmak karş. yaltaklanmak
cüretli s. cesaretli, cesur, korkusuz, pervasız, şeci, yılmaz, yürekli
cüretlilik i. cesaret, kahramanlık
cürüm i. gaf, günah, kabahat, pot, suç, töhmet
cüsse i. beden, büyüklük, ebat, gövde, hacim, ölçü, uzunluk, vücut, yapı dey. adam azmanı, boylu boslu, çam yarması, dalyan gibi, dev gibi, enine boyuna, iri yarı/yapı, kadana gibi, kapı gibi, kapı kadar, toraman gibi, yarma gibi
cüsseli s. büyük, cesametli, çaplı, çelimli, gövdeli, hantal, heybetli, heyula gibi, hürmetli, ızbandut gibi, iri, iri yapılı, iriyarı, koca, kocaman, muazzam, oylumlu, vücutlu, yapılı, zebella karş. çelimsiz, narin, ufak tefek
cüz i. atom, ayrıntı, bölük, çok küçük parçacık, forma, kesinti, kesir, kırık, kırıntı, kitap, molekül, parça, zerre karş. bütün
cüzdan i. belge, çanta, karne, kese
cüzi s. az, azıcık, kısmi, pek az dey. pek az karş. çok
çaba i. alın teri, amel, çalışma, didinme, efor, emek, gayret, himmet, iş, işçilik, mesai, mücadele, say, uğraş. zahmet dey. el emeği, göz nuru, el arı düşman körü gayreti ? gayret
çabalamak f. çalışmak, çırpınmak, didinmek, gayret göstermek, meşgul olmak, paralanmak, pençeleşmek, savaşım vermek, savaşmak, uğraşmak, yırtınmak, zahmet etmek dey. başının derdine düşmek, bir kaşık bal için bir çeki keçi boynuzu çiğnemek/yemek, boşa kürek çekmek/sallamak, can hakkı ile çalışmak, canını dişine almak/takmak, çaba göstermek, çalışıp çabalamak, dişi tırnağı dökülmek, dost gayreti gütmek, ekmek aslanın ağzında, elleri nasır bağlamak, emek çekmek/vermek/sarfetmek, gayret etmek/göstermek, gayretine dokunmak, iş edinmek, kendini sıkmak, kırk fırın ekmek yemek, kuyruğunun olmadığı yere başını sokmak, mekkâre beygiri gibi dur otur olmamak, meram edinmek, ölümle pençeleşmek, özen göstermek, özenip bezenmek, suya pala çalmak, şansını kendine tabi kılmak, ter dökmek, zahmet çekmek, zahmete girmek
çabucacık z. çabuk, hemen, serian, tez, tez
çabucak z. acil, alelacele, aniden, ayaküstü, birden, çabuk, derhal, gecikmeden, serian, şimdi, şıp diye, şipşak, tez, tez dey. bir çırpıda, çat kapı, damdan düşer gibi, tez elden, vakit geçirmeden
çabuk s., z. acele, acil, acilen, alelacele, anında, aniden, ansızın, apansız, atik, ayaküstü, birden, birdenbire, çabucacık, çabucak, çarçabuk, çevik, dakikasında, derhal, doludizgin, erken, gecikmeden, hemen, hemencek, hemencecik, hızlı, hızla, ivedilikle, lahzada, rüzgar gibi, seri, serian, süratle, süratli, şıp diye, şimdi, şipşak, tez, yıldırım gibi, yürük dey. akşama sabaha, baş döndürücü bir hızla, bir çırpıda, eli/eline çabuk, eline tetik, göz açıp kapamadan, göz açıp kapayıncaya kadar, iki göz arasında, kaşla göz arasında, rüzgâr gibi geçmek, saman alevi, sıcağı sıcağına, şimdiden tezi yok, tez elden, vakit geçirmeden karş. ağır, ağır ağır, aheste, aheste beste. geç, sonra, yavaş, yavaş yavaş ? acele, çabuklaştırmak, hemen, hızlı
çabuklaşmak f. ivedileşmek, serileşmek, süratlenmek, tezleşmek dey. elini çabuk tutmak, hız kazanmak, hızını artırmak karş. ağırlaşmak, yavaşlamak
çabuklaştırmak f. acele etmek, hızlandırmak, kolaylaştırmak, öncelik tanımak, süratlendirmek ? çabuk
çabukluk i. tezlik, tezlik, yordam dey. bir ayak önce, el çabukluğu ile/çabukluğuyla, elini çabuk tutmak, kuş kanadıyla gitmek, su gibi akmak, top gibi gitmek
çaçaron s. boşboğaz, cadaloz, cadı, cafcafcı, çatlak, çenebaz, çirkef, edepsiz, elekçi, farfara, geveze, gürültücü, konuşkan, mikrop, münakaşacı, patırtıcı, pençeli, saldırgan, sataşkan, şamatacı, şirret, velveleci, yaygaracı, zevzek, zilli dey. cadı gibi, çenesi düşük, dili uzun, eli bayraklı, eli maşalı, eli sopalı, ısırgan gibi, mahalle karısı karş. ağırbaşlı, ketup, kibar, suskun ? afacan, boşboğaz, geçimsiz, konşkan
çadıri. barınak, çardak, oba, otağ, tente, dey. kara ev ? konut
çağ i. ahit, an, ara, aralık, asır, ay, çığır, dakika, dem, devir, devran, devre, dönem, file, hafta, lahza, mevsim, saat, salise, saniye, sene, sıra, tarih, vakit, yaş, yıl, yüzyıl, zaman ? zaman
çağcıl s. çağdaş, güncel, nev, reformcu, yeni
çağdaş s. çağcıl, devrimci, ilerici, inkılapçı, kullanılmamış, modern, muasır, nev, reformcu, son moda, son model, turfanda, yeni, yeni çıkmış, yeni icat, zamandaş, zamane dey. zaman adamı, zamane adamı, zamane çocuğu karş. eski, geçen yüzyılda, gelecek asırda ? yaşıt
çağdışı s. antika, demode, eskimiş, geçkin, geri, modası geçmiş dey. modası geçmiş
çağıldamak f. gürüldemek, sesil akmak, şarıldamak karş. sessiz akmak
çağırışma i. hengâme, kıyamet
çağırma i. davet, nida
çağırmak f. buyur etmek, çekmek, davet etmek, el etmek, seslenmek, ünlemek dey. buyur etmek, davet etmek, el çırpmak/etmek/sallamak/vurmak, feryad ile figanı ayyuka çıkmak, gel gel etmek/çağırmak, yaygara koparmak karş. kovmak ? bağırmak, davet etmek, konuşmak, seslenmek
çağırtı i. çığlık, inilti, nara, nida, vaveyla
çağırtmak f. celbetmek
çağlanma i. erginlik
çağlanmak f. büyümek
çağlar i. akıntı, çağlayan, şelale
çağlayan i. akıntı, çağlar, çavlan, şelale ? akarsu
çağrı i. celp, celpname, çağrılık, davet, davetiye, davetname, eğlence
çağrışım i. andırma, anımsatma, benzeşim, çağrıştırma, hatırlatma dey. aklına getirme, hatıra getirme
çağrışmak f. bağırmak, viyaklamak
çağrıştırma i. benzerlik, benzetme, çağrışım
çağrıştırmak f. andırmak, anımsatmak, benzemek, çalmak, çekmek, dokundurmak, hatırlatmak dey. aklına getirmek, çağrışım yapmak
çakal i. açıkgöz, açıkgöz, kurnaz, serseri, şeytan
çakılmak f. düşmek, sukut etmek dey. kakılıp kalmak, yerinde mıhlı gibi kalmak
çakıltı i. gürültü, zıngırtı
çakım i. ateş, kıvılcım, şimşek, uçkun, yalım, yıldırım
çakırkeyif s. akşamdan kalma, esrik, küfelik, mahmur, mest, sarhoş, yüklü, zilzurna dey. kafayı bulmuş, keyfi yerinde, keyif hali karş. ayık
çakışma i. bağlanma, birleşme, kenetlenme, takılma
çakışmak f. atışmak, bağlanmak, birleşmek, kenetlenmek, polemiğe girmek dey. söz atmak, söz düellosu etmek karş. kopmak, kurtulmak, serbest kalmak
çakıştırmak f. çekmek dey. birkaç kadeh atmak, kafa çekmek, kadeh çekiştirmek
çakma i. ışıldama, ışık saçma, ışık verme, parıldama, pırıldama karş. sönme
çakmak f. anlamak, çivilemek, iliştirmek, kakmak, koymak, mıhlamak, mıhla tutturmak, rapt etmek, takmak, tespit etmek, tutturmak, vidalamak dey. çakal olmak
çaktırmadan z. belirtmeden, gizlice, farkettirmeden, sezdirmeden
çaktırmak f. anlatmak, ayırtmak, bağlattırmak, farkettirmek, içki içirtmek, sezdirmek, yerleştirtmek, yutturmak, çıkarttırmak, farkına vardırtmak, uyutmak
çalak i. kıvrak, lastik gibi, tetik, tetik
çalap i. Allah, canan, Hak, mevla, oğan, rab, Tanrı, Yaradan
çalçene i. boşboğaz, cadı, cafcafcı, konuşkan, zevzek dey. dil otu yemiş, kahve bülbülü
çalçenelik i. boşboğazlık
çaldırmak f. aşırttırmak, araklattırmak, kaptırmak, kaybetmek, soyulmak, yağmalanmak, yitirmek
çalgı i. enstrüman, müzik aleti, saz ? bando, çalgıcı, çan, davul, ezgi, şarkıcı, tambura, türkü
çalgı aleti i. müzik aleti
çalgıcı s. bandocu, çalıcı, mehter, sazende, virtüöz, kerizci ? bando, besteci, çalgı, emekçi, şarkıcı
çalı i. ağaççık, çırpı, diken, maki dey. çalı çırpı, çer çöp ? çayır, orman
çalık s. eğik, iz, malul, sakat
çalılık i. fundalık, koru, orman
çalım i. afurtafur, avurt, azamet, böbürlenme, burun, büyüklenme, caka, donkişotluk, fantazi, fantaziye, fiyaka, görkem, görünüş, gösteriş, heybet, jest, kasılma, kibir, kurum, megalomani, nümayiş, nispet, övünme, poz, şatafat, şişinme, tafra, tavır, yordam dey. afra tafra, afur tafur, avurt zavurt karş. alçak gönüllülük, gösterişsizlik, tevazu ? cilve, görünüş, gururlanmak, kibirli, övüngen
çalımlı s. avurtlu, azametli, cakacı, cakalı, çalım satan, fiyakalı, gururlu, iddialı, kasıntı, kibirli, kurumlu, mağrur, övüngen, tavırlı dey. başı havada, burnu büyük, kendini beğenmiş, ne oldum delisi, yüksekten atıcı karş. alçak gönüllü
çalınmak f. aşırılmak, kaybolmak, sıçramak, sıvaşmak, yitmek, yok olmak dey. davullar dövülmek, deve edilmek/olmak/yapılmak, ellialtıya kalkmak, kalk gidelim olmak
çalıntı s. aşırılmış, durulama, gaspedilmiş, hırsızlıkla alınmış
çalışan s. adam, amele, ırgat, memur
çalışanlar i. kadro, mürettebat, müstahdem, personel, tayfa, tayfa dey. hizmet erbabı, rahatına kıyabilenler
çalışkan s. aktif, becerikli, canlı, cevval, coşkun, delişmen, diri, etkin, faal, gayretli, gayretkeş, hamarat, hareketli, işgüzar, kıpırdak, uyanık, yılmaz, yorulmaz, yüğrük dey. arı gibi, ateş gibi, eli çabuk, eline çabuk, eteği belinde, gözü açık, karınca gibi karş. beceriksiz, miskin, tembel uyuşuk ? atılgan, becerikli, canlı, faal, gayretli, hareketli, tembel, uyanık
çalışkanlık i. beceriklilik, gayretlilik, gayretkeşlik, hamaratlık, işgüzarlık dey. rızkını taştan çıkarma, saçlarını değirmende ağartmama, tekeden süt çıkarma karş. becerisizlik, gayretsizlik, miskinlik, tembellik, uyuşukluk
çalışma f. alınteri, alıştırma, amel, ameliye, anket, antrenman, çaba, deneme, deney, didinme, edim, efor, egzersiz, eğitim, el emeği, emek, eylem, faaliyet, fiiliyat, gayret, gerçekleştirme, harekat, hareket, hazırlık, himmet, icra, icraat, idman, ifa, inceleme, infaz, iş, işçilik, işlem, manevra, mesai, muamele, mücadele, mütalaa, pratik, prova, savaşım, savaşma, say, sorgulama, soruşturma, staj, talim, tatbik, tatbikat, temrin, uğraş, uğraşma, uygulayım, uygulama, yapım, yapma, yetişme, yetiştirilme, yürütme, yürütüm, zahmet
çalışmak f. becelleşmek, çabalamak, didinmek, gayret göstermek, hizmet etmek, iş sahibi olmak, iş yapmak, işlemek, iştigal etmek, meşgul olmak, okumak, paralanmak, uğraşmak, zahmet etmek dey. ağırlığını taşımak, alın teri dökmek, Allah utandırmasın, ara vermeden çalışmak, baltaya sap olmak, baş/başını kaldıramamak/kaşımaya vakti olmamak, bir baltaya sap olmak, işi başa çıkarmak, bitirişe geçmek, boşuna gayret sarfetmek, canını dişine takmak, canla başla çalışmak, çalışıp çabalamak, devam etmek, dirsek çürütmek, dişi tırnağı dökülmek, dişini tırnağına takmak, dokuz tarakta bezi olmak, dört elle sarılmak, dur otur olmamak, durup dinlenmemek, ekmeğini eline almak, ekmeğini kazanmak, ekmeğini taştan çıkarmak, ekmeğinin peşinde koşmak, ekmek parasını çıkarmak, ekmek tavşan biz tazı, elden ayaktan düşmemek, eli ekmek tutmak, ekmeğini eline almak, elinden geleni yapmak, elleri nasır bağlamak, emeği geçmek, emek çekmek/vermek/sarfetmek, emel peşinde koşmak, eşek gibi çalışmak, faaliyet göstermek, formül aramak, gece kandilini yakmak, göz nuru dönmek, harıl harıl çalışmak, haşır neşir olmak, havanda su dövmek, havaya kılıç sallamak, her kapının ipini çalmak, ırgat gibi çalışmak, iş tutmak, iş yapmak, işe girişmek, işe koyulmak, işine bakmak, işinin başında bulunmak, it gibi çalışmak, kan ter içinde kalmak, kendini vermek, kolları sıvamak, meşgul olmak, nefes aldırmamak, olmuş armut gibi eline düşmek, ölesiye çalışmak, parmak oynatmak, rızkını aramak, vakti/vaktini değerlendirmek, var kuvvetiyle çalışmak ? emek, emek vermek, iş, işlemek, işlememek, vazife
çalışmamak f. aylaklık, miskinleşmek, pineklemek, sünepeleşmek dey. çöp çöp üstüne koymamak, ezbere iş görmek, ekmeğini ayağı ile tepmek, elden ayaktan düşmek, ense yapmak, suyu çekilmiş değirmene dönmek
çalıştırmak f. açmak, devralmak, işletmek, okutmak, öğretmek, tahrik etmek, terbiye etmek, terbiye etmek dey. ensesinde boza pişirmek, fikir yormak, götürüye vermek, işe koşmak
çalkalama i. çarpma, çevirme, çırpma, karıştırma, sallama
çalkalamak f. durulamak, dalgalanmak, kıvırmak, kırıtmak, salınmak, temizlemek, temizlemek, yıkamak, yıkanmak
çalma i. başlık, dalavere, hırsızlık, soygun, soygunculuk
çalmak1 f. almak, aparmak, aşırmak, çarpmak, dolandırmak, gaspetmek, hırsızlamak, hırsızlık yapmak, soygun yapmak, soymak, uğrulamak, yağma etmek, yağmalamak, yankesicilik etmek dey. alıp kaçmak, asma dikmek, aşiremento etmek, baş parmağını bükmek, bomba patlatmak, cebe atmak, cebe indirmek/koymak, cebellezi etmek, cebine/cebe atmak/indirmek, çalıp çırpmak, davul dövmek, deve yapmak, gark eylemek, gangsterlik etmek, gelberi demek, gözden sürmeyi çalmak, hasır etmek, hakkını yemek, hak yemek, haraca bağlamak, haraç almak, haram yemek, hasıra sarmak, hasır etmek, hırsızlık etmek, iç etmek, iyi etmek, kaçakçılık yapmak, kafese koymak, kalk gidelim yapmak, kilometre açmak, korsanlık yapmak, makas yapmak, para sızdırmak, soygunculuk yapmak, soygun yapmak, talan etmek, sürmeyi gözden çekmek, talan etmek, üçkağıt açmak, voli vurmak, vurgunculuk yapmak, vurgun vurmak, yağma etmek, yolunu bulmak, zimmetine geçirmek, zula etmek ? almak, haydut, hırsızlık
çalmak2 andırmak, benzemek, çağrıştırmak, hatırlatmak,
çalmak3 vurmak, yapıştırmak, yumruk atmak
çamur i. alüvyon, balçık, batak, bataklık, çöp, kil, kötü, lös, mil, molas, sataşkan, zifos dey. helal getirmek, leke atmak ? çöp
çamurlamak f. halel getirmek, iftira etmek, kara çalmak, karalamak, leke atmak, lekelemek, kirletmek, kötülemek, pislemek, sıvamak, töhmetlendirmek, yamamak karş. arıtmak, temizlemek
çamurlu s. berbat, bulaşık, cıvık, kayış gibi, kirli, lekeli, murdar, pasaklı, paslı, pis, tozlu, vıcık vıcık, yağlı dey. cıvık cıvık, kayış gibi, kir pas içinde karş. tertemiz
çan i. çalpara, çalparı, çıngırak, çıngırdak, gong, kampana, kastanyet, kaşık, şakşa, zil, zilmaşa ? çalgı
çanta i. bavul, cüzdan, file, heybe, kese, portföy, valiz, zembil ? çıkın, sepet, torba
çap i. boy, boyut, buut, büyüklük, cesamet, derinlik, ebat, en, genişlik, hacim, kalibre, kutur, ölçü, uzanam, uzunluk
çapacul i. sünepe, derbeder, hırpani, kılıksız, kıyafetsiz, pasaklı, paspal, perişan, rabıtasız
çapan f. haberci, hızlı, muhabir, süratli, ulak, yıldırım gibi, yürük
çapanoğlu i. bela, kaza
çaparız i. aksaklık, arıza, bozukluk, defo, hata, illet, kötülük, kusur, noksan, noksanlık, özür
çaparızlı s. arızalı, kusurlu, suçlu
çapkın s. belalı, donjuan, hercai, hızlı, hoppa, hovarda, kabadayı, kadıncıl, kazanova, keskin, külhanbeyi, oynak, şehvetperest, şıpsevdi, tulumbacı, uçarı, zampara, zampik, zendost dey. gönül avcısı, gönül hırsızı, gözü dışarıda, ırz düşmanı, kadın avcısı, mahalle çapkını, mart kedisi karş. uslu ? aşüfte, cilveli, sevgili
çapkınlaşmak f. haylazlaşmak, ipsizleşmek, serserileşmek, uçarılaşmak
çapkınlık i. donjuanlık, haylazlık, ipsizlik, serserilik, uçarılık, yaramazlık karş. ağırbaşlılık, ciddilik, usluluk
çaplı s. büyücek, büyük, cesametli, cesim, cüsseli, devasa, fil gibi, gövdeli, heybetli, iri, ızbandut gibi, koca, kocaman, lenduha, muazzam, oylumlu, zebella karş. ufak
çapraşık s. ahenksiz, altüst, güç, anlaşılmaz, çatallı, çelişkili, çetin, çetrefil, dandini, dağınık, darmadağın, darmadağınık, dikkatiz, dolambaçlı, dolaşık, düzensiz, girift, girişik, insicamsız, intizamsız, istikrarsız, karışık, karmakarışık, karmaşık, komplike, özensiz, pasaklı, savruk, savsak, serpme, sırasız, sistemsiz, tarumar, tertipsiz dey. arapsaçı gibi, başı gerisi belli olmamak, dallanıp budaklanmak, girintili çıkıntılı, kambur zambur, karman çorman karş. açık anlaşılan, anlaşılır şekilde, düzenli görünen, kolay, sarih, yalın ? anlaşılmamak, çetin, düzensiz, gizli, sır, ters, terslik, zor, zorluk
çapraşıklık i. açmaz, güçlük, kördüğüm, külfet, mesele, muamma, problem, zorluk
çapraşmak f. çaprazlaşmak, düğümlenmek, giriftleşmek, müşkülleşmek, karışmak, sarpa sarmak, zorlaşmak karş. açılmak, çözülmek, kolaylaşmak
çapraz i. çarpık, çatışık, eğik, sapmış
çaprazlaşmak f. çapraşmak, çatallaşmak, çatışmak, karışıklaşmak, zorlaşmak karş. düzleşmek, kolaylaşmak
çapul i. ganimet, hırsızlık, soygun, talan, vurgun, yağma ? yağma
çapulcu s. hırsız, soyguncu, talancı, vurguncu, yağmacı karş. düzenci
çaput i. bez, paçavra
çar i. başkan, hükümdar, kral, melik, sultan
çarçabuk z. acil, alelacele, aniden, ayaküstü, birden, çabuk, derhal, gecikmeden, hemen, ivedilikle, lahzada, pekçabuk, serian, şimdi, şipşak, tez karş. ağır ağır, aheste aheste, yavaş yavaş
çarçur i. değersiz, hasar, hüsran, kayıp, tahribat, tapon, telefat, yitim, zarar, zayi, zayiat, ziya karş. kazanç
çarçur etmek f. israf etmek
çarçur olmak f. piç olmak, ziyan olmak
çare i. çözüm derman, deva, formül, ilaç, merhem, medet, ot, önlem, panzehir, reçete, tılsım, vasıta, vesile, umar, yardım, yol dey. çıkar yol, çözüm yolu, derde derman, geçim yolu, her derde deva, kocakarı ilacı, kudret helvası, yaraya melhem karş. ağı, bela, sıkıntı, sorun ? çözmek, tedavi ettirmek, tedbir
çaresiz s. biçare, çarnaçar, çözümsüz, dermansız, devasız, elzem, emrivakiyle, gerekli, gönülsüzce, hevessizce, isteksizce, istemeyerek, istemese de, iştahsızca, iyileşmez, iyi olmaz, kaçınılmaz, kazara, kerhen, lazım, lüzumlu, mecburen, mecburi, mukadder, naçar, nazlanarak, onulmaz, savunmasız, şart, tabiatıyla, umarsız, umutsuz, zaruri, zebun, zoraki, zorla, zorlukla, zorunlu dey. boynu bükük, çar naçar, arka çıkanı yok, dad bir feryat iki, dört yanı deniz, dünyası başına dar gelmiş, eli ermez/kolu bağlı/koynunda/yetmez, gönlü olmadan, gücü yetmez, ister istemez, istemeye istemeye, nazlana nazlana, olup bittiyle, pır pır eder uçamaz, çukura düşmüş çıkamaz, serpintiye uğramak, tutunacak dalı yok, uçan kuştan imdat/medet uman, onulmaz derde düşmüş, yarım ağızla karş. çareli, devalı, isteyerek, iyileşir, onulur.
çaresizler i. aceze dey. mağdur olanlar, muhtaç olanlar
çaresizlik i. biçarelik, çıkmazlık, dermansızlık, devasızlık, farz, kaçınılmazlık, mecburiyet, mükellefiyet, naçarlık, oldubitti, olupbitti, sorumluluk, umarsızlık, yüküm, yükümlülük, zaruret, zor, zorunluk, zorunluluk karş. keyfi ? bela, can sıkıntısı, keder, ümitsizliğe düşmek, üzüntü
çarık i. ayakkabı
çarıkçı i. kunduracı
çariçe i. başkan, hükümdar, imrapatoriçe, kral, melike
çarka etmek f. bilemek, çevirmek, dolaşmak
çarkçı i. denizci
çarkıfelek i. maytap
çarmıh i. ceza, çarmık, darağacı, eziyet, haç, işkence, put
çarnaçar z. çaresiz, emrivakiyle, gönülsüzce, haliyle, isteksizce, istemeyerek, iştahsızca, mecburen, nazlanarak, şart, zoraki, zorla
çarpıcı s. afet, ahu, anıtsal, azametlmi, cafcaflı, çekici, debdebeli, dilber, frapan, gökçe, görkemli, gösterişli, gözalıcı, haşmetli, heybetli, hoş, ihtişamlı, latif, lüks, muhteşem, nefis, olağanüstü, parlak, renkli, saltanatlı, sert, süslü, şaşalı, şahane, şaşırtıcı, şatafatlı, tantanalı, tumturaklı dey. afet gibi, afeti can, bir içim su, göz kamaştırıcı, hayret uyandırıcı, hayranlık uyandırıcıkarş. itici, sade
çarpık s. ahlaksız, aykırı, bakışımsız, bozuk, çapraz, eğik, eğri, nispetsiz, oransız, orantısız, yampiri, yamuk dey. çarpık çurpuk, dümeni eğri, eciş bücüş, eğri büğrü, kargacık burgacık, yamru yumru, yengeç gibi karş. doğru, düz, düzgün, muhtazam, müvazi ? çirkin, kusurlu, sakat
çarpılmak f. alınmak, aşık olmak, bozulmak, bulmak, darılmak, gocunmak, gücenmek, içerlemek, ihtilafa düşmek, kırılmak, konuşmamak, küsmek, rencide olmak, sarsılmak, soğumak, yoğrulmak
çarpıntı i. ağırlık, coşku, hafakan, heyecan, isteri, kıpırtı, titreşim, titreşim, yangın, zangırtı
çarpış i. darbe, tepme, tepme
çarpışma i. arbede, ayaklanma, cenk, cihat, çatışma, dalaş, düello, gaza, gerilla savaşı, harekat, harp, karambol, kavga, kuşatma, muharebe, mücadele, saldırı, savaş, yağılaşma, yumruklaşma karş. sulh
çarpışmak f. atışmak, becelleşmek, boğuşmak, cebelleşmek, cenkleşmek, çarpmak, çatışmak, dalaşmak, didişmek, girişmek, hesaplaşmak, hırlaşmak, itişmek, kapışmak, kavga etmek, mücadele etmek, pençeleşmek, savaşmak, toslamak, vuruşmak, yumruklaşmak, tozuşmak dey. hırgür etmek, kavga yapmak karş. anlaşmak, barışmak ? harp
çarpıtmak f. bozmak, değiştirmek, saptırmak, yamultmak, yozlaştırmak dey. eğri büğrü söylemek karş. doğrultmak, düzeltmek
çarpma i. atış, çalkalama, gaspetme, tepme, tepme, vuruş, yumruk
çarpmak1 f. akşetmek, çarpışmak, çekmek, ekleştirmek, şaplatmak, tekme atmak, tekme savurmak, tekmelemek, tokatlamak, tokat savurmak, tokat yapıştırmak, tokuşmak dey. başına geçirmek, bomba patlatmak, göğüs boşluğuna bindirmek, göze ilişmek, gözü/gözüne ilişmek, kafasına vurmak, sadmeye uğramak, yankesicilik yapmak ? yaklaşmak
çarpmak2 aşırmak, çalmak, dolandırmak, hırsızlık etmek, soygun yapmak, soymak, yolmak,
çarpmak3 bindirmek, dokunmak, hızla değmek, kütlemek, patlatmak, saldırmak, süsmek, tepmek, toslamak, vurmak, yumruk atmak, yumruklamak,
çarptırmak i. vurdurmak
çarşaf i. başörtüsü, cicim, üstlük, yaygı
çarşı i. alışveriş merkezi, balıkhane, bedesten, bitpazarı, bonmarşe, borsa, büfe, dükkan, fuar, hal, işporta, kantin, kermes, kooperatif, mağaza, meyvahoş, panayır, pasaj, pazar, pazar yeri, piyasa, sergi, ticaretgah, ticarethane dey. kapalı çarşı, ordu pazarı, tecim evi ? büro, işlik
çaşıtlamak f. casuslamak, curnal etmek, jurnal etmek, müzevirlik etmek, yetiştirmek
çatallaşma i. dallanma, güçlük
çatallaşmak f. çaprazlaşmak, çetrefilleşmek, düğümlenmek, güçleşmek, karışmak, karmakarışık olmak, müşkülleşmek, sarpa sarmak, zorlaşmak karş. açılmak, basitleşmek, kolaylaşmak
çatapat i. maytap, patlangaç
çatı i. dam, iskelet, kubbe, kümbet, tavan karş. temel
çatık i. abus, asabi, asık, çatılmış, çatkın, hittekli, kızgın, öfkeli, sinirli, somurtkan karş. güleç, güleryüzlü, neşeli, sakin
çatılmış s. çatık, nemrut
çatırtı i. cayırtı, gürültü, patırtı, şangırtı
çatışık s. aksi, aykırı, çapraz, çelişik, karşıt, kontra, muhalif, ters, ters pers, tezatlı, tutmaz, uyuşmaz, zıt karş. ayrısız, uyan, uygun
çatışma i. anlaşmazlık, arbede, ayaklanma, aykırılık, bağdaşmazlık, boğuşma, cihat, çarpışma, çekişme, çelişki, dalaş, gaza, geçimsizlik, gırtlaklaşma, harp, hercümerc, hırgür, ihtilaf, kargaşa, karışıklık, karşıtlık, kavga, keşmekeş, kıyam, mahşer, maraza, muhalefet, muharebe, munakaşa, mücadele, nifak, paradoks, patırtı, savaş, tezat, uymazlık, zıddiyet karş. ara bulma, barıştırma, birbirine yaklaştırma, dirlik
çatışmak f. atışmak, cebelleşmek, cenkleşmek, çaprazlaşmak, çarpışmak, dalaşmak, didişmek, dövüşmek, ihtilafa düşmek, kapışmak, kavga etmek, kırışmak, mücadele etmek, savaşmak, sürtüşmek, takışmak, yumruklaşmak, zıtlaşmak
çatışmalı s. çekişmeli, patırtılı
çatıştırmak f. kışkırtmak, zehirlemek
çatlak s. açılmış, anormal, ayrılmış çaçaron, çatlamış, çılgın, deli, delidolu, deliduman, delifişek, delik, delişmen, dengesiz, divane, gedik, kaçık, kırık, kırılmış, kovuk, kuru, manyak, mecnun, meczup, oyuk, patlak, psikopat, sapık, sapkın, tarelelli, tımarhanelik, tozutmuş, yara, yarık, yarılmış, zıpır, zırdeli, zıvanasız, zibidi, zirzop karş. akıllı uslu
çatlamak f. aşınmak, berelenmek, bozulmak, çekememek, çok görmek, çoksamak, çoksunmak, dağılmak, dökülmek, esirgemek, eskimek, gıpta etmek, haraplaşmak, harap olmak, haset etmek, hırpalanmak, imrenmek, infilak etmek, iştahlanmak, kaldıramamak, kırılmak, kıskançlık duymak, kıskanmak, kısmak, kıyamamak, kötüleşmek, lime lime olmak, ölmek, örselenmek, özenmek, parçalanmak, patlamak, rahmetli olmak, sakınmak, sıkılmak, vermezlenmek, yapınmak, yıpranmak, yırtılmak, yutkunmak, zedelenmek dey. çok görmek, gıpta etmek, harap olmak, haset etmek, kıskançlık duymak karş. ikram etmek, kıskanmamak
çatlatmak f. ağlatmak, azap vermek, burkmak, çarpmak, çıldırmak, delmek, içirmek, kaçırmak, kırmak, oynatmak, sapıtmak, tozutmak, yormak dey. azap vermek, can sıkıntısı vermek, çok ağlatmak/yormak
çatmak f. asılmak, atılmak, bulaşmak, deli etmek, dokunmak, hallenmek, hiddetlendirmek, isabet etmek, karşılaşmak, kaşınmak, kızdırmak, musallat olmak, rampalamak, saldırmak, satışmak, sarkıntılık etmek, sinirlendirmek, yaklaşmak, yanaşmak dey. bela aramak, lanet halkası boğazına/boynuna geçmek, taarruz etmek, tebelleş olmak, tehlike çanları çalmaya başlamak, üstüne yürümek karş. rahat bırakmak
çattadak z. pat diye, pattadak, şakkadak
çavlan i. çağlayan, şelale
çay i. akarsu, ırmak, içecek, nehir
çayhane i. gazino, kahve
çayır i. çayırlık, çemen, çim, çimenlik, haymana, kır, korunganlık, mera, otlak, otluk, salmalık, savana, yaylak, yalım karş. bozkır ? çalı, orman
çayırlık i. çayır, otlak, yaylak
çaylak s. acemi, toy
çehre i. fizyonomi, görünüş, sıfat, sima, surat, yüz
çekememe i. günü, haset, kaldıramama, kıskançlık, kıskanma
çekememek f. çatlamak, esirgemek, gıpta etmek, haset etmek, imrenmek, iştahlanmak, kaldıramamak, katlanamamak, kıskanmak, kıyamamak, sakınmak, vermezlenmek, yutkunmak dey. gıpta etmek, içi dayanamamak/götürememek, kıskançlık duymak/etmek karş. ikram etmek
çeker i. baskül, kantar, tartı, terazi, terazi
çekici s. alımlı, büyüleyici, cazibeli, cazip, çarpıcı, dilber, frapan, gökçe, gözalıcı, güzel, havalı, hoş, latif, renkli, sihirli, tatlı, yahşi, yakışıklı, zarif dey. dünya güzeli, göz alıcı, göze çarpmak, gül yüzlü, ilah gibi, şeytan tüylü, yeme de yanında yat karş. itici
çekicilik i. albeni, alım, alımlılık, bağlayıcılık, cazibe, gelgeç, güzellik, hava, incelik, kibarlık, letafet, nefaset, parlaklık, sempati, sevimlilik, şirinlik, zarafet, zariflik dey. şeytan tüyü olmak karş. hantallık
çekiç i. balyoz, gürz, havan, keser, şahmerdan, tokmak, topuz
çekidüzen i. ahenk, armoni, ayar, bağdaşım, disiplin, dizge, düzen, insicam, intizam, istikrar, manzume, mutabakat, nizam, sıra, sistem, tertibat, tertip, tutarlık, uygunluk, uyum, uyuşma karş. anarşi
çekilme i. bırakma, cayma, dönme, gerileme, istifa, ricat
çekilmek f. abandone olmak, ayrılmak, bırakmak, bozmak, caymak, cezbetmek, döneklik etmek, dönmek, feshetmek, istifa etmek, mızıklanmak, oyunbozanlık etmek, ricat etmek, sözünde durmamak, tersinmek, vazgeçmek dey. adımını geri almak, ağız değiştirmek, bir dalda durmamak, bir şeyden el çekmek, daldan dala konmak, döneklik etmek, dünyadan geçmek, el etek çekmek, feragat etmek, gömlek değiştirmek, inkar etmek, ordubozanlık etmek, oyunbozanlık etmek, sarfınazar etmek, sözünde durmamak, sözünden dönmek, sözünü çevirmek/değiştirmek, sözünü geri almak/tutmamak, tükürdüğünü yalamak, yan çizmek karş. direnmek, sözünde durmak
çekimsemek f. kaçınmak, kaçmak, kaytarmak
çekimser s. çekingen, gönülsüz, isteksiz, kaçımsar, katılmayan, sakıngan, tarafsız kalan, ürkek karş. atılgan, katılan, iştirak eden
çekince i. badire, dokunca, sakınca
çekinceli s. sakıncalı, tehlikeli, tehlikeli
çekingen s. asabi, cesaretsiz, çekimser, çekinik, çıtkırıldım, gönülsüz, içine kapanık, ihtiyatlı, isteksiz, kaçımsar, karamsar, kararsız, korkak, mahçup, pısırık, sağlamcı, sakıngan, sıkılgan, singin, tutuk, utangaç, ürkek, vahşi, yabani karş. atak, atılgan, cüretkar, çekinmez, çekinsiz, girişken ? çekinmek, çekinmemek, isteksiz, istemek, istememek
çekingenlik i. çekinme, dehşet, fobi, hayâ, hicap, irkilme, kaçınma, korku, mahcubiyet, panik, perva, sakınganlık, sakınma, telaş, ürkme, ürküntü, ürperiş, ürperme, ürperti, yılgı, yalgınlık, yılma karş. pervasızlık
çekinme i. çekingenlik, fobi, hayâ, hicap, korku, mahcubiyet, perva, sakınganlık, yılgı
çekinmeden z. uluorta dey. dobra dobra, göğsünü gere gere, göz kırpmadan/gözünü kırpmadan, gözünün içine baka baka
çekinmek f. gocunmak, istememek, kaçınmak, korkmak, maneviyatı bozulmak, nazlanmak, pısmak, sakınmak, sıkılmak, sinmek, utanmak, uzak durmak, ürkmek, yapmamak, yılmak dey. adam içine çıkamamak, çekinmek, ağzı/dili varmamak, canı sıkılmak, gözü korkmak/yememek/almamak/yılmak, mırın kırın etmek, suyu üfleyip de içmek ? çekingen, kaçınmak, kararsızlık, korkmak, korkmamak, şaşırmak, şaşırmamak, tereddüt etmek
çekinmelik i. ataklık, atılganlık, babayiğitlik, bahadırlık, cesaret, cesurluk, cüret, cüretkarlık, efelik, kahramanlık, korkusuzluk, mertlik, pervasızlık, yararlık, yılmazlık, yiğitlik, yüreklilik karş. ödleklik
çekinmez s. fütursuz, küstah, pervasız, pişkin, yırtık
çekinmezlik i. cesaret, cüret, dayanıklılık, efelik, fedailik, kahramanlık, metanet, moral, yılmazlık, yürek, yüreklilik dey. gözünü budaktan esirgeme, gözü peklik
çekirdek i. çöp, nüve, öz, tohum, töz
çekişme i. arbede, anlaşmazlık, atışma, aykırılık, bahis, boğuşma, cenk, çatışma, dalaş, dırdır, dırıltı, didişme, gırtlaklaşma, hırgür, hırıltı, hırlaşma, ihtilaf, ikilik, imtihan, kapışma, karşılaşma, kavga, kupa, maç, maraza, muharebe, mücadele, münakaşa, müsabaka, rekabet, tartışma, tatsızlık, tepişme, uğraşma, vuruşma, yarışma, yumruklaşma, zırıltı, zıtlaşma, zıtlık dey. ağız kavgası, vur tut, yahudi pazarlığı karş. dirlik ? kavga, kavga etmek
çekişmek f. atışmak, bozuşmak, cebelleşmek, cenkleşmek, dalaşmak, didişmek, dövüşmek, itişmek, karşılaşmak, kavga etmek, kıyışmak, maç yapmak, müsabaka yapmak, oynamak, ölçüşmek, rekabet etmek, takışmak, tartışmak, tepişmek, tutuşmak, uğraşmak, yarışmak, yumruklaşmak, zıtlaşmak dey. boy ölçüşmek, iddiaya tutuşmak, karşılama yapmak, kozlarını paylaşmak, maç yapmak, müsabakaya girmek, pazarlık etmek, rekabet etmek, turnuva yapmak, yarış etmek, yarışma yapmak
çekişmeli s. çatışmalı, çetin, fırtınalı, sert, zor, zorlu
çekiştirme i. dedikodu, hoşnutsuzluk, iftira, karalama, kınama, kötüleme, lakırdı, rivayet, söylenti, yerme karş. övgü
çekiştirmek f. asılmak, ayıplamak, beğenmemek, casuslamak, didiklemek, iftira etmek, karalamak, kınamak, kovculuk etmek, kötülemek, kulp takmak, lakırdı etmek, müzevirlik etmek, rapor etmek, sızlamak, töhmetlendirmek, yermek, yetiştirmek dey. adam eti yemek, aleyhinde bulunmak, arkasından söylemek, dedikodu etmek/yapmak, gıybetini yapmak, insan eti yemek/çiğnemek, kov etmek karş. övmek ? kötülemek
çekkin s. duygusuz, geniş, hissiz, ilgisiz, kaygısız, kaytarıcı, meraksız, nemelazımcı, sorumsuz, sorumsuz, umursamaz
çekme i. ayakkabı, çekmece, daralma, göz, orak, pantolon, postal
çekmece i. çekme, göz, koy, körfez, raf, sürme ? dolap
çekmek f. alkol almak, almak, andırmak, atmak, benzemek, büyülemek, büzülmek, celbetmek, cezbetmek, çağırmak, çağrıştırmak, çakıştırmak, çarpmak, damıtmak, daralmak, direnmek, emmek, gerilemek, getirmek, hatırlatmak, hayran etmek, içmek, kaldırmak, kırmak, küçülmek, öğütmek, sarhoş etmek, sebat etmek, sürünmek, tahammül etmek, taşımak, ufalmak, vurmak dey. acısını çekmek, ceremesini çekmek, ceza çekmek, el kahrı çekmek, esrar çekmek, ettiğini imanında bulmak, göze almak, hoşa gitmek, ilgi toplamak, yedeğe almak, yerinde oynatmak, yerini değiştirmek
çelebi s. alçakgönüllü, bey, beyefendi, centilmen, edepli, edip, efendi, erkek, ince, görgülü, haluk, ince, kibar, medeni, nazik olgun, saygılı, sosyal, terbiyeli, uygar karş. görgüsüz, kaba
çelimli s. biçimli, cüsseli, iri yarı, nispetli, orantılı, rabıtalı karş. cüssesiz, çelimsiz, nahif, ufak tefek, zayıf
çelimsiz s. cılız, cüssesiz, güçsüz, ince, iskelet gibi, nahif, nazik, sarartma, sıska, süzgün, ufacık, zayıf dey. bir sıkım/sıkımlık/pençelik canı var, çöpten çelebi, iğne iplik, ufacık tefecik karş. gürbüz
çelişik s. ahenksiz, aksi, altüst, aykırı, çatışık, düzensiz, hilaf, insicamsız, karşıt, kontra, muhalif, rabıtasız, sırasız, sistemsiz, taban tabana zıt, ters, ters pers, uyuşmaz, zıt dey. birbirini tutmaz karş. uyuşkan
çelişki i. aykırılık, bağdaşmazlık, çatışma, çelişme, ihtilaf, ikilik, karşıtlık, kontrast, muhalefet, nifak, paradoks, tezat, tutarsızlık, tutmazlık, uyarsızlık, uymazlık, zıddiyet, zıtlık dey. aşağısı yukarısına uymamak, çelişkiye düşmek, meşrebi meşrebine uymamak, önü kavurga kavuruyor, arkası harman savuruyor, taban tabana zıd, ters düşmek karş. düzen, tutarlılık, uyarlılık ? çapraşık, tezat, uygunsuz
çelişkili s. ahenksiz, altüst, aykırı, çapraşık, düzensiz, insicamsız, rabıtasız, sistemsiz
çelişme i. aykırılık, çelişki, ihtilaf, ikilik, karşıtlık, paradoks, tezat, tezat, tutmazlık, zıddiyet
çelme i. başörtüsü dey. çelme takmak, ilerlemesine mani olmak, önüne engel çıkarmak
çelmek f. baltalamak, bozmak, çelmelemek, çevirmek, döndürmek, durdurmak, düğümlemek, düşüncesini değiştirmek, düşürmek, engellemek, gelişimini durdurmak, önlemek karş. arkalamak
çelmelemek f. baltalamak, çelmek, düşürmek, engellemek, frenlemek, kösteklenmek, önlemek, suikast yapmak
çember i. ağıl, çevre, başörtüsü, çevreteker, daire, değirmi, elips, halka, hale, helezon, helis, kurs, oval, silindir, teker, tekerlek, top, yuvar, yuvarlak, yüzük
çenebaz s. boşboğaz, çaçaron, geveze, konuşkan
çeneli s. boşboğaz, cadaloz, konuşkan
çengi i. dansçı, köçek, oyuncu, rakkase
çentik i. alamet, belirti, çetele, çizinti, eser, damga, gedik, gösterge, im, imge, işaret, işmar, iz, kazıntı, kerte, nişan, sim, simge, timsal, yer karş. çıkıntı
çepçevre i. çepeçevre, çevreleyerek, fırdolayı, kuşatarak dey. dört bir taraf karş. yarıçevre
çepel i. alüvyon, balçık, karışık
çeper i. kenar, kıyı, köşe, yan
çepreşik s. dolambaçlı, düzensiz, girift, girişik, insicamsız, karışık, sırasız, sistemsiz
çepreşmek f. düğümlenmek, sarpa sarmak, zorlaşmak
çerçevelemek f. hudutlamak, sınırlamak, tahdit etmek karş. huduzsuz yapmak, sınırsız bırakmak
çerçöp i. çöp, kir, süprüntü, toz
çerez i. aş, erzak, kuruyemiş, yiyecek
çerezlenmek f. sağmak, yemek, ziftlenmek
çeri i. asker, cengaver, nefer, savaşçı
çeşit i. cins, enva, ırk, kalem, kalite, kategori, marka, nevi, nitelik, sınıf, soy, sülale, takım, tip, tür, türlü dey. cins cins yapmak, takım takım yapmak, türünü çoğaltmak ? grup, nitelik
çeşitli s. değişik, muhtelif, türlüdey. Barmecid ziyafeti/sofrası, bin bir çeşit, cins cins, çeşit çeşit, irili ufaklı, türlü türlü
çeşme i. artezyen, kaynak, memba, pınar, şadırvan
çeşni i. beğeni, değişiklik, haslet, haz, lezzet, özellik, tadımlık, tat, zevk
çeteci i. anarşist, asi, ayartıcı, bozguncu, bölücü, efe, fesatçı, gerilla, isyancı, isyankar, kışkırtıcı, komplocu, komitacı, milis, mukavemetçi, partizan, sabotajcı, tahrikçi, tedhişçi, terörist, teşvikçi, yıkıcı, zeybek ? asker, bozguncu
çetele i. alamet, belirti, çentik, çizinti, damga, gedik, im, işaret, iz, kazıntı, nişan, simge
çetin s. ağır, çapraşık, çekişmeli, güç, güçlü, katı, kuvvetli, külfetli, meşakkatli, müşkül, pek, riskli, sarp, sert, şedit, şiddetli, yalçın, yaman, yavuz, yorucu, yüklü, zahmetli, zor ? çapraşık, zor, zorluk
çetinleşmek f. düğümlenmek, güçleşmek, katılaşmak, müşkülleşmek, sarpa sarmak, sıkılaşmak, sertleşmek, şiddetlenmek, zorlaşmak karş. kolaylaşmak, seyrekleşmek, yumuşaklaşmak
çetinlik i. güçlük, katılık, müşküllük, sıklık, şiddet, zorluk karş. kolaylaşmak, seyrekleşmek, yumuşaklaşmak
çetrefil s. zor, karışık, zor anlaşılır dey. içinden çıkılması zor, zor anlaşılır karş. açık, düzgün, kolay anlaşılır, sarih, vazıh ? anlaşılmamak, çapraşık
çetrefilleşme i. dallanma
çetrefilleşmek f. çatallaşmak
çetrefilli s. anlaşılmaz, belalı, çapraşık, dolambaçlı, karışık
çevik s. atik, atletik, canlı, cambaz, coşkun, çabuk, delişmen, diri, enerjik, hareketli, kemiksiz, kıpırdak, kıvrak, lastik gibi, şahbaz, tetik, yüğrük dey. ayağına çabuk, cambaz gibi, çakı gibi, çıta gibi, çivi gibi, fişek gibi, kedi gibi, lastik gibi, pire gibi karş. cansız, uyuşuk, yavaş ? canlı, hızlı
çeviri i. nakil, tercüme
çeviri yapmak f. çevirmek
çevirme i. çalkalama, muhasara, tahvil, tercüme, tercüme
çevirmek f. abluka etmek, aktarmak, almak, atfetmek, burmak, bükmek, çarka etmek, çelmek, çevrelemek, döndürmek, değiştirmek, devşirmek, dolamak, götürmek, iade etmek, içine almak, idare etmek, ihata etmek, istikamet vermek, kavramak, kıvırmak, komuta etmek, kuşatmak, muhasara etmek, reislik etmek, sarmak, tahvil etmek, uzatmak, yol kesmek, yöneltmek, yönetmek, yuvarlamak; çeviri yapmak, tercüme etmek dey. abluka etmek, ablukaya almak, çember içine almak, düşmanın arkasını kesmek, etrafını almak, etrafını sarmak, gözlerini kaçırmak, kordon içine almak, lafı/sözü çevirmek, ortaya almak, ters yüz etmek, yumurtayı çalkamak
çevirmen i. tercüman
çevre i. alem, arazi, atmosfer, banliyö, bölge, cephe, civar, çember, daire, dolay, dolayı, durum, etraf, evren, fasıl, halka, hava, havale, havali, havza, kesim, kıran, kısım, kıta, koşul, mahalle, mekan, mendil, mıntıka, muhit, ortalık, ortam, semt, silindir, şerait, ufuk, vasat, yöre ? civar, dünya
çevrelemek f. almak, basmak, bastırmak, çevirmek, içermek, ihtiva etmek, kaplamak, kapsamak, kavramak, kuşatmak, muhasara etmek, sarmak, sığdırmak karş. koyuvermek, serbest bırakmak, sınır koymamak
çevreleyerek z. çepçevre
çevresel s. bölgesel, lokal, mahalli, merkezi, mevzii, yerel, yerli, yöresel karş. evrensel
çevreteker i. çember
çevri i. burgaç, girdap
çevrik s. çevrilmiş, doğrultulmuş, dönük, kıvrık, kıvrılmış, yöneltilmiş
çevrilmek f. dönmek, nakledilmek
çevrilmiş s. çevrik, gözaltında, kuşatılmış, mahpus, mahsur, sarılmış
çevrimli s. acar, başarılı, becerikli, dahi, dirayetli, hünerli, istidatlı, kabiliyetli, maharetli, marifetli, muvaffak, yetenekli
çevrinti i. burgaç, girdap
çeyiz i. gereç
çıban i. apse, arpacık, dolama, kan çıbanı, köpekmemesi, sivilçe, uçuk
çığıltı i. gürültü, uğultu
çığır i. akım, iz, çağ, keçiyolu, patika, yeni bir biçim, yeni bir üslup, yeni bir yol, yeni bir yöntem ? çağ
çığırtı i. bağırma, böğürtü, böğürüş, çığlık, feryat, haykırma, haykırış, inleme, nara, vaveyla, yaygara
çığırtkan i. alkışçı, çömez, dalkavuk, goygoycu, mübaşir, şakşakçı, tellal, uşak dey. dümbe düdük ? dalkavuk, iltifat etmek, tellal, yardakçı
çığlık i. avaz, bağırış, bağırma, bağırtı, böğürtü, çağırtı, çığırtı, efgan, feryat, figan, haykırış, inilti, nara, nida, sayha, ünlem, vaveyla, yaygara dey. acı çığlık ? gürültü, ses
çığlık atmak f. nara atmak
çığrışma i. bağırışma, curcuna, gürültü, hayhuy, patırtı, velvele
çıkagelmek f. gelmek, sökülmek, sökün etmek
çıkar i. avantaj, fayda, hayır, istifade, kâr, kazanç, menfaat, nimet, yarar dey. fidye almak, parsayı toplamak
çıkaramamak f. anlaşılmamak
çıkarcı s. bedavacı, bencil, benlikçi, bezirgan, egoist, fırsatçı, hodbin, kendici, maddeci, maddi, menfaatçı, mideci, oportünist, sömürücü dey. bir zeytin verir ağzına, bir tulum tutar/takar ardına, ekmeği dizinde, elini veren parmağını eksik alır, eyyam ağası/adamı/efendisi/reisi, fırsat düşkünü, iyi gündostu, kendine müslüman, kendini düşünen, külah peşinde, nalıncı keseri gibi kendine yontar, nalını sökmek için ölmüş eşek arar, bir dalda kırk ceviz görmeden taş atmaz, sel ağzından/önünden kütük kapar karş. diğerkam ? bencil
çıkarılmak f. atılmak, kovulmak dey. belge almak, ekmekten etmek
çıkarma i. akın, boşaltma, hücum, ihraç, saldırı, taarruz, tecavüz, tecavüz
çıkarmak f. algılamak, anımsamak, anlamak, anmak, atmak, ayırmak, azletmek, boşaltmak, bozmak, bulmak, çıkartmak, satmak, değinmek, elde etmek, göndermek, görmek, hatırlamak, idrak etmek, ihraç etmek, istifrağ etmek, kavramak, kazımak, keşfetmek, kovmak, kusmak, nüfuz etmek, peyda etmek, sağlamak, salıvermek, salmak, sevketmek, sızdırmak, soyunmak, sökmek, sürmek, tabetmek, törpülemek, türetmek, unutmamak, uzaklaştırmak, üretmek, yadetmek, yaratmak, yayımlamak, yollamak dey. açığa çıkarmak/vermek/vurmak, aforoz etmek, ekmeğinden etmek, elini cebe atmak, evlatlıktan tard etmek, feda etmek karş. almak, kavrayamamak, sağlayamamak, sokmak
çıkartmak f. çıkarmak, eksiltmek, imal etmek
çıkın i. bağ, balya, bohça, buket, çıkı, demet, denk, deste, fede, huzme, kundak, külte, paket, tomar, top, yumak ? çanta, salkım, sepet, torba
çıkıntı i. kabarcık, kabarıklık, pürtük, pürüz, pütür, siperlik, şiş, yumru
çıkış i. asıl, atılım, başlangıç, depar, hamle, hareket, köken, menşe, meyil, saldırı, tecavüz, töz, yokuş karş. bitiş
çıkışma i. aşağılama, azar, azarlama, başa kakma, ders, hakaret, ihtar, ikaz, papara, pay, paylama, serzeniş, sitem, sözgü, sövme, tahkir, tekdir, tersleme, uyarma, zılgıt, karş. övgü
çıkışmak f. azarlamak, bağırmak, darılmak, haşlamak, paylamak, terslemek, veriştirmek, yetişmek, yetmek; ayıplamak, kafi gelmek, tekdir etmek, yetişmek, yetmek dey. ağzına geleni söylemek, ağzının ölçüsünü/payını vermek, bomba gibi patlamak, fırça çekmek, haddini bildirmek, hakaret etmek, kafi gelmek, kifayet etmek, tekdir etmek, verip veriştirmek, veryansın etmek, yerden yere vurmak, yeterli olmak karş. iltifat etmek, yetişmemek ? azarlamak
çıkma s. balkon, cumba, ek, ilave, incinme, isabet etme, neşet
çıkmak f. akmak, artmak, ayrılmak, bitmek, burkmak, dışarı çıkmak, doğmak, erişmek, fırlamak, fışkırmak, flört etmek, gitmek, göç etmek, görünmek, incinmek, isabet etmek, karşılaşmak, kazanmak, meydana çıkmak, oynaşmak, patlamak, peydahlanmak, sakatlanmak, sıvaşmak, tebaruz etmek, tecelli etmek, tırmanmak, türemek, uzaklaşmak, yükselmek dey. baş göstermek, dışarıya çıkmak, dışarıya fırlamak, dışarıya uğramak, meydana çıkmak, ortaya çıkmak, yerinden oynamak, yüz aklığıyla çıkmak karş. girmek, gizlenmek, saklamak ? gitmek
çıkmaz s. açmaz, dipsiz, iş, kısırdöngü, kör, kördüğüm, külfet, labirent, mesele, muamma, neticesiz, problem, sonsuz, zorluk karş. çıkar, dipli, neticeli, sonlu
çıldırmak f. azmak, bozmak, çatlatmak, delirmek, fıttırmak, kaçırmak, oynatmak, sapıtmak, tahammül etmek, tozutmak dey. aklını bozmak/kaçırmak/oynatmak/yitirmek, cinnet geçirmek, cin tutmak, deli divane olmak, kafayı üşütmek, keçileri kaçırmak, zıvanadan çıkmak, zihnini oynatmak karş. akıllanmak, uslanmak
çılgın s. akıllı, anormal, çatlak, deli, delişmen, dengeli, dengesiz, divane, kaçık, kaçın, manyak, mecnun, psikopat, sapık, tozutmuş, uslu, zırdeli, zıvanasız dey. horoz oğlu, kafadan sakat, keçileri kaçırmış ? deli
çıplak s. açık, cascavlak, cavlak, cıbıl, çıpıldak, çırılçıplak, daltaban, dekolte, dımdızlak, elbisesiz, fukara, kelek, kılsız, köse, muhtaç, nü, örtüsüz, sersefil, sivil, soyunuk, tırıl, tüysüz, üryan, yalın, yalınayak, yalınçak, yoksul, züğürt dey. adem baba gibi, anadan doğma, dal taban, başı kabak, don gömlek, göğsü bağrı açık, göğüs bağır açık, kabak gibi, ne üstte var ne başta, sallak mallak karş. giyili, giyimli, giyinik, örtülü, örtünmüş, sarınmış ? dazlak, soyunmak
çıplaklık i. açıklık dey. açık saçıklık, üstte yok başta yok
çırak i. acemi, başlayıcı, cahil, çocuk, çolpa, çömez, havari, kıdemsiz, kuş, stajyer, tecrübesiz, tor, torlak, toy, yamak dey. acemi çaylak, ağzı süt kokan, bacak kadar, çiçeği burnunda, dün başlayan hafız, eli yatkın olmayan, gözü küllü, ormandaki bebek, süt kuzusu ? acemi
çırçır i. artezyen, kaynak, memba, pınar
çırılçıplak s. cascavlak, çıplak, yalın dey. ipi pullah sivri külah, tek başına
çırpınış s. kıpırtı, titreşim, titreşim, zangırtı
çırpınma i. kıpırtı, titreşim, titreşim, zangırtı
çırpınmak f. çabalamak, dalgalanmak, debelenmek, deprenmek, devinmek, didinmek, dövünmek, gayret göstermek, hareket etmek, ırgalanmak, irkilmek, inlemek, iştigal etmek, kımıldamak, kımıldanmak, kıpırdanmak, kıvranmak, meşgul olmak, oynamak, paralanmak, pençeleşmek, sallanmak, sendelemek, titremet, titreşmek, uğraşmak, yırtınmak, zahmet etmek dey. acıyla irkilmek, hareket etmek, yerinden oynamak ? acı çekmek
çırpıntı i. kıpırtı, titreşim, titreşim, zangırtı
çırpıştırma i. dikkatsiz, gelişigüzel, itinasız, özensiz, rasgele, sudan, şişirmece, üstünkörü
çırpma i. alkışlama, çalkalama
çırpmak f. dolandırmak, gaspetmek, hırsızlık etmek, soygun yapmak, soymak, temizlemek, temizlemek
çıtkırıldım s. cilveli, çekingen, hanım evladı, lapacı, nanemolla, narin, nanenin, nazenin, nazlı, şımarış, uyuşuk dey. çıtı pıtı, ince yapılı, ipek gibi, deri gibi, uzunca boylu
çıtlaşmak f. anıştırmak, anlatmak, belli etmek, demek, duyurmak, fark ettirmek, hissettirmek, ima etmek, imlemek, kastetmek, sezdirmek, sızdırmak
çiftçi i. bahçeci, bostancı, ekici, ekinci, fellah, köylü, rençber, ortakçı, tarımcı, yarıcı, ziraatçı ? emekçi, türetici
çifte i. tepme, tepme, tüfek, vuruş
çifteleşmek f. dövüşmek
çifteli s. geçimsiz, kırıcı
çiftleşmek f. birleşmek, sevişmek dey. cinsel ilişki kurmak, cinsi münasebette bulunmak, mercimeği fırına vermek, temasta bulunmak, zina etmek
çiğ s. âdi, densiz, düşüncesiz, görgüsüz, görmemiş, ham, hantal, hışır, hoyrat, hürmetsiz, incelmemiş, incitici, kaba, kaba saba, kereste, kırıcı, nadan, nezaketsiz, odun, öküz, patavatsız, pişmemiş, sallapati, saygısız, terbiyesiz, yersiz, yontulmamış, zarafetsiz karş. pişmiş, zarif
çiğlik s. densizlik, düşüncesizlik, edepsizlik, görgüsüzlük, kabalık, küstahlık, münasebetsizlik, saygısızlık, yontulmamışlık
çiğnemek f. aldırmamak, bozmak, dişlemek, ezmek, ısırmak, masaj yapmak, mıncıklamak, ovalamak, ovmak, ovuşturmak, öğütmek, sıvazlamak, takmamak, ufalamak, umursamamak, uymamak, üstünden geçmek dey. geviş getirmek
çile i. acı, azap, cefa, demet, dert, elem, esef, eza, eziklik, eziyet, gaile, gam, gariplik, hayıflanma, hicran, hoşnutsuzluk, hüsran, ıstırap, iplik, işkence, kahır, kasavet, kaygı, keder, kıyım, koyuntu, kötülük, ölüm, sıkıntı, sızı, teessür, üzüntü, yas, yazıklanmak, yeis, yumak, zahmet, zulüm dey. can acısı, ciğer acısı, ciğergah yarası karş. haz, rahatlık
çilekeş s. acı çeken, cefakar, dertli, derviş, sıkıntılı, tasalı, üzgün dey. çile çekmiş, sıkıntı çekmiş karş. dertsiz, müreffeh, sıkıntısız, dertli
çileli s. acılı, acıklı, ağlamaklı, bezgin, bıkkın, cefakar, dertli, durgun, düşünceli, elemli, ezik, firaklı, gamlı, hicranlı, hüzünlü, ıstıraplı, içli, kahırlı, kaygılı, kederli, keyifsiz, mahzun, matemli, mustarip, mutsuz, müteessir, neşesiz, problemli, sıkıntılı, sıkkın, tasalı, üzüntülü, yaşlı dey. bağrı yanık/kara, bir avazı yerde bir avazı gökte, ciğeri dağlı, dünyası zindan olmuş, içi kan ağlayan, yüreği yaralı ? neşeli
çim i. çayır, kır, ot
çimdiklemek f. sarkıntılık etmek
çimen i. ot, otlak, yaylak
çimenlik i. çayır, otlak, yaylak
çimlenmek f. atıştırmak, çöplenmek, göçürmek, haklamak, otlanmak, sağmak, sebeplenmek, takıştırmak, temizlemek, tıkanmak, tıkınmak, yararlanmak, yemek, yeşermek, yeşillenmek, yumulmak, yutmak, zıkkımlanmak, ziftlenmek,
çimmek f. taharetlenmek, yıkanmak
çingene i. çigan, elekçi, kıpti, sulukuleli; açgözlü, arsız
çirkef s. bulanmak, çaçaron, edepsiz, iğrenç, kirli, mekruh, pis, sataşkan, şirret, yapışkan
çirkin s. alımsız, antipatik, bed, biçimsiz, cenabet, çopur, gudubet, iğrenç, iğrendirici, itici, kaba, nahoş, pis, renksiz, sevimsiz, soğuk, suratsız, şebek, şekilsiz, tiksinç, tiksindirici, ucube, umacı gibi, yakışıksız dey. Allah’ın ukubeti, bed suratlı, bir dudağı yerde bir dudağı gökte, burun değil kemer patlıcanı, cehennem suratlı, çehre züğürdü, çıyan gibi, çiçek bozuğu, çingene maşası, eciş bücüş, hilkat garibesi, ibretin kudreti, işkembe suratlı, kaz suratlı, maymun gibi, mide bulandırıcı, muşmula suratlı, surata bak saati ayar et, surata bak süngüye davran/dayan, surat düşkünü, umacı gibi, yüzüne bakılmaz karş. biçimli, cazibeli, güleç, güleryüzlü, güzel, hoş, ince, iç açıcı, sevimli, zevkli ? adi, baştansavma, bayağı, çarpık, değersiz, iğrenç, kaba, kusur, kusurlu, sevimsiz
çirkinsemek f. ayıplamak, batırmak, beğenmemek, hicvetmek, ıslıklamak, itham etmek, kabahatli görmek, kabahat yüklemek, karalamak, kötülemek, kritik etmek, suçlamak, suçlu görmek, suç yüklemek, taşlamak, töhmet altında bırakmak, yerin dibine batırmak, yermek, yuf borusu çalmak, yuha çekmek, yuhalamak, yuhaya tutmak, yüzlemek, zemmetmek dey. itham etmek, kabahatli görmek, kabahat yüklemek, suçlu görmek, suç yüklemek, töhmet altında bırakmak, yerin dibine batırmak, yuf borusu çalmak, yuha çekmek, yuhaya tutmak karş. alkışlamak
çiseleme i. çileme, çise, çisenti, çiy, serpiştirme, şebnem, yağmur
çiselemek f. serpelemek, serpiştirmek, serpmek, yağmak
çisemek f. serpelemek
çiş i. bevil, idrar, sidik, üre, ürin
çitilemek f. çitelemek, ovalamak, ovmak, ovuşturmak, sıvazlamak, temizlemek, yıkamak
çive i. cıvata, kabara, kama, mıh, somun, takoz, vida, yiv
çivilemek f. çakmak, iliştirmek, mıhlamak, raptetmek, takmak, tespit etmek, tespit etmek, tutturmak, vidalamak
çiy i. buhar, çiseleme, jale, kırağı, rahmet, şebnem, yağmur
çizelge i. indeks, liste, soyağacı, tablo, tarife
çizgi i. boylam, çizi, çizik, çizim, çizinti, damar, hare, hat, iz, sınır ? iz
çizik i. bere, çizgi, eskimiş, kazıntı, sıyrık, yara
çiziktirmek f. yazmak
çizilmek f. sıyrılmak
çizim i. çizgi, plan, şema
çizinti i. alamet, belirti, çentik, çetele, çizgi, işaret, iz, kazıntı, nişan, silik, simge, sıyrık
çizme i. ayakkabı, fotin, postal
çizmek f. silmek, yaralamak dey. çivi sürmek, kalem oynatmak
çocuk i. agucuk, bacaksız, bala, bebe, bebek, bucuruk, çolpa, döl, evlat, kız, kızan, kuzu, oğlan, oğul, sübyan, tosuncuk, toy, tüysüz, ufaklık, uşak, velet, yavru dey. agu bebek, agucuk yavru, altın top, anasının kuzusu, babasının oğlu, enik encik, kınalı kuzu, kız kızan, nur topu, sabi sübyan, saçı bitmedik, sakalı bitmedik, süt kuzusu, tekne kazıntısı, yaşı ne başı ne, yeni ayak karş. ergin, yaşlı ? afacan, insan, küçük, piç, yeniyetme
çocuk bakıcısı lala, mürebbiye
çocuk(lar) i. nesil, zürriyet
çocuksu s. Allahlık, çolpa dey. bebek gibi, hoppala bebek/paşa, kıllı bebek, sıpası yanında
çoğalan s. fazlalaşan
çoğalma i. birikim, fazlalaşma, nema
çoğalmak f. artmak, doğurmak, fazlalaşma, nemalanmak, üremek, üretmek, yavrulamak, yoğunlaşmak dey. defteri kabarmak, mantar gibi yerden bitmek karş. azaltmak, eksilmek, noksanlaşmak,
çoğaltmak f. arttırmak, bollatmak, imal etmek, üretmek, yapmak
çoğunluk i. çokluk, ekseriyet
çoğunlukla z. ekseri, genellikle
çok s., z. adamakıllı, alabildiğine, artık, aşkın, bereketli, birçok, bitek, bol, dolgun, dolu, enikonu, epey, epeyce, esaslı, fahiş, fazla, fazlasıyla, gayet, gani, gür, hadsiz, hayli, hesapsız, hatırı sayılır, hayli, hudutsuz, ibadullah, iyi, iyice, iyicene, kadar, kıyasıya, müteaddit, nice, oldukça, ölçüsüz, öylesine, pek, sayısız, sınırsız, sonsuz, sürüyle, tonla, yığınla, yoğun, yüksek, zengin, ziyade, ziyadesiyle dey. adım başı/başında, avuç dolusu, az buz değil, bin kat, bir alay, bir dolu, bir hayli, bir sürü, bir takım, bir yığın, bire bin/kırk elli veren, bol bol, çok dolgun, çok sayıda, dol dolu, dört başı mamur, dünya kadar, dünyaya sığmaz, elimi sallasam ellisi başımı/belimi sallasam tellisi/bellisi, etekler dolusu, fena halde, fersah fersah, gani gani, hatırı sayılır, it sürüsü kadar, kat kat, katar katar, katmer katmer, kısmeti açık, kıyamet gibi, kıyamet kadar, kucak kucak, kum gibi, küme küme, ne kadar, öbek öbek, pek çok, sayısını Allah bilir, sürü sepet, sürü sürü, sürüsüne bereket, takım takım, tümen tümen, varoğlu var, yerden göğe kadar karş. az, oldukça az, pek az ? az, azami, beraber, bol, büyük, engin, fazla, geniş
çokbilmiş s. açıkgöz, kurnaz, ukala dey. anasının gözü, bildiğini yedi mahalle bilmez, cin fikirli, cin gibi, gözleri velfecri okuyor!, gözü açık, hin oğlu, hin oğlu hin, kaçın kur'ası, kantarı belinde, kaşar peyniri, kül yutmaz, şeytan gibi, şeytana külahını ters giydirir, şeytanın art ayağı
çokça s. birçok, bolca, epey
çokluk i. bayındırlık, baysallık, bereket, bolluk, çoğunluk, dirlik, ekseriyet, izdiham, kalabalık, kasret, külliyet, mahşer, yığılaşma, yığılma, yığınak, zenginlik dey. Barmecid ziyafeti/sofrası, bereket kaynağı, bet bereket, bir araba bostan yan gel Osman, bir eli balda/yağda bir eli yağda/balda, güllük gülistanlık, süt ve bal ülkesi, yediği önünde yemediği ardında, yok yok her şey var karş. azlık, azınlık, birlik, kıtlık
çoksama i. esirgeme
çoksamak f. çatlamak, esirgemek, kıskanmak, kıyamamak, vermezlemek
çoksunma i. esirgeme
çoksunmak f. çatlamak, esirgemek, kıskanmak, kıyamamak, vermezlemek
çolpa s. acemi, cahil, çırak, kıdemsiz, kuş, olmamış, tecrübesiz, tecrübesiz, torlak dey. acemi çaylak, ağzı süt kokuyor, dandini bebek, dünkü çocuk, yumurtadan daha dün çıkmış
çorak s. acı, bor, borak, bozkır, çıplak topraklar, çöl, kepir, kıraç, kıraç topraklar, kısır, kuru, step, verimsiz, yok karş. bitek
çorak topraklar çorak, çöl, bozkır
çorbacı i. aşevi, lokanta, restoran, serdar
çotur s. basık, küt, pat, tabak gibi
çöğen i. çubuk
çöğür i. tambura
çökek s. ark, çöküntü, krater
çökelek i. ekşimik, kesik, kesik peynir, tortu
çökelmek f. çökmek, yıkılmak
çökelti i. posa, tortu
çökermek i. düşürmek
çökertmek f. devirmek, düşürmek, indirmek
çökkün s. düşkün, geçkin, güçsüz, güdük, hâlsiz, ihtiyar, iktidarsız, kısır, kocamış, kudretsiz, mecalsiz, metanetsiz, tirit gibi, tirit gibi
çökme i. aksama, alçalma, arızalanma, batış, batma, bozulma, çöküş, dağılma, gurup, iniş, nihayet bulma, nihayete erme, noksanlık, sekteye uğrama, sona erme, son bulma, sukut, yok edilme, yokluk, yok olma dey. bozulup yok olma, nihayet bulma, nihayete erme, sekteye uğrama, sona erme, son bulma, yok edilme/olma
çökkün s. aciz, dermansız, erksiz, güçsüz, güdük, halsiz, kudretsiz, kuvvetsiz, mecalsiz, perişan, takatsiz karş. güçlü
çökmek f. alabora olmak, basmak, bastırmak, batmak, bürümek, çökelmek, çukurlaşmak, çürümek, devrilmek, düşmek, eskimek, gerilemek, göçmek, gömülmek, gurup etmek, ihtiyarlamak, inmek, kaplamak, kartlaşmak, kocamak, laçkalaşmak, mahvolmak, oturmak, oturuvermek, örtmek, saplanmak, soysuzlaşmak, sönmek, tahrip olmak, yaşlanmak, yığılmak, yıkılmak dey. dört ayak olmak, gençliğini geride bırakmak, kambur kambur üstüne olmak, lök gibi oturmak, yaşını başını almak, yerle bir olmak karş. gelişmek ? batmak, düşmek, gerilemek, kocamak, mahvolmak, soysuzlaşmak, yıpranmak, yok olmak
çökmüş s. alçak, geçkin, ihtiyar, kocamış
çökük s. ark, basık, çöküntü, çukur, girinti, hendek, koyak, krater
çöküntü i. ark, boğum, çökek, çökük, çukur, düşüklük, enkaz, girinti, havuz, hendek, kanal, koyak, krater, obruk, siper, şarampol, tümsek, uçurum, yalıyar, yar
çöküş i. alçalma, batış, batmak, çökme, dağılma, gurup, iniş, nihayet bulma, nihayete erme, sona erme, son bulma, sukut, yok olma dey. nihayet bulma, nihayete erme, sona erme, son bulma, yok olma
çöl i. bor, borak, bozkır, çıplak topraklar, çorak, çorak topraklar, kepir, kıraç topraklar, kuru, pampa, sahra, step karş. bitek
çömez i. acemi, çığırtkan, çırak, havari, kalfa, mürit, stajyer, şakirt dey. maiyet memuru karş. mürşit, usta ? öğrenci yardımcı
çöp i. artan, artık, çamur, çekirdek, çerçöp, çubuk, dışık, döküntü, eğinti, enkaz, ıskarta, kalıntı, kepek, kırıntı, kırpıntı, kir, koçan, kötü, kül, küspe, moloz, posa, süprüntü, talaş, telve, toz, zibil dey. abur cubur, pılı pırtı, toz toprak ? bozuk, çamur, çürük, kalan, parça, pis, pislik
çöpçatan s. aracı, ricacı, şefaatçi
çöplenmek f. çimlenmek, sağmak, yararlanmak, yemek, ziftlenmek, zıkkımlanmak
çörek i. açma, bisküvi, çatal, dürüm, galeta, gevrek, halka, hamursuz, katmer, kek, kete, kraker, krikkrak, kurabiye, pandispanya, peksimet, sandviç, simit, tost dey. kandil simidi, kuru pasta/poğaça, paskalya çöreği ? börek, ekmek, şekerlemek, tatlı
çözmek f. açıklamak, açmak, analiz etmek, ayan etmek, ayırmak, başarmak, çözümlemek, gevşetmek, halletmek, icabına bakmak, içinden çıkarmak, koyuvermek, tahlil etmek, salıvermek, yoluna koymak, yorumlamak dey. bir yolunu bulmak, çaresine bakmak, dala kuş kondurmak, fora etmek, icabına bakmak, ruhunu okumak, satır aralarını okumak, sona erdirmek, şifreyi açmak, şifreyi çözmek, tatlıya bağlamak, ucunu/kulpunu bulmak, yaldızı sıyırmak, yazıyı çıkarmak/sökmek karş. çözememek ? başarmak, çözülmemek, yapmak
çözülme i. bozgun, bozulma, dağılım, dağılma, ezilme, halel, hezimet, mağlubiyet, mahvolma, panik, perişanlık, yenilgi, yılgı, yılgınlık dey. bozgun havası, kahve ağacı, yaya kaldın tarla ağası karş. zafer
çözülmek f. bozulmak, dağılmak, erimek, gevşemek, haksız çıkmak, kaybetmek, kırılmak, mağlup olmak, mahvolmak, mayışmak, oyunu kaybetmek, pörsümek, sınmak, sinmek, sönmek, uğramak, ütülmek, yumuşamak, yenilmek dey. alt olmak, altta kalmak, mağlup olmak, mat olmak, pes etmek, sırtı yere gelmek, teslim olmak karş. yenmek
çözüm i. analiz, çare, ilaç, medet, merhem, panzehir, reçete, tılsım, tılsım
çözümlemek f. açıklamak, çözmek, halletmek, icabına bakmak, yorumlamak
çözümsüz s. çaresiz dey. doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı, iki ucu sivri/boklu değnek, kısır döngü, yılan hikayesi/masalı
çubuk i. ağızlık, asa, baget, baston, boru, cetvel, cirit, çöp, çıta, çomak, çöğen, çöp, dal, değnek, direk, gönder, herek, kamış, kazık, kiriş, mertek, oklava, sırık, sopa, kamçı dey. koltuk değneği
çukur i. ark, çökük, çöküntü, çukurluk, gamze, gedik, girinti, havuz, hendek, krater, kuyu, lağım, oyuntu, siper, şarampol, tekne, tekne, uçurum, vadi, yar dey. fındık yuvası, kireç kuyusu, yüzme havuzu karş. tepe, yığın ? aşağı, kovuk, mezar
çukurlaşmak i. çökmek dey. girintili olmak, inişli olmak
çukurluk i. çukur, krater, şarampol, yar
çul i. aba, bez, giyecek, paçavra, yaygı
çullanmak f. abanmak, dayanmak, yüklenmek dey. askıntı olmak, sıkboğaz etmek, üstüne çökmek/çullanmak/kapanmak
çünkü z. binaenaleyh, dolayı, dolayısıyla, hasebiyle, için, naşi, nedeniyle, ötürü, sebebiyle, yüzünden, zira
çürük s. asılsız, batıl, bayat, bere, boş, bozuk, bozulmuş, cılk, dağılan, dayanıksız, devşirmek, durmuş, ekşimiş, entipüften, eriyen, eskiyen, ezik, faraziye, geçersiz, geçmiş, götürümsüz, iz, kalitesiz, kesik, kesilmiş, kırılan, kırılgan, kof, kokmuş, kokuşmuş, köksüz, kurtlu, kusurlu, küflenmek, küflü, mukavemetsiz, sıhhatsiz, suçlu, tahammülsüz, tapon, temelsiz, tiftiklenen, uydurma, yalınkat, yufka dey. çerden çöpten, çöpten direk, çürük çarık, derme çatma, işe yaramaz, kavaf işi karş. dayanıklı, esas, güçlü, hakiki, iyi sağlam, taptaze, taze ? bozuk, çürük, dayanıksız, değersiz, gelişigüzel, güçsüz, kötü, kusur, kusurlu, pis, pislik
çürüklük aksaklık, boşluk, bozukluk, falso, hata, illet, kabir, kötülük, kusur, noksan, noksanlık, özür
çürümek f. ağırlaşmak, bayatlamak, bozulmak, böceklenme, cıvıklaşmak, çökmek, ekşimek, eskimek, geçmek, karıncalanmak, kekremek, kesilmek, kokmak, kokuşmak, kurtlanmak, küflenmek, pörsümek dey. içi geçmek ? bozuk, yıpranmak
çürütmek f. aşındırmak, bayatlatmak, bozmak, inkar etmek, itiraz etmek, kabul etmemek, kaldırmak, kemirmek, onaylamamak, reddetmek, rıza göstermemek, tepmek, yadsımak, yalanlamak, yanaşmamak, yokumsamak, zedelemek dey. hükümsüz kılmak, iptal etmek, inkar etmek, itiraz etmek, izale etmek, kabul etmemek, karşı çıkmak, muhalefet etmek, ortadan kaldırmak, protesto etmek, razı olmamak, refüze etmek, tekzib etmek, veto etmek karş. kabul etmek






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 4 ziyaretçi (42 klik) kişi burdaydı!